Herkese merhabalar. Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Ketebe Yayınları’nın sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinliyorsunuz. Bugün hicri takvime göre 21 Ramazan 1441 Miladi takvime göre ise 14 Mayıs 2020 Perşembe. Ramazan ayı boyunca muhtelif yazarlardan en güzel ramazan yazılarını sizlerle buluşturuyoruz. Ramazan ayının Alem-i İslam’a ve bütün dünyaya sağlık, sıhhat, esenlik ve güzellikler bahşetmesini diliyoruz.
Bugünkü yazımız Yusuf Kaplan’ın, 04 Haz 2017’de Yeni Şafak Gazetesi’nde “Ramazan Medeniyeti” başlığıyla yayınlanan yazısı. Bakalım ne demiş Yusuf Kaplan.
Medeniyet, hayata bütüncül bakış ve akıştır.
Hayatı hakikatin ışığında hem bir bütün olarak kavramak hem de yaşamaktır medeniyet.
Bizde bir medeniyet fikri olmadığını söylemiştim.
Medeniyet'ten anladığımız şey, yalnızca sivilizasyon dolayısıyla Batı uygarlığı.
Biz İslâm medeniyetinden sözettiğimizde bile, bizde bize özgü bir medeniyet fikri olmadığı için, yalnızca Batı uygarlığını eksene alarak konuşmuş oluyoruz.
Bu, gerçekten büyük bir entelektüel körleşme ve zihnî köleleşme. Komediye dönüşen ürpertici bir trajedi!
Bendeniz bize özgü bir medeniyet tasavvuru geliştiriyor ve bunu bütün insanlık tarihine uyarlıyorum yaklaşık 20 yıldır.
Özlü bir şekilde şöyle formüle ediyorum: Mekke + Medine = Medeniyet.
İslâm'ın bütün ibadetleri, sanat türleri, hayat dünyası, bilimleri bu formülü hem yansıtır hem de yansıtıcısıdır.
İşte bu anlamda Ramazan da bir medeniyettir; İslâm'ın Mekke sürecinde hayat buluşu'nun, Medine sürecinde hayat oluşu'nun ve medeniyet sürecine ulaşarak herkese, bütün varlığa ve tabiata hayat sunuşu'nun gerçeğe dönüştüğü bir hakikat medeniyeti ve mevsimidir Ramazan medeniyeti.
Sünnet-i Seniyye anahtarıyla çıkılan bir Fütûhât-ı Medeniyye yolculuğu...
Burada daha önce yayımladığım bu yazımı, gözden geçirerek ve geliştirerek sizlerle yeniden paylaşıyorum...
İSLÂM'IN ÖZÜ, ÖZETİ VE ÖZETLENİŞİ
Ramazan, İslâm'ın özü ve özeti bir mevsim. Ramazan'da İslâm'ın Müslümanlardan talep ettiği bütün ilkeler hayat buluyor. Dolayısıyla Ramazan'da İslâm'ın özetlenmesi, olağan bir iş'le, olağanüstü bir işleme dönüşüyor.
Bu, özetlerken özü özümsemenin kazandırdığı bir özellik. Fenomenolojinin izah edebileceği olağanüstü bir durum: Yaşanan tecrübeyi olağanüstü kılan fenomen, doğrudan oruç üzerinde yoğunlaşılıyor olmasıdır: Bir ibadet üzerinden İslâm'ın insandan talep ettiği bütün emirler, ilkeler, tasavvurlar, tahayyüller eş zamanlı olarak harekete ve hayata geçiriliyor.
Yani biz, oruç tutmakla sadece oruç tutmuş olmuyoruz; orucun bizi tutmasına, tutup kaldırmasına, başka bir düzleme taşımasına da tanıklık etmiş oluyoruz: Böylelikle varlığa, topluma, tabiata ve hakikate dâir bütünlüklü bir anlam haritasını ve anlamlandırma pratiklerini de aynı ânda hayata ve hareke geçirmiş oluyoruz.
ALELADE'DEN FEVKALADE'YE BİR FETİH VE BÜTÜNLEŞME YOLCULUĞU
Ramazan'ın en önemli özelliği insanı bütün tabiatlarla ve bütün hakikatlerle buluşturuyor olmasıdır. Yine fenomenolojinin izah edebileceği bir harikulâdelik de burada gizli. İnsan, Ramazan'da oruç tutarken hem bizzat tabiatı tecrübe ederek keşfediyor; hava'nın, su'yun, gece'nin gündüzün rengini, kokusunu, dokusunu bilfiil soluyor.
Ramazan orucu, bir ay boyunca tabiatla kurduğumuz ilişkiyi altüst ediyor ve tabiatla doğrudan, doğrudan olduğu için de doğurgan, yaşayarak, organik bir ilişkikurmamıza imkân tanıyor.
Böylelikle hem tabiatın keşfedilmemiş kıtalarını, bizzat hava'yı, eşyayı bambaşka bir hâlet-i ruhiye ile soluyarak keşfedebilme imkânına kavuşuyoruz; hem de bir yandan eşyanın hakîkatini, öte yandan da insanın kendi hakîkatini -zaaflarını ve erdemlerini- keşfetmesi sürecini bilfiil yaşıyoruz.
Gzt podcast ekibinin hazırladığı, Ketebe Yayınları’nın sponsoru olduğu “Ramazan Yazıları” podcast’ini dinlediniz. Bugün sizlerle Yusuf Kaplan’ın, 04 Haz 2017’de Yeni Şafak Gazetesi’nde “Ramazan Medeniyeti” başlığıyla yayınlanan yazısını paylaştık. Bir sonraki podcastimizde görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.