Kentleri çoğu zaman binaları, yolları ve meydanlarıyla tanımlarız. Oysa bir kenti gerçekten yaşatan, insanlar, diğer canlılar ve doğa arasında kurulan görünmez ilişkilerdir.
Konuğumuz şehir plancısı Dr. Kumru Çılgın ile “yaşamın dili” kavramından hareketle mekânsal planlamaya yeni bir pencereden bakmak istiyoruz.
Biyoçeşitlilik, yerel ekolojik bilgi, müşterekler, görünmeyen kent haritaları, bakım etiği ve onarıcı planlama üzerine yaptığımız bu sohbetle, kentleri yalnızca fiziksel mekânlar olarak değil, yaşayan ekosistemler olarak yeniden düşünmeye davet ediyor ve şu sorunun peşine düşüyoruz: Bir kenti planlamak, aslında birlikte yaşamayı öğrenmek midir?