
Sign up to save your podcasts
Or


Bu bölümde, Tophane'de başlayan hayatını uluslararası bir başarı öyküsüne dönüştüren ve iş dünyası ile maceraperestliği aynı potada eriten bir konuğumuz var. İş insanı, fahri konsolos ve bir İtalya Cumhuriyeti şövalyesi, Vittorio Zagaia. 15 yaşında kapısını çaldığı uluslararası taşımacılık şirketinden, Formula 1'in deniz versiyonu olan offshore yarışlarına; İtalyan Hükümeti'nin verdiği şövalyelik unvanından, TransAnatolia Rallisi’ndeki şampiyonluğuna uzanan sıra dışı bir hayat yolculuğunu dinledik.
Bu bölüm; mütevazı başlangıçların büyük başarılara engel olmadığına inananlara, farklı kimlikleri ve tutkuları bir arada yaşamanın mümkün olduğunu görmek isteyenlere ve ait olduğu topraklara değer katmanın en büyük zenginlik olduğunu bilenlere…
Unutmadan, sizler de bizim gibi Vittorio’nun 10 yılı aşkındır destek verdiği Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV)’a destek olarak, tedavi gören çocukların ve ailelerinin yanında olmak için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz…
https://kacuv.org/bireysel-bagis/
Bu bölümde, hayallerini gerçeğe dönüştürmek için cesur adımlar atan ve her deneyimi kişisel bir keşfe çeviren bir konuğumuz var: Ekranların tanıdık yüzü ve Survivor şampiyonu Merve Oflaz. Panama'da bir adada tek başına geçirdiği doğum gününden, oyunculuk kariyerinin zirvesindeyken her şeyi bırakıp Bali'nin özgür ruhuna sığınmasına kadar uzanan ilham verici bir hikaye anlattı. Bu bölüm; konfor alanından çıkmanın gücüne inananlara, tutkularını yeniden kariyerinin merkezine koymak isteyenlere ve hayatın en büyük macerasının insanın kendini tanıma yolculuğu olduğunu bilenlere... Çünkü bazen en doğru kararlar, kalıpları yıkarak ve içimizdeki sese kulak vererek alınır.
Bu bölümde, hayatı bir deneyimler bütünü olarak gören ve her kapıyı merakla aralayan bir konuğumuz var: Spor medyasının duayen ismi, yazar ve yönetici Banu Yelkovan. Çevirmenlikle başlayan yolculuğunda, hayatın karşısına çıkardığı her fırsatı bir maceraya dönüştürdü. Didier Six’ten Tony Parker’a uzanan unutulmaz anılar biriktirerek, sadece sporu değil, sporun içindeki insan hikayelerini tutkuyla anlattı. Bu bölüm; hayatın sürprizlerine açık olanlara, tutkusunu bir kariyere dönüştürmek isteyenlere ve deneyim biriktirmenin gücüne inanan herkese... Çünkü bazen en değerli rota, haritada olmayan ve sadece merakla çizilendir.
Bu bölümde Türk basketbolunun unutulmaz ismi İbrahim Kutluay’ı ağırlıyoruz.
Hem saha içindeki inanılmaz başarıları hem saha dışındaki hayatıyla her zaman gündemde olan Kutluay’la, profesyonel kariyerinin dönüm noktalarını, rekabetten beslenen motivasyon kaynaklarını ve deneyim dünyasındaki ilham verecek bakış açılarını konuştuk.
Sporun sadece fiziksel kısmını değil, motivasyon ve disiplinini de bir yaşam biçimi haline getirenler için dopdolu bir sohbet sizleri bekliyor.
Bu bölümde konuğumuz Ertan Balaban. Amerika'da eğitimini tamamladıktan Sonra Türkiye'ye gelip Brazilian Jiu Jitsu ve CrossFit gibi disiplinleri tanıttı. Ama sadece bir sporcu veya antrenör olarak kalmadı. Ertan, sporun dışına çıkarak hayatı "yumruklamak" yerine onu baştan şekillendirmeyi seçti. İnsanlara ilham veren içerikler üretiyor, doğa kampları yapıyor ve hatta "Ben Asla Pes Etmedim" adında kitabını kaleme alıyor. Onun mottosu “daha iyisi mümkün" ve denemekten asla vazgeçmiyor. Bu bölüm, çok düşünen ama harekete geçmekte zorlanan veya hayatında yeni bir yön arayan herkes için. Ertan Balaban'ın hikayesi, sizi pes etmemeye ve hayata farklı açılardan bakmaya teşvik edecek...
Bazen bir spor, sadece bir oyun değil; bir kültür, bir topluluk ve bir yaşam tarzı haline gelir. Bu bölümde konuğumuz; Türkiye’de Pickleball’un öncüsü, Marmara Üniversitesi öğretim üyesi ve Avrupa Pickleball Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi: Prof. Dr. Fatih Dervent.
Pickleball’un Türkiye’deki yükselişini, bu sporu tanıtma ve yaygınlaştırma sürecini, eğitim programlarını ve gelecekteki vizyonunu kendisinden dinliyoruz. Bu bölüm, sadece spor meraklılarına değil; yeni bir deneyim arayan, topluluk hissini önemseyen ve hayatına hareket katmak isteyen herkese..
Hayatın ritmi bazen parkeye vuruşla başlar, bazen bir babalık anında kalbinin en derinine işler. Bu bölümde konuğumuz; yıllarca formasını terletmiş bir profesyonel basketbolcu, şimdilerde ise ailesiyle kurduğu hayatla ilham veren bir yolculuğun içindeki adam: Caner Erdeniz. Sporun disiplini, sahnelerin ışığı ve baba olmanın derinliği arasında kendi sesini bulan Caner, hayatın farklı rollerinde nasıl merkezde kalınabileceğini anlatıyor. Müge Boz ile birlikte kurdukları sıcak aile dünyasından, parkeye attığı son adıma kadar her şeyin içten, gerçek ve yaşayan bir hikâyesi var.
Hayat bazen çölün ortasında başlar, bazen de sabahın ilk ışıklarında bir koşu bandında. Bu bölümde konuğumuz; Sahra’dan Peru’ya, Kapadokya’dan Tuz Gölü’ne koşmuş, ruhunu da yollara vurmuş bir hibrit sporcu: Özgür Tetik. Ultramaratonları, 24 saatlik koşuları, yeni trend Hyrox’da öncülüğü ve Survivor’daki dayanıklılığıyla tanıdığımız Özgür, fiziksel ve zihinsel sınırların nasıl aşıldığını anlatıyor. Zorluklara rağmen içten gelen bir “devam ediyorum” cümlesiyle… Bu bölüm, koşmayan ama hayalinin peşinden giden herkes için. Çünkü bazen en uzak mesafe, ilk adımdır.
Hayaller insanı dönüştürür, bazen de gerçek hayatı yeniden kurar. Bu bölümde konuğumuz, Türkiye’nin en büyük spor gruplarından birinin kurucusu, “Macera Sever” belgeselinin yapımcısı ve sunucusu Orkun Olgar. Sporcu bir çocukluktan, ailece kurulan bir markaya; oradan tükenmişliğin eşiğinden belgeselcilikle ruhunu tazelediği bir yolculuğa… Dağlar, karavanlar, keşifler ve en önemlisi içten gelen bir hayal. Bu bölüm; yeniden başlamak isteyen, konfor alanından çıkmak için cesaret arayan herkes için. Çünkü bazen bir hayal, seni kendine geri götürür.
Bu bölümde gerçek bir hayalin izindeyiz. Konuğumuz, Güney Kutbu’na yalnız yürüyerek ulaşan ilk Türk, olimpik kürekçi Ali Rıza Bilal. 13 yıl hayalini kurduğu, 3 yıl hazırlandığı bir yolculuk… 51 gün boyunca yalnızlık, fırtına, karanlık ve 100 kiloluk kızağıyla geçen bir meydan okuma. Antarktika’nın beyaz boşluğunda bile motive kalabilmenin sırrı bazen sadece İstiklal Marşı. Bu bölüm; “normal”i reddedenlere, yalnızlıktan korkmayanlara ve hâlâ içindeki çocuğa “hadi” diyebilenlere… Çünkü bazen bir hayal seni dünyanın sonuna götürür ama orada bulduğun şey, aslında kendindir.
From the publisher's feed