İflah olmaz bir iyimser miyim, iflah olmaz bir geri zekalı mıyım? İflah olmaz bi’şeyim ama hakkımda hayırlısı.
N’apalım? Her düştüğümde kendi elimden tutmayı öğrenmişsem n’apayım yani? Orada debelenmekten kendimi ancak böyle kurtarmışsam… Bu da benim en büyük maskem, zırhımsa ama aynı zamanda en büyük gücümse…
Başımıza ne geldiğini gerçekten çıplaklığı ile konuşabilsek ne kadar güzel olacak değil mi?
Kimin çıplaklığını merak ediyorsunuz?
Kendime yazdığım yazıyla biten bu bölümde bu yazım hepimize hediye:
Güzelim sana bir takım sözlerim var tutmayı istediğim, hayal ettiğim… hepsi olur mu bilemem ama en azından hepsi için çabalayacağım buna söz veririm.
Güneşliyken herkes görür de fırtınanda görebilenleri dilerim hayatında mesela şimdiki aklımla.
Evvelden tutmadığım sözlerim, gözünden döktüğüm yaşların, attırmadığım kahkahaların için seni onunla bununla şununla kıyasladığım, değmez yere hırpaladığım, ipinin ucundan çekip zorladığım şeyler için özür dilerim. Ve teşekkür ederim yıllar içinden gelirken beni bırakmadığın için, her daim içimde dönmem için açık kapı bıraktığın için, koca koca duyguları hissettiğin, bir ezilmiş salyangoza ağlayıp, dalga kıyıya vurunca el çırptığın için… tüm boka batışların, tüm çırpınışların, olur olmaz tüm tanıdığın insanlar, emeklerin, kaçmaların, yalanların, doğruların için… tüm yaramazlıkların, gevezeliklerin için… teşekkür ederim.
Bazen kendimizi çok sevip bazen bi’şeye benzetemediğimiz oluyordur, mümkün. En azından bende net oluyor umarım sizde de böyle geçişler vardır da tek deli değilimdir.
Hayatta duymaya ihtiyacımız olan her güzel şeyi önce kendimize sonra başkalarının ta gözlerinin içine bakarak söylemeliyiz aslında. Güzel söz cimriliği yapmadan…
Tüm güzel, saran sarmalayan, fark ettiren, iyi hissettiren, yalnızlıktan alan ve çoğaltan sözleri tam ihtiyacımız olduğu anda duyar tam ihtiyacı olana zamanında diyebiliriz dilerim…
Her birimize Özdemir Asaf dizeleri gelmeli belki de kendimizi hatırlamak istediğimizde:
“Yalnız sensin gölgesiz
Ayrılmamacasına, yanımda…
Akların ortasında karan,
Karaların ortasında akınla…”