"Peki Yavru Mehmet’teki bu “Yavrum” lakabı ne anlama geliyor? Cevabı basit, Mehmet, dostlarına “yavru” diye hitap ettiği için kendisine bu ad verilmiş. Daha sonra da bunu soyadı olarak almış. Kahvenin müdavim isimleri arasında Münir Nurettin, Sadettin Kaynak, Abdülbaki Gölpınarlı, Şemsettin Yeşil (Yeşil Hoca), Sağır Muhittin, doğubilimci Sakallı Celal (asıl Sakallı Celal değil) ve Yaşar Trak’ı da sayan Salâh Birsel, İstanbul kahvelerini anlattığı kitabında bu mekânı şöyle tanıtır: “Turan Tiyatrosu merdiveninin sol yanında ise daha ilerki yıllarda Yavru’nun Çayhanesi açılacaktır. Burayı okuduğu türküler ve mayalarla ün yapmış Yavru Mehmet işletir. Yavru yapılı ve yakışıklı bir adamdır. Kaşları yukarı kalkıktır. Münir Nurettin Selçuk’un sağ kolu gibi bir şeydir. Onun her konserinde bulunur, kulisten dışarı çıkmaz. Kahvenin içine girince solda, köşede cadde üzerindeki camın yanında bir kahve ocağı vardır. Burası da her çayevi gibi pırıldar. Hiç toz yoktur. Yalnız içeri girer girmez yoğun bir enfiye kokusu burna çarpar. Buraya gelenlerden bağa ya da ebonit kutularda enfiyesi olanlar çıkarır, masanın üzerine bırakır, isteyen parmak ucuyla bir tutam alır.”"