Ege'yi Aşmak

Ege'yi Aşmak

By Hafıza MerkeziSociety & CultureNewsPolitics
Download on the App Store

Ege'yi Aşmak episodes

  • Ulusaşırı Bir Podcastin Son Sözü: Hikâye Anlatıcılığı İle Ege'yi Aşmak
    "Ege’yi Aşmak: Hareket Halindeki İnsanların Yüzyılı" adlı podcast serimizin son bölümüne hoş geldiniz. 14 bölüm boyunca inanılmaz bir yolculuk yaptık ve bugün, seriyi noktalarken, tartıştığımız tüm konular üzerine bir değerlendirme sunmak ve bu süreçte edindiğimiz deneyimleri paylaşmak istiyoruz.

    Bu bölümde, serinin yapımında emeği geçen herkes, İngilizce, Yunanca ve Türkçe dillerinde bir ulusaşırı podcast yapma hikayelerini anlatacak: Christina Karvouni, Deniz Uludağ, Noémi Lévy-Aksu, Mert Koçak, Merve Bakdur, Ozan Mirkan Balpetek, Thanos Skourtas, Christina Karvouni, Deniz Uludağ, Noémi Lévy-Aksu, Mert Koçak, Merve Bakdur, Ozan Mirkan Balpetek, Thanos Skourtas, Varvara Christaki, Vicky Aggelidou, ve Vicky Aggelidou.

    Bu yolculukta bize katıldığınız için teşekkür ederiz. Ege’yi Aşmak sevgi dolu bir emeğin meyvesi oldu ve umarız göç ve hafızanın kalıcı etkileri üzerine düşünmeye teşvik etmiştir. Sizi de kendi hikâyelerinizi paylaşarak veya bu seri boyunca duyduklarımız üzerine düşünerek, sohbeti sürdürmeye davet ediyoruz. Dinlediğiniz için teşekkürler, bir dahaki sefere kadar hoşça kalın!
    21 min
  • “Hepimiz Bir Şekilde Göçmeniz": Mübadelenin Müzikal Toplulukları ve Midilli Düğümü
    “Ege'yi Aşmak: Hareket Halindeki İnsanların Yüzyılı” podcast serimizin yeni bölümüne hoş geldiniz. Bu bölümde Ege'nin müzikal haritasına keşfetmeye devam ediyoruz. Konuğumuz Maria Seitanidou bizi Kuzey Yunanistan, Makedonya, Pontus ve Ege'nin müzik topluluklarına götürüyor. Maria Seitanidou, Midilli, Lesvos'ta yaşayan yerel bir müzisyen ve bir ilkokul öğretmeni. Geleneksel şarkı ve dansları organize edip öğretiyor, ayrıca geleneksel koroları yönetiyor.

    Maria, bizi kendi memleketi Veria'da çocukken başlayan ve bölgedeki Pontus topluluklarının etkisiyle şekillenen bir müzik yolculuğuna çıkardı. Ardından Lesvos'a gelişi ve "bir rüyaya giriş" olarak tanımladığı bir müzisyen topluluğuyla tanışma sürecini bizlerle paylaştı. Kendisiyle müziğin göçmen toplulukların hayatındaki rolü, müziğin nasıl seyahat ettiği ve son yıllarda bir müzisyen ağının daha geniş Ege coğrafyasının müziğini yeniden inşa etme ve yeniden keşfetme girişimi hakkında konuştuk.

    Bunu göçle ilişkilendirerek, Maria çok dilli şarkı söylemenin ona “ötekini” anlamasını nasıl sağladığını ve insanlar arasındaki kutlanacak benzerlikleri keşfetmesine olanak tanıdığını anlattı. Bir Yunan olarak Türkiye ile olan bağlantısını anlatırken, Türkiye'deki insanların da Yunanistan'a karşı benzer duygular beslediğine sık sık şahit olduğundan bahsetti.


    Bu bölümün söyleşisini, Community Peacemaker Teams'den Christina Karvouni tarafından Yunanca olarak gerçekleştirildi. Söyleşiyi Ozan Mirkan Balpetek İngilizce olarak, Hafıza Merkezi'nden Merve Bakdur ise Türkçe olarak özetledi ve yorumladı.
    19 min
  • Göçün Melodileri: Ege’de Müzik, Hafıza ve Kimlik
    Ege'de göçün tarihsel ve güncel boyutlarını ele aldığımız "Ege'yi Aşmak: Hareket Halindeki İnsanların Yüzyılı" podcast serimizin yeni bölümüne hoş geldiniz. Bu bölümde, zorunlu göç, hafıza ve müzik arasındaki derin bağlantıyı Stelios Moraïtis ile keşfetmeye devam ediyoruz. Stelios, Fransız-Yunan kökenli bir Sosyal Antropoloji doktora öğrencisi olup, bu alandaki araştırmalarını sürdürüyor.

    Stelios, Côte d'Azur Üniversitesi'nde Migrations and Society Research Unit (URMIS) üyesidir. Yunanistan ve Türkiye'de bir buçuk yıl saha çalışması yapmış ve müzik ile göç üzerine odaklanmıştır. Ayrıca, Yunan-Türk Savaşı’nın sonu ve nüfus mübadelesi döneminde Yunan mültecilerinin yönetimi üzerine bir tarih yüksek lisans tezi tamamlamıştır.

    Bu bölümde Stelios, müziğin sürgün yolunu nasıl izlediğini anlatıyor. Özellikle Anadolu’dan Yunanistan'a giden yerinden edilmiş toplulukların, müziği nasıl kültürel miraslarını korumak, kaybettikleri topraklarla bağlarını sürdürmek ve ev sahibi ülkelerde yeni kültürel kimlikler oluşturmak için kullandığını açıklıyor. Anadolu’dan kaçan mülteciler, lyra, kanun, ud gibi zengin bir müzikal çeşitlilik ve makam gibi müzik sistemlerini de beraberlerinde getirdiler. Ayrıca, hasapiko, zeybekiko ve karşılama gibi ritimleri tanıttılar.

    Son olarak, Stelios, Ege’yi canlı ve dinamik bir kültürlerarası alan olarak öne çıkarıyor. Farklı geçmişlere sahip müzisyenler, hafızalarını, miraslarını ve kişisel deneyimlerini müziklerine yansıtarak etkileşimde bulunuyorlar. Bu bölgedeki insanların yaratıcılığı, gelenek ve hafızayla olan derin bağlarına dayanarak kültürel uygulamalarını dönüştürüp onlara yeni anlamlar kazandırıyor.

    Bu bölümün söyleşisi Ozan Mirkan Balpetek tarafından İngilizce olarak gerçekleştirildi. Mert Koçak, Stelios'ın anlattıklarını Türkçe olarak özetledi ve yorumladı ve Community Peacemaker Teams'den arkadaşlarımız da aynı şeyi Yunanca olarak yaptı. 
    14 min
  • “Artık Sadece Duvarlar Biliyor”: Göçün Hafızasını Müzikle Dinlemek
    Ege'de göçün tarihsel ve güncel boyutlarını ele aldığımız "Ege'yi Aşmak: Hareket Halindeki İnsanların Yüzyılı" podcast serimizin yeni bölümüne hoş geldiniz. Nüfus Mübadelesi'nin toplumsal hafıza üzerindeki etkisini müzik üzerinden tartışmaya devam ediyoruz. 1923’te gerçekleşen bu zorunlu göç, binlerce insanı evlerinden ederken, geride sadece maddi kayıplar değil, aynı zamanda nesiller arası travmalar da bıraktı. Müzik, bu süreçte zorla yerinden edilenlerin yaşadıkları acıları ifade etme biçimi olmanın ötesinde, kimliklerini koruma ve yeniden inşa etme aracı haline geldi. Bölümde ayrıca İmroz’a ve daha geniş Ege coğrafyasına ait bazı müzik örneklerini de sizlerle paylaşacağız. 

    Bu bölümde konuğumuz Ezgi Ceylan. Ezgi, Boğaziçi Üniversitesi Mütercim Tercümanlık (Çeviribilim) bölümünden mezun oldu ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat alanında yüksek lisans yaptı. Beykent Üniversitesi’nde iki yıl okutmanlık yaptıktan sonra İngilizce öğretmeni olarak çalışmaya başladı. Halk müzikleri ile ilgileniyor ve aktif olarak sahne alıyor. Hafıza çalışmaları, farklı dillerde müzikler ve ekolojik tarım, ilgisini çeken konular arasında. İmroz’da yaşayan Ezgi, uzun yıllardır çok dilli şarkı söylüyor ve Yunanca, Kürtçe, Ermenice, Arapça, Ladino gibi birçok dili kapsayan geniş bir repertuara sahip.

    Ezgi’nin çok dilli şarkılar icra ettiği Youtube kanalını ve yürütücüsü olduğu “Duvarlar Bile Biliyor” müzik insiyatifini takip etmeyi unutmayın. 

    Ezgi, İmroz’daki müzik kültürüyle ilk karşılaşmasını ve burada duyduğu müziklerin toplumsal bellek üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde paylaşıyor. İmroz köylerine yaptığı ziyaretlerin, orada tanık olduğu göç hikayelerinin ve terk edilmiş evlerde bulduğu izlerin onun performansına nasıl yansıdığını anlatıyor. Ayrıca, Timoleon Çaknis gibi yerel müzisyenlerle kurulan bağlar ve İmroz müziğinin korunmasına yönelik yapılan albüm çalışmalarına da vurgu yapıyor. Sohbet boyunca, mübadele dönemi şarkılarının taşıdığı derin acı ve kimlik mücadelesi eleştirel bir bakış açısıyla ele alınıyor. Rebetiko müziğinin göçmenlerin yaşadıkları zorlukları, kimlik kaybını ve toplumsal dışlanmayı nasıl yansıttığı da konuşuluyor. Son olarak, Ezgi, dinleyicilere hem Rebetiko’dan hem de İmroz’a ait parçalardan örnekler sunarak müziğin hafıza üzerindeki bağlayıcı ve birleştirici rolünü ortaya koyuyor.
    31 min
  • Mübadele Varislerinden Hikayeler IV: Trakya’dan, Makedonya’ya ve Yunanistan’a
    Ege’de göçün tarihsel ve güncel seyrini tartıştığımız Ege'yi Aşmak: Hareket Halindeki İnsanların Yüzyılı’ndan tekrar merhaba! Bu bölümde, ailesinde mübadele geçmişi olanların bakış açılarıyla Nüfus Mübadelesi'nin hafızasını inceliyoruz. Kişinin Mübadele hafızasını kendi aile hikayesinde taşıması ve bunun günümüzde yaşanan göçlere dair algımızda nasıl yansımaları olduğunu anlamaya ve analiz etmeye uğraşacağız. Ayrıca, Mübadelenin Türkiye ve Yunanistan uluslarındaki heterojen kimlikleri nasıl şekillendirdiğini tartışıyoruz.

    Bugün Christina Karvouni bizimle birlikte. Sosyoloji, sosyal antropoloji ve tarih eğitimi alan Christina, toplumsal cinsiyet çalışmaları alanında yüksek lisans yaptı ve Midilli’deki Moria göçmen geri gönderme merkezinin Moria Köyü'ndeki kadınların yaşamları üzerindeki etkilerine odaklandı. Halen Midilli'de Community Peacemaker Teams ile çalışmakta, göçmenlerin kriminalize edilmesi ve geri gönderme merkezleri üzerine odaklanmaktadır. Christina başından beri podcast serimizde yer alıyor ve sesini Yunanca kayıtlarımızdan tanıyabilirsiniz.
    Christina, anne tarafının Tekirdağ'dan (Redestos) Makedonya'ya ve ardından Yunanistan'a nasıl göç ettiğini ve baba tarafının ise Yunanistan'da varlığı Mübadele'den önceye dayanan Arvanit toplumunun bir parçası olduğunu anlatıyor. Kişisel deneyimleri üzerinden göçmenlerin yerleşik toplumların hayatındaki yerini, bu gruplar arasındaki karşılaşmaların yarattığı toplumsal dinamikleri ve Yunanistan'da azınlıklara ve göçmenlere uygulanan asimilasyon politikalarını anlatıyor. Ayrıca “Hangi Trakya, hangi Makedonya?” gibi tartışmalarla hala çizilen “görünmez sınırlar” hakkındaki izlenimlerini paylaşıyor.


    Bu bölümün söyleşisi Ozan Mirkan Balpetek tarafından İngilizce olarak gerçekleştirildi. Mert Koçak, Christina'nın anlattıklarını Türkçe olarak özetledi ve yorumladı ve Community Peacemaker Teams'den arkadaşlarımız da aynı şeyi Yunanca olarak sağladı.
    10 min
  • Mübadele Varislerinden Hikayeler III: “Tüm Yemekler Acılı!”
    Ege’de göçün tarihsel ve güncel seyrini tartıştığımız Ege'yi Aşmak: Hareket Halindeki İnsanların Yüzyılı’na tekrar hoş geldiniz! Bu bölümde, ailelerinde mübadil akrabaları olan/olmuş kişiler aracılığıyla Mübadele’yi, sonrasını ve günümüzdeki hafızasını anlamaya çalışacağız. Bu bölümde, tekrardan Mübadele’nin kendisine, sonrasına ve ardında bıraktığı belleğe, ailelerinde mübadil olan insanların aracılığıyla kulak kesileceğiz. Kişinin Mübadele hafızasını kendi aile hikayesinde taşıması ve bunun günümüzde yaşanan göçlere dair algımızda nasıl yansımaları olduğunu anlamaya ve analiz etmeye uğraşacağız.

    Bugün Vicky Aggelidou bizlerle. Vicky bir ceza avukatı; halihazırda Legal Centre Lesvos’ta çalışıyor ve Avrupa Birliği’nin kaçakçılık yasaları gerekçe gösterilerek sistematik olarak cezaevine gönderilen, kriminalize edilmiş göçmenlerin davalarına odaklanıyor. Vicky’nin tüm nineleri ve dedeleri doğrudan veya dolaylı olarak mübadeleye tabi tutulmuşlar. Hatta kimisi son duraklarına ulaşmadan önce bugünkü Yunanistan ve Türkiye arasında pek çok kez mekik dokumuş. Bu bölümde Vicky bize Türkçe’nin çocukluk hayatında ne kadar yer tuttuğundan bahsediyor, kendi hafızasının çoğunlukla büyük ebeveynlerinin evlerindeki yemeklerle ve bu yemeklerin kokularıyla süslü olduğuna değiniyor ve “tarihin, talihsizce tekerrür edişinin” ondaki intibasını dile getiriyor.


    Vicky ile olan görüşmeyi Ozan Mirkan Balpetek yaptı. Bölümün dili İngilizce olduğundan, Vicky’nin anlattıklarını Merve Bakdur Türkçe, Community Peacemaker Teams’den dostlarımız da Yunanca olarak özetledi ve yorumladı.
    7 min
  • Farklı Rantçılar, Aynı Göç Rotası: Ege’de Göç Endüstrileri
    Ege'deki göçleri tarihi ve güncel etkileriyle tartıştığımız "Ege'yi Aşmak: Hareket Halindeki İnsanların Yüzyılı" podcast serimize tekrar hoş geldiniz. Mübadelenin Ege coğrafyasındaki ekonomik hayatta sebep olduğu değişimleri konuşmaya devam ediyoruz. Dokuzuncu bölümde ise göçün nasıl bir endüstri oluşturduğunu, bu endüstrinin yıllar içinde nasıl büyüdüğünü ve kimlerin bu durumdan faydalandığını ele alacağız.

    Bu haftaki konuğumuz Mert Koçak, 2023 yılında Central European University’nin Sosyoloji ve Sosyal Antropoloji Bölümü’nde doktorasını tamamladı. Mert, “Göç Endüstrileri ve Queer Göçün Ulusötesi Yönetişimi: Türkiye'de Cinselliğin ve Toplumsal Cinsiyetin Bürokratikleşmesi” başlıklı tezinin önemli bir kısmını, sivil toplum kuruluşlarının göç endüstrisinin bir parçası haline gelme sürecini incelemeye ayırdı.

    Mert, göçü mümkün kılarak, kısıtlayarak ve kontrol ederek kar eden bir grup aktörün nasıl bir araya gelerek göç endüstrisini oluşturduğunu anlatıyor. Bu aktörlerin tarih boyunca göçe nasıl şekil verdiğini göstermek için 19. yüzyılda Avrupa’dan Amerika’ya gerçekleşen Trans-Atlantik göçte aracı kurumların rolüne dikkat çekiyor. Nüfus Mübadelesi özelinde ise, mübadillerin Ege’yi aşmalarını kolaylaştırma üzerinden ve de terk edilmiş mülklere el koyarak kar etmeyi başaran aktörlerle ilgili detaylı bilgiler sağlıyor. Son olarak, Ege göç hattındaki kar amacı güden güncel faaliyetlerden bahsederek, bu hattaki aktörler veya kar elde etme yolları zamanla değişmiş olsa da, göçmenler pahasına göçten kar etme prensibinin aynı kaldığını ortaya koyuyor.

    Mert Koçak ile olan görüşmeyi, hem İngilizce hem de Türkçe olarak, Ozan Mirkan Balpetek yaptı. Community Peacemaker Teams’den dostlarımız da bölümü Yunanca özetledi ve yorumladı.
    33 min
  • Mübadelede Kent Mekanlarının Dönüşümü: Midilli’nin Göçmen Mahalleleri
    Ege’deki geçmiş ve güncel göçleri tartıştığımız “Ege’yi Aşmak: Hareket Halindeki İnsanların Yüzyılı” podcast serisine tekrar hoşgeldiniz! Kısa bir ara vermeden önceki son bölümümüzde İstanbullu Rumları ve mübadelede gidenler kadar kalanların hikâyelerini konuşmuştuk. Sekizinci bölümde ise mübadelenin ve mübadillerin Yunanistan’a, özellikle de Midilli’nin ana kenti Mitilini’ye vardıklarında kentsel coğrafyayı ve kamusal alanı nasıl yeniden inşa ettiklerine odaklanacağız.

    Bu haftaki konuğumuz Dimitra Glenti, Atina Ulusal Teknik Üniversitesi'nde mimarlık eğitimi aldı. Doktora derecesini, Midilli’de bulunan Ege Üniversitesi’nde Sosyal Antropoloji ve Tarih Bölümü’nden 2023 yılında tamamladı. Dimitra, “Şehrin Eteklerinde Yaşamak: Midilli’deki Mülteci Yerleşimlerinin Bir Araya Gelişi ve Dönüşümü” başlıklı tezinde Midilli'deki mülteci yerleşimlerinin oluşumuna ve dönüşümüne odaklandı.

    Midilli’nin yerlisi olan Dimitri, bu bölümde hem bir yerlinin hem de bu alanda akademik çalışmalar yürüten bir araştırmacının gözünden Midilli’nin mekân tarihini anlatıyor. Çalışmalarında kentin mübadele öncesi yüzüne, mübadeleyle gelenlerin bu kamusal görüntüye nasıl etki ettiğine ve 1970’lere kadar adım adım bu mekânsallığın nasıl evrildiğine odaklanıyor. Dimitra bizlere Midilli’deki göçmen mahallelerinin yükselişi, bu mahallelerdeki sınıfsal arkaplanları ve toplumsal cinsiyet rollerini ve dahası, son yüzyılda tüm bu etkenlerin Midilli’yi mekânsal olarak nasıl dönüştürdüğünü farklı katmanlarıyla anlatıyor. Bir adalı olarak, 2015 ve sonrasında adaya gelen göçmenlerle araştırması sırasında mübadillerden duyduğu hikâyeler arasındaki ilintiler ışığında kent belleğine ve direnişe dair  Midilli’nin bir fotoğrafını çekiyor.  

    Dimitra Glenti ile olan görüşmeyi Ozan Mirkan Balpetek yaptı. Bölümün dili İngilizce olduğundan, Dimitra’nın anlattıklarını yine Ozan Türkçe, Community Peacemaker Teams’den dostlarımız ise Yunanca olarak özetledi ve yorumladı.
    22 min
  • Mübadelenin Yankıları: 1923’ten Sonra İstanbullu Rumlar
    Ege'deki göçleri tarihi ve güncel etkileriyle tartıştığımız "Ege'yi Aşmak: Hareket Halindeki İnsanların Yüzyılı" podcast serimize tekrar hoş geldiniz. Mübadele kapsamına girmeyen, ama mübadelenin milliyetçi ruhundan fazlasıyla etkilenen gruplar hakkında konuşmaya devam ediyoruz. Geçen bölümde İmrozlu Rumların yaşadıklarını konuştuk. Bu bölümde ise Foti Benlisoy’u misafir ederek, dikkatimizi İstanbullu Rumlara çeviriyoruz.

    Foti, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Lisansüstü ve doktora çalışmalarını Boğaziçi Üniversitesi tarih bölümünde yürüttü. Uzun zamandır birçok yayınevinde ve dergide, çevirmen ve editör olarak çalışıyor. İstos Yayınevi’nin kurucularından biri olan Foti ile röportajı Mert Koçak yaptı. Merve Bakdur, bölümü İngilizce, Community Peacemaker Teams ise Yunanca olarak özetledi ve yorumladı. 


    Foti, konuşmasına İstanbullu Rumların yaşadığı nüfus erozyonun sebeplerini anlatarak başlıyor. 1942’de varlık vergisi, 1955’te 6-7 Eylül olayları, 1964’te Rum Sürgünü, 1974’te Kıbrıs’ın işgali gibi büyük tarihi olayların Rum nüfusunun azalmasında rol oynadığı su götürmez bir gerçeklik. Fakat Foti gündelik hayattaki ayrımcılık pratiklerinin de bu büyük olaylar kadar önemli olduğunun altını çiziyor. Nüfus erozyonunun sonuçlarına da değinen Foti, bu süreçte Rumların seküler ve milli liderlerini de kaybettiklerini anlatıyor. Tanzimat döneminde dini olmayan kurumların siyasete şekil verme sürecinin sekteye uğramasıyla Patrikhane’nin yeniden liderlik vasfı kazandığına değinen Foti, son olarak, Rumlar için İstanbullu olmanın anlamını ve bu kimliklerini nasıl koruduklarını anlatıyor.
    33 min
  • Mübadelenin Yankıları: 1923'ten Sonra İmrozlu Rumlar
    Ege'deki geçmiş ve güncel göçleri tartıştığımız "Ege'yi Aşmak: Hareket Halindeki İnsanların Yüzyılı" podcast serimize tekrar hoş geldiniz! Geçmiş bölümlerde ailesinde mübadele geçmişi olanların hikayelerine kulak verdik. Bu bölümde ise mübadele kapsamına girmeyen, ancak mübadelenin milliyetçi ruhundan fazlasıyla etkilenen İmroz'da (Gökçeada) yaşananları konuşuyoruz.

    Bölümün konuğu Stelyo Berber. Kendisi İmroz doğumlu bir müzisyen. Uzun yıllarda Atina ve İstanbul’da yaşadıktan sonra İmroz’a dönüp, Aya Todori (Zeytinliköy) Rum İlkokulunda müzik öğretmenliği ve müdürlük yapmakta. Aynı zamanda İmroz Eğitim ve Kültür Derneği ile Rum kültürel mirasını yaşatmak için mücadele veriyor. Stelyo ile röportajı Noémi Lévy-Aksu yaptı. Ozan Mirkan Balpetek bölümü İngilizce, Community Peacemaker Teams ise Yunanca olarak özetledi ve yorumladı.


    Mübadele yankıları yerlerinden edilenlerle sınırlı kalmadığı için, daha dolaylı şekilde etkilenen coğrafya ve öznelere de alan açmaya devam ediyoruz. Stelyo mübadele sonrası Rum nüfusun çok azaldığı İmroz’un geçmişini ve bugününü konuşuyor. 20. yüzyıl boyunca devam eden göç hareketinin ana sebeplerinden biri devletin politikaları ve bölgesel siyasi konjonktürün yankıları. Stelyo İmroz’u terk eden veya etmek zorunda kalan Rumların karşıladıkları zorluklara ve kısmen yok olan mülkiyet ve kültürel mirasına değiniyor. Aynı zamanda İmroz’un hafızasını aktarma biçimlerinden bahsediyor. Son olarak, kendisi gibi bu son yıllarda İmroz’a geri dönenlerin motivasyon, umut ve endişelerini dile getiriyor.
    29 min

About Ege'yi Aşmak

From the publisher's feed

Kendini sınırlarla var eden yabancı ve mülteci düşmanlığına ve ırkçılığa karşı sınırlar ötesi bir Ege’yi tahayyül etmek için Hafıza Merkezi ve Legal Centre Lesvos olarak, Community Peacemakers…