Faruk Toprak ile Yapay Zeka ve Teknoloji

Faruk Toprak ile Yapay Zeka ve Teknoloji

By Faruk ToprakTechnology
Download on the App Store

Faruk Toprak ile Yapay Zeka ve Teknoloji episodes

  • "Bi' Google'layayım" Devri Kapanıyor Yeni Arama Motorunun Adı TikTok

    Yeni mekan aradığımızda veya bir ürünün nasıl kullanıldığını merak ettiğimizde yıllarca tek refleksimiz vardı: "Dur şunu Google'layayım." Ancak bugün oyunun kuralları tamamen değişiyor. Z kuşağı başta olmak üzere yeni nesil artık bir şeyleri Google'lamıyor. Milyarlarca sayfalık, kusursuz algoritmaya sahip Google dururken, gençler neden Kadıköy'de kahve içecekleri yeri ararken TikTok arama çubuğunu kullanıyor? Eğer markanızı hala dans edilen bir platform ön yargısıyla TikTok'tan uzak tutuyorsanız, masada milyonlarca lira bırakıyorsunuz demektir.

    Türkiye'de Dijital Pazarlama podcastinin bu bölümünde dijital pazarlamacıların ve e-ticaret markalarının ezberini bozacak büyük değişimi konuşuyoruz. Adobe'nin 2026 güncel verilerine göre, Z kuşağının %64'ü TikTok'u arama motoru gibi kullanıyor. Google yöneticileri bile gençlerin %40'ının öğle yemeği mekanı ararken Google Haritalar'a değil, TikTok'a gittiğini itiraf ediyor. Çünkü günümüz tüketicisi mavi linkler değil, gerçek deneyim arıyor. Eskiden en iyi kapatıcı araması için 1500 kelimelik SEO makaleleri yazdırırdık. Bugün tüketici, TikTok'ta kuru ciltler için kapatıcı yazdığında karşısına o ürünü yüzüne sürerek sonucu 15 saniyede gösteren insana inanıyor. Müşteriler otoriteye değil, otantisiteye ve gerçekliğe prim veriyor.

    İşte tam bu noktada TikTok SEO kavramı hayatımıza giriyor. Videolarınızın arama sonuçlarında üst sıralara çıkması için uygulamanız gereken 3 hayati adımı bu bölümde anlatıyorum. Birincisi: Otomatik tamamlama özelliğini kullanarak müşterinizin sorduğu gerçek soruları bulmak. İkincisi: Anahtar kelimeleri açıklama kısmına yazmakla kalmayıp, videonun üzerine metin olarak eklemek ve kendi sesinizle telaffuz etmek. Algoritma ağzınızdan çıkan kelimeleri endeksliyor! Üçüncüsü: Kusurlu olmaktan korkmamak. Jilet gibi reklam filmleri yerine, arka planda deponuzun göründüğü paketleme anını paylaşmak. İnsanlar arkasında gerçek insanların nefes aldığı markalardan alışveriş yapıyor.

    Google elbette ölmüyor; derin araştırmalar ve karmaşık kararlar için hala orada. Ancak konu gündelik keşif olduğunda ilk aramayı TikTok'ta yapıyoruz. Bütçenizi sadece geleneksel SEO'ya ayırıyorsanız, bu dev dalganın altında kalma riskiniz çok yüksek.

    Kendi arama alışkanlıklarınızın da değiştiğini fark ettiyseniz dinledikten sonra LinkedIn'den bana yazın. Spotify'da bölümü beğenmeyi, 5 yıldız bırakmayı ve linki ekibinize ateşlemeyi unutmayın! Haftaya dijital pazarlamanın kalbinde atan yepyeni konuyla görüşmek üzere, trendlerin gerisinde kalmayın. Dijitalde güçlü kalın! İyi dinlemeler.

    🚀 "Tüm bunları dinledim ama markam için nereden başlayacağımı bilmiyorum" diyorsanız, dijital pazarlama süreçlerinizi birlikte yönetmek ve markanıza özel teklif almak için joykek.com adresinden bana ve ekibime her zaman ulaşabilirsiniz. Birlikte büyümeye hazırız!


    ⏳ Bölüm Akışı

    00:00 - 01:33 | Giriş: "Bi' Google'layayım" Devri Neden Kapanıyor?01:33 - 02:20 | Bayram Sonrası Sohbeti ve Kasvetli Havada Kayıt Günlüğü02:20 - 03:43 | Şok Edici Veriler: Z Kuşağının %64'ü Neden TikTok'u Tercih Ediyor?03:43 - 04:47 | İnsanlar "Link" Değil "Deneyim" Arıyor: Kadıköy Moda Mekan Örneği04:47 - 06:17 | 15 Saniyelik Video, 1500 Kelimelik SEO Bloğunu Nasıl Yeniyor?06:17 - 06:44 | Yeni Dönemin Altın Kuralı: Otorite vs. Otantisite (Gerçeklik)06:44 - 07:39 | Markalar İçin Aksiyon Planı: Dans Etmeyin, Soruları Cevaplayın!07:39 - 08:23 | TikTok SEO Taktik #1: İnsanların Ne Aradığını Araştırın08:23 - 09:01 | TikTok SEO Taktik #2: Anahtar Kelimeleri Videoya "Gömmek" (Ses ve Metin)09:01 - 09:39 | TikTok SEO Taktik #3: Kusurlu Olmanın Dayanılmaz Gücü09:39 - 11:06 | Google Ölmüyor Ama "Gündelik Keşfin" Yeri Değişti11:06 - 11:42 | Yepyeni Bir Kavram: SEO (Search Everywhere Optimization)11:42 - 12:56 | Kapanış: Kendi Alışkanlıklarımızla Yüzleşme, İletişim Çağrısı ve Veda

    13 min
  • "AI Yaptı, Biz Paylaştık" Döneminin Sonu Geldi ve Özgün İçeriklerin Değeri Arttı

    Bu hafta hepimizin sosyal medya akışlarına ve WhatsApp gruplarına düşen, o aşırı gerçekçi ama bir o kadar da sahte "Netanyahu öldü mü?" videolarını gördünüz mü? Yapay zekanın gerçeği manipüle etme gücü ve ulaştığı seviye artık hepimizin malumu. Saniyeler içinde milyonlarca insanı inandırabilen ve teyit mekanizmalarını ayağa kaldıran bu teknoloji, küresel siyaseti sarsarken biz dijital pazarlamacılar için de çok daha sinsi bir tehlike çanının çaldığını haber veriyor. Eğer bir yapay zeka aracı koca bir ülkenin lideri hakkında böyle bir illüzyon yaratabiliyorsa, markalarımız için ürettiği "kusursuz" metinlerin ve görsellerin sınırı neresi? Bu mükemmel illüzyonun sonu nereye varacak?

    Konumuz: 2026 yılında dijital pazarlamanın en büyük kırılma noktası olan "Özgün İçeriğin İntikamı".

    Hatırlayın, 2023 ve 2024 yıllarında ChatGPT ve Midjourney hayatımıza bir meteor gibi düştüğünde hepimiz o "yapay zeka sarhoşluğunu" derinlemesine yaşadık. "Bana 500 kelimelik SEO uyumlu blog yaz", "Bana bir Instagram caption'ı çıkar" diyerek kolaya kaçtık, maalesef biraz tembelleştik. Markalarımızın hesapları, birbiriyle aynı cümleleri kuran, aynı aşırı parlak ve ruhsuz görselleri paylaşan robotik yapılara dönüştü. "Hızla gelişen dijital dünyada..." diye başlayan o sıkıcı ve jenerik metinleri kim unutabilir ki?

    Fakat bugün, 2026'nın gerçekliğinde o sihir tamamen bozuldu. Neden mi? Çünkü tüketici de, dinleyici de artık bu "kusursuz" plastiğe karşı inanılmaz bir bağışıklık kazandı. Eskiden web sitelerinde sağda solda çıkan reklamları görmezden geldiğimiz "Reklam Körlüğü" (Banner Blindness) vardı; şimdi ise tam anlamıyla büyük bir "AI Körlüğü" yaşıyoruz. Tüketici bir içeriğin yapay zeka tarafından üretildiğini ilk paragrafından, hatta kullandığı üç emoji kombinasyonundan bile anlıyor. Ve anladığı saniye bağ kurmayı bırakıp ekranı kaydırmaya devam ediyor. Tıpkı o sahte videoda olduğu gibi zihinsel bir bariyer örüp, "Bu gerçek değil ki" diyor.

    İşte tam da bu noktada, uzun zamandır optimizasyon uğruna algoritmaların dibine ittiğimiz o altın kavram intikamını alıyor: Özgünlük, samimiyet ve insanlık. Günümüzde algoritmalarda artık yapay zekayla pürüzsüzleştirilmiş videolar değil; bir girişimcinin deposunda koli yaparken kamerayı yamuk bir açıyla koyup kargo şirketiyle yaşadığı sorunu tüm doğallığıyla anlattığı, içinde "ter, emek ve insan" olan o gerçek içerikler patlıyor. Çünkü tüketici kusursuz plastiği değil, kusurlu ama gerçek hikayeyi satın alıyor.

    Peki, yapay zekayı tamamen hayatımızdan çıkarıp çöpe mi atıyoruz? Elbette hayır! Bu bölümde yapay zekayı bir "İçerik Üreticisi" (Creator) konumundan çıkarıp, nasıl inanılmaz hızlı ve zeki bir "Asistan"a dönüştüreceğimizi konuşuyoruz. Dijital pazarlamada yeni dönemin altın formülü olan 80/20 kuralını detaylıca masaya yatırıyoruz. İşin %80'lik angaryasını, veri araştırmasını ve iskelet kurulumunu yapay zekanın kas gücüne bırakırken; o işi satacak, insanla bağ kuracak %20'lik o sihirli, insani ve markaya özgü dokunuşu nasıl yapmamız gerektiğini örneklerle inceliyoruz. Özetle, "AI yaptı, biz paylaştık" devri tamamen kapandı. Şimdi "AI ile hazırladık, insan gibi paylaştık" dönemi başlıyor.

    Bölüm Akışı

    01:22 - Sektörel Yüzleşme: Yapay Zeka Markalarımız İçin Ne Kadar İleri Gidebilir?

    02:10 - 2023-2024'e Kısa Bir Dönüş: Yapay Zeka Sarhoşluğu, Tembellik ve Kopya Metinler

    03:25 - "AI Körlüğü" (AI Blindness) Başladı: Tüketici Sahte İçeriği Nasıl Saniyeler İçinde Anlıyor?

    04:25 - Özgün İçeriğin İntikamı: Kusursuz Plastik mi, Kusurlu Ama Gerçek Olan mı? (Usta/Soğan Örneği)

    06:16 - Kısa Bir İtiraf: Neden ChatGPT Aboneliğimi İptal Edip Gemini'a Geçtim?

    07:02 - Yapay Zekayı Çöpe Atmıyoruz: "İçerik Üreticisi" Değil, "Asistan" Olarak Konumlandırmak

    08:27 - Dijital Pazarlamada Yeni Dönemin Formülü: 80/20 Kuralı (%80 Kas Gücü, %20 İnsan Ruhu)

    09:03 - Özet: "AI Yaptı" Devri Bitti, "AI ile Hazırladık, İnsan Gibi Paylaştık" Devri Başladı

    12 min
  • Sanayi Firmaları LinkedIn ile Nasıl Müşteri Buluyor, B2B Satışın Gizli Kanalı

    LinkedIn uzun yıllar Türkiye’de daha çok CV güncelleme platformu veya işe alım ağı olarak görüldü. Ancak son yıllarda bu algı hızla değişiyor. Özellikle B2B ve sanayi sektöründe faaliyet gösteren şirketler için LinkedIn artık sadece bir sosyal ağ değil, doğru kullanıldığında yeni müşterilere, distribütörlere ve iş ortaklarına ulaşılabilen güçlü bir ticari kanal haline geliyor.

    Türkiye’de LinkedIn kullanıcı sayısı 20 milyonun üzerine çıkmış durumda ve bu kitlenin önemli bir bölümü şirket yöneticileri, satın alma sorumluları, mühendisler, ihracat yöneticileri ve karar vericilerden oluşuyor. Yani klasik sosyal medya platformlarından farklı olarak LinkedIn’de karşınıza çıkan kitle çoğu zaman doğrudan iş dünyasının içinden geliyor. Bu da sanayi firmaları için çok büyük bir fırsat anlamına geliyor.

    Birçok üretici firma yıllardır yeni müşteri bulmak için fuarlara katılıyor, distribütör ağlarını genişletmeye çalışıyor veya ihracat kanallarını farklı yollarla büyütmeye çalışıyor. Ancak dijital dünyada çok daha görünür hale gelen LinkedIn, aslında bu süreçlerin dijital versiyonu gibi çalışıyor. Doğru bir stratejiyle kullanıldığında LinkedIn adeta sürekli açık bir fuar alanı gibi çalışabiliyor.

    Bu bölümde B2B sanayi firmalarının LinkedIn üzerinden nasıl müşteri bulabileceğini, bu platformu sadece kurumsal bir vitrin olarak kullanmanın neden yeterli olmadığını ve gerçekten satışa dönüşebilecek bir sistemin nasıl kurulabileceğini konuşuyoruz. Çünkü birçok şirket LinkedIn’de var olmasına rağmen platformu stratejik olarak kullanmıyor. Sayfalar açılıyor, zaman zaman fuar fotoğrafları paylaşılıyor ya da şirket içi duyurular yapılıyor. Ancak bu tarz paylaşımlar tek başına yeni müşteri kazandırmıyor.

    LinkedIn’de gerçekten müşteri bulabilmek için öncelikle güçlü bir şirket sayfası oluşturmak gerekiyor. Şirketin ne ürettiği, hangi sektörlere hizmet verdiği, hangi ülkelerle çalıştığı ve hangi problemleri çözdüğü çok net bir şekilde anlatılmalı. Bunun yanında yöneticilerin ve satış ekiplerinin kişisel profilleri de büyük önem taşıyor. B2B dünyasında insanlar çoğu zaman şirketlerden önce insanlara güveniyor. Bu nedenle yöneticilerin LinkedIn’de görünür olması, sektörle ilgili fikirlerini paylaşması ve uzmanlıklarını göstermesi ciddi bir güven oluşturuyor.

    İçerik stratejisi de burada kritik bir rol oynuyor. LinkedIn’de sürekli ürün paylaşmak çoğu zaman beklenen etkiyi yaratmaz. Bunun yerine sektör içgörüleri, üretim süreçleri, teknik bilgiler, vaka analizleri ve gerçek uygulama örnekleri paylaşmak çok daha güçlü bir etki yaratır.

    Bu bölümde ayrıca LinkedIn’de en sık yapılan hataları, sanayi firmalarının içerik üretirken nelere dikkat etmesi gerektiğini ve LinkedIn’in neden günümüzde dijital bir ticari ağ haline geldiğini de detaylı şekilde ele alıyoruz. Eğer siz de üretim yapan bir şirkete sahipseniz ya da B2B pazarda büyümek istiyorsanız LinkedIn’i sadece bir profil alanı olarak değil, doğru stratejiyle yeni iş fırsatları yaratabileceğiniz güçlü bir pazarlama kanalı olarak değerlendirmeye başlamanız gerekiyor.

    Çünkü artık B2B satış çoğu zaman ilk telefon görüşmesiyle değil, ilk dijital izlenimle başlıyor. LinkedIn ise bu ilk izlenimin oluştuğu en önemli platformlardan biri haline gelmiş durumda. Bu bölümde tüm bu süreci gerçek örnekler ve uygulanabilir stratejilerle detaylı şekilde konuşuyoruz.

    00:25 - B2B nedir ve neden işletmeler için büyük fırsatlar sunar

    00:53 - LinkedIn gerçekten müşteri bulma platformu mu

    01:37 - Türkiye’de LinkedIn kullanıcı sayısı ve ihracat verileri

    02:28 - LinkedIn neden ihracat yapan firmalar için fırsat sunuyor

    05:24 - Sanayi firmalarının LinkedIn’de yaptığı en büyük hata

    06:03 - B2B satın alma süreci ve karar komitesi gerçeği

    08:42 - LinkedIn’de başarı için 5 katmanlı strateji

    16:30 - LinkedIn reklamları ve B2B satış için yeniden hedefleme stratejisi

    21 min
  • Ortadoğu Krizi Reklam Performansınızı Sessizce Vuruyor Olabilir

    Reklamlarınız çalışıyor gibi görünüyor ama dönüşümler düşüyor mu?

    CTR fena değil ama satışlar yavaşladı mı?

    Sepete ekleme var ama satın alma gecikiyor mu?

    Belki sorun kampanya değil.

    Belki sorun bağlam.

    Bu bölümde Ortadoğu’daki savaş ortamının dijital pazarlamaya etkisini konuşuyoruz. Çünkü savaş sadece sınırları etkilemez. Savaş, tüketici psikolojisini etkiler. Psikoloji değiştiğinde satın alma davranışı değişir. Satın alma davranışı değiştiğinde ise reklam performansı sessizce aşınır.

    Bu bölümde şunları ele alıyoruz:

    Tüketici psikolojisi kriz dönemlerinde nasıl değişir?

    Impuls alışveriş neden azalır?

    Riskten kaçınma davranışı dönüşüm oranlarını nasıl etkiler?

    CPM, CTR ve ROAS neden dalgalanabilir?

    Soğuk kitle neden zayıflar, retargeting neden güçlenir?

    Ayrıca tarihten gerçek örnekler inceliyoruz.

    Körfez Savaşı döneminde otomotiv markaları neden indirim yerine finansal güvence mesajı verdi?

    Irak Savaşı sırasında Walmart neden reklamı kesmedi ve nasıl pazar payı kazandı?

    Rusya–Ukrayna savaşı sonrasında markalar iletişim tonunu nasıl değiştirdi?

    2. Dünya Savaşı’nda Coca-Cola neden moral ve birlik mesajıyla konumlandı?

    Kriz dönemlerinde iki tip marka vardır:

    Panikleyen marka ve stratejik düşünen marka.

    Bu bölümde şunu net şekilde konuşuyoruz:

    Reklamı kesmek çözüm mü?

    Bütçeyi azaltmak mı gerekir?

    Yoksa mesajı değiştirmek mi?

    Çünkü bu dönem acquisition değil, retention dönemidir.

    Yeni müşteri kovalamaktan çok mevcut müşteriyi elde tutmak önem kazanır.

    Agresif satış dili yerine empati, güven ve şeffaflık dili çalışır.

    Türkiye perspektifini de ele alıyoruz.

    Jeopolitik risk, döviz dalgalanması, lojistik maliyetleri ve marj erimesi…

    ROAS’ın tek başına yeterli olmadığı dönemler neden başlar?

    Net kâr takibi neden daha kritik hale gelir?

    Bu bölüm özellikle şunu anlamanızı sağlayacak:

    Reklam performansındaki düşüş her zaman teknik bir problem değildir.

    Bazen problem psikolojiktir.

    Ve pazarlama, bağlamı okumaktır.

    Eğer markanızı kriz dönemlerinde nasıl konumlandırmanız gerektiğini merak ediyorsanız, bu bölümü mutlaka dinleyin.

    Çünkü kriz kötü pazarlamacıyı bitirir.

    İyi pazarlamacıyı büyütür.

    Podcastimle ilgili öneri ve iş birlikleri için [email protected] adresinden ya da Instagram’da @frktprk üzerinden bana ulaşabilirsiniz.


    00:00 - 02:35 Ortadoğu Krizi ve Tarihsel Örnekler

    02:35 - 03:45 Savaşın Tüketici Psikolojisine Etkisi

    03:45 - 06:30 Impuls Alışveriş Nedir ve Neden Azalır?

    06:30 - 07:50 Reklam Performansı Neden Dalgalanır?

    07:50 - 09:20 Reklamları Durdurmalı mıyız?

    09:20 - 10:30 Mesaj Dili Nasıl Değişmeli?

    12:15 - 14:09 Büyük Hata ve Stratejik Sonuç

    15 min
  • Kadınlar Günü Kampanyaları Gerçekten İşe Yarıyor mu Yoksa Algı mı?

    8 Mart yaklaşırken markalar yine hazır.

    Pembe banner’lar, yüzde 30 indirimler, “Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun” mesajları…


    Peki gerçekten soruyorum:

    Kadınlar Günü kampanyaları satışları artırıyor mu?

    Yoksa biz sadece takvim pazarlamasının yarattığı bir algının içinde mi yaşıyoruz?


    Bu bölümde 8 Mart’ın tarihsel arka planından başlayarak bugünkü e-ticaret gerçekliğine kadar uzanan net ve veri odaklı bir analiz yapıyorum.


    • Kadınlar Günü nasıl ortaya çıktı?

    • 8 Mart haftasında e-ticaret hacmi gerçekten artıyor mu?

    • En çok hangi yaş aralığı alışveriş yapıyor?

    • En çok alışveriş yapan cinsiyet kim?

    • Hangi ürün kategorileri zirve yapıyor?

    • Kozmetik mi, takı mı, çiçek mi, küçük ev aletleri mi?

    • “Kendine hediye alan kadın” psikolojisi mi daha güçlü, yoksa “hediye alan erkek” mi?


    Bu bölümde çok net bir gerçeği konuşuyoruz:

    En çok kazanan marka en çok indirim yapan değil, en doğru psikolojiyi okuyan markadır.


    Kadınlar Günü döneminde en büyük 5 hatayı açıklıyorum:

    Sadece indirim yapmak, segmentasyon yapmamak, CRM listesini kullanmamak, remarketing’i son güne bırakmak ve herkese aynı mesajı göstermek…


    Ayrıca şunu da detaylıca anlatıyorum:

    Yapay zeka bu kampanya döneminde nasıl kullanılmalı?


    • Segment tahmini ve davranış analizi

    • Erkek ve kadın hedef kitleye ayrı reklam mesajı üretme

    • Aynı ürün için 10 farklı duygu temelli kreatif oluşturma

    • ROAS’a göre otomatik bütçe artırma modelleri

    • Chatbot ve yapay zeka destekli satış asistanı ile dönüşüm oranını artırma

    • Son 72 saatte FOMO etkisi yaratma stratejisi


    Eğer markanıza 8 Mart kampanyası planlıyorsanız bu bölüm sizin için net bir yol haritası olacak.


    Bu bölüm sadece “kampanya yapın” demiyor.

    “Doğru kampanyayı doğru psikolojiyle yapın” diyor.


    Kadınlar Günü bir indirim günü mü?

    Yoksa marka konumlandırma fırsatı mı?


    Satış mı kazanacaksınız, marka değeri mi inşa edeceksiniz, yoksa ikisini birden mi?


    Cevap stratejide.


    Bu bölümü dinledikten sonra kampanyanıza farklı gözle bakacağınıza eminim.


    Türkiye’de Dijital Pazarlama Podcast’ini takip etmeyi unutmayın.

    Bölümle ilgili görüşlerinizi benimle paylaşabilirsiniz.


    Reklam ve iş birlikleri için [email protected]

    Instagram: @frktprk

    Şimdi soruyorum…

    Takvimi mi yönetiyorsunuz, yoksa takvim mi sizi yönetiyor? 💜


    01:24 – Pazarlama açısından Kadınlar Günü’nün anlamı

    02:02 – Gerçek vaka analizi ve %62 satış artışı

    03:34 – 8 Mart haftasında e-ticaret verileri

    03:49 – En çok satış yapılan kategoriler

    04:10 – En çok alışveriş yapan yaş aralığı ve cinsiyet

    04:34 – 8 Mart’ın iki ana psikolojisi

    05:00 – Gerçek dönüşümü yaratan 3 kritik unsur

    05:30 – Kadınlar Günü kampanyalarındaki en büyük 5 hata

    06:17 – Doğru kampanya zamanlaması ve FOMO stratejisi

    06:34 – Yapay zeka ile segmentasyon ve kreatif üretimi

    07:30 – Dinamik reklam mesajı ve bütçe optimizasyonu

    08:08 – Chatbot ve satış asistanı ile dönüşüm artışı

    08:54 – Gerçek mi algı mı sorusunun net cevabı

    09:47 – Satış haftası mı yoksa marka konumlandırma fırsatı mı?

    10:27 – Sonuç: Strateji varsa gerçek, yoksa takvim pazarlaması

    12 min
  • Dijital Pazarlama Öğrenenlerin %90’ı Neden Asla Para Kazanamıyor

    Bugün 17 Şubat 2026. Böyle tarihlere özellikle dikkat ederim. Çünkü bazı günlerin enerjisi farklıdır. Bugün spiritüel olarak yoğun bir gün. Güneş tutulması var ve gökyüzü bize şunu söylüyor: Plansız hareket eden değil, bilinçli adım atan kazanacak. Tam da bu yüzden bugün sert bir konu konuşuyoruz.


    Dijital pazarlama öğrenenlerin yüzde 90’ı neden asla para kazanamıyor?


    Bakın çok net konuşacağım. Öğreniyorsunuz ama kazanmıyorsunuz. Kurs alıyorsunuz, YouTube izliyorsunuz, Meta panelini kurcalıyorsunuz, Google Ads sertifikası alıyorsunuz. Terimleri biliyorsunuz. CTR nedir biliyorsunuz, CPC nedir biliyorsunuz. Ama ay sonunda cebinize para girmiyor.


    Neden?

    Çünkü dijital pazarlamayı öğrenmiyorsunuz, terimleri ezberliyorsunuz.


    Birinci büyük problem bu. İnsanlar taktik öğreniyor ama sistem kurmuyor. Reklam vermeyi öğreniyor ama gelir makinesi kurmayı öğrenmiyor. Oysa dijital pazarlama butona basmak değildir. Dijital pazarlama sıfırdan müşteri kazanma sistemi tasarlamaktır. Funnel kurgulamaktır. Retargeting planlamaktır. CRM entegrasyonu düşünmektir. Bilgi var ama yapı yok.


    İkinci sebep daha derin: Para psikolojisi yok. Ücret istemeye çekiniyorsunuz. Teklif gönderirken korkuyorsunuz. “Ya pahalı derlerse?” diyorsunuz. “Ya sonuç alamazsam?” diye düşünüyorsunuz. Bu enerjiyle kazanamazsınız. Çünkü siz bir markaya bütçeni bana ver diyorsunuz. Eğer siz kendinize inanmıyorsanız o bütçe size gelmez. Dijital pazarlama teknik olduğu kadar özgüven işidir.


    Üçüncü sebep kurs bağımlılığı. Sürekli eğitim, sürekli sertifika ama uygulama yok. Ben hep şunu söylüyorum: 10 saat eğitim, 100 saat uygulama. Ama çoğu kişi 100 saat eğitim, sıfır saat uygulama yapıyor. Sonra “Bu işte para yok” diyor. Hayır, para var. Sen sahaya çıkmadın.


    Dördüncü sebep niş seçmemek. Herkese hizmet vermeye çalışıyorsunuz. E-ticaret de olur, emlak da olur, klinik de olur. Bu kafa ile derinleşemezsiniz. Para uzmanlaşmaya gider. Bir sektöre odaklandığınızda hızlanırsınız, özgüveniniz artar, fiyatınız yükselir.


    Beşinci sebep satış bilmemek. Satış konuşması yapamayan, teklif yazamayan, fiyat savunamayan dijital pazarlamacı para kazanamaz. Teknik bilgi tek başına yetmez. Kendinizi satamazsanız hizmetinizi de satamazsınız.


    Altıncı sebep sabırsızlık. Üç gün kötü giden kampanyada panik yapıyorsunuz. Oysa bu iş test, veri ve optimizasyon işidir. Dijital pazarlama sihir değil, matematik işidir.


    Yedinci sebep ise gerçek anlamda iş kurma niyeti olmaması. Özgürlük hayali var ama disiplin yok. CRM yok, sistem yok, takip yok. Bu iş freelancer romantizmi değil, girişimciliktir.


    Para kazanan yüzde 10 ne yapıyor? Sistem kuruyor. Niş seçiyor. Satışı öğreniyor. Uyguluyor. Psikolojisini yönetiyor. Net oluyor.


    Bugün kendinize şu soruyu sorun: Ben gerçekten bu işi gelir modeline dönüştürmek istiyor muyum, yoksa sadece öğrenmiş olmak mı istiyorum?


    Bilgi zengin yapmaz. Sistem kuran kazanır.


    Ben Faruk Toprak. Türkiye’de Dijital Pazarlama Podcast’inde bugün biraz sert konuştum ama gerçekleri konuştuk. Eğer bu bölüm sana dokunduysa paylaşmayı unutma. Çünkü bu sektörde öğrenen çok, kazanan az.


    00:21 Dijital pazarlama öğrenenlerin %90’ı neden kazanamıyor

    01:08 Taktik öğrenmek vs sistem kurmak

    02:30 Dijital pazarlama bir gelir makinesidir

    02:48 Para psikolojisi ve özgüven problemi

    03:23 Kurs bağımlılığı ve uygulama eksikliği

    03:47 Niş seçmemenin büyük hatası

    04:22 Satış bilmeyen dijital pazarlamacı neden kaybeder

    04:43 Sabırsızlık ve optimizasyon gerçeği

    05:17 Freelancer romantizmi vs girişimcilik

    05:39 Para kazanan %10 kim?

    05:53 2026’da yapay zeka ve strateji farkı

    06:19 Gelir modeline dönüşme kararı

    06:46 Para netliğe gelir

    07:15 Joy Akademi ve kapanış mesajı

    9 min
  • Bu 7 Hata Yüzünden Reklamlar Çalışsa Bile Satış Gelmiyor

    00:00 - Bu bölüm neden can yakacak ve kimler dinlemeli

    00:44 Hata 1 - Reklam sihirli değnek sanılıyor

    01:39 Hata 2 - Ürün sayfasını katalog gibi kullanmak

    02:34 Hata 3 - Herkese aynı reklamı göstermek

    03:22 Hata 4 - Dönüşüm ve KPI takibinin yanlış kurulması

    04:54 Hata 5 - Güven unsurlarını küçümsemek

    05:42 Hata 6 - Sepeti terk eden müşteriyi unutmak

    06:33 Hata 7 - Kısa vadeli düşünmek ve sistem kurmamak


    Sevgili dostum, bu bölüm biraz can yakabilir. Baştan uyarıyorum.

    Çünkü bugün ajans olarak neredeyse her hafta, her ay, her projede karşımıza çıkan ve satışları sessizce sabote eden 7 büyük e-ticaret hatasını tüm açıklığıyla masaya yatırıyorum.

    Üstelik bu hatalar sadece yeni başlayan markalarda değil, milyonluk ciro yapan firmalarda da karşımıza çıkıyor.


    E-ticarette işler yolunda gitmediğinde çoğu zaman ilk suçlanan şey reklam oluyor.

    Reklam bütçesi artırılıyor, kreatifler değiştiriliyor, platformlar suçlanıyor.

    Ama gerçek şu ki problem çoğu zaman reklamda değil, sistemin kendisinde yatıyor.


    Eğer reklam veriyorum ama satış gelmiyor diyorsan,

    ROAS düşüyor, sepetler dolup boşalıyorsa,

    ziyaretçi var ama ödeme yoksa,

    bu bölüm tam olarak senin için hazırlandı.


    Bu bölümde ajans olarak sahada en sık karşılaştığımız şu soruların cevabını net bir şekilde veriyorum:

    Neden iyi reklam kötü sonuç verir?

    Neden trafik var ama satış yoktur?

    Neden bazı siteler aynı bütçeyle çok daha fazla kazanır?

    Ve neden bazı markalar sürekli daha fazla reklam bütçesi yakar?


    Konuştuğumuz 7 hata, küçük detaylar gibi görünse de bir araya geldiğinde e-ticaret markalarının büyümesini ciddi şekilde yavaşlatıyor.

    Ürün sayfalarının satış yerine katalog gibi hazırlanması,

    herkese aynı mesajın gösterilmesi,

    dönüşüm takibinin yanlış veya eksik kurulması,

    güven unsurlarının hafife alınması,

    sepeti terk eden kullanıcıların tamamen unutulması

    ve en önemlisi kısa vadeli düşünme alışkanlığı…


    Bu bölümde sadece “şu yanlış” demekle kalmıyorum.

    Neden yanlış olduğunu, neye mal olduğunu ve nasıl düzeltilmesi gerektiğini de ajans perspektifiyle anlatıyorum.


    E-ticarette sürdürülebilir büyüme, sadece reklam vermekle değil;

    doğru sistem kurmakla, doğru mesajı doğru kişiye doğru zamanda göstermekle mümkün oluyor.

    Bu bölümü dinledikten sonra sitene, reklamlarına ve satış süreçlerine çok daha farklı bir gözle bakacağına eminim.


    Eğer bu 7 maddeden en az 2–3 tanesi bizde var diyorsan, yalnız değilsin.

    Ama iyi haber şu: Bu hataların hepsi düzeltilebilir.

    Yeter ki problemi reklamda değil, sistemde aramayı öğren.


    Bu bölüm, e-ticarette neden takıldığını gerçekten anlamak isteyenler için hazırlandı.

    Dinle, not al, sitene tekrar bak.

    9 min
  • Bir Reklamla Herkesi İkna Edemezsin İşte Sebepleri ve Karakter Gerçeği

    00:00 Karakterler her yerde, önce arketipini tanı

    03:20 Umut abinin konuşma korkusu ve yüzleşme

    06:20 NLP ve arketipleri pazarlamaya çevirme

    07:10 Hedef kitle var, karakter analizi yok

    12:40 Dost ve Ebedi Çocuk deneyim, özgünlük, eğlence

    14:00 Kampanya değil hikaye, ürün değil deneyim

    16:45 Amazon ve Savaşçı başarı, kanıt, sayılar

    18:30 Joykek örnekleri, karar verici neden sayı ister

    22:10 Filozof ve Mistik anlam, değer, neden sorusu

    24:20 İşe alım ve devir teslimde karakter uyumu

    Bu bölümde pazarlamanın en çok gözden kaçırdığı ama dönüşümü doğrudan belirleyen bir gerçeği masaya yatırıyoruz. Herkese aynı reklamı göstererek satış yapmaya çalışıyoruz, ama herkes aynı sebeple satın almıyor. Umut abiyle birlikte arketipler ve karakter tipleri üzerinden şunu netleştiriyoruz: Ürününüz aynı kalsa bile mesajınız yanlış karaktere gidiyorsa reklamınız boşa gider.

    Sohbetin ilk kısmında Umut abinin topluluk önünde konuşma korkusunu nasıl fark ettiğini, bu korkunun arkasındaki reddedilme düşüncesini ve yüzleşmenin nasıl bir dönüşüm yarattığını konuşuyoruz. Buradan pazarlamaya geçiş yapıyoruz, çünkü korku ve belirsizlik sadece bireylerin değil, işletmelerin de kaderini belirliyor. Bir marka riskten kaçtığında, yeni bir şey denemediğinde ya da sürekli aynı dili konuştuğunda aslında görünmez bir fren çekmiş oluyor.

    Sonra karakter modelini pazarlama diliyle çerçeveliyoruz. Google ve Meta size yaş, cinsiyet, ilgi alanı verir ama karakter vermez. Peki markanız bunu nasıl çözer? Ürününüzü kullanan müşterileri dinleyerek, kısa görüşmeler yaparak, toplantılarda kullanılan kelimeleri yakalayarak ve satın alma motivasyonunu çözerek. Dost ve Ebedi Çocuk tarafında yeni deneyim, özgünlük ve eğlence beklentisini görüyoruz. Bu kitleye kampanya anlatmak yerine hikaye anlatmanız, ürün söylemek yerine deneyimi hissettirmeniz gerek…

    Amazon ve Savaşçı tarafında ise başarı, rekabet ve kanıt ihtiyacı öne çıkıyor. Bu kitleye romantik vaatler değil, net sonuçlar, sayı, referans ve başarı hikayeleri gerekir. Joykek müşteri toplantılarında karar vericilerin neden rakam istediğini, case study ile başlamanın neden oyunu değiştirdiğini ve sunumun ilk 3 dakikasında hangi verilerin masaya konması gerektiğini konuşuyoruz. Ne harcadık, ne kazandık, nereden nereye gideceğiz soruları bu karakterin doğal dili.

    Filozof ve Mistik çizgisinde ise neden sorusu var. Değer, vizyon, anlam ve derinlik arayan bir kitleye sadece indirim konuşursanız bağ kuramazsınız. Burada içerik, manifesto, marka hikayesi, uzmanlık ve uzun format anlatım devreye girer. Bu karaktere satış baskısı değil, düşünce liderliği ve güven veren bir anlatı gerekir.

    Bölümün sonunda bu bilginin sadece reklam metinlerinde değil, ekip kurulumunda, işe alımda, departman yerleşiminde ve devir teslim süreçlerinde nasıl kullanılabileceğine değiniyoruz. İstediğinize değil isteyene devredersiniz cümlesi bu bölümün işletme tarafındaki en kritik anahtarı. Doğru karakter doğru rolde olduğunda hem ekip huzuru hem performans hem de büyüme daha kolay olur.

    Dinlerken kendinize şu üç soruyu sorun: Markanız hangi karakter diliyle konuşuyor, müşteriniz hangi karakter diliyle dinliyor, reklamınız hangi karakteri hedefliyor? Bu üçü aynı hizaya geldiğinde dönüşümler hızlanır, yanlış hizadaysa bütçe yanar.

    47 min
  • İnsanlar Neden Tıklıyor Neden Kaçıyor Gestalt Psikolojisi ile Satışın Gizli Kodları

    03:17 Gestalt nedir beyin kararları nasıl verir

    04:07 Yakınlık ilkesi web sitesi ve mağaza örnekleri

    05:25 Benzerlik ilkesi güven ve marka algısı

    06:31 Tamamlama ilkesi beynin boşlukla ilişkisi

    07:31 Merak yaratan eksik mesajlar neden çalışır

    08:42 Billboard ve outdoor pazarlamada tamamlama örneği

    08:59 Süreklilik ilkesi göz yolu nasıl tasarlanır

    10:25 Şekil zemin ilişkisi CTA neden görünmez olur

    12:17 Psikoloji ve pazarlamada algı kısa yolları

    13:01 Semiha ile tasarım ve algı üzerine sohbet

    16:15 Gerçek projelerde Gestalt nasıl kullanılıyor

    17:18 Tasarımcıların en sık yaptığı Gestalt hataları


    Bu bölümde sana çok temel ama çoğu markanın fark etmeden hata yaptığı bir konudan bahsediyorum: İnsanlar neden tıklıyor, neden kaçıyor?

    Bir web sitesine girdiğinde ya da bir reklam gördüğünde, bazen hiçbir şey yapmadan çıkarsın. Bazen de hiç planlamadığın halde tıklarsın, incelersin, hatta satın alırsın. İşte bu kararların büyük kısmı mantıkla değil, algı ile verilir. Ve bu algının arkasında Gestalt psikolojisi vardır.

    Gestalt İlkeleri bize şunu söyler: İnsan beyni dünyayı tek tek parçalar halinde değil, bir bütün olarak algılar. Yani kullanıcı senin sayfanda butonları, görselleri, metinleri ayrı ayrı incelemez. Beyni onları gruplayarak, tamamlayarak ve anlamlandırarak hızlıca karar verir.

    Bu bölümde Gestalt’ın temel prensiplerini pazarlama ve satış perspektifinden ele alıyorum. Yakınlık, benzerlik, tamamlama, süreklilik, şekil-zemin ve ortak kader gibi kavramların; web sitelerinde, reklamlarda, e-ticaret sayfalarında ve offline pazarlamada nasıl çalıştığını gerçek örneklerle anlatıyorum.

    Bir tasarım neden güzel olduğu halde satmaz?

    Bir reklam neden teknik olarak doğru ama etkisiz kalır?

    Neden bazı mağazalarda insanlar rahatça gezerken bazılarında hızlıca çıkmak ister?

    Bu soruların cevapları estetikte değil, algı yönetiminde gizlidir.

    Bölüm boyunca sadece dijital örneklerle sınırlı kalmıyoruz. Mağaza vitrinlerinden raf dizilimlerine, broşür tasarımlarından outdoor reklamlara kadar Gestalt İlkeleri’nin offline pazarlamada nasıl kullanılabileceğini de detaylı şekilde konuşuyoruz.

    Ayrıca insan psikolojisiyle pazarlamayı birleştirerek şuna odaklanıyoruz: Beyin neden düzeni sever, neden karmaşadan kaçar ve neden bazı markalara fark etmeden güvenir.

    Eğer web sitende dönüşümler düşükse, reklamların tıklanıyor ama satışa dönmüyorsa ya da mağazana giren müşteri karar vermekte zorlanıyorsa, sorun çoğu zaman fiyat değil, mesaj değil, ürün değil; algıdır.

    Bu bölüm sana şunu kazandıracak:

    Kullanıcıyı ikna etmeye çalışmadan nasıl yönlendirebileceğini

    Daha az anlatarak nasıl daha çok sattırabileceğini

    Tasarımı sadece görsel değil, stratejik bir satış aracı olarak nasıl kullanacağını

    Ben Faruk Toprak. Türkiye’de Dijital Pazarlama Podcast’inde bu bölümde insan beyninin satın alma kararlarını nasıl verdiğini, Gestalt psikolojisi üzerinden sade, net ve uygulanabilir şekilde ele alıyoruz.

    Dinledikten sonra markana, web sitene ve reklamlarına bir daha aynı gözle bakamayacaksın.

    21 min
  • Kamerayı Aç Satış Başlasın AR VR ile Yeni Nesil Pazarlama

    00:12 QR kodla başlayan gerçek AR deneyimi

    01:11 AR ve VR nedir temel farklar

    01:59 Pazarlamada AR mı VR mı ne zaman hangisi

    03:35 Gerçek kampanya örnekleri ve kullanım senaryoları

    03:48 Ürünü denet iade oranını düşür

    05:07 AR ile oyunlaştırılmış kampanyalar

    06:53 En çok kullanılan sektörler

    09:49 Offline pazarlamada AR ve VR farkı

    11:18 Markalar AR ve VR’a nasıl başlamalı

    12:45 Ölçümleme ve dönüşüm takibi

    13:54 En sık yapılan hatalar

    15:02 Markalar için net aksiyon planı


    Artık reklamlar izlenmiyor, yaşanıyor.

    Bu bölümde artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR) teknolojilerinin pazarlamayı nasıl kökten değiştirdiğini, markanıza nasıl gerçek bir deneyim alanı açtığını tüm detaylarıyla konuşuyoruz.


    Bugüne kadar pazarlama çoğunlukla şuna dayanıyordu:

    Mesajı göster, dikkat çek, tıklat, sat.

    Ama AR ve VR ile birlikte bu denklem değişti. Artık kullanıcı sadece reklamı görmüyor; ürünle etkileşime giriyor, deniyor, keşfediyor ve kararını çok daha hızlı veriyor. İşte bu bölüm tam olarak bu dönüşümün ne anlama geldiğini anlatıyor.


    Bölümün ilk kısmında şunu netleştiriyoruz:

    AR nedir, VR nedir, aralarındaki fark ne ve pazarlama tarafında hangisi ne zaman kullanılmalı?

    AR’ın günlük hayata neden daha hızlı girdiğini, VR’ın neden daha yüksek “wow etkisi” yarattığını ve bu iki teknolojinin markalar için hangi hedeflere hizmet ettiğini sade bir dille ele alıyoruz.


    Devamında gerçek kampanya mantıkları ve örnek kurgulara giriyoruz.

    Bir ürünün AR ile denetilmesi iade oranlarını nasıl düşürüyor?

    Ambalajlar, afişler ve mağaza içi materyaller nasıl “konuşur” hale geliyor?

    Offline bir temas noktası, doğru bir AR deneyimiyle nasıl ölçülebilir bir satış kanalına dönüşüyor?

    Bu soruların tamamını somut örnekler üzerinden açıklıyorum.


    Bölümde özellikle şu konulara detaylıca değiniyoruz:

    • AR ve VR’ın pazarlamada neden klasik reklamlardan çok daha güçlü olduğu

    • E-ticaret, kozmetik, moda, mobilya, otomotiv, gayrimenkul ve turizm sektörlerinde nasıl kullanıldığı

    • Sosyal medya filtrelerinin sadece eğlence değil, satış ve marka hatırlanması için nasıl kurgulanması gerektiği

    • VR showroom ve deneyim alanlarının etkinliklerde ve fuarlarda nasıl fark yarattığı

    • Offline pazarlamada QR, NFC ve görsel tanıma ile AR entegrasyonunun nasıl yapılacağı


    Ayrıca bu teknolojilere nereden ve nasıl başlanması gerektiğini de adım adım ele alıyoruz.

    Hangi hedef için hangi format daha doğru?

    WebAR mı, sosyal AR mı, VR deneyimi mi?

    Bu işin ölçümlemesi nasıl yapılmalı, CRM ve remarketing tarafına nasıl bağlanmalı?

    Sadece “havalı” değil, gerçekten sonuç üreten AR ve VR kurguları nasıl oluşturulur?


    Bölümün sonunda ise en sık yapılan hataları ve markaların neden bu alanda başarısız olabildiğini açıkça konuşuyorum. Çünkü AR ve VR doğru stratejiyle birleşmediğinde sadece kısa süreli bir eğlence olarak kalıyor. Doğru kurgulandığında ise pazarlama funnel’ının çok güçlü bir parçasına dönüşüyor.


    Eğer markanız için yeni nesil, deneyim odaklı ve gerçekten fark yaratan pazarlama yöntemlerini merak ediyorsanız, bu bölüm tam size göre.


    Ben Faruk Toprak.

    Türkiye’de dijital pazarlamanın bugününü ve yarınını birlikte konuşmaya devam ediyoruz.

    16 min

About Faruk Toprak ile Yapay Zeka ve Teknoloji

From the publisher's feed

Yapay zeka hakkında size iki şey satılıyor: ya korku ya sihir. İkisi de para kazandırmıyor. Ben Faruk Toprak, markaları dijitalde ölçülebilir büyümeye taşıyorum.

More shows like Faruk Toprak ile Yapay Zeka ve Teknoloji

Değer Yaratmanın Formülü by Mete Yurtsever

Değer Yaratmanın Formülü

1 Listeners