Hesabını kiraya vermek, özgürlüğünü ipotek etmektir.
Yasadışı bahis ve kumar, bu ülkenin en derin yaralarından biri. Uyuşturucu kadar tehlikeli,
hatta ondan daha yaygın bir bataklık. Binlerce gencin, çaresiz insanın umudunu sömüren kirli bir düzen bu. Nefesim yettiğince
yazmaya, anlatmaya devam edeceğim. Çünkü bu düzen, artık sadece bir yasadışı bahis
meselesi değil; bir toplumsal çöküş hikâyesidir.
Bu sistemin kurucuları, yani baronları, kurdukları çarkın
içinde ezilen insanları zerre kadar umursamıyor. Onlar servetlerine
servet katarken sistemin içindekiler göz göre göre yok oluyor. Yasadışı bahis baronları, isim isim MASAK
raporlarında yer alıyor, istihbarat birimleri bu kişileri biliyor. Ama
ellerini kollarını sallayarak hâlâ sistemlerini, düzenlerini yönetiyorlar. Yurtdışına kaçıp
Arnavutluk’ta, Gürcistan’da,
Karadağ’da, İngiltere’de ve şimdi
Dubai’de krallar gibi yaşıyorlar.
Dubai’den son gelen fotoğraf,
aldıkları lüks araçları ve evleri
gösteriyor. Gençlerin umutlarından
çaldıkları parayla bir hayat
kurmuşlar kendilerine. Ama biz,
bu kirli sistemi yazan gazeteciler
olarak yargılanıyoruz.
Hep hedefteyiz, namlunun ucu
hep bizi gösteriyor.
Halbuki PAYFİX adlı elektronik
para kuruluşuyla ilgili MASAK
raporu ve iddianame ortada. Biz
bu kurumun sahibi Erkan Kork ile
röportaj yaptık. Her şey kayıtlı. Bu
röportajın ardından Timur Soykan
ile birlikte bir sabah baskınıyla
gözaltına alındık. Hakkımızda
ifadesi bile olmayan iddialarla
tutuklamaya sevk edildik. 80
gün oldu ve biz halen iddianame
hazırlanacak diye bekliyoruz.
Şimdi haftada üç gün karakola
imza veriyoruz. Yurtdışına
çıkamıyoruz. Kendi hayatımızda
hapis kaldık. Çünkü yasadışı bahis
sisteminin parasal trafiğini yazdık.
Peki ya asıl suçlular kim?
MASAK raporlarında isimleri
geçen kişiler şirketlerini alelacele
devrediyor. Milyon dolarlık
restoranlar, dijital yayın platformları,
ödeme sistemleri elden çıkarıldı.
Oysa bu sistemin kolları hâlâ aktif.
Şikâyet üzerine denetlenen bir
elektronik para firması hakkında
Hazine ve Maliye Bakanlığı
müfettişleri çok açık bir rapor
hazırlıyor. Sermayenin defalarca
yatırılıp çekildiği tespit ediliyor.
Lisansı iptal ediliyor. Şirket sahibi
dava açıp tekrar lisansını alıyor.
Firma hâlâ faaliyet gösteriyor.
Ankara’da gerçekleşen
yasadışı bahis
operasyonlarında adı geçen
isimlerin elektronik ödeme
firmaları hâlâ işliyor.
Baronlar yakalansa bile
savunmaları hazır:
“Ben yasadışı bahis
yapmadım.”
Çünkü sistemde gerçek
kimlik yok. Kod adlar var.
Kapalı devre mesajlaşma sistemleri
kullanılıyor. Alt kademedekiler,
üsttekilerin adını dahi bilmiyor. Ama
her sistem gibi bu da bir yerlere
bağlanıyor. Ve bu zincirin en zayıf
halkası yine en çok acıyı çekiyor.
Bu sistemde en ağır cezayı kim
alıyor biliyor musunuz?
Bankadaki hesabını kiraya
verenler.
İşsiz gençler, ev hanımları,
emekliler,öğrenciler... Her geçen
gün çoğalan bir geçim derdi varken
kulağa masum gelen teklifler
yayılıyor:
“Hesabını kullanmama izin ver,
karşılığında para kazan.”
Ama gerçek çok daha karanlık.
O hesaptan geçen para yasadışı
bahisten, dolandırıcılıktan ya
da karapara aklamadan geliyor.
Ve banka hesabını kullandıran
kişi, bilerek (çaresizlikten) veya
bilmeden büyük bir suçun parçası
haline geliyor.
Çünkü Türk Ceza Kanunu çok
net:
Suçtan elde edilen paranın
hareketine aracılık eden kişi, 3
yıldan 10 yıla kadar hapis cezası
alabilir. “Hesabımı arkadaşıma
kullandırdım”, “Komisyon
almadım” savunması bile cezadan
kurtarmıyor. Her bir para transferi
ayrı bir suç olarak değerlendiriliyor.
Sadece bir IBAN verdiği için
hakkında 68 ayrı suçtan ceza
istenen insanlar var.
Ve bu insanlar genellikle sistemin
arkasındakileri tanımıyor bile. Ama
resmi kayıtlarda onlar görünüyor.
Onlar yakalanıyor. Onlar hapse
giriyor.
Bu süreçte baronlara, sistemin
asıl sahiplerine ne oluyor?
Perde arkasında gizleniyorlar.
Yurtdışındaki lüks dairelerinde
hayatlarına devam ediyorlar. KİRLİ
ÇARK kitabımda hepsini isim isim
yazdım.
Bu sadece bireysel bir hata değil.