
Sign up to save your podcasts
Or


Bu bölümde konuğum yakın arkadaşım Alp, konumuz da güvenlik siyaseti ve "hazırlıkçılar" oldu.
Liberallerin bok attığı Sovyet mimarisiyle yapılan onlarca yıllık binalar Kamçatka'da 8.8'lik depremin insanlık dramına dönüşmesine mani olurken, biz 2 yıl önce 6 Şubat depremlerinde on binlerce yurttaşımızı toprağa verdik. Demek ki sorun deprem değil, devlet...
"Maddi zorluk zorluk değildir" diyen Sinan Canan'ın sınıfsal körlüğü üzerine bir deneme.
ABD'de bir şirket, o sırada aktif görevde olmayan polis memurlarının bir uygulama aracılığıyla ücreti mukabilinde "kiralanabileceğini" büyük bir sevinçle duyurdu. Peki parası olmayan güvenlik hizmetine nasıl erişebilecek?
Endüstriyel futboldan gına gelmişken, dünya devi kulüpleri elinin tersiyle itip çocukluk aşkı Beşiktaş'a gelen Orkun Kökçü transferi de bize çok iyi geldi. Bu bölümde anlatıyorum.
Suriye'de sular durulmuyor, şimdi de İsrail destekli Dürzilerle Arap aşiretleri ve cihatçılar savaşıyor. Peki ya Türkiye, Suriye'deki yeni durumun neresinde duruyor? Sözü edildiği gibi Şam'ın fatihi biz miyiz?
Tarikat ve cemaatler aynı zamanda devlet açısından ciddi bir güvenlik ve beka sorununa yol açıyor. Uslu cemaatçilik diye bir şey anlatıyorlar ama hiç sanmıyorum.
Türkiye'nin doğurganlık oranlarının düşmesi ekonomik açıdan kırmızı alarm verilmesine sebep oluyor, bu doğru. Ama bir diğer doğru ise iktidar cenahından bu meseleyi ele alanların, sorunun ardında yatan gerekçeyi açıkça ifade edememesi. Bu bölümde konuşuyoruz.
Türkiye laik, demokratik, özgür ve bağımsız bir hukuk devleti olmadığı için bal ve de buz gibi bir kapitalist ülkedir. Prof. Dr. Ali Yaycıoğlu'nun tezini tartışıyorum.
"Sermaye demokrasi ve hukuk ister, hukuk yoksa sermaye de kaçar" diyenler asla yaşananlardan ders almıyor.
From the publisher's feed