- Çocukluk çağında yaşadıkları ilk çatışmaları genellikle bu kişilere YAKLAŞARAK çözmüşlerdir.
- Çocukluk çağındaki çevreleri genişleyici tipin (Narsisistik, öç alıcı mükemmeliyetçi) çevresinden farklıdır.
- BİRİNİN GÖLGESİNDE YETİŞMİŞTİR. Kayırılan bir kardeş, hayran olunan, yönetici baskıcı bir dayı, güzel bir anne, iyi niyetli despot bir baba vb.
- Korkulara neden olmaya eğilimli istikrarsız bir durumdur bu.
- Ancak bir tür duygusal yakınlık elde edebilirler, bir bedelle:
KENDİNİ TABİ KILAN BİR ADANMA.
- Uzun süredir acı çeken ve kendine istediği ilgiyi vermediğinde çocuğuna suçluluk hissettiren bir anne
- Kendilerine körü körüne hayranlık duyulduğunda cana yakın cömert bir baba
- Sevgisi ve koruyuculuğu yalnızca memnun edilerek ve ödün verilerek kazanılabilen baskın bir kardeş.
-DUYGUSAL YAKINLIK İHTİYACI ile BAŞKALDIRMA İSTEĞİ yüreğinde mücadeleye girişmiş ve yıllar sonra kişi başkaldırma duygularını bastırmış, savaşçı ruhundan vazgeçmiş ve duygusal yakınlık ihtiyacı galip çıkmıştır. Öfke krizleri bitmiş ve kişi uyumlu bir insan olmuştur.
-Herkesi sevmeyi, en çok korktuğu kişilere çaresiz bir hayranlıkla yaslanmayı öğrenmiştir.
- Düşmanca gerilime aşırı duyarlı olmuş, ödün vermek ve olayları yumuşatmak zorunda kalmıştır.
- Başkalarının dostluğunu kazanmak en önemli şey olduğu için, kendisini kabul edilebilir ve sevgiye layık biri yapacak özellikleri geliştirmiştir.
- Bütün nevrotikler gibi bu tip de kendisini idealleştirerek sorunlarını çözer. (Ulaşmaya çalıştığı bir ideal benlik vardır.)
- İDEAL İMGESİ: Bencil olmayan, iyilik, cömertlik, aziz olmak, soyluluk, duygudaşlık özelliklerini mutlak bir biçimde taşıyan birisi olmak şeklindedir. (Sevilmeyi sağlayacak özellikler). İkinci sırada da ÇARESİZLİK, ACI ÇEKME, ŞEHİTLİK vardır. (Kendinden vermenin çekiciliği).
- Öç alıcı tipin aksine DUYGULARA ÇOK ÖNEM VERİLİR.
- Sevinç ve acı duyguları tek tek insanlara değil bütün bir topluma ve değerlere de duyulur.
- Derin duygulara sahip olma ideal imgesinin bir parçasıdır. (Öç alıcı tipte zayıflıktı.)
- Hasta gururlu düşüncelerini bastırır, yalnızca ezik ve kurban benlik olarak algılayabilir.
- Mazlumdur ve kendini kolayca mağdurlarla özdeşleştirir.
Bu çözümün iki olumsuz sonucu:
1- Küçülme süreci: Kişi yeteneklerini kısırlaştırır ve yok eder.
2- Genişleyicilikle ilgili tabusu onun kendine olan nefretinin kurbanı haline getirmesidir.
- Korku ile kendini suçlama arasındaki bağı bilmemektedir, yalnızca korkuyu ya da paniği yaşar.
- Kişi genelde kendini azarlamaya yatkın olduğunun farkındadır. Ama bunun üzerine kafa yormadan, bu özelliğinin gizliden gizliye erdem olduğunu düşünür. Çuvaldızı kendine batırabilmenin "kendine yönelik özenli içtenliğin bir göstergesi" olduğunu düşünür. Özeleştiri yapabilmek olarak kodlamıştır.
- Kendisini suçlamasının kolay olduğunun da farkındadır hatta bu suçlamaların temelsiz olabileceğini bile kabul edebilir. Ama suçu üzerine almak başkalarını suçlamaktan daha az gerginlik vericidir onun için.
- Suçlandığı zaman suçu kabullenmeye yönelik çabası oldukça otomatiktir. Aklı müdahale etmeye vakit bulamaz. ANCAK KENDİNE KÖTÜ DAVRANDIĞININ ve BU DAVRANIŞIN KENDİSİNE NE KADAR ZARAR VERDİĞİNİN farkında değildir.
-Rüyalarında ve fantezilerinde zulme uğrayıp işkence görmesi teması bulunabilir.
- Ya da bazılarında hastalık hastalığı (hipokondriyazis) belirtileri görülebilir.
- Terapide hem bu zararın dehşetinin farkına varması artar. Hem de gizli genişleyici dürtüler ve gururu gördüğünde kendini katil gibi hissedebilir. Başlangıçta bunları fark etmek hastayı kötüleştirebilir.
- Acısını artırarak acizliğini vurgulayarak af dileyebilir, kendisini suçlayan kişiden.
- Sevginin teyit edilmesine şiddetle ihtiyaç duymaktadır. Kurtuluşu başkalarının elindedir.
Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ