
Sign up to save your podcasts
Or


Sesin olmadığı yerlere; müziğin içindeki eslere, resimdeki boşluklara, bir şeyin söylenmediği ya da gösterilmediği anlara bakıyoruz.
Bir ses bittiğinde hemen ortadan kaybolmuyor; bazen zihnimizde, belleğimizde, bulunduğumuz yerde bir süre daha devam ediyor.
Biz de müziğin içindeki sessizlikle görsel sanatlardaki boşluğun nasıl çalıştığına bakıyoruz.
Konuğumuz sosyolog Dr. Çisel Karacebe, bir zamanlar kurumların dışında duran karşı seslerin zamanla müzelerin ve sanat tarihinin içine nasıl alındığını anlatıyor, 'Bir işi korumakla onu etkisizleştirmek arasındaki bulanık sınır nerede başlıyor?', 'Kimin görünür ve hatırlanmaya değer olduğuna yalnızca müzeler mi karar veriyor, yoksa bizim seçimlerimizin de bunda payı var mı?' gibi kıymetli sorular üzerine düşündürüyor.
Bölümün sonunda ise benzer bir yolculuk yaşayan müzik grubu The Raincoats var. İlk yıllarında müziği geçerli bir sanat üretimi olarak görülmeyen grubun yaklaşık otuz yıl sonra MoMA’da sahne alması üzerinden, bir zamanlar dışarıda bırakılan bir sesin nasıl kurumun içine kabul edildiğine müzik tarafından iyi bir örnek.
Dr. Çisel Karacebe’ye emanet ettiğimiz bu bölümde, sosyal bilimlerde alışık olduğumuz araştırma yöntemlerinin dışına çıkarak fotoğraflarla yapılan görüşmelerden, katılımcıların kendi çevrelerini fotoğrafladığı çalışmalardan ve kent yürüyüşlerinden ortaya çıkan duyusal araştırmalardan söz ediyor; görmenin bilgi üzerindeki hakimiyetini biraz kenara çekip araştırmanın sesine, kokusuna, tadına ve yürüdüğümüz yollara bakıyoruz.
Konuklarımız heykeltıraş Emin Çelik ve Marmara Üniversitesi Heykel bölümü öğretim üyesi ve heykeltıraş Doç. Ömer Emre Yavuz ile sanat eğitimini kanonlar ve ikilikler üzerinden tartışmaya açıyor; teorik bir zeminden yola çıkarak yerleşik kabullerin nasıl kurulduğuna ve sanat eğitiminin değişen, dönüşen yapısına göz atıyoruz.
Hatimet’in Dr. Çisel Karacebe’ye emanet ettiği bu bölümün konusu, Peter Cusack’ın bir radyo projesi olarak başlayan Favourite Sounds Project’inden Jana Winderen’in insan kulağının erişemediği ses dünyaları olacak.
Geçen hafta konuğu olan ve bu hafta için bölümün konuşmasını üstlenen Çisel, hangi sesleri önemli, sevilen ya da kayda değer bulduğumuzu; sesin hafıza, duyular ve kent yaşamıyla ilişkisini konuşacak.
Yarasaların ekolokasyonundan Steven Feld’in akustemoloji kavramına bakıp, bölüm sonunda sualtı seslerini dinlerken şu sorunun peşine düşelim; Biz duymuyorsak bir ses gerçekten yok mudur?
Konuğumuz sosyolog Dr. Çisel Karacebe ile ses işleri ve doktora çalışmasından yola çıkarak kentteki sesleri, gürültüyü ve müzikle gürültü arasındaki sınırları konuşuyor; sesin kendisine, onu dinleme ve kaydetme biçimlerimize, gündelik hayatın içindeki seslere dikkat kesilmenin ne anlama gelebileceğini örneklerle birlikte düşünüyoruz.
Konuğumuz Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu çevirmen Dilara Erdem ile Ocean Vuong’un romanı neden bir yolculuktan çok bir arayış olarak gördüğünü konuşuyor; reddettiği olay örgüsünün okuru bir sona sürükleyen yapısını neden yapay bulduğunu, bunun yerine gündelik hayatın, yan hikâyelerin ve kırılgan karakterlerin romanın asıl merkezini nasıl oluşturduğunu Mutluluk İmparatoru kitabı üzerinden düşünüyoruz.
Caravaggio ve Bernini’nin resim ve heykellerinden yola çıkarak Barok müziğe, Floransa Camerata’sından operanın doğuşuna, Monteverdi’nin söz ile müzik arasındaki ilişkiye getirdiği yeniliklerden Bach’ın çok sesli yapısına uzanıyoruz.
Adorno ve Deleuze üzerinden Barok kavramına eleştirel bir bakış getirerek dönemleri tanımlamak için kullandığımız etiketlerin ne ölçüde sonradan kurulduğunu, Caccini ve Strozzi gibi isimlerin neden kanonun dışında kaldığını ve Barok’un “karşı seslerinin” nerede aranabileceğini tartışıyoruz.
Konuğumuz sanat tarihçisi ve çevirmen Dr. Tüles Üresin ile Maniyerizmin tuhaf, zarif ve huzursuz dünyasını konuşuyor; Rönesans’ın yerleşmiş güzellik ve temsil anlayışının nasıl esnetildiğini ve Rönesans kanonuna bir karşı ses olup olmadığını; Barok’a uzanan yolu nasıl açtığını inceliyoruz.
Bu hafta Dönemler Arası: Kanonlar ve Karşı Sesler'de Doç. Dr. Zeynep Bilge'yi konuk ediyoruz. Rönesans'ın görme ve duyma biçimlerini, perspektif ile tonalite arasındaki ilişkiyi ve William Shakespeare'nin oyunlarında müziğin nasıl güçlü bir anlatı aracına dönüştüğünü konuşuyoruz.
From the publisher's feed