
Sign up to save your podcasts
Or


Terapi, Goc etmek, kontrolculuk, 27 yas, kendin kalabilmek uzerine konustuk biraz.
Selin benim 2017`den beri hayatima eslik eden arkadasim. Hayat kosturmacasi icinde cok sik konusamasak da updatelestigimizde dinlemeyi cok sevdigim , her zaman ne istedigini bilen, hedefleri olan , cok caliskan ve kalbi sevgiyle dolu bana ilham veren arkadaslarimdan biri . Sanirim 2021’de Ben amerika’ya Selin Almanya’ya tasinmadan once bulusmustuk en son. O siralar yurtdisi arastirmalari icindeydik . Yillar sonra New York’da biraraya geldik ve biraz catchup yaparken Ikinci Ben’den konu acildi ve bunu aniden kayit almaya basladik.
Buyumek, terapi, dunyanin baska yerlerinde kendi hayatlarimizi kurmak, calisma hayati, tecrubelerimiz … ordan burdan dopdogal konustuk iste! 2017’den beri cok buyuduk. hayatlarimizi cok degistirdik, bunu izlerken bundan 5 sene sonra da daha neler degisecek, belki dunyanin hangi baska yerlerinde olacagiz ,biraraya gelecegiz ihtimali beni heyecanlandiriyor. Bu kayit bizim icin bi ani kalsin istedim. Bizim gibi kendi yolunu cizen, bu yolda acisiyla tatlisiyla devam etme cesareti gosteren, yolunda olan herkese tum kalbimle sans diliyorum!
Ikinci Ben
20:10 Terapi
Koltugumda aksam sohbetime eslik eder misin? 🛋️
Ferhat Jak İçöz’ün Insan Olmanın Dayanılmaz Hafıflıgı kitabında altını çizdiğim, kıvırdığım sayfalara yeniden bakarken “Hayatın getirdikleri” bölümünde uzun suredir ustune dusunup, dinlediğim, okudugum değiştiremediklerimizden (aile, coğrafya?, kader?) ve iman etmek ile sorumluluk almak arasındaki o ince bağ ustune; Varoluşçulukla birlikte , Kierkegaard, Nietzsche, Amor fati .. derken zihnimin ve kalbimin kıvrımlarında birlikte dolasıyoruz.
Bir şeye gerçekten inanmanın nasıl bir sey oldugunu dusunuyoruz; hayat kurmanın, buyumenin, birini sevmenin, bir yol seçmenin, nasıl cesaret, emek ve sorumluluk istediğini.. seçmediğimizi sandığımız anlarda bile aslında seçim yaptığımızı. Yani tam olarak *Kendin Olmanın Dayanılmaz Sorumlulugu ve huzuru* üstüne :)
Belki sen de dinlerken kendi iman ettiğin şeyleri fark edersin ve su soruya cevaplarını bırakmak istersin.
Q: Karşılığını alamasan bile yine de seçmeye devam edeceğin şey ne olur hayatında?
Cevaplarını çok merak ediyorum paylasmak istersen xx
Ferhat Jak İçöz- Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği
Paul Tillich- Olmak Cesareti
Cok gucluyum ayni zamanda cok kirilgan. Yardim etmeyi cok iyi biliyorum, yardim istemeyi bilmiyorum. Cok cesurum, ayni zamanda cok korkak. Sonsuz sevgim ve sabrim var. kendime ile de paylasmayi deniyorum. Dengemi ariyorum. Hala yardim isteyemiyorum :) sevildigimi hissediyorum ama tam olarak sevgiyi verebildigim gibi alamiyorum da sanirim. Kirmayi da kirilmayi da bilmiyorum. En yetenekli buldugum yanim empatim. Insanlari anlayabilmeyi seviyorum. Ama kendi duygularimi o kadar anlayamiyorum. bunu sondurmeye ve azaltmaya calismadan kendime de ayni empatiyi ve anlayisi gostermeyi ogreniyorum. En cok kendime guveniyorum, ama baskalarina da boylesine guvenebilmek istiyorum. Cok Esnegim, ama bazi sivri koselerim ve keskin kirmizi cizgilerim de var. bireyselligimi seviyorum, ama birlikteligi daha cok. Bu yuzden buyuk buyuk masalar hazirlamayi seviyorum. Misfirim eksik olmasin istiyorum ama hala vedalari sevmiyorum, bu yuzden bazen kendimi off mod’una alip koruyorum. Ozlemlerim sonsuz bir balon gibi. Sevdigim cogu insan dunyanin baska yerlerinde. Sarilmayi ozluyorum. Gosterdigimden daha derinim, anlam ile bag kuruyorum,kendimle bile. Bu yuzden acikligi seviyorum ama acik olmayi hala ogreniyorum. Sakinim ama guvenli alanlarda olabildigim zaman cok eglenceli ve komigim. Kisaca vermeyi cok iyi biliyorum ama almayi hic bilmiyorum. Tanistigima cok memnun oldum. Sanirim bu Ikinci Ben~
Buyuyor. Dengeleniyorum. Kalbim kucucuk ama kocamanmis gibi yasiyorum ve tuum bu beni ben yapan seyler icin sukran doluyum.
<3
Bu bölümde, Böyle Soyledi Zerdüşt’ün 77. sayfasından yaptığım okumayla, kendi yansımamıza nasıl baktığımızı birlikte keşfedelim istedim.
https://www.instagram.com/p/DRnxXY3DJSs/?igsh=eHFhcm4zMHcyaWk1
Ozge bu kaydında gerçekten! soguk bir New York gunundeki yurusunden kurdugu ilginc baglantıları doğal bir kayıt ile anlatmaya çalışıyor. Ve bir yandan da kariyerinde de ,duygusal ve ailevi iliskilerinde de her seye ragmen cok emek veren bir kadin olarak da konusuyor. İlham aldığı şey 'Sevmek' olarak adlandırsa da aslında derin ve alanı geniş birçok eylemi barındırıyor. Emek, sabır, caba, ınanc gıbı.. İslerımız, arkadaslıklarımızı, aılemızı, partnerımızı (yani daha derin bir yerden etkılesım kurdugumuz ınsanları ve seylerı), bazen kendimizi bile ; iyi günde de kotu gunde de daha sabırlı, affedici, fedekar, mucadeleci, sevkatli... olmaya nasıl gonullu oluyoruz yada olmuyoruz? Iste o kendımızle olan ınce analız ve sonucundakı kararlarımıza ve bunların getırılerıne soru ısaretı koyuyor Ozge.
Yuruyusunun ve deneyımlerının sonunda emin oldugu sey, ınandıgın ve ıstedıgın seyler ıcın ıklım ne olursa olsun buyuk emek, sabır, ınanc ve sevgı gerektıgı! Sadece guneslı havada degıl, bazen kotu hava kosullarında gosterebıldıgımız bu krıtık adımlar ılerıde sanslı olarak gosterılen veya sanslıydım dıyebıldıgınız anlara goturebılıyor.
Ufak bır not ıle bıtırmek ıstıyorum,
Ozge bir cok yonden gercekten sevıldıgı ve sevdıgı bır deneyımın ıcınde oldugu ıcın ve her gecen gun bunun derınıne ınıp ,her mevsımınde sevmek diye adlandirdigi bu derin deneyimi anlamaya calıstıgı ıcın cok sanslı hıssedıyor. Umarım tum Ikıncıben'ler sevmeyı daha derın ogrenebıleceklerı, sevılmenın derınlıgını daha cok hıssedebıleceklerı kısı ve isler ıle yolları kesısır. Ve umuyorum ki coktan bunu karsılayabılecek cesarete ulasmıssındır!
Sevgiler,
Ikıncı Ben
...''yasamımız boyunca kazanmak istedigimiz hicbir kimlik, bize armagan edilmez edilse bile oyle bir kimlik, kosullarını kendimizde gerceklestiremedigimiz surece, ancak gecici olarak tasıyabilecegimiz ve baskalarının da gecici olarak inandırabilecegimiz bir kimlik olabilir. Amacladıgımız bir kimligi elde edebilmenin, ardından da dunyanın onune boyle bir kimlikle cıkabilmenin ve dunyadan, oteki insanlardan bu kimligimize saygı duymalarını talep etmekte haklı olmamızın tek yolu, o kimligi tasıyabilmenin kosullarını once kendimizde gerceklestirebilmemizdir.''...
Ahmet Cemal- Giderayak
Turist olmak diye başladık ama derdimiz Turist olup olamamak degildi aslında. 20'lik kafamızla Dünya'nın bir yerlerinde yasam kurmaya calısırken , geçici olan ama sebepsiz olmayan hislerimiz ve düşüncelerimiz üzerine konustuk. Aslında ikimiz de bulundugumuz konumlardan gayet tabii memnun ve tatminken, bazen neden tatminsiz ve isteksiz oldugumuz üzerine kafa yorduk. Nedir yasamımızın belli zamanlarında bize hüküm sürmeye çalışan bu garip hal ve tavırlar !? Etkenler çok olsa da ,genel olarak cümlelerimizin sonu hep yine bize baglandi usulca. Velhasılkelam Bilinçli olma yetenegini kullanabilen insanlarız. 20'lik kafamızla.
EK:
MUBI: REPSIDE- Joachim Trier
Apartamento, issue #28
Böyle Söyledi Zerdüst- Friedrich Nietzsche
Kendime Düşünceler- Marcus Aurelius
Atamic Habits - Tiny Changes ( p.28) < https://www.opportunitiesforyouth.org/wp-content/uploads/2021/04/Atomic_Habits_by_James_Clear-1.pdf >
Kulaklık takıp müzik açmamak.
* Bitiriş şarkısı AnnenMayKantereit - Tom's Diner ( Ben koyamadım siz bitince açıp dinleyin lütfen!)
Bu podcast biraz tat kaçırabilir. Ahmet Cemal ile 'insanlık ve yaşamak hakkı' kavramları üstüne düşündüğümüz bir kayıt bu. Popüler kültürün etkisiyle sosyal medyada yaşama hakkını savunduğun belli kitlelere -sadece sesi duyulan kitleler- olan sempatini popüler olmayan kitlelerde de gösterebiliyor musun? Mesela Savaş veya açlık ile yaşayan toplulukları renkli bayraklar ile selamlayabiliyor musun sosyal medya hikayelerinde? Sence Eşit derecede yaşam haklarını savunabiliyor musun her kitlenin? Yoksa en çok hangi olay medyaya koyuluyorsa 'insanlığın' orada mı başlıyor? Düşünelim... En son ne zaman ayrım gözetmeksizin karşılaştığın herhangi bir topluluğun sadece yaşama hakkı olduğu için hakkını savundun? Yada asıl soru şu 'her topluluğun yaşam hakkını savunabiliyor musun sence?' Savunmadığında buna etki eden faktörler ne? Irkları mı? İnançları mı ? Siyasi görüşleri mi? Cinsel seçimleri mi? Yine çok soru sordum. Biraz Ahmet Cemal'den bahsetmeliyim.
Ahmet Cemal, 5 Mart 1942 tarihinde İzmir'de doğdu. 1 Ağustos 2017 tarihinde vefat etti. Çevirmen (Nietzsche ,Kafka, Zweig, Canetti..) , yazar aynı zamanda tiyatro ve sanat bölümlerinde öğretim görevlisi(idi). En önemlisi Sanat, hayat ve kelimeler üzerine düşünen bir aydın. İyi ki okudum, keşke tanısaydım! dediğim düşünür. Kelimeler ile tanımlamak zor kendisini zaten ben kelimeleri Ahmet Cemal kadar iyi kullanamam. Araştırdığıma göre onu inanılmaz seven bir öğrenci kitlesi mevcut. Hayatlarına dokunan kişi olarak tanımlıyorlar Cemal'i. Denemelerini okumak biraz cesaret istiyor gibi bir durum söz konusu, sindirilmesi bir hayli zaman alıyor. Bakış açını genişletip eleştirel bir perspektiften bakmanı sağlıyor hayata. Bu yüzden birlikte okuyalım ve düşünelim istedim. Beni dinlediğin ve okuduğun için teşekkürler.
Okuduğum kitap Şeref Bey Artık Burada Yaşamıyor. Can yayınları.
From the publisher's feed