
Sign up to save your podcasts
Or


Bir taşra dramasının polisiyeye dönüşmesi, melodik bir dil kullanımı, balkondan düşerek ölen kadınların ülkesinde kendini koruyamayanın günah keçisine dönüşmesi…
Bölüme dair söylemek istedikleriniz varsa Instagram’da “ben bi kitap okudum” hesabında bölüme ilişkin gönderinin altına yorum olarak bırakabilirsiniz.
En kamusal organımıza dair güzellik tüyoları, cilt hastalıkları ve bazılarının çözümleri, bazılarıyla ilgiliyse yanlış bilinen gerçekler, üzerinde yaşayan mikroorganizmalar, psikoloji ve bağırsak florası ile ilişkisi ve “benlik teknolojileri” denilen kimlik inşa etmek için yüklediğimiz anlamlarla harika bir Metis Bilim kitabıyla buradayız.
Bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa Instagram’da “ben bi kitap okudum” hesabında bölüme ilişkin gönderinin altına yorum bırakabilirsiniz.
Yayınevi ile herhangi bir ticari bağımız yoktur. Bölümün içeriği tamamen kendi yorum ve beğenilerimi içermektedir.
Belki bilgi olarak öğrendiğimiz ama hayatın hay huyu içinde atlanan kilit taşı gibi kıymetli konuları tekrar gündemime taşıdığın için teşekkürler Larry…
Kitapta sadece olaylar ve kahramanlarla değil, yazarla da okuru münasebete soktuğun, bizimle iletişim halinde olduğun için teşekkür ederim.
Ölümün uzakta olmadığını ve her ölümden öğrenilecek çok şey olduğunu hatırlattığın için teşekkür ederim.
Bizim gördüğümüzün gerçeğin ancak çarpıtılmış bir kısmı olduğunu, başkalarının perspektifinden konunun bambaşka olduğunu, ne bizim ne de onlarınkinin doğru olduğunu, hepimizinkini toplasak yine de o tam gerçeği yakalayamayacağımızı kafamıza kaktığın için teşekkür ederim.
Harika bir yoldu…
Bölüme dair söylemek istediklerinizi Instagram’da “ben bi kitap okudum” hesabında böşüme ilişkin gönderinin altına yorum olarak bırakabilirsiniz.
Karşılık beklemeden yapılan işlerin lokal bir sistem içinde paylaşılabilmesi, ortak problemlerin el ve fikir birliğiyle yine yerel imkanlarla çözülmesi ihtimaliyle “Güven Ekosistemi” içinde yaşamanın ümidini taşıyor Mark Boyle. Takas da bir çeşit karşılık beklediği için kabul etmediği bir sistem. Hiç işinizin düşüp düşmeyeceği belli olmayan birinin duvarını örmeye gönüllü olabilmeniz, bu karşılık beklememe halinin aranızda bir bağ oluşturması, bu bağın da yeri geldiğinde doğacak tüm ihtiyaçları beraber gidermeye ricasız bir gönüllülük yaratacağına inanmak istiyor.
Bunun için de bir yıl boyunca para ile ilişkisini kestiği bir deneye girişiyor. Üretimin ne kadar uzun ve meşakkatli olduğunu unuttuğumuzu fark ediyoruz onun tecrübesinde. Az bir paraya edinebileceğimiz o şeyin, ne kadar uzun ve emek dolu bir yoldan geçtiğini görüyoruz.
Sistemin sınırlarını oldukça zorlayan bir deney doğrusu. Cesur buluyorum. Ama suçlunun para değil, insan olduğunu düşünüyorum. Para bir araç. Eğer insanı sömürmemeye, düzenin açığını aramamaya dönük bir zihin olsa paranın varlığı işleri sadece kolaylaştırırdı. Paradan kopmak yerine “güven ekosistemi” inşaası üzerine çalışmak daha öğretici de olabilirdi belki.
Bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa Instagram’da “ben bi kitap okudum” hesabında bölüme ilişkin gönderinin altına yorum bırakabilirsiniz.
Bu bölümün hakkını kayıt alırken verememişim. Kitap üzerine yaptığımız online toplantı sırasında fark ettim ki olaylardan çok, kendi ilk arkadaşlıklarımızı hatırlamak için kitabı vesile kılmamızdan etkilenmişim.
Serinin devamında kendi arkadaşlık tarihimde de ilerleyecek olmaktan dolayı heyecanlı ve tedirginim.
Bölüme ya da seriye dair söylemek istediklerini Instagram’da “ben bi kitap okudum” hesabında bölüme ilişkin gönderinin altına yorum olarak bırakabilirsiniz:
https://www.instagram.com/benbikitapokudum?stkn=MWJmNXkwajJmdWRueA%3D%3D&utm_source=qr
Sadece anne-babamızın genlerini aktarmıyoruz; yediğimiz elmayı, içtiğimiz suyun mineralini, okuduğumuz kitapların bilgisini de geleceğe aktarıyoruz. Ve her an başka bir şeye de dönüşüyoruz. Bu yüzden “ben ve diğer varlıklar” olarak değil, an be an dönüştüğümüz tüm varlıkların arasında var olanız. “Varlıklar-arası”yız diyor Büyük Usta.
Varsa söylemek istediğiniz, Instagram’da “benbikitapokudum” hesabında bölüme ilişkin gönderinin altına yorum burakabilirsiniz.
Pornografiye kaçmadan erotik o seri, Mogador Beşlisi’nin 4. kitabında ilişkinin kırılım noktalarından biri olan “hamilelik”te keskinleşen duyulara partnerin adaptasyonunu sağlamanın da kadına düştüğünü görüp sinirlenir misiniz, bilemem😅 Beraber birbirini keşfetmenin hazzını yaşamış, birbirlerinin bahçelerinin her köşesini merakla araştırmış bir çift için bile zor bir dönüm noktası… Eğitimini, dünyanın tüm arzularını araştıran bir büyükanneden almış olan Hassiba, partnerini yeni keşifler yapmaya, dikkatini açık, duyularını keskin tutmaya, bulduğu yeni hazineleri kendisine sunmaya teşvik edip “arzular şehri Mogador”un sokaklarına salar. Dikkatle bakıldığında merak duygusunu gıdıklayan şeylerle çevrili olduğumuzu hatırlatan bu gizemli serinin son kitabının basımını acilen bekliyorum!
Bölüme dair söylemek istediklerinizi Instagram’da “ben bi kitap okudum” hesabında, bölüme ilişkin gönderinin altına yorum olarak bırakabilirsiniz:
Lawrence Durrell benim için İskenderiye Dörtlüsü’ndeki amacına ulaştı; anlatıcının muteberliğine, gerçekliğin mutlaklığına inancımı yitirdim. İlk kitapta “ak” dediğin bu kitapta b.k çıktı; motivasyonunu bir türlü anlayamadığım karakter üst akıl oldu, tüm oyunu kurguladı. Bu kitabın da gerçekliğin ancak bir kısmını kapsayabileceği, “doğru”ya asla tam anlamıyla sahip olamayacağımızın kabullenişi ile serinin son kitabına doğru gidiyoruz.
Söylemek istediğiniz bir şey olursa Instagram’da “ben bi kitap okudum” hesabında bölüme ilişkin gönderinin altına yorum bırakabilirsiniz:
Bu kitap hakkında objektif kalabildiğimden emin değilim. Çünkü yazarı, arkadaşı olmaktan gurur duyduğum bir kadın, tanıdığım en iyi dinleyen insan.
Bu kadar iyi bir dinleyicinin hikayeler toplaması, onları birbirine dikmesi, bu zamanda kadın olma deneyimizin muhakkak bir yerine denk gelen bir battaniye örmesi kaçınılmazdı.
İyi ki yazıyorsun Burcu, seninle gurur duyuyorum!
İyi kız sendromundan muzdaripseniz, yası tutulmamış bir ebeveyn kaybınız varsa, arkadaşlarınızı işlere ya da evliliklere kaybettiyseniz, “ayıp” kelimesini duyup kendinizden şüphe ettiyseniz bu 8 hikayenin bir yerinden sizi yakalamaması imkansız.
Söylemek istediğiniz bir şey olursa instagram’da “ben bi kitap okudum” hesabında bölüme ilişkin gönderinin altına yorum bırakabilirsiniz:
https://www.instagram.com/benbikitapokudum?igsh=MWJmNXkwajJmdWRueA%3D%3D&utm_source=qr
Bu kitabı okuyana kadar 7-8 kitap bitirdim. Walter Isaacson’un Steve Jobs biyografisini su gibi içmiştim, Leonardo’nun Steve Jobs’tan daha sıkıcı biri olduğunu hiç sanmıyorum ama her işinin yarım kalması galiba beni tetikledi. Çok zeki, gözlem gücü çok yüksek, derin merakla ve deneyle sonuçlar üretiyor. Ama hevesi geçtiği anda tüm emek öylece tozlu raflara kalkıyor. Doğru ortaklıkları kuramamış olması insanlık tarihine ihaneti gibi bir şey bu adamın. Kalbin 4 odacıklı olduğunu ilk keşfedenlerden biri; kadavra çizimlerini ve raporlarını temize çek, bir doktorla, biyologla paylaş, bir çıktı elde et, belki insanlık tarihini 200-300 yıl ileri atacak bulduğu şeyler. Kendin yapmak istemiyorsan düzgün bir asistan bul, o takip etsin süreci. Doğru ortaklıkları kuramadığı için kendisi de tatmin olmamış, bize de faydası yeterince dokunmamış. 30’larında ve 60’larında hissettiği depresif duyguların altında da bu var bence. Zekasının hak ettiği değeri görmemesinin, karşılık bulmamasının, nihai ürüne dönüşmemesinin acılığı…
Yüzyılların eskitemediği deha hakkında atıp tuttuğum bu bölümle ilgili görüşlerinizi aşağıdaki link’i takip ederek Instagram’da “ben bi kitap okudum” hesabındaki bölüme ilişkin gönderinin altına yorum olarak bırakabilirsiniz:
From the publisher's feed