Hizmetten

Hizmetten

Download on the App Store

Hizmetten episodes

  • Lütfunda da Hoş, Kahrın da! | M. Fethullah Gülen Hocaefendi
    Bu video 04/03/2018 tarihinde yayınlanan " MUSİBETLERİN EKŞİ ÇEHRESİ VE HİKMETİN GÜZEL YÜZÜ" isimli bamtelinden alınmıştır. Yayının tamamını buradan izleyebilirsiniz :http://herkul.org/bamteli/bamteli-mus....
    Bela ve musibetler, dış yüzleri itibarıyla çirkin, sevimsiz, iç bulandırıcı ve aynı zamanda insanın nöronlarına, Hipofiz bezine, Talamus bezine gelip çarpan şeytanî şerâreler mahiyetinde duyulur, hissedilir. Fakat meselenin sonucuna/neticesine bakmak lazımdır. Bu bakış açısı da aslında size, bize ait değildir, Kur’ân’ın fermanıdır: وَعَسَى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَعَسَى أَنْ تُحِبُّوا شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْ “Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da o şey hakkınızda hayırlıdır; bir şeyi seversiniz ama o şey de hakkınızda şerlidir.” (Bakara, 2/216)
    Mesela, i’lâ-i Kelimetullah istikametinde çekilen çileler.. o mevzuda bir yönüyle duygu-düşünce açısından kıvamın önemli bir unsuru olan manevî cihadlar, mücahedeler, manevî savaşlar.. Allah Rasûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) “cihâd-ı ekber” dediği şey…
    Antrparantez arz edeyim: “Günümüzde maddî kılıç, kınına girmiştir; Kur’an’ın elmas düsturları, elmas prensipleri hükümfermadır.” Küreselleşen bir dünyada o türlü şeylere gitmek, katliamlara sebebiyet verir, ardı arkası kesilmeyen savaşlar fâsid dairesine sebebiyet verir, vuruşmalar kısır döngüsüne sebebiyet verir. Hele günümüzdeki o korkunç silahlarla?!. 1945’lerdeki, 50’lerdeki Japonya’nın başına patlayan silahlar değil; bunlar, bugün bir yerde patladığı zaman, Amerika’nın yarısını alıp götürecek kadar korkunç silahlar!.. Bir Batılı düşünürün dediği gibi: “Bir üçüncü cihan savaşında, maktûl mezara, kâtil de yoğun bakıma kalkar!” Şimdi buna karşı sizin kalkanınız, sütreniz, siperiniz, insanî değerleri öne çıkarma, sevgiyi öne çıkarma, kucaklaşmayı öne çıkarma olmuştur/olmalıdır.
    Burada bir şey soracağım, vicdanlarınızla cevap verin: Sizler ve sizin arkadaşlarınız dünyanın değişik yerlerine açılırken, bunun (sevgi, kucaklaşma ve insanî değerlerin) dışında ne götürdünüz? Efendim, “Biz renk körüyüz!” dediniz. Efendim, “Duyma sağırıyız!” dediniz. Dolayısıyla elin-âlemin değişik anlayışsızlıklarına karşı, anlayışlı davrandınız. Duymaları gerekli olan “mesmûât”ın yanında farklı duyuşları duyucu oldunuz. Elin-âlemin farklı dil kullanmasına karşılık, siz, gönülleri yumuşatacak bir dil kullandınız. Kalbiniz gül gibi oldu; gezdiğiniz caddeler, sokaklar, çarşı-pazar da ıtriyat çarşısına döndü. Bağırlarını açtılar. Size yol verdikleri zaman da eşrârın şerrinden emniyet adına yol verdiler: “Gidin, koruyamayacağız sizi!” dediler ama zannediyorum yüreklerine kan damlıyordu. Evet, bir gün şartlar/konjonktür müsait olduğu zaman dönüp gideceğinizi/geleceğinizi bekleme sevdası ile zannediyorum bir intizar içindeler şu anda da. İnşaallah, Cenâb-ı Hak, o günleri de gösterir; eşrârın er geç akîm kalacak o hâinâne gayretlerini, sa’ylerini, himmetlerini akîm bırakır, inşaallah teâlâ.
    Evet, bazen dış yüzü itibarıyla, kabuğu itibarıyla çirkin görünen şeyler vardır; fakat iç yüzü itibarıyla çok lâtiftir. Başta, konuya başlarken, Alvar İmamı’nın sözüyle ifade ettik: Seyyidinâ Hazreti Âdem’in yaşadığı, bir zelle idi. Bir zelle idi ki, ثُمَّ اجْتَبَاهُ رَبُّهُ فَتَابَ عَلَيْهِ وَهَدَى “Ama sonra Rabbisi O’nu seçti de, tevbesini kabul buyurdu ve O’nu hidayetine mazhar kıldı.” (Tâhâ, 20/122) Sonra Allah, onu seçti, seçkinlerden yaptı ve arkadan gelen nesiller “Mustafeyne’l-Ahyâr”dan saydılar. Ne dediler? “Âdem, Safiyyullah!” dediler. “Hakikî şecerenin hikmeti / Dünyaya gele Muhammed Hazreti.” Hazreti Âdem, Cennet gibi bir güzellikler otağından ayrıldı fakat bir yönüyle, o otağa insanlığı çağırabilecek, Hazreti Rûh u Seyyidi’l-Enâm gibi bir “İnsan”a baba olma şerefi ile taçlandırıldı. ثُمَّ اجْتَبَاهُ رَبُّهُ فَتَابَ عَلَيْهِ وَهَدَى Cenâb-ı Hak, öyle eylesin, inşaallah!..
    6 min
  • Bugün onların dedikodusunu etmek... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi
    İslam’ın savaşları yüzde doksan müdafaa harbi olarak vuku bulmuştur.
    *Geçmişte olan hadiseleri, yeniden deşelemek suretiyle, günümüzde yeni kavga vesileleri yapmanın hiçbir faydası yoktur. Bugün onların dedikodusunu etmek, onları dillendirmek ve bâtılı tasvir etmek suretiyle safi zihinleri idlal etmek, yeni kavga vesileleri oluşturmak demektir. Kin duygusuna, nefret duygusuna, gayz feveranına sebebiyet verebilecek hususları tarihin bağrına gömmek ve üzerine de kocaman kocaman kayalar koymak lazım; onları unutmak ve onların yeni kavga vesileleri haline gelmesine fırsat vermemek lazım. Bu biraz hazım sisteminin sağlam işlemesine bağlı. Sindireceksiniz bunları, yoksa hepimizde vardır: Niye bu kötülüğü yaptılar, neden İslam dünyasını işgal ettiler, neden onun genel ahengini bozdular?!. Bunları bugün söylemenin bir âlemi yok.
    *Derlenirsiniz, toparlanırsınız, yine ruh ve mana kökleri üzerinde kendi ruh abidenizi ikame etmeye çalışırsınız. Bunu yaparken de etrafı tahrik etmemeye ve yeni yeni düşman cepheleri oluşturmamaya dikkat edersiniz; tabir-i diğerle, güzergâh emniyetini tehlikeye atmazsınız. Yürüyeceğiniz yollarda borazanla canavarları uyarmak, üzerinize saldırtmak akıllı insan işi değildir.
    *Herkesle iyi geçinerek, bir huzur dünyası oluşturma istikametinde elden gelen her şeyi yapmak lazım. Hasım gibi görünen insanların evine gitmek suretiyle “Sizi de bekliyoruz, bağrımız size de açık!” demek lazım.
    *Öyle engin bir vicdana sahip olmalı ki, o vicdana giren kimse ayakta kalacağı endişesine kapılmasın. Herkesin oturacağı bir sandalye olsun sizin kalbinizde!..
    Bu video 07/06/2015 tarihinde yayınlanan “Tarih Şuuru ve Sulh Ruhu” isimli bamtelinden alınmıştır.
    Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
    11 min
  • MİNBERDEN ÇAĞA SESLENİŞ
    Çağın idrakine seslenen bir ses..
    Samimiyetle bestelenmiş duru bir nefes..
    Gözyaşı ile tanıştı camiye gelen herkes..
    Bülbül şakımasının heyecanı vardı sesinde..
    Evladını kaybetmiş bir annenin feryadı vardı iniltisinde..
    Bir derdi vardı. Derdini derdi bilecek birilerini arıyordu..
    Minberden yükselen o ses, gözyaşına karışıp gönül dünyamızın yeşermesine vesile oluyordu..
    Çoraklaşmış ruhlar o sesin ihtizâsıyla yeniden diriliyordu..
    Gönül kâsesini kevserle dolduranlar, gittikleri beldelerde ab-ı hayat oluyorlardı..
    1 hr 21 min
  • Güçlü bir gelecek bekliyorsanız... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi
    Kendisine, “Sen hep maziden bahsediyorsun; sen bir harabîsin; gözün mazidedir, âtî değilsin…” diyenlere karşı Yahya Kemal, “Ne harabîyim ne harabatîyim / Kökü mazide olan âtîyim!” diye cevap vermiştir. Evet, bugünü değerlendirmek için dünü bilmek iktiza etmektedir. Güçlü bir gelecek bekliyorsanız sağlam bir kökünüzün olması lazımdır.
    *Geçmişsiz bir gelecekten bahsedilemez. Geçmiş bir kök gibidir. Gelecek onun üzerinde ser çekmiş, budak salmış ve yayılabilme ölçüsünde yayılabilmiş bir ağaç gibidir. Mutlaka kökümüzle irtibatımızı korumamız lazımdır. Ruh ve mana kökü diyoruz buna; hususiyle bizi biz yapan değerlere.. Üstad Necip Fazıl “Bu milleti gerçek millet yapan İslam’la tanışması olmuştur.” derdi. Biz bir yönüyle o blokaj üzerinde Allah’ın izni inayetiyle gökdelenler gibi yükselmişiz. Değişik dönemlerde devletler muvazenesinde bir muvazene unsuru olmuş ve sözümüzü âleme dinletmişiz.
    Kur’an-ı Kerim’den Enfes Bir Misal
    *Geçmişi olmayanların, sağlam bir geçmişe ve geçmiş blokajına bina edilmeyen şeylerin geleceği olması söz konusu değildir. Onlar âtîsiz insanlardır; her şeyi bugüne ve şartlara göre yaparlar.
    *Kur’an-ı Kerim’in şu teşbihleri sağlam blokaja dayanıp istikbal vad eden ya da köksüzlüğe yenilip kuruyup giden nesiller açısından da değerlendirilebilir:
    أَلَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلاً كَلِمَةً طَيِّبَةً كَشَجَرَةٍ طَيِّبَةٍ أَصْلُهَا ثَابِتٌ وَفَرْعُهَا فِي السَّمَاءِ تُؤْتِي أُكُلَهَا كُلَّ حِينٍ بِإِذْنِ رَبِّهَا وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ وَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَبِيثَةٍ كَشَجَرَةٍ خَبِيثَةٍ اجْتُثَّتْ مِنْ فَوْقِ الْأَرْضِ مَا لَهَا مِنْ قَرَارٍ
    “Görmedin mi Allah nasıl bir benzetme yaptı: Güzel söz, kökü yerin derinliklerinde sabit, dalları ise göğe doğru yükselmiş bir ağaç gibidir ki Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Düşünüp ders çıkarsınlar diye Allah insanlara böyle temsiller getirir. Kötü söz ise, gövdesi toprağın üstünden kolayca çıkarılabilen, kökleşip yerleşmeyen değersiz bir ağaca benzer.” (İbrahim, 14/24-25)
    Bu video 07/06/2015 tarihinde yayınlanan “Tarih Şuuru ve Sulh Ruhu” isimli bamtelinden alınmıştır.
    Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
    7 min
  • “Bugün milleti kurban edenler, yarın olurlar millete kurban!” | M.Fethullah Gülen Hocaefendi
    Cüneyd-i Bağdadî hazretleri şöyle der: “(Ey Nefsim!) Heva kapısından girmek dilersen, kolayca girersin. Ne var ki, dışarı çıkmak istersen, pek zordur bilesin.” Hevâ kapısından girmek.. nefsin dürtülerine uymak.. şeytanın dürtüleriyle yanlış yollara sapmak.. bu çok kolaydır. Fakat bir kere de içine düştün mü, çırpındıkça batarsın, çırpındıkça batarsın, çırpındıkça batarsın. Zira Hazreti Pîr’in dediği gibi: “Her bir günah içinde küfre giden bir yol vardır.”
    “Bugün milleti kurban edenler, yarın olurlar millete kurban!”
    *“Bir adaletgâh-ı vâsidir bu dâr-ı imtihan / Bugün milleti kurban edenler yarın olurlar millete kurban!” Geniş bir dâr-ı imtihan bu dünya. Bugün kötülük yapanlar, yarın öyle kötülüklere maruz kalacaklardır ki, hiç şüpheniz olmasın, ettiklerinin on katıyla Cenâb-ı Hak onlara azap edecek. Kıvranacak, gözlerini dikip sizin yüzünüze bakacaklar; medet dilenecekler kendilerini çok güçlü görenler.
    *Firavun da kendini çok güçlü görüyordu; Hazreti Musa (aleyhisselam) ve bir avuç Musevî karşısında gark olup giderken, döndü sığındı ama artık iş işten geçmişti. Kur’an diyor ki: “Şimdi mi?” Sen ondan evvel hep başkaldırdın, serkeşlik yaptın durdun. Ama madem o kadar dedin, senin bedenine necat vereceğim. O da sana yaramayacak da, arkadan gelenler için; senin gibi Nemrutların, Şeddâdların, Firavunların akıbetine şahit olmaları için; lâşelerini koruyacağım onların. “Lâ şey” olduklarının farkına varmadıklarından ve kendilerini bir şey zannettiklerinden dolayı “lâ şey” ve “lâşe” oldular; lâşe korundu, arkadan gelenlere bir ibret tablosu sunuldu. “Bugün milleti kurban edenler yarın olurlar millete kurban!” Hiç tereddüdünüz olmasın!..
    Bu video 07/06/2015 tarihinde yayınlanan “Tarih Şuuru ve Sulh Ruhu” isimli bamtelinden alınmıştır.
    Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
    5 min
  • Hicap İçinde İki Büklüm Yanınıza Geldiklerinde… | M.Fethullah Gülen Hocaefendi
    “Küfür devam eder ama zulüm devam etmez!” Küfür mahkeme-i kübraya kalır; Allah kendi huzur-u kibriyasında onu cezalandırır; fakat zulüm umumun hukukuna tecavüz, masum insanların hukukuna tecavüz olduğundan dolayı er-geç dünyada cezasını bulur. Zulmedenler cezalarını bulurlar.
    Hicap İçinde İki Büklüm Yanınıza Geldiklerinde…
    *Bir gün birileri ettikleri zulümden hicap duyacaklar, utanacaklar, yanınıza gelecekler. Şu sözü çok vird-ü zeban edin: “لَا تَثْرِيبَ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ يَغْفِرُ اللّٰهُ لَكُمْ وَهُوَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ” (Daha önce yaptıklarınızdan dolayı bugün size kınama yoktur. Allah, sizi de affeder. O, Merhametlilerin En Merhametlisi’dir.) Hazreti Yusuf (aleyhisselam) söylemişti kardeşlerine karşı. Yusuflar Yusufu (sallallâhu aleyhi ve sellem) da Mekkelilere karşı söylemişti bunu.
    Bu video 02/08/2015 tarihinde yayınlanan “Yürekler Acısı Dünya ve Diriltici Ruh” isimli bamtelinden alınmıştır.
    Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
    7 min
  • Kazanma da Var Kaybetme de! | M. Fethullah Gülen Hocaefendi
    Bu video 25/02/2018 tarihinde yayınlanan "SADÂKAT İKSİRİ VE DURAĞANLIK ZEHRİ" isimli bamtelinden alınmıştır. Yayının tamamını buradan izleyebilirsiniz :http://herkul.org/bamteli/bamteli-sad...
    Kur’an-ı Kerim, çok yerde الَّذِينَ آمَنُوا “iman edenler” dedikten hemen sonra وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ “imanları istikametinde sağlam, yerinde, doğru ve ıslaha yönelik işler yapanlar” vasfını nazara veriyor. İman ve sâlih amel. Biz, kendi dilimiz ile “amel” diyoruz fakat Üstad Necip Fazıl, konferansında “İman ve Aksiyon” demişti. Aksiyon kelimesi “amel”i tam karşılar mı; yoksa “fiil”in karşılığı mı? “Fiil” ile “amel” birbirinden farklı şeylerdir; “fiil”, bir iş yapma demektir; “amel” ise, meselenin şuurunda olarak bir mükellefiyeti yerine getirmektir. Şimdi, Allah’a iman ettikten sonra, insanın, imanını teminat altına alması onun hareketine/aksiyonuna bağlıdır.
    Aksiyon olmadığı takdirde, iman zamanla solar; bir yönüyle taklit yollarına gidilir, bir yönüyle şekle gidilir, bir yönüyle surete gidilir. Nitekim günümüzde “sizin” demeyelim de “benim” gibi çoklarında mesele tamamen şekil, suret ve taklit vadilerinde bocalayıp durmaktan ibaret bir hal almıştır. Ancak “amel” ile, “hâlis amel” ile, “ihlasa iktiran eden amel” ile, “rıza hedefli amel” ile, “aşk u iştiyak en son gaye, aşk u iştiyâk-ı likâullah hedefli amel” ile insan canlı kalabilir.
    Onun için insanda ister “iman” adına, isterse de “İslam” adına bir durağanlık olduğu zaman, bu durağanlık sebebiyle o insanın hazan vurmuş yapraklar gibi savrulup gitmesi kaçınılmaz olur. Ağacın başında salınıp durma, şebnemlere bağrını açma, aynı zamanda bülbüllere karşı tebessüm etme var iken savrulup giden yapraklar gibi insan da toprağın bağrına savrulur, gübre olur!
    İnançta, duyguda, düşüncede “amel” ile “iman”ın böyle bir münasebeti olduğu gibi.. onda meselenin durağanlığa tahammülü olmadığı gibi.. iş, durağanlığa gittiği zaman, gidip taklide incirâr ettiği gibi.. aynı zamanda hizmet-i imaniye ve Kur’aniye adına da durağanlık bir felakettir.
    Bu durağanlık, bazen ülfetten, ünsiyetten dolayı olur. Hazreti Pîr, ona da temas ediyor: Ülfet ve ünsiyet bazen insanı köreltir; o alışkanlık, bazen “Böyle de oluyor!” dedirtir. Oysaki insan, sürekli taşan bir bardak gibi Akif ifadesiyle sürekli bir “lebrîz” içinde olmalı; sürekli bir şey dolmalı oraya ve sürekli o taşmalı. Ve taşanlardan da başkaları istifade etmeli, sürekli. Sürekli taşıp duran bir insan olmalı; his ve heyecanı, herkese yetecek kadar taşıp durmalı sürekli. Hizmet-i imaniye ve Kur’âniyede de öyle…
    Bir, böyle olur; ülfetten ve ünsiyetten dolayı insan, farkına varmadan durağanlığa girer; ülfet ve ünsiyete yenik düşer. Kalb, bunlar ile renk atar; “latife-i Rabbâniye” artık fonksiyonunu edâ edemez hâle gelir. Bakarsınız bunların gözyaşları da kupkurudur. O konuda “Allah’ım, yaşarmayan gözden Sana sığınırım!” buyurmuş İnsanlığın İftihar Tablosu. Vakıa İmam Gazzâli, “Ağlayan da bazen kaybeder, ağlamayan da!” demiş. Ama bence ağlayıp kaybedenler, işin içine riya katanlar, gözyaşlarını “Âlem görsün!” diye dökenlerdir. Fakat aşk u iştiyaktan dolayı ağlayanlar, âkıbetinden endişe edip ağlayanlar, Cehennemden endişe edip ağlayanlar, “Allah’tan uzak düşeceğim!” diye korkup ağlayanlar, her an onu yürekten hissetmeme, kalbinin ritimlerinde hep “Allah, Allah, Allah!” sesi duymama endişesinden korkup ağlayanlar da vardır. Bunlar kazanır; öbürleri kaybeder. Kazanma da var, kaybetme de var orada. O mevzuda bile durağanlık öldürücü bir zehirdir esasen, kahreden bir zehirdir. Nefis, bunları kullanır; bir yönüyle şeytanı istikbal eder ve şeytan da onun araladığı kapılardan senin latife-i Rabbâniyene senin değil, yani insanın latife-i Rabbâniyesine nüfuz eder, hâkimiyet kurar orada. Orası esasen Cenâb-ı Hakk’ın tecelligâh-ı Sübhâniyesidir: “Dil, beyt-i Hudâ’dır, anı pâk eyle sivâdan / Kasrına nüzul eyleye Rahman, gecelerde.” diyor Hak dostu.
    6 min
  • Hoş gör! Hoş göremezsen bari nâhoş görme! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi
    *Vifak ve ittifak, sizin aranızda problemleri çoğaltmama adına da önemlidir. Çünkü insanın belli ölçüde bir enerji kapasitesi vardır. Onu dağıtacak olursanız, asıl vazifenizi gereğince eda edemezsiniz. Hazreti Pîr’in ifadesiyle, iki elimiz var; dört elimiz olsaydı dahi bu hizmete yetmezdi. Öyle dağılırsak, konsantre olamazsak, en basit işlerde bile başarı sergileyemeyiz, başarılı olamayız. Kendimiz, kendimiz olma çizgisinde kendimizi ifade edemediğimizden dolayı, başkalarına da bir şey anlatamayız.
    *Hazreti Üstad, “Vifak ve ittifak tevfîk-i ilâhinin en büyük vesilesidir.” diyor. Bir dua!.. Siz birleşirseniz, Allah da muvaffakiyetlerini sağanak sağanak başınızdan aşağıya yağdırır.
    “Hoş gör!.. Hoş göremezsen bari nâhoş görme!.. Nâhoş görsen de dillendirme!..”
    *Kötülükleri dahi iyilikle savmaya çalışmak bir mü’min ahlakıdır. Kur’an-ı Kerim’de bu husus farklı şekillerde nazara verilmektedir. Bu cümleden olarak şöyle buyurulmaktadır:
    وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ اِدْفَعْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ فَإِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَأَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيمٌ
    “İyilikle kötülük bir olmaz. O halde sen kötülüğü en güzel tarzda uzaklaştırmaya bak. Bir de bakarsın ki seninle kendisi arasında düşmanlık olan kişi candan, sıcak bir dost oluvermiş!” (Fussilet, 41/34)
    *Hoş gör!.. Hoş göremezsen bari nâhoş görme!.. Nâhoş görsen de dillendirme!.. En azından bu mertebelerden, bu yörüngelerden birinde yol almaya bakmak lazım.
    *Yanlış bulduğum bir Türk atasözü var: “Kendisine iyilik yaptığın insanın şerrinden sakın!” Belki gerçekten öyle namert insanlar, cibilliyeti bozuk olanlar bulunabilir. Ama o sözün yerine esasen sizin düşünce dünyanızı aksettiren şu söz daha uygun: “Şerrinden korktuğun, kötülüğünden endişe duyduğun kimseye dahi bir damlacık bile olsa iyilikte bulun.” (…) Endişe duyduğunuz insanların o endişe verici hislerini, gayzlarını, kinlerini, nefretlerini bu istikamette kırmaya çalışmak lazım. Böyle yapıldığı takdirde, siz karşınıza çıkacak problemleri de azaltmış olursunuz. Tabir-i diğerle, güzergâh emniyetini de sağlamış olursunuz.
    Bu video 02/08/2015 tarihinde yayınlanan “Yürekler Acısı Dünya ve Diriltici Ruh” isimli bamtelinden alınmıştır.
    Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
    10 min

About Hizmetten

From the publisher's feed

Hizmetten.com ailesi olarak sizden aldığımız destek ve dualarla yayın hayatına başladık ve her gün daha da güçlenerek yolumuza devam ediyoruz.

More shows like Hizmetten

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

65 Listeners

TR724 Podcasts by Tr724

TR724 Podcasts

31 Listeners

Çağlayan Dergisi by Çağlayan Dergisi

Çağlayan Dergisi

118 Listeners

M. Fethullah Gülen by Çınar Medya

M. Fethullah Gülen

67 Listeners

Sabah - Akşam Dualari by Çağlayan Dergisi

Sabah - Akşam Dualari

7 Listeners

Deutsch lernen durch Hören by www. einfachdeutschlernen.com

Deutsch lernen durch Hören

81 Listeners

Barış Özcan ile 111 Hz by Podbee Media

Barış Özcan ile 111 Hz

50 Listeners

Varyete by Varyete

Varyete

8 Listeners

Haddini Aşan Yaşam Rehberi by Podbee Media

Haddini Aşan Yaşam Rehberi

18 Listeners

Bildiğin Kadarıyla by Karnaval

Bildiğin Kadarıyla

5 Listeners

Hiçbir Şey Tesadüf Değil by Podbee Media

Hiçbir Şey Tesadüf Değil

10 Listeners

IŞIK KARANLIK DEVRİ DAİMİ KIRIK TESTİ 20 by M. Fethullah Gülen

IŞIK KARANLIK DEVRİ DAİMİ KIRIK TESTİ 20

7 Listeners

Fethullah Gülen Sohbetleri by Yavuz Turan

Fethullah Gülen Sohbetleri

0 Listeners

Bamteli | M. Fethullah Gülen Hocaefendi | Herkul by Herkul

Bamteli | M. Fethullah Gülen Hocaefendi | Herkul

0 Listeners

Herkul Nağme | M. Fethullah Gülen Hocaefendi | Herkul by Herkul

Herkul Nağme | M. Fethullah Gülen Hocaefendi | Herkul

0 Listeners