
Sign up to save your podcasts
Or


Acımız bizimdir, makyajımıza özgüdür. Kimse bir başkasının acısını diğerinin bildiği şekilde anlayamaz. Acımızın anlamı yalnızca bize aittir. Bunun üzerinde biraz düşünmeye ve bunu kabul etmek için biraz cesarete ihtiyacın var ama anlamı bulmak bilgelik, bilgelik ise cesaret gerektirir.
Acıyı inkâr etmek kör bir insanın gözlerimle görüyorum demesi gibidir.
İnsan olmanın reçetesinde acı büyük harfler ile yazılıdır. Acı yaşanılanları ancak kabul edersek üzerimizdeki etkisini azaltacaktır. İnsan hayatı bir gizem saklar. Bu maalesef acının içinden geçer ve bil ki acı diye çektiklerinin içinden büyürsün.
Pek çok din, insanların hayatı zor ve acı verici olarak kabul etmesini bekler ve öbür dünyada da ödüller olacaktır. İnsanlardan hayatın acımasızlığı ile baş etmeleri, iyi olmaları ve ödüllerini beklemeleri beklenir. Bazılarında ise tekrar geliş ve dersler vardır. Öyle ki Hristiyanlıkta bulunan haç sembolünün aslında acı ve aşk, yaşam ve ölüm paradoksunu simgelediğini söyleyen bir hayli araştırmacı bulunur. Bunlar yaşamın doğasında var olan acının başka bir kanıtıdır.
ruhun karanlık gecesi - oscura noche
Kimse sana karanlık içerisindeki yolu yürürken ne yapman gerektiğini söyleyemez. Nitekim bugüne kadar tüm kutsal kitaplar ve metinler ne olduğunu ve ne olacağını söylemiştir. Yolun haritası ise hep ruhtadır ve gölgeler aynı görünse bile herkesin karanlığı kendisine hastır.
O yol içerisinde inanç senin ışığındır. İnanç yemeğindir suyundur. Dardan geçmeden insan genişleyemez. Genişlemek ise umut hal ve durumuna denir. Karanlıktan geçmeyen insan daha sonra ışığın olduğunu bilebilir mi? Umut duygusunu anlamak için karanlığın içini tecrübe etmek gerekir.
“Karanlık gizemin ormanlarında erenlere ayrılmış bir
bir şey büyür; benzersiz bir şey.”
“Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
- Nazım Hikmet
Neden mutlu insandan daha çok mutluluğa dair içerik var?
Mutlu ve mutsuz ne?
Mutluluğu aramak, karanlık gökyüzünde yıldızları göremeyen insanın, karanlık bir oda da siyah bir kedi arama çabasıydı.
Tanıştırayım; "eudaimonia."
Kelimeyi sistematik olarak masaya yatıran ilk kişi olan Aristoteles eudaimonia’nın “tam erdemle uyumlu ruhun belirli bir faaliyeti” olduğuna dair bir sonuca varmıştı.
Ona göre her canlının (bazılarının doğaları gereği) gerçekleştirmeye çalıştığı bir telos’u yani bir amacı, nihayeti vardı ve insansı doğamıza özgü olan akılla uyumlu yaşama yeteneğimizin en efektif kullanımı, akla göre yaşamanın en eksiksiz yolu, erdemli yaşamaktı. Arkadaşlık, aşk, adalet, fedakârlık, sabır, doğruluk, yardımseverlik, vicdan ve bunun gibi erdemlerinin peşinden giden insan kendi gelişimini sağlarken koşulları kabul etmesi ile gelen doyumun yansıması olarak mutluluğu yaşamalıydı. Modern hayat içerisinde bu kelimelerin mutluluk getirdiğini söyleyebilecek insan azaldı. Zira modern insan mutluluğu çabuk isterdi ama bu erdemleri elde etmek için birçok olay ile yüz yüze gelmeli, değişmeli ve gelişmeliydi.
hikaye zamanı gelsin o zaman.
bir dervişin hikayesi.
kalıcık ve geçicilik üzerine,
mutluluk ve mutsuzluk girdabında aradıklarımız için gelsin.
çünkü bazılarının hayatında,
menfaatleri kadar yer edinirsin.
kabul edip devam edebildiğin sürece bu, acıtmaz.
en saf duyguların içine bile sızabilir bazı şeyler.
ve sonucundaki resimdir istenen. bir konu hakkında tatmin.
ne zaman menfaat biter ve insan ters düşer.
suçlu bile suçunu alabileceği menfaate göre itiraf eder.
sürekli bir çatışma hali. insanlardan ne alabilirim.
menfaati bitenin dostluğu bitti mi veya
hiç başlamamıştı belki.
şarta bel bağlamış, ilişkiler.
bedensel. zihinsel. sosyal.
çoğu zaman fark etmeden.
menfaatin renkleri çeşitli.
masum ilişki. işin menfaatten soyunmak isteyen hali.
telefonun bir ucunda
“ben senin için ne yapabilirim peki”
diyerek yardım etmek isteyen sesin ta kendisi.
masum bir ilişki, iki suçlu arası yaşanabilir mi.
ikinin menfaati, masum bir ilişkiyi doğurabilir mi.
karşılıklı yardımlaşma.
menfaat. kâr kelimesini hafif kılıyor. kâr, adi bir güdü gibi.
en büyüğü ise cennet.
yaptığın iyiliğin amacı, cennetten bir parsel savaşı.
cennetin kapısından kovulan dindarı bildin mi.
nereye gittiğini bilmek istiyorlar.
hangi restorana gittiğini, nereden giyindiğini. ne sattığını.
kimin ile arkadaş olduğunu. hangi okullarda okuduğunu. hangi sertifikaları aldığını. kaç ünlü tanıdığını. nereleri gezdiğini. bacağını. karın kasını. fotoğraflarda ne kadar güzel gözüktüğünü. hayatının onlarınkinden ne kadar iyi veya ne kadar kötü olduğunu. bunları merak ediyorlar. ve benim “yogam” seninkinden daha iyi.
benim namazım daha kıymetli.
bakalım senin bebeğin ne kadar yetenekli.
at yarışından farksız bir çocuk yarışı.
ben senden otuz kitap fazla okudum.
motivasyon cümlelerimi Mevlana’dan biçtim.
budizm ve zen zaten hep iyi niyet dedi. çevirisi yanlış kitaplardan. ve sanki kimse dememiş gibi;
“hayat acı”
ama insan gene işine geleni seçti. özgür iradesi çöp. daha çok haber. daha çok kitap. ve az bilginin farkı. sonun geleceğine, inanmıyor. inançlarını yarıştırıyor.
hem öleceğini kabul etmiyor. hem de öldürdüğünü. oy verdiği, ihanet etmez. çünkü gerçeğin ortasında gizli hiçbir komplo yok.
farkındalık mı. üç maymun.
dünya bu kadar fazla kişisel gelişim kitabı görmedi.
ve biliyor musun. al önüne bir küre.
kapa gözünü. çevir. koy parmağını.
bahsettiklerim heryerde. gerçek v.s gerçeklik.
ruhsal. mistik. bilge.
#yogini #yogi #derviş dönemi.
sahte öğretmenler.
eşitlik. şiddet. kadın.erkek. her kelime dile dolandıkça daha çok anlamını yitiriyor.
yanlış farkındalık.
marx'a atıf ile.
"her şey normal bak, normal hayata devam ediyorum" diyenler geleceğe fazla tutunamayacaklar.
bu aralar kişisel gelişim yerine kişisel gerilemeye takılma diye,
karşına çıkan öğretmenlerde
ruhsal, bilge ve mistik olanı ara.
tüketim senin uyanmanı istemez. uyanırsan satın almazsın. bunu da unutma.
bir bakmışsın,
çıt çıkarmadan gitmiş .
bazen gereklilik.
vadinin karanlığını sırtına yükleyip,
gitmek. nereye kadar gidebilir insan.
sana doğru gelmeyen şey,
senden hep gider mi.
küçük başlangıçlar, büyük gidişlerin ayak izleri.
sana doğru gelen, mutlaka bir yerlerden gitmiş midir.
o zaman zaman nedir. pazartesi neden mimli.
hafta sonu gitti diye mi.
zamanında kalmayı bilmiş olanlar,
gitmekte zorlananlar.
kalmanın anlamını bilmeyen, sanırım gidemez. sadece hayatından geçer. kalmamıştır ki gitsin.
kalabilmek kadar gidebilmenin de hakkı var.
rağmen kalmak ve rağmen gitmek.
bencillik değil mi aslında. bir nevi.
kalıyorum ve gidiyorumun bahsi hiç geçmemeli.
zaten hangisi kolay ki.
bir ayrılığın ifadesidi, ney.
arif insan ve ney. benzeş.
apollon. athena. kral midas. mevlana. iranlı şair senai.
"kral midas'ın kulakları eşek kulakları!"
ve daha ötesi.
kamışlık neyin yurdu ve evi. insan da tıpkı ney gibi cennetten, yani yuvasından ayrılmış. kalbinin ebedî muhabbetle doyduğu cennetten dünya gurbetine sürülmüş.
neyin hikayesi bunun konusu.
asıldıkları odanın içinde bulunan her şeyi yansıtan dışbükey aynalar.
farklı din ve kültürlerin inanışları. "kendini bil."
alman grim kardeşler tarafından yazılan bir halk masalı olan "pamuk prenses ve yedi cüceler" ve kötü kalpli cadının aynası. ayna dürüst.
mevlana ne dedi. "beri gel beri, daha beri."
dünyada üç büyük gizem var.
hava kuşlar için gizem.
su balıklar için gizem.
insan da kendisi için en büyük gizem.
From the publisher's feed