“Bazen hayatı çözmek için değil, hayatın içinde biraz daha hareket edebilmek için yürürüz."
Bu bölümde kapıyı açıp hiçbir yere gitmeden yürümek üzerine konuşuyoruz. Yürümenin bir zihin boşaltma yöntemi, bir sanat pratiği ve dünyayla kurduğumuz en temel bağ olma hâlini inceliyoruz. Kırkyama atölyesinden Likya Yolu’na, yürüyüşü bir esere dönüştüren çağdaş sanatçılardan kent hayatındaki ayak izlerimize uzanan bir rota çiziyoruz.
Bugün varılacak bir hedefimiz yok; sadece yolda olduğumuzu hatırlamak var. Keyifli dinlemeler!
Not:Küçük bir ekleme yapmak istiyorum. Marina Abramović ve Ulay’in The Lovers: The Great Wall Walk performansı aslında başlangıçta bir buluşma ve evlilik fikriyle planlanmıştı. Ancak Çin Seddi’nde yürüyüş için gerekli izinlerin alınması ve projenin hayata geçirilmesi yıllar sürdü. Bu süreçte ilişkileri sona erdi. Yürüyüş gerçekleştiğinde ise proje, planlandığı gibi bir kavuşma değil, iki sanatçının ortada buluşup birbirlerine veda ettikleri bir ayrılık performansına dönüştü.
Bahsettiğim atölye: Dere Tepe Kırkyama Atölyesi
Atölye yürütücüsü: Betül Mutlu
Depoda Sanat Var Koordinatörü: Esin Selimoğlu
Atölyede yaptığım ilk kırkyama haritamı Instagram sayfamda görebilirsiniz.
Mail:[email protected]
Instagram: gelmisgecmemisseyler.podcast
Bölümde bahsettiğim metinlere aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:
https://www.journals.gen.tr/index.php/arts/article/download/1157/763
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3865760
#yürümek