@ismail1can

@ismail1can

By ismail1canEducation
Download on the App Store

@ismail1can episodes

  • HULUSİ AĞABEY DUA


    Nûrun Birinci Talebesi Hacı Hulûsi Beyin KADİR GECESİ DUASI🌹
    بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
    اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَا ْلعَاقِبَةُ لِلْمُتَّق۪ينَ
    وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلٰى سَيِدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى اَلِهِ وَصَحْبِهِ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِمْ اَجْمَع۪ينَ
    YÂ RABB-ÜL ÂLEMİN! Ramazan-ı Şerifin, Leyle-i Kadr’in, Kur’an’ı Hâkimin, İsm-i a’zamın, Habib-i Ekremin ve âl ve ashab ve ümmehat-ı müminin olan ezvac-ı tahiratın rıdvanullahi aleyhim ve aleyhinne ecmain ve sair enbiya-yı izam selavatullahi ala nebiyyina ve aleyhim hazerâtının, melaike-i mukarrebinin, sıddıkîn, şüheda, salihin, müctehidin, evliya-yı arifin, meşayih-i kâmilin, ağniya-i şakirin ve fukara-i sabirinin hürmetine, âcizane kıldığımız namazlarımızı, tuttuğumuz oruçları ve sair ibadetlerimizi lütfunla, kereminle ve fadlınla kabule karin eyle. Bu mübarek ayda kalplerimizde uyandırdığın ibadet ve taat iştiyakını Ramazan’dan sonrada eksiltmeden devam ettir.
    YÂ İLAH-EL ÂLEMİN! Hadd-i büluğumuzdan bu ana kadar büyük, küçük, şahsi ve içtimai bütün günahlarımızdan ciddi pişmanlık duyarak ve bir daha işlememeye tevfik ve medet senden dileyerek huzur-u izzetine geldik, el açtık yalvarıyoruz. Bizleri akraba ve taallukatımızı ve bütün müminleri mağrifetine mazhar eyle, tövbelerinde sabit eyle, nefse, şeytana uymaktan hıfz eyle, hallerimizi hayr ile islah ve işlerimizi razı olacağın şekilde güzel eyle.
    YÂ EKREM ÜL EKREMİN VE YÂ ERHAMERRÂHİMÎN!
    Af edicisin, afvı seversin. Hepimizin geçmiş büyük, küçük bütün günahlarımızı afv-ı mağfiret eyle.Kötülüklerimizi
    يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ
    sırrına mazhar eyle
    Harici ve dâhili din düşmanlarının Müslümanlığa ve İslam âlemine, aziz vatanımıza müteveccih ve mütecaviz niyetlerini kendi aleyhlerine tahvil eyle. Dünyayı saran dinsizlik afetinden İslam âlemini ve yurdumuzu halâs eyle. Bu afeti memleketimizde, içimizde, bilhassa gençlerimizde yaymaya çalışanları, şeytandan ders alarak ehl-i imana saldıran zalimleri
    حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
    diyerek izzet ve azametine havale edip, senin kudretin her şeye yettiğine ve yeteceğine kat’i suretle inandığımız halde diyoruz ki:
    YÂ RABBENA,
    YÂ İLAHENA,
    YÂ NASİRENA! Bu zalimlerin şerlerini, zulümlerini izzetine layık bir surette def’ ü ref’ eyle.
    YÂ ERHAMERRAHİMİN! Bizleri ve bütün ehl-i imanı fakirlik, hakirlik ve borçluluk eleminden ve diğer güç yetmez, tahammül olunmaz, görünür, görünmez her türlü musibetlerden nefis, cin ve ins ve cinni insi şeytanların şerlerinden muhafaza eyle.
    Hastalarımıza ve bütün müminlerin hastalarına acil şifalar, borçlularına kolaylıkla borçlarından kurtulmalar. Bizlere ve evlad-ü ahfadımıza ve bütün taallukatımıza ve ehibbamıza saat-i kıyamete kadar Kur’anın sönmeyen nuru altında tarîk-i müstakimde hidayeti tevfik eyle, azıp sapanlardan eyleme. Yolcularımıza selametler, alelhusus fariza-i haccı ifaya niyet eyleyen müminlere kolaylıklar halk eyle. İsrail adı altında mukaddes İslam yurduna yerleştirilen ve Mescid-i Aksa gibi Müslümanların mukaddes yerini işgal eden kavm-i Yahudu ve hâmilerini târumâr eyle. Bu zelil kavme mukavemet edemeyecek derecede Kur’an ahkâmına yabancı kalıp dinsizlik rejiminin merhametine sığınacak derekeye düşen Müslüman devlet ve milletlerinin kalplerini iman ve Kur’an Nuru ile tahkim ve düştükleri bu günkü halden tahlis eyle. Esaret hayatı yaşayan din kardeşlerimize feci ve şeni’ tecavüzlerde bulunan ehl-i küfrü müşevvikleriyle beraber kahreyle. Ecnebi memleketlerdeki din kardeşlerimizin ve bizlerin kalplerini muhabbetullah, muhabbet-i Resulullah ve muhabbet-i Kelamullah ile takviye ve teshir eyle. Şu meclisimizden
    RUH-U SEYYİDİL MÜRSELİNİ haberdar eyle. Bu hayatta ziyaretler ve sünnet-i seniyyesine tebaiyetler ve ol kelime-i mübareke-i münciye olan:
    اَشْهَدُ اَنْ لآَاِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَ رَسُولُهُ diyerek
    لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَهُمْ يَحْزَنُونَ tebşiratına layık gördüklerin zümresine ve yevmi haşirde liva-yı Muhamm
    8 min
  • MÜSTAKİM DİJİTAL DÜNYA (SAFRANBOLU NUR )

    Müspet manada hayırlı hizmetlerde istimali ile alakalı bu çalışmayı istifadelerinize arz ediyoruz.

                                                                                                                                              (SAFRANBOLU NUR)  


    49 min
  • LEMAAT6

     Büyük görünme küçülürsün


    Ey enesi çifteli, kafası da kibirli! Şu mizanı bilmeli: Her adam için elbet cem'iyet-i beşerde, içtimaî binada,


    Görmek görünmek için şu mertebe denilen bir penceresi var. Ger pencere, kamet-i kıymetinden yüksekse, tekebbürle tetavül edecek,


    Uzanacak. Ger pencere, kamet-i himmetinden alçaksa, tevazu'la tekavvüs edecek, eğilecek.


    Kâmillerde, büyüklük mikyasıdır küçüklük. Nâkıslarda, küçüklük mizanıdır büyüklük...

                                                                                                                                             Bediüzzaman Said NURSİ Sözler 


    11 min
  • LEMAAT5

    Meziyetin varsa hafa türabında kalsın; tâ neşvünema bulsun


    Ey zîhâssa-i meşhure! Taayyünle zulmetme, ger perde-i hafanın altında sen kalırsan, ihvanına verirsin ihsan ve bereketi.

    Herbir ihvanın altında sen çıkması, hem de o sen olması imkân ve ihtimali, herbirine celbeder bir nazar-ı hürmeti.


    Eğer taayyün edip perde altından çıksan, mükrim iken altında; üstünde zalim olursun. Güneş iken orada; burada gölge edersin.


    İhvanını düşürttürüp hem nazar-ı hürmetten. Demek taayyün ve teşahhus, zalim birer emirdir, sahih doğru böyle ise, hem de böyle görürsün.


    Nerede kaldı yalancı tasannu' ve riya ile kesb-i teşahhus-u şöhret? İşte bir sırr-ı azîm ki hikmet-i İlahî, hem o nizam-ı ahsen


    Bir ferd-i fevkalâde, kendi nev'i içinde setr ile perde çeker, bununla kıymet verdirir, hem de eder müstahsen.


    İşte sana misali: İnsan içinde veli, ömür içinde ecel, olmuş meçhul ve mühmel. Cum'ada müstetirdir bir saat, kabul olur dua edersen.


    Ramazanda münteşir bir leyle-i zû-kadir, esma-ül hüsnada muzmer iksir-i ism-i a'zam. Bu misallerin haşmeti, hem de o sırr-ı hasen


    İbhamda izhar eder, ihfada isbat eder. Meselâ: Ecelin ibhamında bir müvazene vardır; her dakikada tutar ne vaziyet alırsan.


    Kefeteyn-i havf u reca, hizmet-i ukba, dünya; tevehhüm-ü bekaî, lezzet-i ömrü verir. Yirmi sene mübhem bir ömür olsa ahsen


    Nihayeti muayyen bin senelik bir ömre. Zira nısfı geçerse, her saati geldikçe güya adım atarak dar ağacına gidersin


    Şey'en şey'en üzülmek.. vehm de teselli vermez, sen de rahat etmezsin... 

    SAİD NURSÎ Sözler ( 720 - 721 )


    7 min
  • LEMAAT4


    İslâmiyet, selm ve müsalemettir; dâhilde niza ve husumet istemez


    Ey Âlem-i İslâmî! Hayatın ittihadda. Ger ittihad istersen düsturun bu olmalı:


    "Hüvel Hakku" yerine "Hüve Hakkun" olmalı. "Hüvel Hasen" yerine "Hüvel Ahsen" olmalı...


    Her müslim kendi meslek, mezhebine demeli: "İşte bu haktır, başkasına ilişmem. Başkaları güzelse, benim en güzelidir."


    Dememeli: "Budur hak, başkaları battaldır." Ya "Yalnız benimkidir güzeli; başkaları yanlıştır, hem çirkindir."


    Zihniyet-i inhisar, hubb-u nefisten geliyor, sonra maraz oluyor, niza ondan çıkıyor. Derd ile dermanlar


    Taaddüdü hak olur, hak da taaddüd eder. Hacat ve ağdiyenin tenevvüü hak olur, hak da tenevvü eder.


    İstidad, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde-i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.


    İki mizaca göre mesail-i fer'îde hakikat sabit değil, izafî ve mürekkeb, mükellefîn mizaclar


    Ona bir hisse verip, ona göre ederek tahakkuk ve terekküb, her mezhebin sahibi mühmel mutlak hükmeder.


    Mezhebinin hududu tayinini bırakır temayül-ü mizaca; taassub-u mezhebî tamime sebeb olur.


    Tamimin iltizamı sebeb olur nizaa. İslâmiyet'ten evvel tabakat-ı beşerde derin uçurumlar,


    Hem tebaüd-ü acibi istedi bir vakitte taaddüd-ü enbiya, tenevvü-ü şerâyi', müteaddid mezhebler.


    Beşerde bir inkılab İslâmiyet yaptırdı, beşer tekarüb etti, Şer' etti ittihad, vâhid oldu Peygamber.


    Seviye bir olmadı; mezheb taaddüd etti. Terbiye-i vâhide kâfi geldiği zaman, ittihad eder mezhebler...


    * * *

                                                                                                                                                                            SAİD NURSİ


    9 min
  • LEMAAT3

    Bazan küçük bir şey, büyük bir iş yapar


    Öyle şerait oluyor, tahtında az bir hareke sahibini çıkarıyor tâ a'lâ-yı illiyyîn...


    Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i safilîn...

    BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ  Sözler 

    16 min
  • LEMAAT2

    Tebaî nazar, muhali mümkün görür

    Meşhurdur ki: Îdin hilâline bakardı cemaat-ı kesîre. Kimse bir şey görmedi.

    Zevalî bir ihtiyar yemin etti ki: "Gördüm." Halbuki gördüğü, kirpiğinin tekavvüs etmiş beyaz bir kılı idi.

    O kıl oldu onun hilâli. O mukavves kıl nerede? Hilâl olmuş Kamer nerede? Ger anladın şu remzi:

    Zerrattaki harekât; kirpik-i aklın olmuş, birer kıl-ı zulmettar.. kör etmiş maddî gözü.

    Teşkil-i cümle enva' fâilini göremez, düşer başına dalal.

    O hareket nerede? Nazzam-ı kevn nerede? Onu ona vehmetmek, muhal ender muhal!..

    Kur'an âyine ister, vekil istemez

    Ümmetteki cumhuru, hem avamın umumu; bürhandan ziyade me'hazdaki kudsiyet şevk-i itaat verir, sevkeder imtisale.

    Şeriat yüzde doksanı; müsellemat-ı şer'î, zaruriyat-ı dinî birer elmas sütundur.

    İçtihadî, hilafî, fer'î olan mesail; yüzde ancak on olur. Doksan elmas sütunu, on altunun sahibi

    Kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz. Elmasların madeni: Kur'an ve hem Hadîstir. Onun malı.. oradan, her zaman istemeli.

    Kitablar, içtihadlar Kur'anın âyinesi, yahut dûrbîn olmalı. Gölge, vekil istemez o Şems-i Mu'cizbeyan.

    Mübtıl, bâtılı hak nazarıyla alır

    İnsandaki fıtratı mükerrem olduğundan, kasden hakkı arıyor. Bazan gelir eline, bâtılı hak zanneder, koynunda saklıyor.

    Hakikatı kazarken ihtiyarı olmadan dalal düşer başına; hakikattır zanneder, kafasına geçirir.

    * * *

    Kudretin âyineleri çoktur

    Kudret-i Zülcelal'in pekçoktur mir'atleri. Herbiri ötekinden daha eşeff ve eltaf pencereler açıyor bir âlem-i misale.

    Sudan havaya kadar, havadan tâ esîre, esîrden tâ misale, misalden tâ ervaha, ervahtan tâ zamana, zamandan tâ hayale,

    Hayalden fikre kadar muhtelif âyineler, daima temsil eder şuunat-ı seyyale.

    Kulağınla nazar et âyine-i havaya: Kelime-i vâhide, olur milyon kelimat!

    Acib istinsah eder o kudretin kalemi.. şu sırr-ı tenasülât...

    Temessülün aksamı muhtelifedir

    Âyinede temessül, münkasım dört surete: Ya yalnız hüviyet; ya beraber hâsiyet; ya hüviyet hem şu'le-i mahiyet; ya mahiyet, hüviyet.

    Eğer misal istersen, işte insan ve hem şems, melek ve hem kelime. Kesifin timsalleri, âyinede oluyor birer müteharrik meyyit.

    Bir ruh-u nuranînin, kendi mir'atlarında timsalleri oluyor birer hayy-ı murtabıt; aynı olmazsa eğer, gayrı dahi olmayıp

    Birer nur-u münbasit. Ger şems hayevan olaydı; olur harareti hayatı, ziya onun şuuru.. şu havassa mâliktir âyinede timsali.

    İşte budur şu esrarın miftahı: Cebrail hem Sidre'de, hem suret-i Dıhye'de meclis-i Nebevî'de,

    Hem kim bilir kaç yerde!.. Azrail'in bir anda Allah bilir kaç yerde, ruhları kabzediyor. Peygamber'in bir anda,

    Hem keşf-i evliyada, hem sadık rü'yalarda ümmetine görünür, hem haşirde umum ile şefaatle görüşür.

    Velilerin ebdalı, çok yerlerde bir anda zuhur eder, görünür.

                                                                                                                                                     SAİD NURSİ  







    15 min
  • LEMAAT1

     Lemaat


    مِنْ بَيْنِ هِلاَلِ الصَّوْمِ وَ هِلاَلِ الْعِيدِ


    Çekirdekler Çiçekleri


    Risale-i Nur şakirdlerine küçük bir mesnevî ve imanî bir divandır.


    Müellifi: Bedîüzzaman Said Nursî




    17 min

About @ismail1can

From the publisher's feed

Lemaat