
Sign up to save your podcasts
Or


Anda kalmanın kabullenişle ilişkini fark edişlerimi konudan konuya geçerek anlattığım doğaçlama bir bölümden, aklından geçenleri bana yazmayı unutma!
📬 Bana ulaşmak istersen:
instagram.com/bestekurtl
instagram.com/dusuncerontgeni
Bu bölümde son zamanlarda tekrardan adını duyuran Banu Berberoğlu'nu neden izlediğimiz hakkında düşüncelerimi paylaşıyorum. Konu Banu Berberoğlu değil, onu neden izlediğimiz yani biz...
Düşüncelerimin röntgenini çektim, sana yorumladım.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere, huzurla kal!
📬 Bana ulaşmak istersen:
instagram.com/bestekurtl
instagram.com/dusuncerontgeni
Bu bölümde sabırsız bir zihinle geçen yılların ardından “seve seve sabretmeyi” nasıl öğrenmeye başladığımı anlatıyorum.
Planladığımız şeylerin hiç beklemediğimiz şekilde geliştiği anlarda, akışa güvenmeyi nasıl deneyimlediğimi; bazen hiçbir şey yapmadan, sadece bekleyerek bile ilerlenebileceğini fark ettiğim hikâyeleri paylaşıyorum.
Yıllar içinde değişen hız tanımım, yaş aldıkça şekillenen sabır anlayışım ve kendime koyduğum yeni sınırlar üzerine uzun bir iç dökme…
Eğer senin de içinde hiç durmayan bir “hemen olsun” sesi varsa ya da sabırla sınandığın bir dönemden geçiyorsan, bu bölüm tam senin için.
📬 Bana ulaşmak istersen:
instagram.com/bestekurtl
instagram.com/dusuncerontgeni
Bu bölümde alınganlık mağduru olmamın birikimiyle biraz fazla alıngan insanların hissettirdikleri üzerine konuşuyor ve alınganlığın nedenine biraz daha derinden bakmaya çalışıyorum.
📬 Bana ulaşmak istersen:
instagram.com/bestekurtl
instagram.com/dusuncerontgeni
Bu bölümde ne istediğimizi anlamaya çalışırken ne kadar farklı yollardan geçtiğimizi ve bazen “çok alakasız” gibi görünen denemelerin bile ne kadar bağlantılı olduğunu konuşuyorum.
Kendi yolumu ararken, ne kadar çok şey denediysem o kadar kendime yaklaşmışım gibi hissediyorum.
Eğer sen de şu an “arayış”ta olduğunu hissediyorsan, bu bölüm seni yalnız bırakmamak için burada.✍️
📬 Bana ulaşmak istersen:
instagram.com/bestekurtl
instagram.com/dusuncerontgeni
Bu bölüm, eksiklik hissiyle yıllardır süren içsel mücadelemin bir günlüğü gibi… Göçmenlik süreciyle birlikte bu eksikliği örtmeye, kapatmaya ya da inkâr etmeye çalışmak yerine kabul ettiğim bir döneme girdim. Kabul edince, elimde ne var diye baktım. Yeteneklerimle tanıştım yeniden. Uzun zamandır unuttuğum becerilerimle… Farkında bile olmadığım yönlerimle. Bu bölümde, “yetersizim” derken aslında ne kadar dolu olduğumu hatırladığım bir dönüşüm sürecinden bahsediyorum. Eğer sen de zaman zaman eksik hissettiysen, belki bu bölümde bir şeyler seni yansıtır.
📬 Bana ulaşmak istersen:
instagram.com/bestekurtl
instagram.com/dusuncerontgeni
Bu bölümde, merak duygumun ıslah olmayan hâlinin bana yaşattığı şeylerden ve inanç kalıplarının bazılarına anlatacağıma günlüğüme yazdığım dertlerimden bahsediyorum.İki haftada bir tekrar eden Sevgili Günlük serisini takip etmeyi ve her çarşamba yeni bölümü dinlemeyi unutma.
İki haftada bir tekrar eden Sevgili Günlük serisini takip etmeyi ve her çarşamba yeni bölümü dinlemeyi unutma.
Eğer aklımdan geçenler, aklındakilerle kesişiyor ya da çakışıyorsa bana ulaşabilirsin:
📬 Bana ulaşmak istersen:
instagram.com/bestekurtl
instagram.com/dusuncerontgeni
Bugün nostaljik bir giriş yapmak istedim…
Çünkü konu arşivden kopamamak. Eski fotoğraflar, ilişkiler, bedenler, başarılar ya da sadece bir zamanlar olduğumuz “o kişi” neden hâlâ bu kadar etkili üzerimizde? Bu bölümde geçmişe özlem duymanın psikolojik ve felsefi yönlerini konuşuyorum.
Soru basit gibi: “Geçmiş daha mı güzeldi?”
Ama cevap, her zaman aynı yerde yaşamıyor.🎧
📬 Bana ulaşmak istersen:
instagram.com/bestekurtl
instagram.com/dusuncerontgeni
“Kendini sevmek” sloganının altı gerçekten neyle dolu?
Çocukken zaten taşıdığımız sevgiyi neden büyüyünce dışarıdan toplamaya çalışıyoruz? Kendini süslemekle kendini sevmek aynı şey mi?
İçimizdeki güzelliğe ve kendi kalbimizle gökyüzüne dokunma cesaretine dair bir sohbet.
🎙️ Bu, Sevgili Günlük serisinin ilk bölümü.
Ben Beste. Bugün kendimi seçtim.
📬 Bana ulaşmak istersen:
instagram.com/dusuncerontgeni
Beklentilerden, yanlış anlaşılmalardan ve “senin yerinde olsam” diye başlayan cümlelerin yarattığı o görünmez baskıdan bahsettiğim bir bölümle karşınızdayım.
Eylül’ün içsel maratonu, yeni başlangıçlar ve o hiç bitmeyen “daha iyi versiyon” çabasıyla kendimizi nereye kadar taşıyoruz?
Kendi deneyimime, beklentilerime ve insan olarak varoluşumuzdaki karmaşık döngülere samimi bir sesli günlük bıraktım.
Sen benim yerimde olamazsın ama kendi yerinde neler yapabileceğini hatırlamak istersen, buyur dinle.
📬 Bana ulaşmak istersen:
instagram.com/bestekurtl
instagram.com/dusuncerontgeni
From the publisher's feed