Propaganda’nın ilk bölümünden beri söylediğimiz, hatta bu seriyi yapma sebebimizi oluşturan bir şey var: Savaşlar sadece cephede sürmüyor.
Birliklerimizin Suriye’de uğradığı saldırı sonrası ortaya çıkan kısa süreli belirsizlik, toplumu demoralize etmek isteyenler için bir fırsat olarak görüldü ve şehit sayısı üzerinden yürütülen bir yalan haber kampanyası ile karşı karşıya kaldık. Hemen ardından gelen ve Suriye’deki varlığımızı sorgulayan bir “Suriye’de ne işimiz var?” kampanyası da, aynı amaçla tabloyu tamamladı.
Geçtiğimiz hafta, 26 Şubat akşamüstü tüm ülkeyi yasa boğan bir haber aldık. Suriye’nin İdlip şehrinde konuşlanmış olan birliklerimize bir saldırı yapıldı ve 36 askerimiz şehit oldu. Elbette bu açık ve öldürücü saldırı ile kıyaslanamaz ancak eş zamanlı olarak bir saldırı daha yaşadık. Sosyal medya merkezli yalan propagandası ile yürütülen bu saldırı, psikolojik savaşın demoralizasyon aşamasına hizmet etmekteydi.
Yaşadığımız bu süreç, demoralizasyonun ne olduğunu daha detaylı işlemenin önemini ortaya çıkardı ve sosyal medyada bu propagandanın nasıl işlediğini anlattık.