Cumhuriyet gazetesi

Cumhuriyet gazetesi

By Cumhuriyet gazetesiNews
Download on the App Store

Cumhuriyet gazetesi episodes

  • 25 Nisan 2024 - Gazete Manşetleri - 6 yıl sonra gelen 'adalet': Çorlu tren katliamı davasında karar!

    6 yıl sonra gelen 'adalet': Çorlu tren katliamı davasında karar!

    Tekirdağ Çorlu’da 8 Temmuz 2018’de meydana gelen ve 7’si çocuk 25 kişinin yaşamını yitirdiği, 300’den fazla kişinin de yaralandığı tren katliamına ilişkin 13 sanıklı davanın 20’nci duruşması bugün Çorlu 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nce duruşma salonuna dönüştürülen Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nde görüldü.

    ***

    Uyku apnesi ehliyete engel mi? DMM'den açıklama geldi.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), "Uyku apnesi tanısı konan kişiler ehliyet alamayacak veya ehliyetlerini yenileyemeyecek" haberleri üzerine, ilgili yönetmelikte güncel değişiklik yapılmadığını bildirdi.

    ***

    SİYASET. ‘Liderlik’ kavgası büyüyor: İsmailağa karıştı.

    İsmailağa cemaatinde ‘liderlik’ kavgası büyüyor. ‘Cübbeli Ahmet’ yaptığı paylaşımda, “İsmâîlağa heyeti Ahmet Ustaosmanoğlu başkanlığında bugün İbrâhîm Efendi (Sellemehullâh) Hazretleri’ni caydırmak için kapısına gittiler fakat eli boş döndüler” dedi.

    ***

    Kahramanmaraş'ta 6 Şubat’taki ilk depremin merkez üssü Pazarcık ilçesi AKP’den CHP’ye geçti. Bir önceki seçimde yüzde 29 olan CHP’nin oy oranını 44.9’a çıkaran yeni belediye başkanı Av. Haydar İkizer tespit edilen usulsüzlüklere dikkat çekti.

    ***

    Arapça soruyu anlamamıştı… Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a Kuran’ın Türkçe mealini gönderdiler

    Zafer Partisi İstanbul İl Başkanlığı Irak ziyareti sırasında muhabirin sorduğu Arapça soruyu anlamayan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a Kur’an-ı Kerim’in Türkçe mealini gönderdi.

    ***

    EKONOMİ. Gözler bugün açıklanacak 'faiz' kararında: Ekonomistler ne bekliyor?

    Piyasalar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) bugün açıklanacak faiz kararını bekliyor. Yurt içi piyasa katılımcıları nisan ayı toplantısında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'ndan (TCMB) hamle beklemiyor.

    ***

    Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

    Son dakika haberi... Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) yerel seçim sonrası kritik faiz kararını açıkladı. Yılın dördüncü toplantısını yapan PPK, yüzde 50 olan politika faizini sabit tuttu. devamı cumhuriyet.com.tr adresinde.

    ***

    DIŞ HABERLER

    ***

    ABD’de İsrail karşıtı protestolar büyüyor: 'Öğrenciler okuldan atılmalı!'

    ABD’de ülkenin en prestijli üniversitelerinde İsrail karşıtı protestolar düzenlendi. Kampüste toplanan öğrenciler, İsrail bayraklarını yaktı ve "İsrail terörizmdir" ve "Gazze saldırılarına son" yazılı pankartlar taşıdı. Yüzlerce öğrenci gözaltına alınırken ABD’li siyasetçilerden eylem karşıtı açıklamalar geldi ve öğrenciler anti-semitizmle suçlandı. Peki, protestocular kimlerden oluşuyor ve ne talep ediyorlar? devamı cumhuriyet.com.tr adresinde.


    ***

    ABD ekonomisi, 2024'ün ilk çeyreğinde yüzde 1,6 ile beklentilerin altında büyüdü. ABD'de GSYH, bu yılın ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak yüzde 1,6 arttı. Büyümenin, 2022'nin ikinci çeyreğindeki daralma sonrasındaki en düşük oran olması dikkati çekti.

    son dakika haberleri ve köşe yazıları cumhuriyet.com.tr adresinde.


    5 min
  • Barış Pehlivan - Süleymancıların yeni hedefi

    15 Temmuz’dan sonra devletin yeni sahibi olmaya çalışan cemaatler arasındaki ve kendi içlerindeki kavga artık gizlenemiyor. Gelin görün ki bürokrasiye ve müritlere kimin emir vereceğine dair haberleri devam filmi gibi izliyoruz. Misal, itiraz etmemiz gerekirken uyum sağlamaya zorlandığımız konulardan biri de Süleymancılar.

    **Bu köşe yazısı yapay zeka tarafından
    seslendirilmiştir.

    Daha fazlası için:

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠


    3 min
  • 24 Nisan 2024 - Gazete Manşetleri - Hamas yönetiminin Katar’dan ayrılma iddiası

    23 Nisan özel oturumunda konuşan CHP lideri Özel, milli iradeyi işaret etti.

    Yerel seçimlerdeki sonuca saygı duyun. Ulusal egemenliğin sembolü TBMM’nin açılışının 104. yılı ve büyük Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı coşkuyla kutlandı. Resmi törenlerin ardından Anıtkabir çocukların akınına uğradı. Sembolik olarak makamlara oturan çocuklar, yeteneklerinin keşfedilmesini istedi. Şiirler, şarkılar ve marşlar sokaklarda yankılandı. 

    ***

    İNKâRCI TUTUMA RET. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’deki 23 Nisan özel oturumunda konuştu. İktidardan yerel seçim sonuçlarına saygılı olmasını isteyen Özel, “Bugün bizler, 2023 seçimleriyle Meclis’te oluşan iradeye nasıl saygı duyuyorsak yerel seçimlerde oluşan iradeye de aynı saygıyı beklemekteyiz. İnkârcı tutum, milli iradeye temelden bir hürmetsizlik olur” ifadelerini kullandı. 

    *** 

    Erdoğan ve Özel’in ilk görüşmesi Meclis’te çay sohbetinde oldu. 

    Buluşma haftaya. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile CHP lideri Özel, 23 Nisan resepsiyonu sonrası çay sohbetinde bir araya geldi. İki lider, gelecek hafta buluşma konusunda anlaştı. Görüşmenin gündeminde anayasa değişikliği de var.

    ***

    Hak gasbı artacak. disk Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, işçinin sendika hakkının engellendiğini belirtti ve ekledi: “Emekçinin haklarını daha da sınırlandırmaya dönük saldırı politikası olacak.” dedi.

    ***

    Cumhuriyet’e 6 ödül. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) 65 yıldır düzenlediği “Gazetecilik Başarı Ödülleri” sahiplerini buldu.

    ***

    Tekkeköy’deki atık tesisi doğanın dengesini bozacak. 

    Samsun’un Tekkeköy ilçesinde faaliyet gösteren Cengiz Holding, Eti Bakır İşletmesi için denize dolgu olarak 179 bin 726 metrekare üzerine kimyasal atık depolama tesisi kurmak için harekete geçti. Bakır, konsantre stok sahası, asit depolama tankları, gübre deposu, fosfat deposu, pirit deposu, fosforikasit, hurda tasnif sahası olacak proje kentte tepki çekerken komşu parselin satışa çıkarılması şaşırttı. Projenin ÇED raporu bakanlığa sunulurken Samsun Büyükşehir Belediyesi (SBB) mülkiyetinde olan projelere kaynak sağlamak amacıyla zehir depolarına komşu 100 bin metrekare büyüklüğündeki parseli satışa çıkarmak için Encümen’e yetki verilmesini öngören teklifi, belediye meclisine getirdi. Komisyon toplantısında söz konusu teklif, tepkilerin arasında oy çokluğu ile kabul edildi.

    ***

    16 tribün dikecek şirket gözünü ağaçlara çevirdi. Kuzey’de kıyım sürüyor. İstanbul’un temiz hava ve su kaynağı olan Kuzey Ormanlarında çalışmalar devam ediyor. AKP iktidarının yaptığı “mega” projelerle ağır tahribat alan ormanlarda, sermayenin de çalışmaları sürüyor. Muğla Datça’daki “Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi ve Nitelikli Doğal Koruma Alanı” içerisinde kalan bölgede kurmak istediği rüzgâr enerji santralı (RES) için adım atan Hisarüstü Enerji Yatırımları Anonim Şirketi, Kuzey Ormanları’na da gözünü dikti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvuruda bulunan şirket, onay alması durumunda tarım ve ormanlık alanlardan oluşan bölgeye 16 türbin dikecek. Şirket bu projesi için 936 milyon TL harcayacak. Bakanlık, projeye ilişkin 23 Mayıs’ta halkın katılımı toplantısı yapılacağını duyurdu. Proje kapsamında orman ve tarla alanlarını kapsayan bölümlere yerleştirilecek türbinler için yollar yapılacak. Türbinler arası ulaşım için yaklaşık 30 bin metre uzunluğunda ve 10 metre eninde yollar açılacak. Ayrıca türbinlere en yakın konut ise 67 metre mesafede bulunuyor. Proje alanında beş kilometre mesafede ise Danamandıra Tabiat Parkı bulunuyor. 

    ***

    Irak için de tehdit. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘terör çukurlarının dümdüz edilmesi’ gerektiğini söyledi Erdoğan, terör örgütlerinin ortadan kaldırılmasının bölgenin kalkınma vizyonu ve uluslararası yatırımların güvenliği açısından Irak’ın da çıkarına olduğunu ifade etti. Özellikle terörle mücadele, ticaret, ulaştırma, enerji ve iklim değişikliğinin etkileri gibi başlıklarda atılabilecek adımları değerlendirdiklerinin altını çizen Erdoğan, “Irak kısa süre önce terör örgütü PKK’yi yasaklı örgüt ilan etti. Ülkemizin bundan duyduğu memnuniyeti dile getirdik. PKK’nin resmen terör örgütü ilan edilerek Irak’taki mevcudiyetinin sonlandırılması yönündeki beklentimizi bir kez daha vurguladık” dedi

    ***

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Katar’daki Hamas üyelerine yönelik ciddi baskılar olduğuna, Hamas yönetiminin oradan ayrılmasına yönelik iddialar var. Türkiye’ye gelmeleri mümkün olabilir mi” sorusunu, “Önemli olan Hamas liderlerinin nerede olduğu değil, Gazze’deki durumdur. Bu söylediğiniz konuyla ilgili Katar’daki konumlarının ne olacağı hususunda doğrusu bana böyle bir bilgi gelmedi. Fakat Katar Emiri Sayın Şeyh Temim’in, bu kardeşlerimizle ilgili, onların Katar’daki pozisyonunu yok farz edecek bir adımı atacağına dair bir şey duymadım. Böyle bir adım atacağını da düşünmüyorum” şeklinde yanıtladı. Bu arada Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macit El Ensari dün yaptığı açıklamada Gazze’deki savaşta arabuluculuk çabaları sürerken, Hamas ofisinin başkent Doha’daki mevcudiyetine bir son vermek için hiçbir gerekçe olmadığını ifade etti. Katar’ın Gazze’yle ilgili uluslararası arabuluculuk rolüne bağlı olduğunu sözlerine ekledi. 

    ***

    Erdoğan, Barzani ile de görüştü. 

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan önceki gün Bağdat ziyaretinin ardından Erbil’e geçerek Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKYB) Başkanı Neçirvan Barzani, Başbakan Mesrur Barzani ile görüştü. İletişim Başkanlığı görüşmede, bölgesel ve küresel meseleler ile terörle mücadele konuları ele alındığını duyurdu. Buna göre Erdoğan, Irak’ın her geçen gün şiddetten uzaklaştığını görmenin memnuniyet verici olduğunu, PKK meselesinin artık gündemden çıkartılmasının vaktinin geldiğini, Türkiye’nin terörle mücadelede ortaya konan birlikteliğe önem verdiğini ve bunu ileri seviyeye taşıma kararlılığının bulunduğunu ifade etti. Türkiye’nin IKBY ile ticari ilişkileri ilerletme isteğini de kaydeden Erdoğan, Ovaköy-Fişhabur Hudut Kapısı’nın en kısa sürede açılması ve Derecik-Zeti Hudut Kapısı’ndan araç geçişinin başlatılmasının önemli olduğunu belirtti. Erdoğan daha sonra Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesut Barzani ile bir araya geldi.

    ***

    Hamas yönetiminin Katar’dan ayrılma iddiası. 

    BM’den ‘toplu mezar’ açıklaması. İsrail ateşi altındaki Gazze’de can kayıplarının sayısı her geçen gün artarken İsrail ordusunun 7 Nisan’da Han Yunus kentinden çekilmesinin ardından Şifa ve Nasser hastanelerinin bahçesinde toplu mezarlar bulunduğu iddiası gündemi sarstı. Hamas kontrolündeki Gazze’deki yetkililer Şifa ve Nasser hastanelerinin bahçesinde en az üç toplu mezar bulunduğunu, Nasser hastanesindeki mezardan çıkarılan ceset sayısının 310’a yükseldiğini duyurdu. Şifa Hastanesi’nde ise 30 ceset bulunduğu öne sürülmüştü. Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisi Sözcüsü Ravina Shamdasani, BM İnsan Hakları Şefi Volker Türk’ün Gazze’deki hastaneleri ve çevresindeki yıkımdan, toplu mezar iddialarından dolayı dehşete düştüğünü söyledi. DEVAMI CUMHURİYET’TE. 


    *Gazetenin manşetlerinden oluşan bu haber metni, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.

    ⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠


    10 min
  • 23 Nisan 2024 - Gazete Manşetleri - Çocuk işçi sayı 853 bine çıktı

    Egemenlik karakterimiz. Büyük Atatürk’ün Türk ulusunu ve yazgısını Meclis’in ellerine bırakmasının üzerinden 104 yıl geçti.

    YURTTA BÜYÜK COŞKU.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşunun habercisi olan 23 Nisan’ın 104. yıldönümünde tüm yurtta coşkulu etkinlikler yapılacak. Kutlamalar Anıtkabir’i ziyaretle ve Atatürk anıtlarına çelenk konulmasıyla başlayacak. CHP’li belediyeler meşaleli yürüyüşler, konserler ve çocuklara özel programlar düzenleyecek.

    *** 

    Emekçiye yasak. Bakan Işıkhan, Taksim’de kutlama istemine ‘istismar’ imasında bulundu.

    DİSK öncülüğündeki emek örgütleri 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı Taksim Meydanı’nda kutlamaya hazırlanırken Bakan Vedat Işıkhan, kapıyı kapattı. Türk-İş Bursa’yı seçerken DİSK Başkanı Çerkezoğlu dün İstanbul Valisi Davut Gül ile görüştü. AYM, Taksim yasağına hak ihlali kararı vermişti.

    ***

    Çocuklar çalışmak zorunda.

    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuk işçi sorunu artarak sürüyor. 15-17 yaş arasındaki her 100 çocuktan yaklaşık 20’si bir işte çalışıyor. 2023’te çocuk işçi sayısı 80 bin artarak 853 bine çıktı.


    Teröre karşı uzlaşı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Irak’a yaptığı ziyarette 26 anlaşmaya imza atıldı. Irak’la güvenlik uzlaşısı sağlandı. Ayrıca Irak, Türkiye, Katar ve BAE arasında Kalkınma Yolu Projesi imzalandı.


    3 min
  • Erdal Atabek - Istakozun intikamı!

    AKP İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı’nın Monako Yat Kulübü’nde yediği “ıstakozun” görüntüleri gündemi değiştirdi.


    Kendi partisinden bile eleştiriler alan Şebnem Bursalı duruma şaşmış olmalı.


    Çünkü sadece yediği ıstakoz değil, kolundaki saat de takıları da çok pahalı markalar. Yıllardır bunları taşıyıp duruyor.


    Şimdi ne oldu da hepsi göze batar oldu.


    Derken bir başka AKP’linin Maldiv Adaları tatili, bir başkasının kolundaki Rolex marka saat.


    Bu arada AKP’li belediyelerin lüks sarayları, şatafatları birer birer ortaya çıkmaz mı?


    İyi de bu AK Parti yoksulun sesi değil miydi?


    Bu AK Parti ezilen kitlelerin kaderini değiştirme iddiasıyla iktidara gelmemiş miydi?


    Şimdi ne oldu da AK Parti’nin adı debdebe ile şatafat ile saltanat ile anılır oldu?


    Bu değişimin en büyük örneği, elbette “Efendileri Recep Tayyip Erdoğan” olmuştu.


    “İtibardan tasarruf olmaz” sözü onundur.


    İtibarı saraylarda arayan,


    İtibarı altın yaldızlı koltuklarda oturmak sanan,


    tibarı korumalarının sayısıyla, uçaklarının sayısıyla ölçen,


    İtibarı “astığı astık, kestiği kestik” zorbalığında arayan


    “Büyük efendi”, bu debdebenin, bu şatafatın, bu saltanatın örneği olmuştur.


    Ama işte en umulmadık şey olmuş, AKP milletvekilinin yediği ıstakozun kıskaçları yakalarına yapışıvermiştir


    CUMHURİYET TOKADI.


    31 Mart 2024 yerel seçimleri, Cumhur İttifakı için bir “Cumhuriyet tokadı” olmuştur.


    Bu seçim bir referandum gibi toplumun ezilen sınıflarının, emekçilerin, emeklilerin, yüksek enflasyonla yoksulluğa itilen milyonların sandıkta verdikleri derstir.


    Ünlü “Osmanlı tokadı”, ki Abdülcanbaz attığı zaman yiyeni sersemletir, bir süre kendine gelemez. (Turhan Selçuk ustaya selam olsun).


    Bu kez de “milli irade” Cumhur İttifakı’na “Cumhuriyet tokadı” attı ki şaşırdılar, sersemlediler, şimdi güya neden arıyorlar.


    AKP, bakanlarıyla, milletvekilleri ile halka gidip bu hezimetin nedenlerini araştırıp soruşturacak, efendilerine rapor verecekmiş.


    Efendi de bu raporlara bakıp “samimi özeleştiri” yapacakmış.


    Bütün bunların asıl nedeni olan “efendi”, gene eleştirilemeyecek, gene sorgulanamayacak, geri kalan tebaası da “Kim atılacak?”, “Kim yargılanacak?” diye bekleşecekler.


    Miyase İlknur’a selam olsun. Bu durumu çok güzel yazmış. (Cumhuriyet-20 Nisan 2024)


    Ey AK Parti,


    Ey AK Parti’nin başkanı “büyük efendi”;


    Uğradığınız hezimetin nedeni sizsiniz.


    “Efendiniz”; “Ekonominin sorumlusu benim” dedi, ekonomiyi mahvetti, enflasyonu bu duruma getirdi.


    “Efendiniz”; anayasayı tanımadı, Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamadı.


    Tebaadan hiç ses çıkmadı, görmediniz. Duymadınız.


    Suçsuz yere hapislerde yıllardır yatanların hak arayışlarına gözlerinizi kapattınız, kulaklarınızı tıkadınız.


    Hırsızlıkları, yolsuzlukları, rüşvetleri görmediniz, dahası ortak oldunuz.


    Başta “efendiniz”, hepiniz suçlusunuz.


    Şimdi gene toplaşıp yeni manevralar aramaya başlayacaksınız.


    Ama nafile.


    Toplum artık yalanlarınıza inanmıyor.


    Yıllardır sizi destekleyenlerin artık size inancı kalmadı.


    Istakozun intikamı işte budur.


    Zülal Kalkandelen ıstakozların nasıl canlı canlı haşlandığını anlatmış, kalemine selam olsun.


    Sizi artık Rolexleriniz, marka takılarınız kurtaramayacak.


    Saraylarınız artık size dar gelecek.


    GAZİ MECLİS.


    Türkiye Büyük Millet Meclisi, “Egemenlik ulusundur” sözüyle kuruldu.


    23 Nisan 1920, Kurtuluş Savaşı içinde kurulan “Gazi Meclis”tir.


    Atatürk’ün kaldığı yer “Çankaya Köşkü”dür.


    Beştepe’deki Saray, köşkten daha şatafatlı diye yapılmıştır.


    Daha şatafatlıdır ama itibarı yoktur.


    Çankaya Köşkü işte itibarın ta kendisidir.


    Cumhuriyet Halk Partisi bu seçimleri kazanırken onun hep “Atatürk’ün partisi” olduğunu vurguladı.


    Bu seçimlerle köşk, Saray’ı bir kez daha yendi.


    Artık uygarlığın yolu açılmıştır.


    Bir kez daha “Egemenlik ulusundur”.

    5 min
  • Barış Terkoğlu - Erdoğan görevi bırakmalı

    İntikam kör eden bir bıçak gibi. İnsanı esiri yapıyor.


    28 Şubat kumpası nedeniyle hapiste olan 84 yaşındaki emekli Orgeneral Çetin Doğan hastanede ölümle mücadele ediyor. Adli Tıp’ın “Hapiste kalamaz” raporunun gereği ise bir yıldır Erdoğan’ın masasında imzalanmayı bekliyor. Sadece Çetin Doğan değil, Fevzi Türkeri ve Yıldırım Türker 83, Cevat Temel Özkaynak 79, Erol Özkasnak 78 yaşında aynı durumda.


    Bakıyorum, ne zaman bu konu açılsa, aynı koro dile geliyor: Ama onlar kızlarımızın türbanla okula girmesini engellediler! Sözlerini trolleri “Gebersinler” temennisiyle sonlandırıyor.


    Oysa hapisteki yaşlı komutanların üniversitelerdeki türban meselesiyle ilgisi yok.


    Önümde bir kitap var. Adı: Aklımdan Başka Silahım Yok ki.


    Eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz yazmış. Dönemin üniversitelerdeki en büyük muhatabı sorunun tarihini anlatmış:


    “İlk olay 1968’de Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde meydana gelmiştir. Derslere türbanla girmekte ısrar eden 1859 nolu Hatice Babacan adlı öğrencinin disiplin kurulu kararıyla kaydı silinmiştir. (...) Bu olaydan sonra, uzun yıllar, türban sorunu ülke gündeminde yer almamıştır.”


    Kemal Gürüz, 12 Eylül sonrasında Evren ve Özal’ın farklı eğilimlerde olsalar da mesele üzerine rektörlerle toplantı yaptığını hatırlatıyor. Gürüz, bu toplantılara katılan rektörlerin nabza göre şerbet verdiği yorumunda bulunmuş.


    MAHKEMELERE NE DEDİ.


    Resmi kronolojiden devam edelim. YÖK, 20 Aralık 1982 tarihli genelge ile derslere başörtülü girilmesini resmen yasakladı. Danıştay 8. Dairesi, 13 Aralık 1984’de genelgenin iptali başvurusunu şu gerekçeyle reddetti: “Türbanın masum bir alışkanlık olmaktan çıkarak kadın özgürlüğüne ve Cumhuriyetin temel ilkelerine karşı bir dünya görüşünün simgesi haline geldiği...”


    Bu kadarla kalmadı. 8 Ocak 1987’de Resmi Gazete’de yayınlanan YÖK kararıyla, “çağdaş kıyafet dışındaki kıyafetler”, kınama cezası gerektiren disiplin suçu olarak tanımlandı.


    Gürüz, sonrasında, İhsan Doğramacı’nın çözüm bulma serüvenini anlatıyor:


    “Mesele bundan sonra giderek çetrefilleşti. ‘Çağdaş kıyafet ve görünümü nedir’ sorusuna cevap aranmaya başlandı. Hoca hem Evren’i hem Özal’ı memnun edebilmek için YÖK’e ressamlar getirtti ve Mevhibe İnönü’nün başı kapalı bir fotoğrafı örnek alınarak kabul edilebilir bir baş örtme modeli arayışına girildi. ‘Türban’ terimi de bu aşamadan sonra literatüre girdi ve de olayı içinden çıkılmaz hale getirdi.”


    Bu kadar değil...


    Anayasa Mahkemesi de 2 ayrı türban kararı verdi. 7 Mart 1989’de, ardından 9 Nisan 1991’de üniversitede türban takılmasının anayasa uygun olmadığı hükmünde bulundu. 17 Haziran 1994’te de Danıştay İdari Davalar Kurulu aynı yönde karar belirtti.


    Gürüz, 1996’ya gelindiğinde ortamın yumuşadığını haber veriyor.


    TÜRBAN ÜZERİNDEN SİYASET.


    Buradan sonrası eski AKP milletvekili ve Meclis başkanı olan, 90’lı yıllarda milli eğitim bakanlığı yapan Köksal Toptan’dan alıntı:


    “Üniversitelerde türban yasağı minimize edilmişti. İki üniversitemizin bir iki bölümünde kalmıştı. Karşılıklı oturarak, konuşarak bu iş çözülüyordu. Hiçbir sorun da yoktu. İmam Hatiplerle ilgili bir tartışma bile yoktu. Ama hemen arkasından ‘Rektörler türbana selam duracak’, ‘İmam hatipler bizim arka bahçemizdir’ şeklinde gelişen söylemler Türkiye’de ciddi hassasiyet yarattı.”


    AKP’li Toptan, o yıllarda türban hadisesinin politik nedenlerle kaşınarak ülkenin türban kavgasına sürüklendiğini anlatıyor.


    Nitekim...


    28 Şubat, 1997 yılında gerçekleşen MGK’nin adıydı. Bu tarihten neredeyse 5 yıl sonra, 20 Aralık 2001’de, Danıştay 12. Dairesi, türbanlı bir çalışanın memuriyetten atılmasını hukuka uygun buldu. Yıllarca, açılan davaların tamamı türban aleyhinde sonuçlandı.


    Öyle ki, 4 Eylül 2012’de, dönemin AKP’li Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer bile şunu söyledi: “Kız öğrenciler din dersinde başörtüsü takabilir. Onun dışında, herkes hukuka uymak zorundadır.”


    Kemal Gürüz, başkanlığı döneminde, verilen hukuk kurallarını uygulamaktan başka çarelerinin kalmadığını anlatıyor:


    “Her vesileyle dile getirdik, anayasa ve yasaları değiştirin, yüksek mahkeme kararları ortadan kalksın, biz de bunları uygulayalım. İstismar ve zaman zaman acımasızca ağır hakaretlere varan beyanlar dışında hiçbir şey görmedik politikacıların çoğundan.”


    Üstelik...


    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de 2 Temmuz 2002’de, 29 Haziran 2004’te, 10 Kasım 2005’te türban aleyhinde karar verdi.


    Gürüz, türban meselesinde devletin doğru bir tutum alamamasının “siyasal İslamcıların önünün açılmasına” neden olduğunu söylüyor. Bu yüzden de sağ politikacıların bu sorunu çözmeden ama bu hassasiyeti kaşıyarak kendisine oy devşirdiğini anlatıyor. Geçen yıl Kılıçdaroğlu’nun başlattığı çağrının fırtınalar koparıp sonuç alınmadan kapanması da belki de kapının açık kalmaya devam etmesi için. Bu dönemin asıl mağdurunu Gürüz şöyle anlatmış: “Sorunun belki de en acı yönü, kadınlarımız ve kızlarımızın erkeklerce yürütülen politikaların aracı haline gelmesidir.”


    ERDOĞAN AİLESİ TARAF OLDU.


    Yani türban krizini 28 Şubat MGK’si çıkarmadı. Peki bunları neden anlattım?


    Sadece sosyal medya dalgası değil. 28 Şubat davasının katılanları arasında konuyu ilgilendiren 2 isim var: Sümeyye Erdoğan Bayraktar ve Esra Albayrak. Cumhurbaşkanının kızları, 28 Şubat MGK’sinin olduğu gün 12 ve 14 yaşındalardı. Ancak türban meselesini gerekçe göstererek yıllar sonra Çetin Doğan’ın sanık olduğu davaya başvurdular. Mahkeme ne yapabilirdi? Tabii ki kabul etti!


    Cumhurbaşkanının kızlarının taraf olduğu davada cumhurbaşkanı da taraf oldu. Defalarca kürsülerde hüküm verdi. Örnek olsun, 17 Nisan 2012’de davadaki tutuklamalar için şunu söyledi: “Bugün sabrın selamete erdiği, mazlumun ahının aheste aheste çıktığı gündür. Bugün adaletin tecelli ettiği, bağımsız yargının hiçbir baskı olmadan vazifesini yerine getirdiği gündür.” Erdoğan’ın “bağımsız yargı” dediği 28 Şubat savcısı FETÖ’cü çıktı. Tıpkı davanın hakim ve polisleri gibi.


    GENEL BAŞKANLIĞI BIRAKMALI.


    Kısacası...


    Cumhurbaşkanı ve ailesi, 28 Şubat davasında açık taraf oldu. Sivas katilleri ya da Hizbullahçı sanıklar için tahliye yetkisini kullanan Erdoğan, 80’lik generaller için Adli Tıp’ın “Cezaevinde kalamazlar” raporuna rağmen serbest kalmalarını sağlayacak imzayı atmamakta işte bu yüzden direniyor. Elbette kör intikamdan başka bir şey değil. Bu intikamı ise Anayasadaki “tarafsız cumhurbaşkanı” vasfına dayanan yetkiyle alıyor. Yakasındaki parti rozeti, hukuk devletini temsil etmesini engelliyor. Siyasetçilerin baş sorumlusu olduğu 60 yıllık türban sorununu 80’lik generallerin sırtına yükleyip, onları kurban ederek siyasal intikam hırsına yenik düşüyor. Olması gereken, generallerin hapiste birilerinin diliyle “gebermesi” değil, Erdoğan’ın AKP Genel Başkanlığı görevini bırakması ve intikam yerine tarafsızlığı seçmesi.


    İnsanın yeneceği asıl düşman aslında kendi içindedir.

    8 min

About Cumhuriyet gazetesi

From the publisher's feed

Cumhuriyet'in 100. yaşında yapay zeka desteğiyle seslendirilen podcast yayınlarımızı her gün siz değerli okuyucularımız ile buluşturuyoruz.