
Sign up to save your podcasts
Or


Bu bölümde otantikliğin başkalarıyla kurduğumuz ilişkiler içindeki yerini konuşuyorum.
Kendimiz olduğumuzda sevilmeye devam eder miyiz? Bir ilişkide uyum sağlamakla kendimizden vazgeçmek arasındaki sınır nerede başlar? Toplumsal rollerimiz, başkalarının beklentileri ve sosyal medyada nasıl göründüğümüz, kendi sesimizle kurduğumuz ilişkiyi nasıl etkiler?
Heidegger, Sartre, Levinas, Buber ve Yalom’un düşüncelerinden yola çıkarak; kendimiz olmakla bir başkasını gözetmek, aidiyetle özgürlük ve yakınlıkla mahremiyet arasındaki gerilime bakıyorum.
Belki de mesele herkese bütün halimizle görünmek değil; hangi ilişkilerde kendimizi biraz daha az saklayabildiğimizi fark edebilmek.
Bu bölümde otantikliğin daha zor taraflarına, dinleyicilerden gelen sorular üzerinden bakmaya devam ediyorum.
Kendimize yaklaşmak neden kaygı yaratır? Bir bağı kaybetmekten korkarken nasıl kendimiz olabiliriz? Otantiklik arayışı ne zaman yeni bir mükemmeliyetçilik biçimine dönüşür? Tetiklendiğimizde, yakınlıktan kaçtığımızda ya da kendimize yaklaşırken direnç gösterdiğimizde aslında neyi korumaya çalışıyoruz?
Kaygıdan kaçınmaya, bağlanma korkusundan kendimizi sürekli sorgulamaya; dirençten yakınlık ve mesafe ihtiyacına uzanarak otantik olmanın her şeyi bir anda değiştirmek değil, kendimizden uzaklaştığımız yerleri fark edip yavaşça yeniden kendi hayatımıza katılabilmek olduğunu konuşuyorum.
Belki de otantiklik, kendimizi tamamen bulmak değil; kendimizden kaçtığımızı fark ettiğimiz yerde geri dönmeye cesaret edebilmektir.
Bu bölümde otantikliğin karanlık tarafına, yani kendimizden nasıl uzaklaştığımıza bakıyorum.
Başkalarının beklentileri içinde kaybolmak, “el âlem ne der?” sesiyle yaşamak, ilişkileri koruyabilmek için kendi ihtiyaçlarımızı küçültmek ve zamanla kendi hayatımızın içinde bir seyirciye dönüşmek ne anlama geliyor?
Kierkegaard’ın umutsuzluk kavramından Heidegger’in “das Man”ına, Sartre’ın kötü inancından ilişkilerde aidiyet ve otantiklik arasındaki gerilime uzanarak; kendi sesimizi nasıl kaybettiğimizi ve yeniden kendimize yaklaşmanın nereden başlayabileceğini konuşuyorum.
Belki mesele kendimizden hiç uzaklaşmamak değil; uzaklaştığımızı fark edecek kadar kendimize yakın kalabilmek.
Bu bölümde otantikliğin ne olduğuna ve ne olmadığına varoluşçu bir perspektiften bakıyorum. Kendimiz olmak gerçekten ne demek? Otantiklik içimizde saklı duran “gerçek benliği” bulmak mı, yoksa hayatımızın sorumluluğunu üstlenerek seçimlerimize sahip çıkmak mı?
Kierkegaard, Sartre, Heidegger ve Tillich üzerinden; başkalarının beklentileriyle yaşamak, özgürlükten kaçmak, farklı olmakla otantik olmak arasındaki fark, seçimlerin yarattığı kaygı ve insanın kendisini yaşayarak nasıl inşa ettiği üzerine düşünüyorum.
Belki de otantiklik bir varış noktası değil; yönümüzü kaybettiğimizde tekrar tekrar bakabileceğimiz bir pusuladır.
Travmaya dair sorularınızı cevapladığım serinin son bölümünde, travmatik yaşantıların özgürlüğümüzü, ilişkilerimizi ve kendimizle kurduğumuz bağı nasıl etkileyebildiğini konuşuyorum. Yaşananlara sahip çıkmakla onları onaylamak arasındaki farkı; kırılganlığı, otantikliği, öfkeyi, affetmeyi ve geçmişin hayatımızdaki tek söz sahibi olmadığı alanları varoluşçu bir perspektiften ele alıyorum.
İyileşmek belki de geçmişi silmek değil; geçmişin yanında yeniden bir gelecek belirebilmesidir.
Travmaya dair sorularınızı cevaplamaya devam ediyorum. Bu bölümde travmanın dünyayla kurduğumuz ilişkiyi nasıl değiştirdiğini; kompleks travmayı, tetiklenmeleri, tekrar eden örüntüleri ve bedenin travmatik deneyimleri nasıl taşıdığını konuşuyorum. Ayrıca travmanın gerçekten iyileşip iyileşmediğine, travma sonrası büyümeye ve geçmişi değiştiremesek de onun hayatımızdaki yerini nasıl dönüştürebileceğimize varoluşçu bir perspektiften bakıyorum.
Travmaya dair sorularınızı cevaplamaya başladığım serinin ilk bölümü. Travma nedir, yaşadığımız her sarsıcı deneyime travma demek gerekir mi, ruhsal yaralarımızla nasıl ilişkileniriz ve travmatik yaşantıların etkileriyle nasıl yaşarız gibi sorulara varoluşçu bir perspektiften bakıyorum.
From the publisher's feed

5 Listeners