GZT Podcast

GZT Podcast

By GZTNews
Download on the App Store

GZT Podcast episodes

  • Ramazan Yazıları 26 - Prof. Dr. Ali Erbaş - Bir Ömre Bedel Kadir Gecesi
    Herkese merhabalar. Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Nihayet Dergi’nin sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinliyorsunuz. Bugün hicri takvime göre 26 Ramazan 1441 Miladi takvime göre ise 19 Mayıs 2020 Salı. Ramazan ayı boyunca muhtelif yazarlardan en güzel ramazan yazılarını sizlerle buluşturuyoruz. Ramazan ayının Alem-i İslam’a ve bütün dünyaya sağlık, sıhhat, esenlik ve güzellikler bahşetmesini diliyoruz.
    Bugünkü yazımız Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Ali Erbaş’ın, 13 Tem 2015’de Yeni Şafak Gazetesi’nde “Bir ömre bedel Kadir Gecesi” başlığıyla yayınlanan yazısı. Bakalım ne demiş Ali Erbaş.
    Önce başlığı izahla başlayalım yazımıza. Allah Teala Kur'an'da bin aydan hayırlı olduğunu bildiriyor Kadir gecesinin. Bin ay yaklaşık seksen yıl, seksen yıl ise bir ömürdür. Bunun için Kadir gecesinde yapılan ibadet ve taatler seksen yıllık bir ömür boyunca yapılanlara bedeldir. Gün olarak hesaplarsak 30.000 güne bedeldir. Kesretten kinaye olduğunu düşünsek bile bu geceyi hakkıyla değerlendirebilen en az 30.000 geceyi değerlendirmiş sayılabilmektedir. Büyük bir umut kapısı aralanıyor umutsuzluğa kapılmak üzere olanlara, Allah'ın rahmetinin bolluğu, genişliği hatırlatılıyor.
    Önemli bir ayrıcalıktır bu durum Kadir gecesi için. Zira ne Kur'an'da ne Sünnet'te diğer mübarek gün ve gecelerle ilgili böyle bir tanımlama yapılmamaktadır. Hatta İslam'ın dışındaki inançlarda da fazilet ve kıymeti bu kadar büyük, derecesi bu kadar yüksek bir zaman diliminden bahsedilmez. Bu ne muhteşem bir fırsattır ve bu fırsatı değerlendirebilenler için ne büyük bir müjdedir. Sûre, konu bütünlüğü açısından da ilginçtir, farklı konulara geçmeden sadece Kadir gecesini ve onun özelliklerini anlatmaktadır. Nedir bu gecenin kadr u kıymetini yücelten, Kur'an penceresinden bakarak izah etmeye çalışalım:
    “Şüphesiz Biz onu (Kur'ân'ı) kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir” (Kadr, 1-5).
    Bakara 185. ayetten hareketle Kadir gecesinin ramazan içerisinde bir gece olduğu kesindir, ancak ramazanın hangi gecesine rastladığı Kur'an'da bildirilmemektedir. Yani Kur'an'ın Peygamberimizin kalbine indirilmeye başlandığı gecedir ki, ilk geldiği rivayet edilen Alak suresinin ilk ayetleriyle bu gecede inmeye başlamıştır Kur'an. Kimi rivayetlerde Ramazan'ın son on gününde aranması tavsiye edilir, kimi rivayetlerde ramazanın 21. gecesi olduğu belirtilir, belki de rivayetlerin en kuvvetlisi ramazanın 27. gecesine işaret ettiği için İslam dünyasında asırlardan beri 27. gece Kadir gecesi olarak idrak edilmektedir.
    Sûrenin son ayeti şöyle bitiyor: “O gece tan yerinin ağarmasına kadar bir selamdır, esenliktir, kurtuluştur”. Mademki Kadir gecesi bir ömre bedeldir, öyleyse son nefesimize kadar selamı, esenliği, vicdan huzurunu, aile mutluluğunu, toplumsal barışı, kurtuluşu, ibadet ve güzel ahlakla bezenmiş bir hayatı vs. kendisinde barındıran bir ömre sahip olabilmenin provasını yapalım bu gece. Her Kadir gecesinde de kendimizi bu ölçülere göre test ederek Kur'an ve Sünnet merkezli bir hayata uyup uymadığı noktasında Müslümanlığımızın sağlamasını yapalım. Kadir gecenizi tebrik ediyorum.
    Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Nihayet Dergi’nin sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinlediniz. Bugün sizlerle Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Ali Erbaş’ın, 13 Tem 2015’de Yeni Şafak Gazetesi’nde “Bir ömre bedel Kadir Gecesi” başlığıyla yayınlanan yazısını paylaştık. Bir sonraki podcastimizde görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.
    8 min
  • Ramazan Yazıları 25 - Sezai Karakoç - Oruç Ülkesi
    Herkese merhabalar. Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Gerçek Hayat Dergi’nin sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinliyorsunuz. Bugün hicri takvime göre 25 Ramazan 1441 Miladi takvime göre ise 18 Mayıs 2020 Pazartesi. Ramazan ayı boyunca muhtelif yazarlardan en güzel ramazan yazılarını sizlerle buluşturuyoruz. Ramazan ayının Alem-i İslam’a ve bütün dünyaya sağlık, sıhhat, esenlik ve güzellikler bahşetmesini diliyoruz.
    Bugünkü yazımız Üstad Sezai Karakoç’un, “Oruç Ülkesi” başlıklı yazısı. Bakalım ne demiş Üstad Sezai Karakoç.
    Oruç metafizik âleme açılan pencerelerin ortamıdır mümin için. Fizik karartıların gönül ışığıyla silinişi. Öteleri görüş ve ötelere eriş, maddi perdelerin inceltile inceltile öteyi gösterir hale getirilişi.
    Oruç, yaşadığımız günlük ve gündelik hayatı adeta bir rüyaya çeviren mutluluk anahtarı. Kanatlanan gün demek oruç ayının gündüzü. Yerçekiminin etkisinin kayboluşu sanki benliğimiz ve eşyamız üzerinde.
    Namazla, duayla birleşince oruç, büsbütün renklenmiş ve güçlenmiş olarak bizi, fizikötesi donanımların yıldızlı harmanisine bürür.
    Kalbimiz, İslâm ın kişi için tayin ettiği edimlerle mümin kalbi haline gelir. Oruçla, namazla, hac ve zekâtla, kalb, kalb olur. İnanç, kalbde bu tür tecrübelerin tekrarıyla kökleşir. İnançtan davranışa, davranıştan inanca sürekli bir akış, oruç, namaz ve hac gibi ibadetlerin sağladığı bir kan dolaşımıdır. Sebepsiz değildir oruç, sebepsiz değildir namaz. Mümin kişiliğinin oluşması için temeltaşlarıdır. Bina, ruh binası bunlarla kuruludur. Maneviyatın kalesi, bunlarla yıkılmaz olur, pekişir.
    Zaman, insanı hep ölüme doğru götürürken, Ramazan gelir, diriliş ayı başlar. Oruç ayı insanı ölüme değil, diriliş aydınlığına götürür. Ab-ı hayatta yıkanmaya, çiğ tanesinde göğü seyretmeye ve gökkuşağının altından geçmeye. Oruçsuzluk ne büyük bir boşluk olurdur, oruç zorunlu olmasaydı mümin için. Tek kişiyle başlar ve biterdi o. Oysa, Ramazan da tüm Müslümanların bir ay oruç tutması, orucu toplum olayı haline getiriyor. Somut halegeliyor toplum ortasında oruç anıtı.
    Tabiatı daha iyi hissetmek ve dinlemek, onun söylemek istediğini daha iyi anlamak için oruç mucizesine sahiptir Müslüman. Kavramların yeniden yoklanması, tanımların yeniden yapılması için çıkarılmış bir davetiye gibidir oruç gündüzleri ve geceleri. Ve her yıl zayıflayan toplumun din bağı, yeniden güçlenir onunla. Dinin kası ve damarları çalışır hale gelir.
    Oruç, insanı, yeniden varolma, yeniden yapılanma, yoğrulma yolunda bir ay süren bir çileye tâbi tutar. Riyazetlerin en güzeli, en ilâhisi, en içlisidir o. Oruç, ruhun, madde üzerindeki zaferini ilân için verdiği bir savaşın adıdır. Zorludur bu savaş. Sonunda, hasat derlenir bu iradenin savrulduğu harmandan.
    Hırsla, ihtirasla dünyaya bağlanmanın, adeta ahireti unutmanın mevsimlerinin geçtiğini, din gününün geldiğini ilân eden bir sancaktır çekilmiş insanlık ufku burçlarına oruç.
    Oruç, dereceler halinde, belli sürelerde dünyanın tatil edilmesi demektir insan için. Ve ahiretin örtülerinin kat kat açılması demek. Süreklice bir gidiş geliş, bir med cezir dünya ile ahiret arasında. İnsan, bu gidiş gelişledir ki en büyük ilerlemesini yapacaktır ruh ve maneviyat alanında.
    Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Gerçek Hayat Dergi’nin sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinlediniz. Bugün Üstad Sezai Karakoç’un, “Oruç Ülkesi” başlıklı yazısını paylaştık. Bir sonraki podcastimizde görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.
    7 min
  • Ramazan Yazıları 24 - Dursun Gürlek - Ramazan Medeniyeti
    Herkese merhabalar. Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Lokma Dergi’nin sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinliyorsunuz. Bugün hicri takvime göre 24 Ramazan 1441 Miladi takvime göre ise 17 Mayıs 2020 Pazar. Ramazan ayı boyunca muhtelif yazarlardan en güzel ramazan yazılarını sizlerle buluşturuyoruz. Ramazan ayının Alem-i İslam’a ve bütün dünyaya sağlık, sıhhat, esenlik ve güzellikler bahşetmesini diliyoruz.
    Bugünkü yazımız Dursun Gürlek’in, 05 May 2019’de Yeni Şafak Gazetesi’nde “Ramazan medeniyeti” başlığıyla yayınlanan yazısı. Bakalım ne demiş Dursun Gürlek.
    Yazılarından birinde Ramazan medeniyetinden söz eden merhum Prof. Süheyl Ünver, bu mübarek ayın özelliklerini ve güzelliklerini, nev’i şahsına münhasır bir üslupla anlatıyor. Hocamızın verdiği bilgilerden, naklettiği anekdotlardan anlaşıldığına göre, Türk milleti her anlamıyla bir ibadet ayı olan Ramazan’ı büyük bir coşkuyla karşılıyor. İnsanlar oruçlarını aşkla, şevkle tutuyorlar. Günler öncesinden başladıkları Ramazan hazırlıklarına neredeyse bir kutsiyet, bir ulviyet izafe ediyorlar. On bir ayın sultanı, arkasında hüzün tabloları bırakarak sona ererken de, “Allah’a şükürler olsun, önümüzdeki Ramazan’a on bir ay kaldı” diye ayrı bir sevinç gösterisinde bulunuyorlar. Böylece gelecek yılın Ramazan’ına da bir an önce kavuşmanın hasretini çekiyorlar. Önümüzdeki Ramazan’ı da görmeden ölmeyelim diye içlerindeki o güzel temennileri dile getiriyorlar. Hatta 29 günlük Ramazanlarda “Eyvah, bir günümüzü çaldılar!” diye hoş serzenişlerde bile bulunuyorlar....
    Podcast ekibinin hazırladığı, Lokma Dergi’nin sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinlediniz. Bugün sizlerle Dursun Gürlek’in, 05 May 2019’de Yeni Şafak Gazetesi’nde “Ramazan medeniyeti” başlığıyla yayınlanan yazısını paylaştık. Bir sonraki podcastimizde görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.
    9 min
  • Ramazan Yazıları 23 - Faruk Beşer - Ramazan ve dua ufku...
    Herkese merhabalar. Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Post Öykü’nün sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinliyorsunuz. Bugün hicri takvime göre 23 Ramazan 1441 Miladi takvime göre ise 16 Mayıs 2020 Cumartesi. Ramazan ayı boyunca muhtelif yazarlardan en güzel ramazan yazılarını sizlerle buluşturuyoruz. Ramazan ayının Alem-i İslam’a ve bütün dünyaya sağlık, sıhhat, esenlik ve güzellikler bahşetmesini diliyoruz.
    Bugünkü yazımız Faruk Beşer’in, 24 Haziran 2016’de Yeni Şafak Gazetesi’nde “Ramazan ve dua ufku” başlığıyla yayınlanan yazısı. Bakalım ne demiş Faruk Beşer.
    Ramazanla tam alakalı olması sebebiyle duanın ruhuna dair bir şeyler yazmak, belki otuz yıldan beri tuttuğum notları birleştirip paylaşmak istiyorum.
    Bilindiği gibi Allah (cc) Bakara Suresinde orucun farz kılındığını ve Ramazan Ayının önemini, Kuranıkerim'in onda indirilmiş olmasından aldığını beyan ettikten sonra şöyle buyurur:
    “Kullarım sana beni sorarlarsa, ben çok yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin duasına karşılık veririm. O halde onlar da benim çağrıma cevap versinler ve bana inansınlar ki, doğru yolda olabilsinler” (Bakara 2/186).
    Ayeti kerimenin bağlamı gösteriyor ki, duanın Ramazanla özel bir ilişkisi vardır. Bu sebeple Ramazanda yapılan dualar kabule çok daha yakındır. Hatta bendeniz hep şöyle düşünürüm; Ramazanın her gecesinde ve özellikle de son on günü gecelerinde ihlasla ve bilinçle tekrarlanan bir duanın reddedilmesi düşünülemez. Yeter ki, hayırlı bir şey istenmiş olsun. Çünkü böyle bir duanın Kadir Gecesine denk gelme ihtimali yüzde yüze yakındır.
    Bu ayette Allah (cc), dua edenin duasına mutlaka icabet edeceğini söylüyor. İcabet etme, cevap verme, gereğini yapma demektir. Yani icabet, dua edenin istediği şeyin her zaman tam istediği gibi verilmesi anlamına gelmez. Ama duaya mutlaka bir cevap verileceğini, takdim edilen bir dilekçe gibi işleme konup gereğinin kesin yapılacağını anlatır.
    Allah duada istenen şeyi ya olduğu gibi kabul edip verir, ya onunla dua edenin bir günahını siler, ya da ona bir derece verir. Bunların her biri duaya icabet sayılır. Çünkü dua edenin Allah'tan istediği şey bazen onun hayrına olmayabilir. Zararına olacak bir şey için Allah, madem sen istedin al sana, deyip onu kötü duruma itmez.
    Ayrıca Allah'ın 'yakın' olması sebebiyle dua edenin duada sesini yükseltmesi Allah'a karşı sui-edep sayılmıştır. Secili, kafiyeli, tumturaklı ifadelerle dua etme samimiyete ve ihlasa aykırıdır. Mümin inandığı ve içinden geldiği gibi dua eder. Gözlerimiz yaşlı, boynumuz bükük, kalbimiz kırık huzuruna geldik, sana ellerimizi açtık, gibi yalan ve çocuk kandırırcasına dualar mürailikten ve insanın kendini aldatmasından başka bir şey sayılmaz. Sahabi diyor ki, Resulüllah'la beraber bir yolculukta idik. Tekbir getirirken seslerini yükseltenler oldu. Bunun üzerine Resulüllah şöyle buyurdu: “Sakin olun, çünkü siz sağır ya da uzakta olan birisine seslenmiyorsunuz, yakın ve sizinle beraber olan ve her şeyi duyan birisinden istiyorsunuz. Sizin dua ettiğiniz zat size bineğinizin boynundan daha yakındır” (Buhari, Müslim)...
    Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Post Öykü’nün sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinlediniz. Bugün sizlerle Faruk Beşer’in, 24 Haziran 2016’de Yeni Şafak Gazetesi’nde “Ramazan ve dua ufku” başlığıyla yayınlanan yazısını paylaştık. Bir sonraki podcastimizde görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.
    7 min
  • Ramazan Yazıları 22 - Hayrettin Karaman - Oruç Ahlakı
    Herkese merhabalar. Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Cins Dergi’nin sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinliyorsunuz. Bugün hicri takvime göre 22 Ramazan 1441 Miladi takvime göre ise 15 Mayıs 2020 Cuma. Ramazan ayı boyunca muhtelif yazarlardan en güzel ramazan yazılarını sizlerle buluşturuyoruz. Ramazan ayının Alem-i İslam’a ve bütün dünyaya sağlık, sıhhat, esenlik ve güzellikler bahşetmesini diliyoruz.
    Bugünkü yazımız Hayrettin Karaman’ın, 02 Ağustos 2013’de Yeni Şafak Gazetesi’nde “Oruç Ahlakı” başlığıyla yayınlanan yazısı. Bakalım ne demiş Hayrettin Karaman.
    Orucun bir terbiye vasıtası olduğunu, insanın alışkanlıklara, gazap, şehvet gibi saptırıcı, günaha itici faktörlere karşı güç ve hakimiyet kazanması hedefine yönelik bulunduğunu biliyoruz. Oruç tutan Müslüman yalnızca yeme, içme ve birleşmeyi terketmekle kalır; dilini, kalbini, gözünü, elini, hasılı bütün duygu, düşünce ve uzuvlarını ibadet için seferber etmez ve özellikle günahtan men etmezse orucu çok eksik kalacak, şekilden ibaret olacak, ruh ve manasından soyulmuş bulunacaktır.
    Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), bir kutsî (öznesi Allah olan, Allah''ın buyurduğu) hadîslerinde şöyle diyorlar: "İnsanoğlunun her amel ve ibâdeti kendisi içindir, yalnız oruç müstesna; çünkü o, benim içindir, onun özel ödülünü de ben vereceğim. Oruç (koruyucu) bir kalkandır. Oruç günü olunca kimse kötü söz söylemesin, bağırıp çağırmasın, cahilce davranmasın. Birisi sataşır veya bulaşırsa, "Ben oruçluyum, ben oruç tutmaktayım!" desin.
    Bu ve benzeri hadîslerle orucun amacı göz önüne alındığında kâmil bir orucun, yalnızca yeme içme ve cinsel teması terk etmekten ibaret olmadığı, oruç tutan müminin her an Allah şuuru içinde bulunması gerektiği, her zaman ayıp ve günah olan davranışlardan, oruçlu iken daha çok, daha titizlikle uzak kalmanın kaçınılmaz olduğu, orucun insanı âdeta melekleşmeye doğru götürmesi icabettiği ortaya çıkmaktadır. Güzel ahlâkın, insanı insan yapan erdemlerin oruç sâyesinde güçlenmesine, daha şuurlu ve güçlü bir nitelikte yaşanmasına "oruç ahlâkı" diyoruz. Bu yönüyle oruç aynı zamanda iyi bir "ahlâk eğitimi aracı" olmaktadır.
    Bir başka hadîste "Nice oruçlu vardır ki, orucundan kendisinde kalan yalnızca açlıktır, nice gece boyu namaz kılan vardır ki, namazından yanına kalan sadece uykusuzluktur" buyuruluyor. Bütün ibâdetler gibi orucun da - kula, insanlara ait- faydaları, maddî ve manevî güzel sonuçları vardır. Bunları hâsıl etmeyen bir oruç, aç ve mahrûm kalmaktan ibaret kalır. Bu böyle olmakla beraber, orucun mânâ ve hikmetini kendinde gerçekleştiremeyen insanların onu bırakmaları da gerekmez; çünkü her ava çıkan av yapamazsa da, ava çıkmayı terk edip evinde oturanın av yapma ihtimâli hiç yoktur. Sonuç ne olursa olsun oruç tutmak, ancak bu ibâdeti yaparken şekil yanında öze de yönelmek, orucun maddî ve manevî bereketini elde etmeye çalışmak, özellikle oruç ahlâkına sahip olmak için çaba göstermek tercih edilecek en doğru yoldur.
    Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Cins Dergi’nin sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinlediniz. Bugün sizlerle Hayrettin Karaman’ın, 02 Ağustos 2013’de Yeni Şafak Gazetesi’nde “Oruç Ahlakı” başlığıyla yayınlanan yazısını paylaştık. Bir sonraki podcastimizde görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.
    5 min
  • Suda ilerlemenin tarihi
    Her taraftan akan giden, engel tanımayan suları insanoğlu ehlileştirememiştir. Ancak onunla anlaşarak tabiri caizse onun “suyuna giderek” onunla ulaşımı sağlamıştır. Suyla anlaşmanın ilk belirtileri bizi geminin icadına, maddenin suyun üzerinde durabilme kabiliyetine götürmüştür.
    6 min
  • Ramazan Yazıları 21 - Yusuf Kaplan - Ramazan Medeniyeti
    Herkese merhabalar. Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Ketebe Yayınları’nın sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinliyorsunuz. Bugün hicri takvime göre 21 Ramazan 1441 Miladi takvime göre ise 14 Mayıs 2020 Perşembe. Ramazan ayı boyunca muhtelif yazarlardan en güzel ramazan yazılarını sizlerle buluşturuyoruz. Ramazan ayının Alem-i İslam’a ve bütün dünyaya sağlık, sıhhat, esenlik ve güzellikler bahşetmesini diliyoruz.
    Bugünkü yazımız Yusuf Kaplan’ın, 04 Haz 2017’de Yeni Şafak Gazetesi’nde “Ramazan Medeniyeti” başlığıyla yayınlanan yazısı. Bakalım ne demiş Yusuf Kaplan.
    Medeniyet, hayata bütüncül bakış ve akıştır.
    Hayatı hakikatin ışığında hem bir bütün olarak kavramak hem de yaşamaktır medeniyet.
    Bizde bir medeniyet fikri olmadığını söylemiştim.
    Medeniyet'ten anladığımız şey, yalnızca sivilizasyon dolayısıyla Batı uygarlığı.
    Biz İslâm medeniyetinden sözettiğimizde bile, bizde bize özgü bir medeniyet fikri olmadığı için, yalnızca Batı uygarlığını eksene alarak konuşmuş oluyoruz.
    Bu, gerçekten büyük bir entelektüel körleşme ve zihnî köleleşme. Komediye dönüşen ürpertici bir trajedi!
    Bendeniz bize özgü bir medeniyet tasavvuru geliştiriyor ve bunu bütün insanlık tarihine uyarlıyorum yaklaşık 20 yıldır.
    Özlü bir şekilde şöyle formüle ediyorum: Mekke + Medine = Medeniyet.
    İslâm'ın bütün ibadetleri, sanat türleri, hayat dünyası, bilimleri bu formülü hem yansıtır hem de yansıtıcısıdır.
    İşte bu anlamda Ramazan da bir medeniyettir; İslâm'ın Mekke sürecinde hayat buluşu'nun, Medine sürecinde hayat oluşu'nun ve medeniyet sürecine ulaşarak herkese, bütün varlığa ve tabiata hayat sunuşu'nun gerçeğe dönüştüğü bir hakikat medeniyeti ve mevsimidir Ramazan medeniyeti.
    Sünnet-i Seniyye anahtarıyla çıkılan bir Fütûhât-ı Medeniyye yolculuğu...
    Burada daha önce yayımladığım bu yazımı, gözden geçirerek ve geliştirerek sizlerle yeniden paylaşıyorum...
    İSLÂM'IN ÖZÜ, ÖZETİ VE ÖZETLENİŞİ
    Ramazan, İslâm'ın özü ve özeti bir mevsim. Ramazan'da İslâm'ın Müslümanlardan talep ettiği bütün ilkeler hayat buluyor. Dolayısıyla Ramazan'da İslâm'ın özetlenmesi, olağan bir iş'le, olağanüstü bir işleme dönüşüyor.
    Bu, özetlerken özü özümsemenin kazandırdığı bir özellik. Fenomenolojinin izah edebileceği olağanüstü bir durum: Yaşanan tecrübeyi olağanüstü kılan fenomen, doğrudan oruç üzerinde yoğunlaşılıyor olmasıdır: Bir ibadet üzerinden İslâm'ın insandan talep ettiği bütün emirler, ilkeler, tasavvurlar, tahayyüller eş zamanlı olarak harekete ve hayata geçiriliyor.
    Yani biz, oruç tutmakla sadece oruç tutmuş olmuyoruz; orucun bizi tutmasına, tutup kaldırmasına, başka bir düzleme taşımasına da tanıklık etmiş oluyoruz: Böylelikle varlığa, topluma, tabiata ve hakikate dâir bütünlüklü bir anlam haritasını ve anlamlandırma pratiklerini de aynı ânda hayata ve hareke geçirmiş oluyoruz.
    ALELADE'DEN FEVKALADE'YE BİR FETİH VE BÜTÜNLEŞME YOLCULUĞU
    Ramazan'ın en önemli özelliği insanı bütün tabiatlarla ve bütün hakikatlerle buluşturuyor olmasıdır. Yine fenomenolojinin izah edebileceği bir harikulâdelik de burada gizli. İnsan, Ramazan'da oruç tutarken hem bizzat tabiatı tecrübe ederek keşfediyor; hava'nın, su'yun, gece'nin gündüzün rengini, kokusunu, dokusunu bilfiil soluyor.
    Ramazan orucu, bir ay boyunca tabiatla kurduğumuz ilişkiyi altüst ediyor ve tabiatla doğrudan, doğrudan olduğu için de doğurgan, yaşayarak, organik bir ilişkikurmamıza imkân tanıyor.
    Böylelikle hem tabiatın keşfedilmemiş kıtalarını, bizzat hava'yı, eşyayı bambaşka bir hâlet-i ruhiye ile soluyarak keşfedebilme imkânına kavuşuyoruz; hem de bir yandan eşyanın hakîkatini, öte yandan da insanın kendi hakîkatini -zaaflarını ve erdemlerini- keşfetmesi sürecini bilfiil yaşıyoruz.
    Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Ketebe Yayınları’nın sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinlediniz. Bugün sizlerle Yusuf Kaplan’ın, 04 Haz 2017’de Yeni Şafak Gazetesi’nde “Ramazan Medeniyeti” başlığıyla yayınlanan yazısını paylaştık. Bir sonraki podcastimizde görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.
    6 min
  • Ramazan Yazıları 20 - Mahmud Erol Kılıç - Son 10 Gün
    Herkese merhabalar. Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Nihayet Dergi’nin sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinliyorsunuz. Bugün hicri takvime göre 20 Ramazan 1441 Miladi takvime göre ise 13 Mayıs Çarşamba. Ramazan ayı boyunca muhtelif yazarlardan en güzel ramazan yazılarını sizlerle buluşturuyoruz. Ramazan ayının Alem-i İslam’a ve bütün dünyaya sağlık, sıhhat, esenlik ve güzellikler bahşetmesini diliyoruz.
    Bugünkü yazımız Mahmud Erol Kılıç’ın, 03 Haz 2018’de Yeni Şafak Gazetesi’nde “Son 10 Gün” başlığıyla yayınlanan yazısı. Bakalım ne demiş Mahmud Erol Kılıç.
    Selam sana ey oruç ayı!
    Selam sana ey kıyam ayı!
    Selam sana ey lütuf ayı!
    Selam sana ey yılın bütün aylarının efendisi!
    Selam sana ey hataları ve günahları silip yok eden!
    Selam sana ey gecelerin ve gündüzlerin en mübareği!
    Selam sana ey kölelerin ve hizmetçilerin baharı! (İbn Arabi).
    O gece çok yağmur yağmıştı. Mescidin tavanı ottan hasırla örülü olduğu için zemine sular akmıştı. Mescidde itikafta olan Hz. Peygamber’in yüzünden çamura bulanmış yağmur suları akıyordu. “Bana bu gece, Kadir Gecesi, gösterildi ve sonra unutturuldu. Ben kendimi yağmur suyunun ve çamurunun olduğu bir seher vakti secde eder buldum. Size tavsiyem son 10 günde onu arayın, özellikle tekli günlerde” dedi (Buhari).
    Bu madde âlemi içerisinde, geldiğimiz yer olan ruhani âleme olan özlemimizin yoğunlaştığı zamanlar ve mekanlar bulunur. Tavaf, Arafat böylesi mekanlara örnek teşkil ederken Üç Aylar, Ramazan, Cuma v.s zamanlara tekabül eder. Ramazan demeyin zira o Allah’ın isimlerindendir fakat Ramazan Ayı deyin der İbn Arabi. Ondan dolayı da arifler “O’nu görüp oruç tutun ve O’nu görüp iftar edin” sözünden kinaye yaparlar. İşte o ayın özünde, çekirdeğinde bin aydan daha hayırlı denilen Kadir Gecesi bulunur. O ayın içinde (13’ünde) İncil nazil olmuştur. Yine o ayın içersinde Furkan nazil olmuştur. Böylece o ay diğer her şeyden ayrılır. Allah’ın ayı, Ramazan. Yine ellerimizin arasından kayıp gidiyor.
    Son 10 güne girdik. Kesret çarşısında satılan elbiseler, ayakkabılar için “Son 10 Gün İndirimi” diye ilanlar verirler, insanlar oraya üşüşürler. Ramazan’ın son 10 gününde yapılan indirimlerden ise haberimiz yok. Hz. Peygamber son 10 günde eşine, çocuğuna, dostuna veda eder kesret aleminden çekilirmiş. Kimsenin kendisini rahatsız etmesini istemezmiş. Kutsal bir geri çekiliş. İçe çekiliş. Aşırı sosyalleşmenin, aşırı politikleşmenin altında ezilen özünü, cevherini özgür kılmak için alnını yağmur suları ile bulanmış toprağa sürermiş...
    Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Nihayet Dergi’nin sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinlediniz. Bugün sizlerle Mahmud Erol Kılıç’ın, 03 Haz 2018’de Yeni Şafak Gazetesi’nde “Son 10 Gün” başlıklığyla yayınlanan yazısını paylaştık. Bir sonraki podcastimizde görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.
    7 min
  • Ramazan Yazıları 19 - Mehmet Yaşar Kandemir - Efendimizin Ramazan Hayatı
    Herkese merhabalar. Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Lokma Dergi’nin sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinliyorsunuz. Bugün hicri takvime göre 19 Ramazan 1441 Miladi takvime göre ise 12 Mayıs Salı. Ramazan ayı boyunca muhtelif yazarlardan en güzel ramazan yazılarını sizlerle buluşturuyoruz. Ramazan ayının Alem-i İslam’a ve bütün dünyaya sağlık, sıhhat, esenlik ve güzellikler bahşetmesini diliyoruz.
    Bugünkü yazımız Yaşar Kandemir’in, Altınoluk Dergisi’nin 1991 yılının Nisan ayında yayınlanan 62. sayısında yer alan “Efendimizin Ramazan Hayatı” başlıklı yazısı. Bakalım ne demiş Yaşar Kandemir.
    Resûl-i Ekrem Efendimiz (sav) Ramazan ayını hasretle beklerdi. Üç aylara kavuşunca sevinir; Receb ayında -her zamankinden çok- oruç tutardı. Şa’bân ayının ise tamamına yakınını oruçla geçirir ve:
    “Ramazan ayına hürmeten şaban ayında oruç tutmak daha faziletlidir.” buyururdu. Fakat ramazanı karşılamak maksadıyla bir iki gün öncesinden oruç tutmayı doğru bulmazdı. Yolunu gözlediği sevgiliye, ramazana kavuşunca, vuslatın verdiği haz ve neşeyle mübarek ayın feyzini coşkuyla anlatırdı. Şöyle buyururdu:
    * “Ramazan gelince, cennet kapıları ardına kadar açılır; cehennem kapıları kapanır; şeytanlar zararsız hâle getirilir.”
    * “Cennetin sekiz kapısı vardır. Bunlardan birinin adı Reyyân’dır. O kapıdan sadece oruçlular girecektir. Oruçluların sonuncusu da içeri girince Reyyân Kapısı kapanacak. Bu kapıdan girenlere bir içki ikrâm edilecek; onu içen bir daha susuzluk çekmeyecek.”
    Sevgili Efendimiz bu cihâna bedel müjdeleri, orucun ihlâs ve samimiyetle tutulması için söylerdi. Cenâb-ı Mevlâ’nın yüce katına sunulacak bu kıymetli ibadetin, yüz ağartacak mükemmellikte olmasını isterdi.
    Sahur vakti, seher vakti
    Sahur vaktine ayrı bir değer verirdi:
    “Aman sahura kalkmayı ihmâl etmeyin; zira sahur yemeği mübarek bir gıdadır” derdi. Nitekim Mescid-i Nebevî’nin sofasında yatıp kalkan fakir sahabîlerden ve İslâm’a ilk giren bahtiyarlardan biri olan İrbâz ibni Sâriye’yi bir gece sahura çağırırken:
    – “Mübarek gıdaya buyur!” demişti.
    Bir başka zaman sahur yapmanın önemini şöyle anlatmıştı:
    “Sahur yemeği bereketlidir. Yemezlik etmeyin. Bir yudum suyla bile olsa sahur yapın. Zira Allah Teâlâ ve melekleri sahur yapanlara rahmet yağdırır.”
    Cihan Güneşi Efendimizin sahura neden bu kadar değer verdiği gayet açıktır. Zira sahur vakti, seher vaktidir. İlâhî rahmet ve bereketin sağanak sağanak yağdığı zamandır. Allah’a gönül verenlerin ibadet, dua ve zikirleriyle gergef gergef işlediği mübarek bir zaman dilimidir.
    Müminler hiç değilse mübarek ramazan ayı boyunca bu kıymetli vakti değerlendirmeye çalışmalıdır. Gönül derinliklerinden kaynayıp gelen bir coşkuyla Cenâb-ı Hakk’a niyaz edenler gibi boyun büküp arz-ı hâl etmelidir; zira bu feyizli zamanda uyanık olmanın büyük bir manası vardır. Sahura kalkan mü’minler o mütevazi boyun büküşleriyle sanki şöyle derler...
    Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Lokma Dergi’nin sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinlediniz. Bugün sizlerle Yaşar Kandemir’in, Altınoluk Dergisi’nin 1991 yılının Nisan ayında yayınlanan 62. sayısında yer alan “Efendimizin Ramazan Hayatı” başlıklı yazısını paylaştık. Bir sonraki podcastimizde görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.
    13 min

About GZT Podcast

From the publisher's feed

Dijital medyaya yeni bir soluk!