Kardelen

Kardelen

Download on the App Store

Kardelen episodes

  • Birinci Söz'ün özeti: Besmele neler kazandırıyor [Risale-i Nur - 005 | 1. Söz - 05]

    - Besmele sonsuz bir rahmet, bereket ve kuvvet kaynağıdır. İnsan gurur ve kibri sebebiyle Allah'ı unutarak dünya yolculuğunu kendi başına yapmaya çalışırsa bu sonsuz kaynaktan mahrum kalır.

    - Bir işe Besmele ile başlamak, niyeti ve ihlası, dolayısıyla da ulaşılması hedeflenen rıza makamını hatırlatmaktadır.

    - Hayatın içerisindeki marifet kaynağına ve sebepler ötesi harikulade neticelere Besmele ile ulaşılır.

    - Birinci Söz’de verilen Hz. Musa (a.s.) örneğinde Cenâb-ı Hakk’ın (celle celâluhu) kudretinin, Hz. İbrahim (a.s.) örneğinde ise rahmetinin birer tecellisini görmekteyiz. Besmele, sebeplerin tazyikinden kurtaracak manevi bir libas ve sert engelleri delip geçebilme imkanı sağlayan manevi bir asa hükmündedir.

    - Allah namına veriyor olmanın ölçüsü istiğnadır. Besmele ile nimetten Mün'im-i Hakikî'ye ulaşılır.

    - Üstad Hazretleri acz, fakr, şefkat ve tefekkür disiplinlerini Besmele'de bir çerçeve olarak sunmaktadır. Birinci Söz'de acz korkular, fakr ihtiyaçlar, tefekkür zikir-fikir-şükür olarak tanımlanırken kendi aczinin ve fakrının farkında olan insanın kainat ile kurduğu ilişki de şefkat makamında olmaktadır. Besmele, bu bağlamda bize kainatın dilini okumayı da öğretmektedir.

    - "Biz dahi başta ona başlarız" diyen Hz. Üstad, Besmele'yi bitmeyen bir yolculuk olarak sunmaktadır. "Allah namına başla, Allah namına işle..." Başlamak kadar işlemek ve o esnadaki tefekkür ile şükre ulaşmak da Besmele'nin mahiyeti içerisindedir.

    https://www.youtube.com/watch?v=8wrgNzh9mek

    20 min
  • Allah namına hareket etmek - Zikir, fikir, şükür [Risale-i Nur - 004 | 1. Söz - 04]

    - Tüm mevcudatın Allah namına hareket ediyor oluşu

    - Kâinatta bütün varlıklar birbiri ile ilişkilidir

    - Nimette in'amı, in'amda ise Mün'im-i Hakikî'yi görebilmek

    - Zikir, fikir ve şükür hayatın ve hakikatın çekirdekleri hükmündedirler

    - Hediyenin zâtî değerinden öte hediyenin geldiği makâmın düşünülmesi  alınacak lezzeti derinleştirir. Kâinâtın nimetleri bize Allah namına  ulaştırıyor olduğunun bilincinde olarak nimetlerin Allah namına kabul  edilmesi maddi ve sınırlı lezzetleri manevî ve sınırsız lezzetler haline  getirmektedir.

    - Şükür, fikrin neticesi olan bir idrak makamı ve in'amdan Mün'im'e  geçişinin semeresi, neticesi ve lezzetidir. Besmele ile çıkılan zikir  yolculuğu fikir bağlamından geçip şükür ile semere vermektedir.

    - Besmele, acz ve fakrımızı şefaaatçi kılarak nihayetsiz Rahmet ve  Kudret'e raptederek o Sonsuz Kaynak ile irtibatımızı sağlamaktadır.

    https://www.youtube.com/watch?v=DO45MXl7NSs

    21 min
  • Tüm eşya ve hâdiselerin Allah’a işâret edişi [Risale-i Nur - 003 | 1. Söz - 03]

    - Bütün bir mevcûdâtın lisân-ı hâl ile Bismillâh diyor oluşu.

    - Eşyanın mülk (madde) yüzüne bakarak melekût (mânâ) yüzünün anlaşılması.

    - Kur’ân âyetleri ile kâinâtın âyetleri arasındaki irtibatın anlaşılması.

    - Sebepler ve neticeler arasındaki yakınlığın yanıltıcılığı ve hem sebeplerin hem de neticelerin Allah’a (celle celâluhu) verilmesinin gereği.

    - Her şeyin Cenâb-ı Hakk’ın (celle celâluhu) nâmına hareket ediyor oluşu.

    - Birinci Söz’de verilen Hz. Musa (a.s.) örneğinde Cenâb-ı Hakk’ın (celle celâluhu) kudretinin, Hz. İbrahim (a.s.) örneğinde ise rahmetinin birer tecellisini görmekteyiz.

    - Mevcudat da hal lisanı ile Rahmet ve Kudret'e iltica etmektedir.

    - Âdi sebeplerden mucizevari neticelerin hasıl olması sebeplerin acziyetine ve neticelerin doğrudan Allah'tan oluşuna işaret etmektedir.

    - Kâinatın dilinin okunmasında mânâ-yı harfî (varlıkları, Allah’ın isimlerine ayna olmaları yönüyle tefekkür etmek) ve mana-yı ismî (Mevcudata mevcudat hesabına bakmak. Varlıkların özelliklerini, görevlerini ve faydalarını ‘yaratıcıyı düşünmeksizin’ incelemek.) kavramları esastır. Mânâ-yı harfî bakışı, kâinata Allah namına bakmaktır. Böyle bir bakışta her varlık Allah’ı tanıtan, O’nun isim ve sıfatlarına delalet eden bir harf hükmünde olur. Mânâ-yı ismî bakışı ise, kâinata bizzat kâinat namına bakmaktır. Böyle bir bakışta, varlıkların Allah’a delaleti gizlenir, sadece o varlıkların kendileri görülür. Pencereye bakmakla pencereden bakmak elbette bir değildir. İşte, mânâ-yı ismî pencereye bakmak, mânâ-yı harfî ise pencereden seyretmektir.

    https://www.youtube.com/watch?v=1QMTW9tuck8

    18 min
  • Acz ve Fakr kavramları [Risale-i Nur - 002 | 1. Söz - 02]

    - İnsanın ihtiyaç alanı çok geniştir. Mahlûkata ihtiyaç noktasından bağlı olan insan için ya en şerefli ya da en zelil bir mahlûk olma durumu söz konusudur. En az ihtiyaçlar kadar güçlü olan bir diğer güdü de korkulardır. İhtiyaçlar ve korkular insan mahiyetini tanımlamada çok öne çıkmaktadır.

    - Birinci Söz’de insanın korkuları ‘acz’ olarak, ihtiyaçları ise ‘fakr’ olarak tanımlanmıştır. Ve insanın bu iki yarası (acz, fakr) eserlerin anlaşılmasında da anahtarlar hükmündedir.

    - Temsili hikayecikler Risale-i Nur’u anlama noktasında çok önemlidir. Tıpkı Kur’an kıssalarında olduğu gibi hakikatleri anlama ufkumuza yaklaştıran dürbünler gibidirler. Tarih boyunca Mesnevi, Kelile ve Dinme gibi pek çok klasik eserde bu usul kullanılagelmiştir.

    - Birinci Söz’de kullanılan temsili hikayecikte çöldeki seyahati boyunca hem ihtiyaç içerisinde hem de çeşitli tehlikelerle karşı karşıya olan bir yolcu konu edilmektedir. Bu temsilde çöl dünyaya, yolcu ise dünya gurbetinde seyahat etmekte olan insana işaret eder.

    - Temsilde, acz ve fakrının farkında olan mütevazı insan bir kabile reisinin ismini alarak seyahatine emniyet ile devam ederken mağrur insan sürekli endişeler ve mağduriyetler içerisinde ilerlemektedir. Mütevazı insan Allah’ın adıyla hayat yolculuğuna devam etmeye çalışan insan profiline, mağrur insan ise kendi enaniyetine güvenerek bu önemli dayanak ve sığınaktan mahrum kalan insana işaret etmektedir.

     - Acz insanı bir dayanma noktası arayışına, fakr ise imdat isteme noktasına sevk etmektedir. Acz Cenab-ı Hakk’ın kudretine, fakr ise O’nun rahmetine yöneltmekte ve böylece insanın yüzünü de aracı hükmündeki sebepler yerine doğruna Müsebbib-ül Esbab’a çevirmektedir. Bu ufka ulaşan insan ihtiyaçlarını sadece Allah’a arz ederken korkularını karşısında da O’na sığınmaktadır.

    - Besmele, aczimizin ve fakrımızın bizi nihayetsiz kudrete ve nihayetsiz rahmete raptetmesidir.

    https://youtu.be/hBfJ8TlcrcQ

    21 min
  • Bismillah her hayrın başıdır ve bir anahtar hükmündedir [Risale-i Nur - 001 | 1. Söz - 01]

    - Besmele-i Şerîf ve Birinci Söz hem Risale-i Nur’un genelinin hem de kainatın hal dilinin anlaşılması adına birer anahtar hükmündedir. 

    - Bütün Kur’ân-ı Kerim’in Fatiha-ı Şerîf’te cem olduğunu (toplandığını), Fatiha-ı Şerîf’in Besmele de, Besmele’nin ise b harfinde toplandığını görüyoruz; kâinatın ağaçta, ağacın meyvede, meyvenin ise çekirdekte toplanması gibi. Üstad hazretleri de Risale-i Nur’un te’lifinde Kur’ânî bir usül takip ettiğinden Birinci Söz bir bakıma bütün risalelerin özeti, çekirdeği gibidir. Kur’ân-ı Kerim’e Fatiha ‘kapı’sından girildiği gibi Risale-i Nur’a da Besmele-i Şerîf ve Birinci Söz’ün kapısından girilir. 

    - Kur’ân-ı Kerim’in b harfi ile başlamasından dolayı pek çok önemli eser de Bismillahirrahmanirrahim ile veya b harfi ile başlatılmıştır. Hz. Mevlânâ Mesnevi’yi “Bişnev (Dinle)” diyerek başlatırken Bediüzzaman hazretleri ise “Bismillahirrahmanirrahim” ile başlamış ve “biz dahi başta ona başlarız” ifadeleri ile b harfi ile bir ses rezonansı da oluşturmuştur.

    - Bir dönem, mektup ve yazışmaların başında b harfi ve yanına konulan nokta ile Besmele ifade edilirdi. 

    - b harfi üzerine tasavvufi anlamlar da yüklenmiştir. Tasavvufta Allah’ın (celle celâluhu) ‘remzi’ olan elif harfi sonsuzluğa da işaret eder. b harfini yatay bir elif harfinin altındaki bir gölge şeklinde düşünmek mümkündür. Bütün bir mevcûdât (varlıklar), adeta o elif harfinin altındaki gölge gibi bir noktadan ibarettir.

    - Risale-i Nur hakikatleri tedristen öte tedarüstür; herkes hem öğretici hem talebe hükmündedir. Üstad hazretleri Risale-i Nurların müellifi (yazarı) olmasına rağmen kendisini eserlerin talebesi olarak görmüş ve sık sık “Bil ey nefsim!” diyerek bu hakikate vurgu yapmıştır. Okuyucunun kendi nefsini muhatap kabul etmesi, bu eserlerden istifade adına çok önemli olduğu gibi hakikatlerin kalblerde mâkes bulmasına da vesile olmaktadır. 

    - Kâinat da tekvîni (yaradılış ile ilişkili) ayetlerden oluşan ve okunmayı bekleyen bir kitaptır. Ayetleri Cenab-ı Hakk’ın Kelam sıfatından gelen Kur’ân-ı Kerim ve ‘kâinat kitabı’ sürekli birbirlerini tefsir ve şerh etmektedir. 

    - Allah (celle celâluhu) ‘küll’leri (bütünleri) ‘cüz’lerde cem etmekte, toplamaktadır. Tohum, çekirdek, DNA buna birkaç örnektir. Bir çekirdekte ağacın bütün hakikatinin toplanması gibi Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de varlık ağacının hem ‘çekirdeği’ hem de ‘meyvesi’ hükmündedir. Aynı husus, Kur’ân-ı Kerim için düşünüldüğünde içerdiği hakikatlerin sure, ayet ve cümlelerde toplandığını hatta harflerde kelimelerin toplandığını görmek mümkündür. 

    - Üstad hazretlerinin 'dört esas' olarak ifade ettiği kavramlar arasında olan acz ve fakr kavramları da Birinci Söz’de ele alınmıştır.

    https://www.youtube.com/watch?v=Mg19LHDdnXo

    21 min

About Kardelen

From the publisher's feed

İman hakikatleri, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in örnek hayatından tablolar, Risale-i Nur dersleri ve sohbetler…