Sokaklar boyu nefes nefese koşuyordu adam. Arkasında bir grup insanlıktan uzak, gözü
dönmüş müsvedde… Olanca gücüyle kaçmaya çalışırken zalim sokaklar, onu döndürüp dolaştırıp bu
müsveddelerin önüne çıkarıyordu.
En kocaman adımlarıyla yokuş aşağı saldı kendini. Fantastik
filmlerdeki gibi, yolun sonunda birden havalanıp göğe süzülmeyi ve kovalayanları şaşkın bakışlarıyla
yerde bırakmayı ne kadar çok isterdi. Gel gör ki çıkmaz sokaktı işte karşısındaki. Üç tarafını sarmış
zindanımsı duvarlar…Patlamış sokak lambası…Ayışığının yırtamadığı karanlık… Duvarlardan birine
yaslandı çaresiz. Hızlı hızlı alıp verdiği nefesi, küflü duvara çarpıp kesif bir kokuyla geri dönerken
omzunda bir el hissetti.
-Hayııır!
Uyandı adam. Burnunda hâlâ duvarlardan yükselen küf kokusunu hisseder vaziyette ve
korkudan mı üşümeden mi bilemediği bir titremeyle uyandı. Adalet mekanizmasının işlemediği,
mafyatik yapıların devlete çöreklendiği bir ülkede; azıcık hakkını savunan, birilerinin çıkarlarına
muhalif bir şeyler söyleyen herkesin böyle kabuslar görmesi maalesef olağandı. Hele ki bir
zamanların beyaz Toroslarının siyah Transporter kılığında yeniden hortladığını düşünürsek genç
adam, bu kabusları görmekte hiç haksız sayılmazdı.
https://hizmetten.com/kaybolan-vicdan-esra-kaya/