
Sign up to save your podcasts
Or


2013’de yayımlanan Ahmed Sadaavi’nin Frankenstein Bağdat’ta adlı romanı 2000’li yılların başında Amerikan işgali altındaki Bağdat’ta terör saldırılarının, patlayan bombaların yol açtığı felakete umulmadık bir yerden yaklaşıyor. Ölen insanların beden parçalarının bir araya getirilmesiyle ortaya çıkan bu yeni yaratık bir kurtarıcı mı, yoksa basit bir intikamcı mı? Kaybetmenin, kimliksizliğin yeni anlamlarını sorgulayan romanı, günümüz siyaseti içinden Shelley’nin Frankenstein’ını nasıl yorumladığı üzerinden konuşuyoruz.
Yazar ve çevirmen Armağan Ekici ile Ulysses’teki Faustyen etkileri konuşmaya devam ediyoruz. Üstelik sohbetimiz Faust'la sınırlı kalmıyor; Joyce'un Tanpınar ile Oğuz Atay'daki izlerinden, metinler arası dolaşıklıklardan da söz ediyoruz.
Yeniden bir Faust parantezi açıyor; yazar ve çevirmen Armağan Ekici ile James Joyce’un başyapıtı Ulysses’teki Faustyen etkileri konuşuyoruz.
Konuğumuz Özyeğin Üniversitesi öğretim görevlisi Ezgi Hamzaçebi ile var olan her şeyin, dışarıda bırakılan / dışlanan / var olmayanlar sayesinde var olduğunu söyleyen Derrida’nın Marx’ın Hayaletleri çalışmasında ortaya attığı musallatbilim (hauntology) kavramı bağlamında Frankenstein’ı konuşmaya devam ediyoruz. Edebiyat araştırmacılarının bir hayalet avcısı gibi metinleri okuması ne anlama geliyor? Metne adaletli davranmak ne demek? Söylenmeyenlerin peşine düşen eleştirmen neleri yakalar gibi soruların cevaplarını arıyoruz.
Konuğumuz hayvan ve bitki çalışmaları, ekoeleştiri, canavar çalışmaları ve feminist spekülatif kurmaca alanlarından çalışan Özyeğin Üniversitesi öğretim görevlisi Ezgi Hamzaçebi ile 'Canavarların Vaatleri: Türkçe Feminist Spekülatif Kurmacaya Musallat Olanlar' başlıklı doktora tezinden yola çıkarak canavar çalışmaları ve musallat bilimi konuşuyor ve Frankenstein'ın canavarı kime musallat oluyor sorusunun cevabını arıyoruz.
2019 yılında yayınlanan Jaenette Winterson’ın Frankissstein adlı romanını konuşuyoruz. Artık terk edilmeye başlandığı bir dönemde oyunsuluk ve metinlerarasılık gibi postmodernist yöntemleri yoğun olarak kullanan roman aynı zamanda son derece ilginç bir yeniden yazım örneği. Mary Shelley’nin hem yaratıcı yazar hem de bir roman kahramanı olarak karşımıza çıktığı Frankissstein, queer edebiyat açısından da önemli açılımlar sunuyor.
Frankenstein’in bir insan yaratma arzusundan yarım yüzyıl sonra bilimsel merakını kendi bedeninde yoğunlaştıran Dr. Jeckyl’ın hikayesini, Victoryen ahlak anlayışının hakim olduğu bir dönemde yazılmış, R. L. Stevenson’un Dr. Jeckyl ve Mr Hyde adlı novellasını ele alıyoruz.
İnsanın kötü yanlarını ortaya çıkarıp, yok etmek amacıyla kendi üzerinde araştırmalar yapan Faustyen bilim insanı Dr Jeckyl’ın yaptığı iksir, düzenin makbul beyefendisinin içinden yasak arzularını doludizgin yaşayacak bir mağara adamını çıkarır. Bu çerçevede Dostoyevski’nin Öteki adlı romanındaki kötü ikizlikten, Freud’un doppelganger’ine uzanan çizgide ikilikleri ve dönüşümleri konuşuyoruz.
Köylü ve işçi isyanlarının ortaya çıktığı, radikal dönüşümlerin habercisi olan bir dönemde yazılan Frankenstein romanını, sınıfsal bir alegori olarak ele alan eleştirileri konuşuyoruz.
Yaratığın kendisi için bir eş yaratması talebi karşısında Dr. Frankenstein’ın düştüğü etik açmazları ele alıyor ve değişen köle-efendi rollerini konuşuyoruz.
Dünyaya gözlerini açtığı ilk andan itibaren şefkat ve sevgiye ihtiyaç duyan ancak yaratıcı babası tarafından terk edilen Frankenstein’ın yaratığının olgunlaşma / canavarlaşma sürecini konuşuyoruz.
From the publisher's feed