
Sign up to save your podcasts
Or


Ø Yap İşlet Devret yöntemi için gerekli neden unsurlarından biri olan “Yüksek Teknoloji Altyapısı Gerekliliği” ihaleyi kazanan şirketlerce sağlanmakta mıdır?
Öncelikle görevli ya da proje üstlenicisi şirketin ortaklarının, teknik olarak şartnamede belirtilen yeterlilik koşullarını sağladığı dikkate alındığında, bu şirketin yeterli teknolojiye sahip olmadığı argümanı gerçeği yansıtmamaktadır.
Ek olarak; kredi veren finans kuruluşlarınca aranan başlıca kredi koşullarından biri, krediyi kullanan görevli ya da üstlenici şirketin mümkün olduğunca risklerden arındırılması ve bazı temel risklerin üçüncü taraflara transfer edilmesidir. Bu bağlamda, riskin dağıtılması amacı ile hem inşaat işleri hem de işletme ve bakım hizmetlerinin ilgili alanda tecrübesi bulunan üçüncü taraflara devredilmesi finansman için tercih edilen faktörlerden biri olabilmektedir
Yap İşlet Devret yöntemi, hem yatırımcı hem de yüklenici perspektifinden maliyet ve gelirlerin dikkate alınarak “bütünsel” olarak değerlendirilmesi gereken bir modeldir. Bu işin devredildiği ve daha yüksek teknolojiye sahip olan alt yüklenicinin, gerekli koşulları sağladığı noktada ilgili Yap İşlet Devret projesi ihalesine yatırımcı olarak da katılmasının önünde bir engel bulunmamaktadır.
Ø Kamu Özel Sektör İşbirliği Modeli ve Yap İşlet Devret Yöntemi ile hayata geçirilen bu projelere devlet kendi imkanları ile kredi bulabilir mi?
Devlet de bu projelerin finansmanı için kredi bulabilir, ancak burada üzerinde durulması gereken en temel nokta, bu projelerin en elverişli koşullarda finanse edilebilmesidir. Proje özelinde bir yüklenici ya da görevli şirket (SPV) kurulması ve projenin yapımını gerçekleştirmek üzere bu şirkete kullandırılacak kredilerin yine bu projenin faaliyete geçmesi sonrasında yaratacağı gelirlerle ödeneceği bir yapının kurulması; bankaların daha uzun vadede ve daha yüksek tutarda kredi sağlama yönünde daha istekli olması adına esastır. Bu yapının kamu nezdinde kurulması hem bürokrasi hem de hukuksal altyapı bakımından çok daha zor olacaktır (örn. her bir proje özelinde KİT/KİK kurulması).
Ek olarak, kamu borçluluğunun yönetimi de dikkate alınmalıdır. Devlet, KÖİ projeleri ile yükümlülüklerini hem uzun vadeye yayabilmekte hem de proje performansı ile orantılı olarak azaltabilmektedir. Bu şekilde devletin kaynakları kısa ve orta vadede farklı ihtiyaç alanlarına yönlendirilebilmektedir.
Ø Yap İşlet Devret projeleri ihalelerinde birim tarifelerin yatırımcılar tarafından belirlenmesi ile yatırımcılara ayrıca bir çıkar sağlanmakta mıdır?
Önemli olan, finansal modelin doğru ve tüm taraflara “Kamu”, “Özel Sektör Yatırımcısı” ve “Bankalar” optimum düzeyde fayda sağlayacak şekilde kurgulanmasıdır. Her bir projede, ihaleye katılan adaylar temel parametrelerden (işletme süresi, tarife, garanti tutarı vb.) biri üzerinden yarışılmakta olup, kalan parametreler sabit tutulmaktadır. Bir üst maddedeki koşul sağlandığı sürece de, tarafların hangi parametre üzerinden yarıştığı fark etmeyecek ve kamuya da ilave bir zarar doğurmayacaktır.
Ø Garanti ödemelerinin yatırım bedeline oranla yüksek tutarda olması ile yatırımcılara ilave bir çıkar mı sağlanmaktadır?
Paranın zaman değerinin dikkate alınması gerekir. Müteahhit firmanın tüm mühendislik, üretim, teslim ve montaj yani klasik bir EPC işlemlerini üstlenmesi durumunda İdarenin yükümlülüklerinin ortalama vadesi 1-2 yıl olabilecekken, bir Yap İşlet Devret projesinde yükümlülüklerin (garanti ödemeleri) ortalama vadesi ortalama 14-15 yıl olabilecektir.
Buna paralel olarak; yatırımcı da çok daha ileri vadelerde kar/gelir elde edilebilecek ve bu süre zarfında aldığı riskler de artacaktır.
Ek olarak KÖİ modelinde işletme maliyetleri (ve bunların artış riski) özel sektör yükümlülüğünde olacaktır ve Proje Şirketi elde ettiği kar üzerinden devlete kurumlar vergisi ödemesi yapacaktır. Maliyet karşılaştırmasında bu iki parametrenin de dikkate alınması gerekmektedir.
Ø Proje yüklencileri açık ihale ile mi belirlenmektedir?
Ø Kapsamdaki işler ve idarelere göre farklı ihale kanunlarında, farklı ihale usulleri tespit edilebilmektedir. Örneğin, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap İşlet Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun’un Uygulama, Usul ve Esaslarına İlişkin Karar’ın 12’nci Maddesi’nde; ilgili karar kapsamındaki görevlendirmelerde aşağıdaki usullerin uygulanabileceği düzenlenmiştir:
· Tüm istekliler arasında kapalı teklif usulü
· Belli istekliler arasında kapalı teklif usulü
· Pazarlık usulü
İlgili maddenin 2’nci fıkrasına göre, görevin gereğine göre bu usullerden hangisinin uygulanacağı idare tarafından tespit edilecektir.
Kamu İhale Kanunu’nun (KİK) 8’inci Maddesi’nde ise “eşik değer”ler tanımlanmış olmakla birlikte; bu eşik değerlerin doğrudan ihalenin gerçekleşme usulü ile ilişkilendirilmediği tespit edilmiştir.
Eşik değerin dikkate alındığı birkaç uygulamaya örnek verilecek olursa;
· Kanun’un 63’üncü Maddesi’nde “Yaklaşık maliyeti eşik değerin altında kalan ihalelerde sadece yerli isteklilerin katılabileceğine ilişkin düzenleme yapılabilir” kuralı yer almaktadır.
· Kanun’un 13’üncü Maddesi’nde ise eşik değerin altında ve üzerinde yaklaşık maliyetli işlerin ihale ilanları için farklı süre ve şekil şartları öngörüldüğü görülecektir.
· Benzer şekilde; ihale uygulama yönetmeliklerinin iş deneyimi veya mali yeterlilik koşullarına ilişkin hükümlere bakıldığında, yaklaşık maliyeti eşik değerin altında olup olmamasına göre yeterlilik koşullarının farklılaştığı görülecektir.
Dolayısı ile bugüne kadar hayata geçen projelerde kamu ihale kanununa bir aykırılık bulunmamaktadır.
From the publisher's feed