Aslînda hem nefis hem de ruh, her ikisi de
âlem-i emirden olmalarînîn yanînda, dîştan
gelen farklî sinyallere açîk sistemlerdir. Değişik
şerarelerle ufku karartîlmamîş bir kalb ve
üst tabakasî sayîlan ruh, bütün kapî ve pencereleriyle
ilahî varidâta ve melek ilhamlarîna
müheyya olmasîna karşîlîk, terbiye ve tezkiye
görmemiş bir nefis ise umum menfezleriyle
şeytanî şerare ve sinyallere “müfettehatü’l-ebvâb”dîr.
Melekler, o latîfe-i rabbâniyeye ihlas,
rîza ve Hak hoşnutluğu nefhederler. Şeytanlar
ise onu kendilerine bend etme iğvâlarîyla
Hak’tan koparma peşinde koşar ve bu derbeder
ruhu meâsî ve mesâvî şerareleriyle uyutur,
onunla oyun oynarlar.