Fluent Fiction - Turkish:
The Watch Beneath the Snow: Emir's Journey to Family Healing Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-12-13-08-38-20-tr
Story Transcript:
Tr: Emir, kalın bir atkıya bürünmüş, pencerenin kenarından dışarı bakıyordu.
En: Emir, wrapped in a thick scarf, was looking out from the window's edge.
Tr: Kar, şehrin üzerine ince bir battaniye gibi düşmüş, her yeri beyaza boyamıştı.
En: The snow had fallen over the city like a thin blanket, painting everything white.
Tr: Herkes içeride, odun sobasının yanına toplanmıştı.
En: Everyone was inside, gathered around the wood stove.
Tr: Ancak ne yazık ki sıcaklık, yalnızca atmosferde vardı.
En: However, unfortunately, warmth existed only in the atmosphere.
Tr: Ev tam tersine soğuk ve huzursuzdu.
En: The house, on the contrary, was cold and uneasy.
Tr: Emir için bu kış, soğuğun ötesinde daha derin bir anlam taşıyordu.
En: For Emir, this winter held a deeper meaning beyond just the cold.
Tr: Evin içinde gecen haftalardan beri büyük bir karmaşa vardı.
En: There had been great chaos inside the house for weeks.
Tr: Aile yadigârı, annesinden kalma değerli bir saat, ortadan kaybolmuştu.
En: A family heirloom, a valuable watch from his mother, had disappeared.
Tr: O saat, ailenin hem geçmişini hem de benliğini temsil ediyordu.
En: That watch represented both the family's past and its identity.
Tr: Ama şimdi yoktu ve herkes birbirini suçluyordu.
En: But now it was gone, and everyone was blaming each other.
Tr: Emir’in karısı Leila ve küçük kardeşi Samet de sürekli tartışıyor, dolaylı olarak Emir'i suçluyorlardı.
En: Emir's wife Leila and his little brother Samet were also constantly arguing, indirectly blaming Emir.
Tr: Emir, kendini haksız şekilde suçlanmış ve değersiz hissediyordu.
En: Emir felt unfairly accused and worthless.
Tr: Emir, kendine bir hedef belirledi.
En: Emir set a goal for himself.
Tr: Aileye, herkesin gözünde sadece bir gölge olmadığını gösterecekti.
En: He was going to show the family that he was not just a shadow in everyone's eyes.
Tr: "Her şeyi çözeceğim," dedi kendi kendine, kararlı bir şekilde.
En: "I will solve everything," he said to himself determinedly.
Tr: Artık Emir, aramalarını tek başına yapmaya karar vermişti.
En: From now on, Emir decided to conduct his search alone.
Tr: Kararını net bir şekilde bilgilendirdiği aile üyeleri ise ona inanmadıkları gibi, bu çabasına pek de ilgi göstermiyorlardı.
En: His family members, whom he informed clearly of his decision, neither believed him nor showed much interest in his effort.
Tr: Evdeki eski dolapları ve çekmeceleri karıştırmaya başladı.
En: He began rummaging through the old cabinets and drawers in the house.
Tr: Her köşe bucak arandı.
En: Every nook and cranny was searched.
Tr: Emir, kaybolan her şeyin kendi köklerinden bir parça kopardığını daha iyi anlıyordu.
En: Emir understood better how everything lost tore away a piece of his roots.
Tr: Aramaları sırasında, babasından kalma tozlu bir kutu buldu.
En: During his searches, he found a dusty box from his father.
Tr: Kutunun içinde birkaç sararmış mektup ve eski fotoğraflar vardı.
En: Inside the box were a few yellowed letters and old photographs.
Tr: Birden gözleri mektuplardan birine takıldı.
En: Suddenly, his eyes caught onto one of the letters.
Tr: Atan kalbi gibi bir hissin eşliğinde mektubu açtı.
En: Accompanied by a feeling like his beating heart, he opened the letter.
Tr: Mektupta, Emir'in dedesinin gençliğinde yaşadığı zorluklar ve o saatin nasıl onun için kurtuluş sembolü olduğu yazıyordu.
En: The letter described the difficulties his grandfather faced in his youth and how the watch was a symbol of salvation for him.
Tr: Sonra, saatin dedesinin sakladığı bir mekânda, çok güvendiği birine emanet edildiğini belirtiyordu.
En: Then, it stated that the watch was entrusted to someone very trustworthy, in a place his grandfather hid.
Tr: Mektuptaki ipuçları, onu evin bodrum katına yönlendirdi.
En: The hints in the letter directed him to the basement of the house.
Tr: Hafifçe titreyen elleriyle bodrumdaki eski bir kutunun kilidini açtı ve işte oradaydı!
En: With slightly trembling hands, he unlocked an old box in the basement and there it was!
Tr: Saat, yıllarca tozlanmış bir yastığın altında güvenle yatıyordu.
En: The watch lay safely under a dusty pillow for years.
Tr: Emir’in gözleri doldu, zaman durmuş gibiydi.
En: Emir's eyes filled with tears, as if time had stopped.
Tr: Derin bir nefes aldı ve saati dikkatlice oradan çıkardı.
En: He took a deep breath and carefully retrieved the watch from there.
Tr: Elinde tuttuğu tek şey saat değil, yılların hatırası, aile bağları ve kendi özgüveniydi.
En: What he held was not just the watch, but the memories of the years, family bonds, and his own self-confidence.
Tr: Üst kata çıkıp saati ailesine gösterdiğinde, herkes şaşkınlıkla Emir'e baktı.
En: When he went upstairs and showed the watch to his family, everyone looked at Emir with astonishment.
Tr: Leila ve Samet, Emir'i kutladılar ve herkes kendi sessiz suçluluğuyla başbaşa kalmışken, Emir ilk defa gerçek bir minnettarlık ve saygı kazanmıştı.
En: Leila and Samet congratulated Emir, and while everyone was left with their own silent guilt, Emir for the first time gained true gratitude and respect.
Tr: Böylece Emir, hem kaybolan saati hem de ailesindeki gücü ve saygıyı geri kazanmış oldu.
En: Thus, Emir recovered both the lost watch and the strength and respect within the family.
Tr: Artık kendine daha fazla güveniyordu ve aile içindeki yeri de daha sağlamdı.
En: He was now more confident in himself and had a stronger place within the family.
Tr: Kışın soğuğuna inat evin içi, Emir sayesinde tekrar ısınmıştı.
En: Despite the winter's cold, the inside of the house was warm once again, thanks to Emir.
Tr: Yıllardır unutulmuş olan bu bağ, şimdi hep birlikte yeniden inşa ediliyordu.
En: This bond, forgotten for years, was now being rebuilt together.
Tr: Emir artık sadece bir gölge değil, ailenin parlayan bir yıldızıydı.
En: Emir was no longer just a shadow but a shining star of the family.
Vocabulary Words:
- wrapped: bürünmüş
- blanket: battaniye
- uneasy: huzursuz
- chaos: karmaşa
- heirloom: yadigâr
- identity: benlik
- valueless: değersiz
- determinedly: kararlı bir şekilde
- rummaging: karıştırmaya
- nooks: köşe
- cranny: bucak
- dusty: tozlu
- photographs: fotoğraflar
- retrieved: çıkarıldı
- trusted: güvendiği
- symbol: sembolü
- entrusted: emanet
- basement: bodrum katı
- trembling: titreyen
- safe: güvenle
- self-confidence: özgüven
- astonishment: şaşkınlık
- gratitude: minnettarlık
- rebuilt: inşa ediliyordu
- shadow: gölge
- shining: parlayan
- atmosphere: atmosferde
- gathered: toplanmıştı
- conduct: yapmaya
- retrieve: çıkardı