
Sign up to save your podcasts
Or


YTB Başkanı Abdullah Eren, Batı Trakyalı bir ailenin evladı
Bürokrat Kimliği taşıyan ender İçimizdeki Değerler den biri. Başkanlığını üstlendiği YTB faaliyetlerini ve Balkanlarda Türk dayanışmasının önemini konuştuk. Bizlere, dinleyicilerine kıymetli katkılar sağlayan bir lider ile karşılaştık.
Her alanda , her işte çıtayı yukarı çekmek adına daha çok Rumelilere , Rumelili başkanlarımıza ihtiyacımız var.
Aradım taradım sonunda buldum. Türkiye ve Balkanlarda mutfagimiza dair isletme sahibi olanlar, gastronomi sefleri, sosyal medyada icerik üretenlere baktım tum Rumeliyi bolge ayirmaksizin ele alan birini bulamadim. Doğal olarak kisiler kendi memleket tariflerine odaklanmış , kendi dili ve kulturu ile calisiyordu. Merve'nin farki burada. Rumeli ve Balkan mutfağının eşsiz lezzetlerini ve kültürel mirasını yaşatan, yeni kitabı ACIKTIN MI KIZANIM? ile bu zengin mutfağın tariflerini gün yüzüne çıkaran oyuncu Merve Çavuşoğlu Aksu’yu konuk ediyoruz. Kendisiyle hem geleneksel tarifleri hem de bu mutfağın geçmişten günümüze taşınan hikayelerini konuşacağız.
İsmi ile müsemma Esnaf Prizren, 30 yıllık mazisi ile kadim sivil toplum kurulusu. Ahilik geleneğinden gelen ahlaki değerleri kaybetmeden Kosova'nın tüm ticari, politik belirsizlik ve savaş gündemlerine rağmen bugüne kadar misyonunu koruyabilmiş bir yapı. Burası ülkemizde alışkın olduğumuz Rumeli STK yapısından biraz farklı. Adeta günün en prestijli gündemlerinden girişimci -yatırımcı ekosistemini iki ülke arasında canlı tutan faaliyetleri ile öne çıkmaktadır
Başkan Yardımcısı Sali Salah eğitimini Türkiye'de tamamlamış ancak topraklarına hissettiği vefa duygusu ile Kosova'ya değer sağlamıyı tercih etmiş bir isim. Girişimciler, yatırımcılar için iki ülke arasındaki potansiyeli keşfetmeye vesile olacak bir sohbet olduğunu düşünüyoruz.
Bu özel bölümde, Prof Dr Serhat Güvenç ile Türkiye’nin Balkan coğrafyasındaki dış politika stratejilerini ve bu stratejilerin Balkan toprakları ve Rumeli insanı üzerindeki etkilerini derinlemesine inceliyoruz. Türkiye’nin bölgede uyguladığı yumuşak güç politikalarının kültürel, sosyal ve politik yansımalarını ele alarak, Balkanlar'daki Türk etkisini anlamaya çalışıyoruz. Dinleyicilerimize, bu zengin tarihsel ve güncel perspektifler ışığında, bölgenin geleceğine dair önemli ipuçları sunuyoruz
Serhat Güvenç, Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde profesör olarak görev yapmaktadır. Uzmanlık alanları arasında Türk dış politikası, güvenlik çalışmaları, deniz güvenliği, NATO, savunma politikaları ve stratejik konular yer almaktadır. Güvenç, özellikle Türkiye'nin dış politikası ve savunma stratejileri üzerine yaptığı çalışmalarla tanınmaktadır.
"Büyük ülke olamıyorsanız, büyük sorun olun; ancak böyle dış politika gündemine rol çalabilirsiniz." Bu ifade, sorun yaratmaktan ziyade, akıllıca hamleler ve stratejik kararlarla uluslararası arenada dikkat çekmenin ve etkili olmanın mümkün olduğunu vurguluyor.
Balkanlar'da İslamiyet'in farklı yorumlarının etkileri gözlemlenirken, bu bağlamda bölgedeki dini ve kültürel eğilimler açısından Suudi Arabistan kaynaklı Vahhabi/Selefi modeli ile Türkiye'nin daha ılımlı ve tarihsel bağları olan İslam anlayışı arasında nasıl bir rekabet veya etkileşim söz konusudur? Hangi modelin Balkanlardaki Müslüman topluluklar üzerinde daha fazla etkili olduğu ve bu etkinin hangi sosyo-kültürel ve politik dinamiklerle bağlantılı olduğu konusunda ne tür gözlemler yapılmaktadır?
Dinleyicilerin konuğumuzun analizleriyle, Türkiye’nin Balkanlar’daki rolü ve gelecekte bölgedeki etkisinin nasıl şekilleneceğine dair değerli içgörüler kazanacaklar.
Evrim Kuran, ülkemizde kuşak araştırmalarının adeta imza ismi. Hacettepe ,Sabancı ve Harvard Business School da Davranış Ekonomisi İnovasyon Tasarım Düşüncesi alanlarında eğitim almış ve Yönetimde Mükemmellik Sertifikasına sahip.
Pek çok ulusal ve global markanın işveren marka danışmanlığı yapmakta, gençlerde 21. Yy yetkinliklerini geliştirmeyi amaclayan sivil toplum hareketlerinde tersine mentörlük gelişimine katkı sağlıyor. Hatta nasıl yetişiyor bilmiyorum ama aynı zamanda MEF üniversitesinde DEI (Diversity, Equity, Inclusion ) Çeşitlilik Hakkaniyet Kapsayıcılık dersi veriyor
Kuran, "Telgraftan Tablete", "Z: Bir Kuşağı Anlamak", "Onlar Göçtü Buradan" ve "Başarılı Bir Kadın Olduğum için Özür Dilerim" adlı kitapların yazarıdır. Bu kitaplar, Türkiye'nin farklı kuşaklarını ve sosyal konularını ele almaktadır. Okuması hayli akıcı, birinci elden verilere dayalı güvenilir kitaplar.
İçerik öncesi kendisine araştırma çıktılarında Rumeli camiasına dair kuşak araştırması çıktıları edinip edinemeyeceğimi danıştım. Henüz yapılan bir çalışma yok ama ileride neden olmasın :)
Bu özel bölümde, Balkanlar’ da Osmanlı mimarisi uzmanı, mimarlık tarihçisi Doc. Dr Neval Konuk ile sanat tarihinin büyülü dünyasına derin bir yolculuğa çıkıyoruz. Konuk un engin bilgisi ve deneyimleriyle Balkan topraklarındaki Osmanlı izlerini, kolektif hafıza ve Atatürk'ün göçmen kökenleri üzerine düşündürücü ve aydınlatıcı bir sohbet gerçekleştirdik
Konuk ile hem tarihsel hem de diplomatik açıdan önemli bir konuyu ele alıyoruz. Atatürk’ün Selanik'teki evine yapılan çağdaş müzecilik müdahalelerini ve bu müdahalelerin sonuçlarını derinlemesine inceliyoruz. Hepimizin ortak değeri olan Atatürk ve ailesinin aziz hatırasına yeterince sahip çıkabildik mi? Türkiye ve Yunanistan arasındaki diplomatik ilişkilerde mütekabiliyet yetkinliğini nasıl değerlendiriyoruz?
Birçoğunuz Prof. Dr. Adem Fazlıoğlu'nun ismiyle en az bir kere karşılaşmışsınızdır. Kendisi, tıp doktorluğunun yanı sıra sivil toplum hareketlerine katkılarıyla da önemli değerlerimizden biri. Yazmış olduğu ' Bosna Sancak Hakkında İkincil Yazılar Sessiz Soykırım' kitabını ve bölgedeki gelişmeleri konuşacağız
11 Temmuz 1995’te yaşanan Srebrenitsa Katliamı; 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yapılan en büyük insan katliamı ve etnik soykırım olarak dünya tarihine kazınmıştır.
23 Mayıs 2024 günü Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 1995’te Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinde yaklaşık 8 bin Müslüman erkek ve çocuğun katledildiği 11 Temmuz’u, “Soykırımı Düşünme ve Anma Günü” ilan etti.
Soykırım yapan Sırp askerler, katliamlarını gizlemek için toplu mezarlar açıp, masum insanların ölü bedenlerini çukura attılar. Toplu mezarlardaki cenazelerin yerini birkaç sefer değiştirerek de kemiklerin birbirine karışmasına sebep oldular.
Uydudan izlenememesi için ise çukurların içine manyetik parçalar yerleştirdiler. Bununla da kalmayıp, dışarıdan bakıldığında anlaşılmaması için bölgenin iklim tipine uygun bitkilerle toplu mezarların üzerini kapattılar. Ama hesaplayamadıkları bir şey vardı. Sırp ordusunun bu kötü ve korkunç planını bir kelebeğin kanat çırpışı bozmuştu…
oplu mezarlar yüzünden toprak yapısı değişti ve orada Artemis çiçekleri çıkmaya başladı. Sadece Artemis ile beslenen mavi kelebeklerin bölgede çoğalması dikkatleri buraya çekti. Uzmanlar tarafından yapılan araştırmalarda toplu mezarlar bulundu. Bosna'daki katliam bir kez daha gün yüzüne çıktı.
Bosna halkı, aradan geçen yıllara rağmen katliam kurbanlarının toplu mezarlarını mavi kelebeklerin izini sürerek aramaya devam ediyor. Toplu mezarlarda cesetlerine ulaşılan kurbanlar, kimlik tespitinin ardından her yıl 11 Temmuz'da Potoçari Anıt Mezarlığı'nda törenle toprağa veriliyor.
Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.
Aliya İzzet Begoviç
Gecmisteki Kayıpların ve dünya üzerinde katliama \ soykırıma maruz kalanların aziz hatırasına saygı programıdır.
.
From the publisher's feed