
Sign up to save your podcasts
Or


GÜNDEM. BORÇLAR İÇİN MECLİS ADIMI.
Yerel seçimlerde büyük darbe alan AKP ve MHP’li eski başkanların bıraktığı borçların bilançosu gün geçtikçe artıyor. Yeni belediye başkanları, önceki dönemden kalan borçların saptanması için çalışma yürütürken elde edilen sonuçlar da belediye binalarına asılıyor.
***
CHP, MECLİS ARAŞTIRMASI YAPILMASINI İSTEDİ.
CHP, “Belediyelerde çarçur edilen, yandaşlara aktarılan, kişisel servete dönüştürülen her kuruşun hesabı sorulmalıdır. Borçlar konusunda TBMM, üzerine düşen görevi yerine getirmelidir” diyerek Meclis’e araştırma önergesi verdi. Ayrıca zararların belediye yöneticilerinden karşılanması istendi.
CHP’nin yeni seçilen 409 belediye başkanı ile düzenlediği yerel yönetimler çalıştayı da dün sona erdi. Genel başkan Özgür Özel, kapanış konuşmasında uyarılarda bulunarak “Vatandaş bizden çözüm bekliyor” dedi.
***
BÜYÜK ÖNDER ATATÜRK LİDERLİĞİNDE MİLLİ MÜCADELEDEN CUMHURİYETE GİDEN YOL. ULUSAL EGEMENLİĞİMİZİ VE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN 104. YILI YARIN TÜM TÜRKİYE’DE COŞKUYLA KUTLANACAK. CUMHURİYET, 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI’NI ÖZEL SAYFALARIYLA KARŞILIYOR.
***
İYİ PARTİ’DE AYRILIK. BİLGE YILMAZ İSTİFA ETTİ
Yerel seçimlerin ardından genel başkan Meral Akşener’i istifaya çağırarak İYİ Parti Ekonomi Politikaları Başkanlığı’nı bırakan Bilge Yılmaz, partisinden de ayrıldı. Yılmaz, “Partimizin kurumsal yapısı kişilerin çıkar beklentileri karşısında çöktü” dedi.
***
DÜNYA.
ERDOĞAN 12 YIL SONRA IRAK’A GİDİYOR.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bugün Bağdat’ta temaslarda bulunacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Irak’la 20’den fazla anlaşmanın yapılacağını duyurdu.
***
ÇOCUKLARI KATLETTİLER
İsrail’in Gazze’deki sivillerin tek sığınağı olarak kalan Refah kentine önceki gece düzenlediği bombardımanlarda 18’i çocuk 22 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.
***
EKONOMİ.
İNŞAATÇILAR ZORDA. DARALAN İÇ PAZAR NEDENİYLE MÜTEAHHİTLER YURTDIŞINDAKİ PROJELERE KAÇIYOR.
Türkiye Müteahhitler Birliği’nin 2024 yılının ilk çeyrek raporunda artan inşaat maliyetlerine ve derinleşen ara eleman sorununa dikkat çekildi. Raporda, “Sektör girdiği darboğazı yurtdışı müteahhitlik hizmetlerine ağırlık vererek açmayı
hedefliyor” dendi.
***
SPOR.
GALATASARAY PENDİKSPOR’U YENEREK PUAN FARKINI 5’E ÇIKARTTI.
VODOFONE SULTANLAR VOLEYBOL LİGİ’NDE FENERBAHÇE OPET, FİNAL SERİSİNİN BEŞİNCİ VE SON MAÇINDA ECZACIBAŞI DYNAVIT'İ 3-0 YENİP ÜST ÜSTE İKİNCİ, TOPLAMDA YEDİNCİ KEZ ŞAMPİYON OLDU.
İZMİR’DE MARATON GÜNÜ.
BU YIL İZMİR’DE BEŞİNCİSİ DÜZENLENEN “TÜRKİYE’NİN EN HIZLI MARATONU” DÜN KOŞULDU. KADINLARDA ETİYOPYALI AAMELMAL TAGEL, ERKEKLERDE KENYALI VİTALİS KİBİWOT İLK SIRAYI ALDI.
*Gazetenin manşetlerinden oluşan bu haber metni, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.
https://www.cumhuriyet.com.tr/
Sevgili okurlarım pek çoğumuz dışarıda yemek yiyemiyoruz, serpme kahvaltı modasına uymadığınızı da biliyorum. Tek biletin 750 lira olduğu tiyatrolara da gidemiyoruz. Kitap ise neredeyse ateş pahasına. Çünkü yoksullaştık, yoksullaşmak en çok emeğiyle geçinen milyonlarca yurttaşı can evinden vurdu. Şimdi gelin hep birlikte nasıl yoksullaştığımızın resmini çekelim:
Efendim, evimin hemen yanında bir türlü bitmeyen bir metro inşaatı var. Artık çalışanlarla ahbap olduk. Öğle saatlerinde oradan çekerken kurdukları sofraya beni de davet ederler. Sekiz saat boyunca yerin altında ağır işçilik yapan dostlarım her gün aynı sofrayı kurar: Koca bir beyaz ekmek, bir avuç zeytin ve kola. Çoğu taşeron olan işçilerin asgari ücret almadıklarını adım gibi biliyorum. Alsalar ne olacak, kuş sütü bile bulunan sofralar mı kuracaklar, iyi ki kola var. Kola mideyi delerken insanı bir süre dinç tutabiliyor. Ve ağır işçi metrocuların en çok tükettiği: Ekmek, zeytin ve kola.
Mahallenin kahvesinde de kimselerin yüzü gülmüyor ve sigara içenler hangi tütüncü sarma sigarada bir liralık indirim yapmış bunun peşinde. Köpeği ve kedisi olanlar, lüks tüketime giren kedi ve köpek mamalarından, sürekli artan veteriner ücretinden yakınıyorlar. Bizim buralarda bir ara bütün kediler obezdi. Gelen besliyor, giden besliyordu. Bu ansızın kesildi ve tavuk eti karıştırılmış mamaya alıştıklarından kediler açlık çekmeye ve hırçınlaşmaya başladılar. Kedisini üç günlük serum tedavisi bittiği için kucağında getirip kahveye oturan bir kedisever, neredeyse ağlayacak çünkü bir anda 4 bin TL bulmak zorunda.
Ve tabii mahallenin gediklisi güzelim çingene karısı Nazlı, artık iki çocukla da gezse eski parayı toplayamıyor. Bir zamanlar Nazlı’ya çocukları için mama alanlar şimdi onu görünce yollarını değiştiriyorlar.
Eskiden apartmanda özellikle belli aylarda aşure dağıtılırdı. Birden bu aşure dağıtımı sona erdi, benim de canım aşure çekti. Pastaneye gittim, aklımda ortalama bir fiyat olduğundan listeye bakmak aklıma gelmedi, bir tas aşure aldım. O da ne! Fişe baktığımda gerçekten acayip şaşırdım: 225 lira! Hemen satın alamayacağımı söyleyip pastaneden uzaklaştım ama şaşkınlık içindeyim, o şaşkınlıkla kahveye gittim, “Bir tas aşure 225 lira olmuş” diye haykırdım. Herkes bana garip garip bakıp, gülerek “Ya bu deveyi güdeceksin ya da bu diyardan gideceksin” dediler.
Ama bir şey var, ben 225 lira aşureye şaşarken önümde on tane aşure alanlar vardı. Burası bir emekli semti, ne oluyor diye kafa yormaya başladım ve o zaman gördüm ki emekli paralarında aşırı bir sınıf farkı var. Şöyle dört yıl milletvekilliği yapan, aslında yan gelip yatan milletvekilleri emekli olduklarında 230 bin lira emekli parası alıyor. Ömrünü 400 metre yerin altında ölümüne çalışarak geçiren SSK emeklisi maden işçisi en fazla 28 bin lira emekli parası alıyor ama profesörlerin emekli maaşları dereceye göre 69 bin lirayı buluyor. Peki polisler ne kadar alıyor? Ortalama 29 bin 800 lira. Bekçiler, imamlar 22 bin alıyor. Ben eski emekliyim, 13 bin lira alıyorum, çoğunluk benim gibi. Ortada büyük bir haksızlık var. Milletin memur olabilmek için canını dişine takarak uğraşmasının nedenini şimdi anlıyorum.
Kahveden çıkıp biraz aşağı doğru yürüdüğümde anlı şanlı Bağdat Caddesi’ne varıyorum. Yemek ve kafeler tıklım tıklım. Buradaki kafelerde kahveler 100-250 lira arasında değişiyor. Millet birileri kalsın da oturalım, diye kuyruk olmuş bekliyor.
Hadi biraz da E-5 üstüne çıkıp İstanbul manzarasını tamamlayayım, diyorum. Vay canına bu bölgelerde yepyeni bir satış stratejileri geliştirilmiş. Marketlerde torbalar içinde az çürümüş meyve ve sebzeleri tarihi geçmiş gıdaları, çocuklar için zararlı ıvır zıvırı yığın halinde tam orta yere konmuş vallahi de billahi de pazarların akşamüstlerine yetişemeyenler oradan alışveriş ediyorlar. Ayrıca tezgâhtaki saca birazcık yağ sürülüyor ve ekmek o kızaran yağa batırılıyor. Böylece oluyor sana yağlı ekmek. Bazıları biraz insafa gelip salça sürüyor. Bu arada etsiz içli köfte acayip satıyor. Neyse ki biraz bulguru var.
Şimdi bunları neden anlatıyorum. Yapılan taramalarda ülkemizde 6-11 yaş arasındaki çocukların yüzde 89’unda kansızlık ve demir eksikliği tespit edilmiş ve gelişme zorluğu başını alıp gitmiş. Yani etsiz, balıksız, sebzesiz, meyvesiz sadece hamur işiyle beslenme en çok yeni kuşakları etkiliyor. Beyni gelişmeyen, bedeni cılız bir kuşaktan ne bilgisayar uzmanları ne de mühendis, doktor, iş insanı çıkar. Ülkemizde artık anneler çocuklarına hamura hamurun eşlik ettiği börekleri yediriyorlar.
Ve yoksul yemeği makarna 800 lira. İçinde ne deniz ürünleri ne de kıyma var. Yuh yani!
AKP içindeki seçimleri niye kaybettik, kim suçlu tartışmalarını izledikçe çok gülüyorum. Böyle devam etsinler. Önce kurtarıcı olarak maliye ekonominin başına getirilen Damat Berat Bey’e bakmaları gerekmiyor mu. Neydi o afra tafrası... Dolar artışını tutmak için 125 milyar dolar olarak simgeleşen Merkez Bankası paralarını habire piyasaya sürerek asla gerçekleşmeyecek bir hayalin peşinden giden Saray ve adamları değil mi? Buradan başlayalım.
Sonra kur korumalı mevduat diye uydurdukları kepazeliğin de arka planda Saray varken vitrinde gözleri körleşmiş bir kullanışlı adamı piyasaya sürmenin bedeli, sanıyor musunuz ki MB’nin tarihinde görülmemiş bir 900 milyarlık zarardır? Bunu birkaç katıyla çarpın ve üzerine büyük sosyal adaletsizliği ve tüccar spekülatif yiyici sermayenin semirtilmesini ekleyin.
Tüm bunların ifadesi de enflasyon yüksek faizin sonucudur sloganının aylarca ülkeyi yöneten liderin dilinden eksik olmadığını anımsayın.
Ne diyorlardı? Ekonomi tarihini yeniden yazıyoruz! Bu yalana ortak olanların besleme medyaları dahil hepsi suçludur.
CESARET SIFIR
AKP içindeki kurumsal tartışmalarda bunların hiçbiri yok. İstanbul seçimlerinin Kent Lokantaları nedeniyle kaybedildiğini söyleyen AKP’liye kızmayın! Erdoğan’ın azarını işitti. Fakat yukarıdaki gerçekleri dile getirme cesareti olmadığı için lokantalara indi. Kent lokantaları bir sonuç, nedeni ise Saray ve ekonomiyi tersyüz edenler. Erdoğan yahu ekonomiyi çökerttik Kent Lokantaları bunun sonucudur, asla demez.
Büyükşehir, Erdoğan’ın Kısıklı’daki ikametgâhının çok yakınında bir lokanta daha açmalı. Bir yanda Saray ve yakınında büyük kuyruklar! Türkiye’deki tezatı bundan daha iyi gösterebilecek hiçbir laf bulamazsınız!
BUNLAR NEYİN SİMGELERİ
Istakoz paylaşımı, AKP yöneticisinin kolunda gururla gösterdiği 500 bin liralık Rolex saati, seçimi kaybedip soluğu ailesiyle Maldivler’de alan AKP’linin paylaşımı ve diğerleri, AKP’nin 20 yıldır sürdürdüğü saltanatın, zenginleşmenin artık durdurulamaz dışa vurumlarıdır. Görmemişliklerinin de. Istakoz gösterisi, herkes oruçlu iken meydana ıstakoz sofrası kurarak yemeye benzer. Oruç tutmayabilirsin ama tutanlara saygıdan bunu yapmazsın.
Yahu AKP’li belediyelerin yaptıkları milyarlarca liralık borçları da mı AKP içinde tartışılmaz, hesap sorulmaz, vur patlasın çal oynasına ortak olunur?
Şimşek, tam IMF’nin adamıdır demiştik. IMF övgüsü geldi arkasından. Şöyle IMF’den 50 milyar dolar borç alsak keşke, diye yanıp tutuşuyor Saray. Ama bu en büyük balığı içlerinden bir türlü serbest bırakamıyorlar.
O zaman milletin tüm ipleri tam kopartması için zurnanın zırt dediği yer olduğunu biliyorlar.
Diyor ki Şimşek milleti enflasyonu düşüreceğimize inandırmalıyız. Yani demek istiyor ki, bu yükü senin sırtına yıkacağımız çok açık ama inan ki mutlu mesut olacaksın!
Yalanın bini bir para. Enflasyon esas yüzde 125, hadi diyelim yüzde 100 ama faizler yüzde 50.
Ve Saray kelle arıyor...
***
Rolex İsviçre saatidir ve rakipleri kendileridir. İsviçre saat sanayisinin o yıl satışı 30 milyar doları aşmakta. Hepsi İsviçre markasıdır ve AKP’li Rolex’çinin, Rolex’in 2023’teki 11.2 milyar dolarlık kârına katkıda bulunmuştur. Bu sadece 1 AKP’li için geçerli, toplamını bilmiyoruz. Sizce ülkede kaç milyon kişide bu saat var...
İki gün sonra 23 Nisan. Kutlu olsun. Bu yılki 23 Nisan yazımı “ışığı üretmek” teması üzerine yerleştireceğim.
IŞIĞI BEKLEMEK VEYA ÜRETMEK.
Gerçekleşmesini istediğimiz bir konuda önümüze iki yol çıkar. Bu yollardan birisi oturup bu şeyin bir şekilde gerçekleşmesini beklemektir, diğer yol ise beklemek yerine o şeyi gerçekleştirmek için işe koyulmaktır.
Gerek geleneksel Batı kültüründe gerek bugün ülkemizde işe koyulmak yerine oturup bekleme eğilimine sıklıkla rastlarız. Örneğin Grimm masallarında Uyuyan Güzel, sabırla bir yakışıklı prensin kendisini keşfetmesini bekler. “Pamuk Prenses” masalında ise cüceler yarı baygın prensesi camdan bir tabuta koyarlar, o da keşfedilmeyi bekler. Sezer cam tabutta bekleyen Pamuk Prenses’i, günümüzde pencere önüne oturup kısmetini bekleyen genç kızlara benzetiyor.* Bence bütün bu bekleyişler edilgen, kaderci davranışlardır.
Benzeri edilgenlik toplumsal yaşamın hemen her alanında çıkar ortaya. Çocukluğumda yetişkinlerin “Bir Atatürk gelse de bizi kurtarsa” dediklerini çok duydum. Okuduğum kadarıyla Moğolistan’da da insanlar Temuçin gibi sağ avucunda bir pıhtıyla doğacak ve ülkeyi kurtaracak bir Cengiz Han beklemişler. Bizde bir Atatürk bekleyenler hâlâ var. Bunlara “Beklemek yerine niçin bir tür Atatürk olmaya çalışmıyorsun?” demek geliyor içimden.
Batı’nın empoze ettiği üçüncü sınıf bir kişisel gelişimci tavsiyesi, “Sen iste, bütün bir evren sana yardım eder” şeklindedir. Milyarlarca galaksi sizin istekleriniz için mi koşturacak? Uzak galaksilerin isteklerinizi nasıl yerine getirecekleri konusunda akılcı ve anlaşılabilir bir mekanizma yoktur.
Tevekkülle iyi şeyler olmasını bekleme konusundaki bir başka davranış 31 Aralık akşamları çıkar ortaya. Pek çok kişi “Yeni yıl ülkemize, dünyamıza bolluk ve barış getirsin” der. Denetim odağı dışarıda olanların bu samimi dilekleri aslında pasif bir bekleyişin ürünüdür, işlevsizdir. 31 Aralık akşamları şöyle desek nasıl olur? “Ben yeni yılda ülkeme ve dünyaya bolluk ve barış getirmek için, karınca kararınca elimden geleni yapmaya çalışacağım.” Bu cümle, dışarıdan bir şeyler dilemek yerine özgüvenli bir iradenin ifadesi olur.
MUSTAFA KEMAL IŞIĞI BEKLEMEDİ.
Mustafa Kemal milletin başına piyango konmasını, ışığın bir yerlerden gelmesini beklemedi. Işığı kendisi üretti. Oysa Birinci Dünya Savaşı’nı ve Sevr Antlaşması’nı izleyen günlerde Mustafa Kemal dışında milletin büyük çoğunluğu kendi kendini kurtarmak yerine dışarıdan birilerine bel bağlamış bulunuyordu. (Bence başkasına bel bağlayan, onun karşısında el pençe divan durup el de bağlar.)
Ülkenin içine girdiği açmazdan nasıl kurtulacağı konusunda bazı aydınlar Amerika’ya, bazıları ise İngiltere’ye güveniyor, Amerikan veya İngiliz mandası olmalıyız diye düşünüyorlardı. İngiliz mandası olma isteğine şimdiki adlandırmayla “Stockholm sendromu” diyebiliriz. Birinci Dünya Savaşı’nda olanlara rağmen hâlâ İngiliz’in hâkimiyetine girme isteği tam tamına bir Stockholm sendromudur. Savaş sırasında Ürdün’de bir mağaraya sığınan Türk askerlerine İngilizler zehirli gaz atmışlardı. Bu olay Avam Kamarası’nda, “İnsanlara zehirli gaz atmak yasaktır” diye eleştirildiğinde İngiliz Bakan, “Biz zehirli gazı insanlara atmadık, Türklere attık” diyerek vahşeti savunmuştu. İşte bizim bazı dedelerimiz, ninelerimiz böyle düşünen insanların mandası, sömürgesi olmak istiyorlardı. Ne onursuz bir düşünce şekli.
Başına gelenlerden ders çıkaramayan çok sayıda Osmanlı vatandaşı ise hâlâ padişaha bel bağlıyordu. Oysa memleketin hali Sultan Vahdettin’in umurunda değildi. İstanbul, işgal altındayken, ülke matemdeyken onca para ve zaman harcayarak şanına ve itibarına uygun bir evlilik daha yapmıştı. Oysa Türk ve İslam geleneklerine göre mahallede matem varken düğün yapılmazdı. Söz konusu düğün, padişahın ilgisini ve enerjisini ülkeye değil yalnızca kendisine yönelttiği anlamına gelir. Ülkenin insanları ne yazık ki böyle bir padişahtan medet umuyor ona bel bağlıyordu. Halkın bu tavrı ışığı yanlış yerde aramak anlamına gelir. Oysa ışık halkın içindeydi.
Edebi değeri tartışılabilir ancak “Simyacı” romanının iletisi güzeldir. Romanda, “Hazineyi uzaklarda arama, hazine senin yanında, içindedir” denilmektedir. Osmanlı kendi kendisini bitirirken –tarihsel süreç içinde bu sonuç kaçınılmazdı- insanların uzaklardan, Amerika’dan, İngiltere’den ya da padişahtan bekledikleri ışık aslında milletin kalbinde ve zihnindeydi. Mustafa Kemal, bu ışığı herkesten önce gördü ve milletine gösterdi.
Yıllar önce yazdığım bir marşta “Işığı beklemeyiz, ışığı üretiriz” demiştim. Bu görüş daha sonraki yıllarda geliştirdiğim “Boyutsallık” yaklaşımının temelini oluşturmaktadır. Yarına kalmak isteyen toplumlar ışıklarını geçmişten veya dış unsurlardan beklememeli, bizzat kendileri üretmelidirler. Mustafa Kemal’in Meclis’i, Cumhuriyet’i gibi.
İktidarın, 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’ni kaybetmesinin bir nedeni de “kişisel kararlara bağlı olarak” yaşanan, haksızlıklar, hukuksuzluklar, adaletsizliklerdir.
***
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulması, bu kararlar iç hukuk kararlarına aykırı bile olsa, Anayasa emridir.
Ama çelişkili maddeler içeren, kendi yaptığı ucube “Şahsım Devleti Anayasası”na bile uymayan iktidar, AİHM kararlarına uymayı da ısrarla reddediyor.
Kamuoyu, Türkiye AİHM kararlarına uymadığı için, Avrupa Konseyi’nin uygulayacağı yaptırımlardan bile ancak dolaylı olarak haberdar oluyor.
Bilindiği gibi, AİHM, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın salıverilmesine karar verdi ve bu kararında ısrar etti:
Ayrıca bu kararına uyulmadığı takdirde, Türkiye’ye, Avrupa Konseyi’nden ihraca kadar gidebilecek yaptırımların uygulanabileceğini belirtti ve bu yaptırımlara karar verilmesi için, Türkiye’nin ihlalini Konsey’in Bakanlar Komitesi’ne aktardı.
Ama bir yandan “Sığınmacılar” sorununda Türkiye’ye muhtaç olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi topu taca attı; öte yandan bizim iktidar da kulağının üzerine yattı.
En sonunda kamuoyu, eski MİT Başkanı, yeni Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Hollanda’ya gideceğine ilişkin bir haberle, bu yaptırımların birinden haberdar oldu.
***
Çeşitli medya organlarında “Bakan Fidan, Onuncu Türkiye-Hollanda Konferansı için Kavala ve Demirtaş şartı ileri süren Hollanda’ya gidiyor” başlığıyla yer alan haberin özeti şöyle:
Hollanda parlamentosunda yapılan oylamada, Demirtaş ve Kavala hakkındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi AİHM kararlarının uygulanmaması halinde, Avrupa Birliği’nin Türkiye’yle yapması planlanan Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncelleme etkinliğinin bloke edilmesi yönündeki önerge kabul edilmiş.
Medyada yer alan haberde Fidan’ın bu karardan bir gün sonra Hollanda’yı ziyaret edeceği belirtiliyor.
Fidan’ın Slot ile görüşmesinde, İsrail-Filistin savaşı, Ukrayna ve Kıbrıs gibi bölgesel sorunlarla birlikte Türkiye’nin Avrupa Birliği AB’ye tam üyelik süreci, Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi ve Türkiye vatandaşlarına vize serbestisi gibi konuların da müzakere edileceği açıklanmış.
***
Medyada, Hollanda Parlamentosu’nda alınan kararla ilgili konu da Kati Piri’nin sosyal medya paylaşımı üzerinden haberleştirilmiş:
“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın derhal serbest bırakılmasına ilişkin kararları uygulanmadan Türkiye ile gümrük birliği modernizasyonu mümkün değil.
Hollanda parlamentosu önergemi AB Konseyi öncesinde kabul etti.”
***
Tam bu sırada, Hürriyet gazetesinin “Saray’ın Sözcüsü” olarak tanınan köşe yazarı Selvi, sütununda “Osman Kavala’nın hapiste tutulmasının, Gezicilerin yıllarca hapis yatacak olmasının Türkiye’ye ne yararı var? AK Parti’ye ne fayda sağlıyor?” dediği bir makale döşenmişti.
***
Kamuoyu, yani seçmen:
Gezi Parkı Direnişi mağdurlarını...
28 Şubat mağduru emekli, yaşlı, hasta generalleri...
Kavala, Demirtaş olaylarını...
Yaşlı, hasta ve/veya engelli mahkûmların tahliye edilmemelerini...
Hapishanelerde yaşayan bebekleri, çocukları...
Adliyede olup bitenler hakkında yayımlanan kitaplardaki rüşvet ve benzeri yozlaşma iddialarını...
Yargıtay’a ve Anayasa Mahkemesi’ne yapılan garip atamaları...
KHK’liler konusundaki haksızlık ve hukuksuzlukları...
Gazetecilerin, verdikleri haberlerden dolayı hapse atılmalarını...
Kayyum atamalarını...
Unutmadı:
31 Mart seçim sonuçlarında geçim sıkıntısı kadar, hiç kuşkusuz, adaletsizlik de etkili oldu!
SİYASET.
ÖZEL BAŞKANLARA SESLENDİ: AYAĞA KALKIN, ÜLKEYİ KURTARIN.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, belediye başkanlarıyla yaptığı ilk toplantıda, işe alımlarda liyakatın esas olmasını, mülakatların şeffaf yapılmasını ve kayırmacılığa son verilmesini istedi. Özel, “Tarihin akışını değiştirme fırsatını yakaladık. Büyük Atatürk’ün bıraktığı üç anahtarı aldık: Gençler, kadınlar ve bilim” diye seslendi. Parti örgütlerine “sürekli motivasyon ile çalışma” çağrısı yapan CHP lideri, “Her geçen gün iktidara yürüdüğümüzün sorumluluğu ile davranmak durumundayız” ifadelerini kullandı. Özel, CHP’nin başarısının “dünyaya gerilim yaşatan popülist sağcı liderleri durdurmak için de umut” olduğunu söyledi.
***
DÜNYA. İSTANBUL’DA GAZZE GÜNDEMİ.
Ortadoğu’da tansiyon yüksek. Ankara diplomatik temaslarını yoğunlaştırdı. Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’yi Dolmabahçe’de kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistin’de birliği sağlayın” dedi. Uluslararası yorumcular Türkiye’nin arabuluculuk rolüne soyunabileceğini ileri sürdü. Erdoğan ayrıca Mısır Dışişleri Bakanı Şükrü’yü de kabul etti.
***
BAKÜ-ERİVAN TEMASTA.
Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki sınır belirleme komisyonlarının 8'inci toplantısı yapıldı. Toplantıda, Sovyetler Birliği döneminde ve dağıldığı sırada var olan yasal sınırların korunmasına karar verildi. Buna göre Bağanis, Voskepar, Kirants, Berkaber yerleşkeleri Ermenistan’da, Ermenistan işgali altındaki Azerbaycan köyleri olan Bağanis Ayrım, Aşağı Eskipara, Heyrimli Gızılhacılı’nın ise Azerbaycan’a geri iade edilmesi ve sınırların bu güzergâhtan geçmesi konusunda ön anlaşmaya varıldı.
GÜNDEM
***
GÖZLER 1 MAYIS'TA.İKTİDAR, ‘UNUTTUĞU’ ÇALIŞMA MECLİSİ’Nİ İŞÇİ BAYRAMI’NDA BEŞTEPE’DE TOPLAYACAK. EMEKÇİLER TEPKİLİ.
İş yaşamının taraflarını buluşturan Çalışma Meclisi, sendikaların “Her yıl olmalı” istemine karşın 2019’dan bu yana yapılmıyordu. İktidar, beş yılın ardından toplantıyı 1-2 Mayıs’ta düzenleme kararı aldı. “O gün alanlarda olacağız” diyen emekçiler, tarihin değiştirilmesini istedi.
***
EKONOMİ.
ABD’DE IMF İLE SOHBET.
IMF Başkan Yardımcısı Gopinath ile Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, önceki gün IMF-Dünya Bankası yıllık toplantıları kapsamında buluştu. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Gopinath görüşmeyi, “Türkiye ve dünyanın görünümü üzerine mükemmel bir sohbet” olarak yorumladı.
***
MELEKLER İÇİN ‘ADALET’ ARAYIŞI SÜRÜYOR.
6 ŞUBAT DEPREMLERİNDE İSİAS OTEL’DE YAŞAMINI YİTİREN KKTC’Lİ SPORCULAR UNUTULMADI. EVLATLARINI YİTİREN AİLELER, YAKLAŞAN DAVA ÖNCESİ “ADALETE IŞIK TUT” YÜRÜYÜŞÜ DÜZENLEDİ. LEFKOŞA’DAKİ EYLEMDE ŞAMPİYON MELEKLERİ YAŞATMA DERNEĞİ, “SUÇLAR NET, SUÇLULAR SABİT. HAYKIRIŞIMIZ SORUMLULAR OLASI KASITLA HÜKÜM GİYENE KADAR SÜRECEK” DEDİ.
***
HEYELAN İDDİASI.
İSTANBUL’DAKİ TOPRAK KAYMASI SONRASI 33 BİNA BOŞALTILDI, 125 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ. DAHA ÖNCE “RİSKLİ ALAN” İLAN EDİLEN BÖLGEDEKİ HEYELANA TOKİ’NİN İNŞAATI SIRASINDA YAYILAN TİTREŞİMİN NEDEN OLDUĞU İLERİ SÜRÜLDÜ.
***
YEREL SEÇİMDE ENGELLERİ AŞTILAR. KADIN MUHTARLARIN SAYISI İKİ KAT ARTTI. 31 MART’TA KADIN MUHTAR ADAYLARININ ZAFERİ DİKKAT ÇEKTİ. DAHA ÖNCE 1134 OLAN KADIN MUHTAR SAYISI, BU SEÇİMLE BİRLİKTE 2150’YE YÜKSELDİ.
***
TARİH / KÜLTÜR / SANAT.
İNÖNÜ VE OKUMAK...
Atatürk'ün en yakın çalışma arkadaşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucularından İsmet İnönü'nün anısını yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla kurulan İnönü Vakfı'nın bünyesindeki Pembe Köşk, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla ziyarete açılıyor. Bu dönemdeki serginin başlığı: ' İnönü ve Okumak’. Sergilenenler arasında İnönü'nün 1892 yılında başladığı Sivas Askeri Ortaokulunda Fransızca öğrenirken kullandığı sözlükten, Halide Edip Adıvar'ın kendisi için imzalanmış ilk basım Osmanlıca kitaplarına, edebiyatın önde gelen isimlerinden Tolstoy, Goethe, Wilde, Mann, Hugo gibi klasiklerin İngilizce, Almanca ve Fransızca eserleri bulunuyor. Türk edebiyatından ise Ahmet Hamdi Tanpınar, Orhan Veli Kanık'tan Mevlana'ya kadar pek çok yazarın kitabı var. İnönü Vakfı Başkan Yardımcısı Gülsün Bilgehan, Cumhuriyete yazdı...
***
SOKAKLAR RENG RENK.
ADANA’DA DÜZENLENEN 12 ULUSLARARASI PORTAKAL ÇİÇEĞİ KARNAVALI’NDA RENKLİ KOSTÜMLERLE GEÇİT TÖRENİ DÜZENLENDİ. “PORTAKALLI LEZZETLER YARIŞMASI” YAPILDI. KARNAVAL BUGÜN SONA ERECEK.
***
KAYIP TABLO BULUNDU.
İngiltere’de Oxford Üniversitesi'nin bir sanat galerisinden dört yıl önce çalınan, 1640'ların sonlarına ait Salvator Rosa resmi, Romanya'daki bir polis baskınıyla ele geçirildi. 17. yüzyılın önemli İtalyan ressamlarından Rosa'ya ait resim, "Kayalık Kıyı, Plan Yapan Askerler" adını taşıyor. Rosa'nın resmiyle birlikte aynı soygunda çalınan Anthony van Dyck'in 1616 yılına ait "At Sırtında Bir Asker" ve Annibale Caracci'nin 1580 tarihli "İçen Çocuk" adlı eserleri ise hala kayıp. İki eser, çalınmadan önce 252 yıldır aynı galeride sergileniyordu. Çalınan üç tablonun toplam değerinin 10 milyon sterlin olduğu belirtiliyor.
***
DOLU DOLU PAZAR CUMHURİYET'LE...
PAZAR DERGİ
ÖDÜLLÜ PAZAR BULMACASI
PAZAR YAZILARI
*Haber metinleri yapay zeka tarafından seslendirilmiştir.
İsrail’den İran’a ‘mini dron’ saldırısı. CAN KAYBI YAŞANMADIĞI BİLDİRİLDİ. Suriye’de diplomatik temsilciliğini vuran İsrail’e İHA ve füzelerle misilleme yapan İran’a beklenen karşı saldırı geldi. İsrail’in, nükleer tesislerin bulunduğu İsfahan’a “mini dron” ile saldırı yaptığı belirtildi. Tahran’da bazı kaynaklar dronların ülke içinden havalandığını ileri sürdü.
SİYASET. Tartışmalı isim komisyonda. AKP’LİYE YENİ GÖREV. İliç’teki maden kazasını araştıracak milletvekilleri belli oldu. Erzincan İliç’te dokuz işçinin liç yığını altında kaldığı maden faciasını araştırması için kurulan Meclis komisyonu göreve başladı. Komisyonda AKP’li Süleyman Karaman da yer aldı. Karaman, 2022’de Anagold’a ait madendeki siyanür sızıntısı sonrası “Kirlilik yok” açıklamalarıyla dikkat çekmişti. Madeni işleten şirketin 2018’de İliç Belediyesi’ne 10 araç tahsis ettiği öğrenildi. Araç tesliminde Karaman da yer aldı. Karaman, 2004’te 41 yurttaşın yaşamını yitirdiği Pamukova tren kazası sırasında TCDD genel müdürüydü. Soruşturma izni verilmeyen Karaman, AKP’den milletvekili oldu.
Müteahhidin para savunması. Kahramanmaraş’TA 6 Şubat depreminde yıkılan ve 44 kişinin yaşamını yitirdiği Saitbey Sitesi’nin tutuklu müteahhidi, “Maddi kaybım olacak” diyerek tahliyesini istedi. Depremzedeler tepki gösterdi.
MHP ELEŞTİRİSİNE YANIT. Erdoğan’dan Manisa tepkisi. Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki AKP - MKYK toplantısında CHP’nin kazandığı Manisa Belediyesi ile ilgili tartışma yaşandı. Mücahit Arınç, MHP adayının desteklenmesini eleştirince Erdoğan’ın, “Ne yapacaktık?” dediği ileri sürüldü.
İYİ Parti’de saflar netleşiyor. GÖZLER DELEGEDE. İYİ Parti’nin seçimli olağanüstü genel kurulu öncesi adaylar delegelerle temaslarını yoğunlaştırdı. Adaylardan Müsavat Dervişoğlu’nu genel merkezin, Tolga Akalın’ı gençlerin, Koray Aydın’ı ise teşkilatların istediği belirtiliyor.
Özel’den, başkanlara genel merkezin müdahale edeceği mesajı: Akrabayı atamayın. Yeni dönem politikalarını oluşturmak için belediye başkanlarıyla bir araya gelmesi beklenen CHP lideri Özgür Özel’in “akraba ataması” uyarısı yapacağı öğrenildi. Özel, başkanlara, “Toplumu rahatsız edecek atamalar yapmayın.” diyeceği belirtildi.
Aramalar sürüyor. ABD ve Kanada ortaklı Anagold şirketine ait Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan facianın üzerinden 67 gün geçti. Siyanürlü liç yığını altında kalan işçilerden Adnan Keklik’in cansız bedenine dün ulaşıldı. Yedi işçinin akıbeti ise belirsiz.
15-17 yaş grubunun işgücüne katılımı yüzde 3.4 artarak 22.1 oldu. Çocuk işçi utancı. TÜİK’in, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde açıkladığı çocuk verileri, iktidarın yoksullaştırdığı Türkiye’de kara tabloyu ortaya koydu. Çocukların işgücüne katılım oranı bir yılda yüzde 3.4 oranında arttı. Eğitimciler, “Çocuklar bakanlık eliyle işletmelere gönderiliyor” dedi.
DÜNYA.
Yunanistan başbakanı Miçotakis türkiye’ye geliyor.
Atina akademisi. Yunanistan’dan Haberal’a ödül. Dünyanın en büyük akademilerinden Atina Akademisi’nde bir ilk yaşandı. Prof. Dr. Mehmet Haberal, bir yabancıya verilen ilk yüksek şeref ödülüne layık görüldü. Haberal, törende “Atatürk’ün izinden gitmeliyiz” dedi.
Bakanlığın verileri ortaya çıkardı.Mamografi cihazı sayısı yetersiz kaldı. Sağlık Bakanlığı istatistikleri meme kanserinin erken tanısında büyük öneme sahip mamografi cihazlarının eksikliğini gözler önüne serdi. Buna göre bir milyon kişiye düşen cihaz sayısı 11.4’te kaldı. Bu oran Avrupa ülkelerinde Türkiye’nin iki katı.
OLAYLARIN ARDINDAKİ GERÇEK. Erdoğan’ın Değerlendirmesi Üzerine. 31 Mart yerel seçimlerinden sonra, Erdoğan ilk geniş değerlendirmesini 17 Nisan’daki AKP grup toplantısında yaptı. Erdoğan konuşmasında dört ana nokta üzerinde durdu. 1. “Demokrasimizin bir sandık sınavından daha başarıyla çıkmasını sağladık” diyerek seçimlerin sakin geçtiğini belirtti. 2. Yerel iktidar, merkezi iktidar ayrımı yapmanın yanlış olduğuna işaret etti ve Türkiye’de tek bir iktidar vardır o da cumhurbaşkanı ve kabinesidir” dedi. 3. “Biz bitti demeden hiçbir şey bitmez” dedi. Partiyi “eleştiri ve özeleştiri maskesi altında hırpalamaya” müsaade etmeyeceğini belirtti. 4. Seçimlere katılımın düşük olduğunu, AKP’li küskün seçmenin seçim sandığına gitmediğini belirterek Cumhur İttifakı’nın seçim kaybını da bu katılım düşüklüğüne bağladı. DEVAMI CUMHURİYET GAZETESİ VE cumhuriyet.com.tr adresinde.
GÜNDEM. SİYASET.
YSK boyun eğdi Yüksek Seçim Kurulu (YSK) CHP’nin Hatay seçimine ilişkin yaptığı “tam kanunsuzluk” başvurusunu reddetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karar açıklanmadan saatler önce yaptığı “YSK son noktayı koydu” açıklamasını anımsatan CHP lideri Özgür Özel, “Bu, talimatın itirafıdır. Karar siyasidir” dedi.
‘İtibardan tasarruf olmaz’ diyen iktidarın bıraktığı enkaz netleşiyor. Belediyeler borç batağında. tutar 100 milyar tl’ye dayandı. Kasaları boş devrettiler. 31 Mart yerel seçimlerinden büyük yenilgiyle çıkan AKP ve MHP’den kalan hasar ortaya çıkıyor. Koltuğa oturan yeni başkanlar borç yüküyle karşı karşıya kaldı. Belediyelerin milyarlık borçlarının yer aldığı afişler belediye binalarına asıldı. Açıklanan toplam borç tutarı 100 milyar liraya dayandı.
Sessiz sedasız tahliye. Kızılay yöneticisinin yaptığı bina depremde 70 kişiye mezar olmuştu. Adıyaman’da dönemin Kızılay şube başkanı Mehmet Murat Bulut’un müteahhitliğini üstlendiği Süeda Kent Sitesi, 6 Şubat depreminde yıkıldı. Bilirkişinin “asli kusurlu” bulduğu Bulut, 7.5 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı.
Diyarbakır’da depremde yıkılan Galeria Sitesi’nin üç müteahhidine verilen 17 yıl cezanın gerekçesi belli oldu. Kararda, “Bina projeye aykırı inşa edildi. İşçilik hatalı” dendi.
Değerlerimizden taviz vermeyiz’. CHP Genel Başkanı Özel, Fransa’da düzenlenen Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde konuştu. CHP’nin yerel seçimlerden birinci parti olarak çıktığını söyleyen Özel, “Değerlerimizden ve adaletli yönetimden taviz vermeyeceğiz.” dedi.
Kuvayı Milliye ile bir tuttu. AKP grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın seçimin kazananı olduğunu iddia etti. Erdoğan, “Kuvayı Milliye ne ise Hamas da işte aynen odur” dedi.
Köy Enstitüleri ruhu yaşatılmalı. Eğitimciler, Türk eğitim sisteminde devrim niteliği taşıyan Köy Enstitülerinin kuruluşunun 84. yıldönümünü kutladı: “Amacımız Köy Enstitülerinin ruhunu okullarımızda yaşatmak, Aydınlanmanın ateşini yeniden yakmak, geleceğe ışık olabilmektir.”.
Dubai’de sel felaketi. Aşırı yağışlar Birleşik Arap Emirlikleri’ni vurdu. Çölün ortasına kurulu Dubai, sular altında kaldı. Son 75 yılın en yüksek yağış miktarının kaydedildiği belirtildi. Umman’daki selde ise 19 kişi öldü.
Ankara’nın diplomasi trafiği. TÜRKİYE, İsrail-İran gerilimi sürerken Filistin gündemiyle diplomatik temaslarını yoğunlaştırdı. Hamas lideri İsmail Haniye’nin Türkiye’ye geleceği duyuruldu. Gazze’de ateşkes için yapılan müzakereler ise tıkandı.
KÜLTÜR SANAT.
İİZKİTAPFEST-İZMİR KİTAP FUARI (19-28 NİSAN) BAŞLIYOR. İSTANBUL FİLM FESTİVALİ DEVAM EDİYOR.
From the publisher's feed