
Sign up to save your podcasts
Or


Bazen tek bir cümle duyuyoruz ve içimizde her şey donuyor. Bu bölümde bana söylenen üç cümleyi sindirmeye çalışırken ilişkilerde yarattığımız o üçüncü varlığa, yollarımızın her zaman birleşmek zorunda olmadığına ve herkesin kendi yolunda taşıdığı görünmez yüklere bakıyorum. Biraz da şefkatin farklı yüzlerine: Bazen yumuşak, bazen sert, hatta zalim görünen hallerine... Ve hatırlıyorum bir deneyimin bize nasıl hizmet ettiğini anlamak, içimizde yarattığı duyguları geçersiz kılmıyor.
Hayatımızı büyük kararlarımızdan çok, tekrar tekrar yaptığımız küçük şeyler şekillendiriyor olabilir mi?
Bu bölümde alışkanlıkların gücünden, bir şeyi bırakmakla ondan gerçekten özgürleşmek arasındaki farktan ve kendini sevmenin yalnızca bir duygu değil, aynı zamanda bir eylem olduğundan bahsediyorum. Biraz da buradan eril ve dişil prensiplere uzanıyor; kendimizle kurduğumuz ilişkinin hem şefkat hem de irade isteyen taraflarına bakıyoruz. #kimsebilmiyor
Bazen ne söyleyeceğimi bilmediğim için susuyorum.
Bazen bir ilişkinin içinde nasıl var olacağımı bilemediğimde biraz, bazen tamamen yok oluyorum.
Bu bölümde kaçınganlığı, söylemeye çekindiğimiz şeyleri ve birbirimiz için gerçekten ne yapabileceğimizi konuşuyorum.
Belki de kimseyi kurtarmamız gerekmiyor. Bazen birbirimize verebileceğimiz en kıymetli şey, yalnızca mevcudiyetimiz. #kimsebilmiyor
Belki de bazı güçlü duyguları aşk sanmamızın sebebi, gücü güzellikle eşleştirmeyi öğrenmiş olmamızdır. Bu bölümde gözlerimizin yargısından, çekildiğimiz şeylere yüklediğimiz anlamlardan ve bütün bunları nasıl da kolayca “aşk” diye adlandırdığımızdan bahsediyorum. Bir de aşkın gerçekten ne olabileceğinden ve hayatın, hiç bakmayı düşünmediğimiz yerlerden bize sunduğu ihtimallere bir şans vermekten. #kimsebilmiyor
Hikayeleri neden bu kadar seviyoruz? Belki de hayatı anlamlandırmanın en eski, en insani yollarından biri oldukları için.
Bu bölümde kendi hikayemin The Beyfendi'nin, tek bir ilişkinin ya da olayın etrafında dönmediğini hatırlıyor; hayatı yaşanılır ve anlamlı kılan diğer bütün karakterlere, sahnelere ve ihtimallere bakıyorum.
Ve sana da soruyorum: Senin perdende nasıl bir film oynuyor; türü ne ve en önemlisi, izlemekten keyif alıyor musun? #kimsebilmiyor
Duyguların geçişkenliği... Defalarca konu edindiğim bu gerçek, yine soframda.
Ansızın biten bir anlatıma yönelik, gelecekten gelen bir içgörü. Bu bölümde ne olduğunu ben de dahil #kimsebilmiyor
Ben burayı iyice günlüğüm zannetmeye başladım!
Olsun, aksini söyleyen de olmadı ki zaten. Belirsiz bir ayrılığın ardından kalbimin ne kadar kırık olduğunu döküyorum ortaya...
Bölüm hakkında uyarı: Bu bölümün sonu yoktur. Öylece, ansızın, havada kalmış bir konu ile bitiyor. Ne olduğunu ise #kimsebilmiyor
Bu bölümde oyalanmakla dinlenmek, teslimiyetle ertelemek ve doğru zamanı beklemekle harekete geçmek arasındaki ince çizgiyi konuşuyoruz.
Bir yandan da uzun zamandır yüksek sesle söylemediğim bir şeyi söylüyorum: Evet, spiritüel biriyim. Ve bunun benim için nerede başladığını, meleklerle başlayan o ilk hikayeyi anlatıyorum. #kimsebilmiyor
Ego da benim.
Korku da benim.
Özlem de benim.
Kontrol etme arzusu da benim.
Sevgi de benim.
Olgunluk, doğru sesi bulmak değil; hiçbir sesi susturmadan duyabilecek kadar genişleyebilmek belki de. #kimsebilmiyor
Ram Dass'a göz kırparak başlıyoruz bu bölüme: "24 saat boyunca ölüyor musun?"
Oradan duyguların geçişkenliğine, aynı anda hem korkup hem heyecanlanabilmeye ve kabımızı biraz daha genişletmeye uzanıyoruz.
Sonra kendimi Contact Improvisation dansının içinde buluyorum. Meğer beden, yakın ilişkiler hakkında zihnimden çok daha önce konuşmaya başlamış, bunun yüzleşiyorum müthiş zorlanmalar eşliğinde.
Ve bu hikayede, aylar sonra yeniden karşımıza çıkacak bir karakterle ilk kez tanışıyoruz. #kimsebilmiyor
From the publisher's feed