
Sign up to save your podcasts
Or


çok çok çok güzel bir eğitimmm alıyorum
ve daha ilk günden bende baya wowww
anlattım azcık azcık şaşkınlığımı da... :)
BU BÖLÜM TAM 35. BÖLÜMMMMM yupii :)
ve bunu bir eğitimle taçlandırıyorum...
velhasıl demişler ki... (Simon Sarris)
"Ne istediğini biliyorsan, neden bekliyorsun?"
bende iyi ki beklememişim, başlamışım atmaya kayotları ve şimdi burada da devam ediyorum. ebraber büyüyoruz resmen :)
her attığım atamadığım tkrarladığım kayıt beni biraz daha ben yapıyor bence. ve ben bunun her halinden çok memnunum.
canlı yayınları buraya taşıyacak olma heyecanına da bayıdım. bazı konularda neden halen çok cevap aramadan hazırı bekliyorum bilmiyorum
bu da başka zamanın konusu olsun :)
ancak unutma, dene, dene, dene, denemeye devam et ve hikayenin kahramanlığını eline al.
kendini trolleme lütfen.
kahramanlar hep vardır ve her yerdedir. :)
bu ara zaten en çok kullanılan deyimlerden birisi,
mışıl mışıl uyu, yada uygundan uyan, yada uyuyormuş numarası yapma...
bari bana yapma... :)
isyanlarımız ne alemde. artık sonrasında ki hayıflanmalardansa anda hislerimi dillendirmeyi tercih eder oldum.
sebebi kayıtta.
üstten üstten anlatmışım, ancak nasıl örnek vereyim :)
kendi öz eleştrilerim de bir yere kadar bu arada.
buna olgunlukla tecrübeli birey olduğunu kabul etme sanatı adını da verebiliriz.
hatta verdik gitti :)
Kendimiz mi sınırlandırıyoruz hayatı yoksa bizi mi sınırlıyorlar. Şu binaların arasına sıkışıp kalmış hissiyatı bende bu ara fena. Dolunaydan mı, merkürden mi, gelecekte mi, insanların olumsuzluklarından mı bilmem (ben de dahil tabi ki, moral bulmak çok zor) almış bir sıkışıklık benim bedenimi geç, ruhumu eline ha babam bi fenalardayım. İçeride tıkılmışken akıp giderken anlar, gördüğüm karşımda ki duvarlar, bi nefes alayım diye kapıya çıktım bugün iş yerimde, saatler sonra hem de… ama yok, o kapıda ki bank bile dar geldi. Güneş az geldi, gökyüzü yok, ağaçların altı beton kaldırımlara sıkışmış…Bi delirsem dedim bağırarak koşsam, illa bir yere toslayacağım… dümmmmdüz bir yer yok ki git gidebildiğin kadar, koş koşabildiğin kadar… hoş koşmak kim ben kim o da ayrı 😊
Neyse nerede kaldım… hah koşamıyorum istesem de, koşacağım varsa da yok 😊Yukarı koşayım fırlama becerim olsa koşmak gibi o da yok. Gökyüzü de sadece 90 derece üstümde ☹
Daha geçen ay ufuk çizgisini seçemiyordum tam da bugünlerde…insan üç gün gördüğü sonsuzluk hissini özler mi? Halbuki böyle de değildi,
Tahammülsüzleşmişiz galiba. Bide ben galiba zamanın gereksiz harcanmasına artık dayanamıyorum. İnsanları sürekli buna takılma diye uyarmak istiyorum… kendim yapıyor muyum? Yok, nerede ☹ hala arada kaçıyor.
Dün can arkadaşlarımdan birisi bi yazı yazmış tam da ben sıkışmış hissederken denk geldi… bende ay ne güzel bakış açısı dedim sanki ilk defa duyar gibi…. 1 saat önce olsa aklımda tabi, ancak o 1 saat içinde belki 1 sn içinde uçmuş kafam. Hiç mindful nedir ne değildir, kimdir bilgim yok. Silinmiş. 😊 sonra bana dedi”ki sal gitsin, seninle ilgili değil.”Dedim işte bu.. bu cümle beni kendime getirecek bu aralar demek ki. Tamam salacağım ama nereye o da ayrı, her yer kapı duvar şehirde ☹
Bu arada hayatta böyle, hemen alışıyoruz yatıştırıcılara..demek ki yeniden, yeniden, yeniden hatırlamak, alışkanlığa bir yerde döndürmek ancak belki de içeriği değiştirmek, onun bize bu ara veya yarın farklı şekilde düşünmemizi sağlamasına izin vermek…Bir de başka yerden bakmak…
İllaki o sonsuzluğu bulacağız. Çünkü tam burada bizde. İçimizde.
yine kafaların karışıklığının ayan beyan ıspatıdır bu bölüm :)
huzur ne demek? rahatlık nasıl olmalı?
düzelecek miyiz inşallah? ne zaman? neden? niçin? öncelik kimde?
marifet iltifata tabidir demişler... ben unuttum siz unutmayın diye yazayım istedim..
bi de karşıdan bak... yada sağdan.. ya da soldan... yeter ki bak, gör, fark et.
kabini ferahlat.
öğrenmenin yaşı yoktur. bu bir :)
ikincisi ise, "ustaya sormuşlar her şey bitti gitti eyvah ne yapacağız?, diye... cevap vermiş ; çay koyun yeniden başlayacağız"
o zaman çay mıdır yeniden başlamanın eşlikçisi? :)
ustalık mı? bilgelik mi?
ikisi de mi?
mütevazi olmaya gerek var mıdır, usta olunca?
yoksa ben yaptım diye göğüs gerçek midir?
bir ağacın bilgeliğini de kabul edebilir miyiz?
hadi bakalım? sorular olmasa, cevapları arayamayız.
o zaman da muhabbet neresinde kalır? anlamlandırma hayatı neresinde kalır?
gerek var mıdır?
yine deli sorular zincirimize halkalar eklene dursun
cevaplar için hayatın gönderdiği mesajları okuyabiliyor muyuz? buna da bakmalı.
öğrenmek istediğin cevaplar önüne düşüyor olabilir. bi de başka taraftan bak bakalım, belki görürsün.
From the publisher's feed