Her sabah 6.40’da başlayan bir karnaval. Kentin çemberinden merkezine yolculuk. Uyuklayanlar, horlayanlar, birbirinden hoşlananlar. Bitmeyen bir çile, vazgeçilemeyen bir konfor. Personel servisi, beyaz yakalı hayatın geri dönülemez bir kazancı. Gösterge. Lanet. Eski zamanda bir kez, servisli bir işim olsun diye dua etmiş olmalıyım. “Neyi nasıl istediğinden emin olmadıkça isteme.” derdi dedem. Dedem gibi olmayı çok isterdim. Servis şoförlüğünü başaran kişi, her şeyin altından kalkar. Düşünsene yıllarca aynı saatte uyanan, arabaya binen, sigara içen biri. Heykel. Nefes alan bir anıt. Yıllarca aynı servisle işe giden gelen biri peki? Karşılığını bulamıyorum. İmkânsız olmalı. On yıllarca aynı odanın cam kenarındaki masası. Kesinlikle eleştirmiyorum. Daha iyi bir önerim yok.