Bu süreçte tarifsiz zulümlere, mağduriyetlere, acılara şahit olduk. 500.000 insan (aileleriyle birlikte birkaç milyon) mağdur edildi,
hapislerde süründürüldü, hatta işkenceler
de edilerek binden fazlasının ölümüne sebep
olundu. Firavun âdeti üzere bebek ve çocuklara
bile zulmedildi. Basit menfaatler için zalimler
alkışlandı. Aile fertleri dahi birbirine düşman
edilerek akıl almaz bir �itneye sebep olundu.
İnsanların yıllardır çalışıp didinerek kazandıklarına bir çırpıda el konuldu. Bu gasp edilen
mal, mülk, yurt, okul, hastane ve üniversitelerle
insanlığa hizmetten başka ne yapılıyordu?
Çoluk çocuk demeden, binlerce insana, vicdansızca hapis cezaları verildi. Bir insanın hapiste yatması, hatta hücre cezası çekmesinin ne
kadar ağır bir ceza olduğunu ancak bunu yaşayanlar tam olarak hissedebilir.
İftira, �itne, gasp, hapis ve işkence... Bütün
bu suçları işleyip de hem bu dünyada hem
öbür dünyada temize çıkılabilir mi? Hâlbuki ölçü gayet net: “Bir topluluğa karşı, içinizde beslediğiniz kin ve ö�ke, sizi adaletsizliğe
sürüklemesin.” (Maide, 5/8). Hele bu zulümler
sonucu ölümlerine sebep olmanın cezası çok
açık: “Kim bir mümini kasten öldürürse onun
cezası, içinde ebedî kalmak üzere gireceği cehennemdir.” (Nisa, 4/93).
Peki, çağın münafıklarının zulümlerine maruz kalanların durumları nedir? Onlar da tarif
edilmiş: “Benim rızam için hicret edenlerin,
vatanlarından sürülenlerin, Benim yolumda işkenceye, zarara uğrayanların, Benim yolumda
savaşanların ve öldürülenlerin, elbette kusurlarını örtecek ve elbette onları Allah tarafından
mükâfat olarak içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğim. En güzel ödüller Allah’ın
yanındadır.” (Âl-i İmrân, 3/195).
Büyük müjdeler Allah’ın emirlerine uyup
kendini insanlığa feda edenlere:
“İman edip yararlı işler yapanlar ve Rab’leri
tarafından gerçeğin ta kendisi olarak Muhammed’e indirilen vahye iman edenlerin ise günahlarını örtüp hallerini düzeltir.” (Muhammed,
47/2).
Soğuk denizleri aştık da geldik,
Derin nehirleri geçtik de geldik,
Gönülden bu yolu seçtik de geldik,
Selamlar ola bütün gariplere.
Almışız ya kitabı elimize,
Bütün dünya acısa halimize,
Mevla’ya çağıran feryadımıza,
Fedalar ola adak hayatlarda.
Aşkların ikisine de sahibiz,
Makam ve mansıplar hep rakibimiz,
Olmasa da dünyada bir pulumuz,
Müjdeler ola Rabbin huzurunda.
Aldanmasak dünyaya, insan olsak,
Üç beş kırıntıya hiç takılmasak,
İki dünyayı saadetli kılsak,
Sonsuz hayatlar ola O’nun rızasında.
Elde gönülde ne varsa verelim,
Hep birlikte sevaplara erelim,
Derse herkes şehadettir emelim,
Temaşalar ola cennetlerinde
Zeki Van