Bu bölümde otantikliğin ne olduğuna ve ne olmadığına varoluşçu bir perspektiften bakıyorum. Kendimiz olmak gerçekten ne demek? Otantiklik içimizde saklı duran “gerçek benliği” bulmak mı, yoksa hayatımızın sorumluluğunu üstlenerek seçimlerimize sahip çıkmak mı?
Kierkegaard, Sartre, Heidegger ve Tillich üzerinden; başkalarının beklentileriyle yaşamak, özgürlükten kaçmak, farklı olmakla otantik olmak arasındaki fark, seçimlerin yarattığı kaygı ve insanın kendisini yaşayarak nasıl inşa ettiği üzerine düşünüyorum.
Belki de otantiklik bir varış noktası değil; yönümüzü kaybettiğimizde tekrar tekrar bakabileceğimiz bir pusuladır.