
Sign up to save your podcasts
Or


Sevgi, kontrol ve görünmeyen duygusal şiddet üzerine
“Beni gerçekten sevseydin, gitmezdin.”
“Ben sadece senin iyiliğini düşünüyorum.”
“Yine abartıyorsun.”
Tanıdık geldi mi?
Bazen sevgi sandığımız davranışların içinde kontrol, suçluluk ve duygusal baskı gizlenebiliyor. Üstelik bunları fark etmek, özellikle de sevdiğimiz bir insan söz konusu olduğunda, hiç kolay değil.
Bu bölümde kıskançlıkla kontrol arasındaki sınırı, duygusal manipülasyonu, gaslighting'i ve sağlıklı ilişkilerde özdeğerin yerini gündelik hayatın içinden örneklerle konuşuyoruz.
Hem bize yapılanları hem de farkında olmadan başkalarına yaptıklarımızı düşünmeye davet eden bir bölüm.
Çünkü şiddetin 1001 yüzü var. Bazılarını görebilmek için biraz daha yakından bakmak gerekiyor.
ŞİFA – Şiddete Karşı İletişim ve Farkındalık Topluluğu
Her yüzü gör, farkındalığı büyüt.
Kendimizi nasıl anlattığımızı biliyoruz. Peki, bizimle çalışanlar, aynı evi paylaşanlar, bize derdini anlatanlar bizi nasıl anlatırdı?
Alfred Nobel hakkında anlatılan, kendi ölüm haberini okuma hikâyesiyle başlayan bu bölümde, günlük hayatımızda insanlarda bıraktığımız etkiye bakıyorum.
İyi niyetle söylediğimiz ama inciten sözleri, duymakta zorlandığımız geribildirimleri ve bize cesaret veren insanları düşünüyoruz. Geçmişte olanları geri alamasak da bugün farklı davranabileceğimiz yerleri arıyoruz.
Bir konuşmanın ardından kendimize sorabileceğimiz bir soruyla:
“Ben şimdi bu insanda ne bıraktım?”
🎙️ Hafize Çalış | Liderlik Günlükleri
“İşi en iyi o biliyor. Yeni yöneticimiz o olsun.”
Tanıdık bir terfi kararı. Peki, birkaç ay sonra aynı kişi bütün işleri üstlenmeye, ekibinin yaptıklarını yeniden yapmaya ve yorulmaya başladığında ne düşünüyoruz?
Bu bölümde Deniz’in hikâyesi üzerinden uzmanlıktan yöneticiliğe geçişi konuşuyorum. Peter İlkesi’ne, eğitimlerin günlük işteki karşılığına ve yeni yöneticinin öğrenirken ihtiyaç duyduğu desteğe bakıyorum.
Bir de “Hâlâ yönetici olmadın mı?” sorusunu duyan, oysa belki böyle bir hayali hiç olmayan uzmanlar var.
Terfi edenlere, terfi kararı verenlere ve kendi kariyerini düşünenlere…
🎙️ Hafize Çalış | Liderlik Günlükleri
Bir konuşma bitiyor, ama aklımızda tek bir soru kalıyor: “Ben neden bu kadar alındım?”
Ölümcül Farkındalık dizisindeki bir tatil sahnesi ve terapistin morluk benzetmesi, bu bölümün çıkış noktası oldu. Bazen bugünkü bir söz, zaten hassas olan bir yerimize dokunuyor. Canımızın neye yandığını anlamadan kendimizi savunuyor, sertleşiyor ya da susuyoruz.
Bu bölümde çocukluktan tanıdık gelen duygulara, Ebeveyn–Yetişkin–Çocuk benlik durumlarına ve bu tepkilerin evde, ilişkilerimizde, yöneticilikte nasıl karşılık bulduğuna bakıyoruz.
Kendimize biraz anlayış gösterirken, davranışlarımızın sorumluluğunu da alarak…
Bir taş düşünün.
Pazarda 2 lira, başka bir dükkânda 200, onu gerçekten tanıyan bir uzmanın elinde 200 bin değer biçiliyor.
Taş aynı taş. Değişen, ona bakan göz.
Peki insanın değeri de ona bakan göze göre mi değişir?
Bu bölümde özdeğer, onaylanma ihtiyacı ve kendimizi başkalarının gözünden görme hâlimiz üzerine konuşuyorum.
Bir terfi alamadığımızda neden “Bu kez seçilmedim” demek yerine “Ben yeterli değilim” diye düşünüyoruz?
Bir ilişkide tercih edilmediğimizde neden “Beni sevmedi” ile yetinmeyip “Ben sevilmeye değer değilim” sonucuna varabiliyoruz?
Ve bir lider, karşısındaki insana gerçekten “değer” mi verir; yoksa onda zaten var olan kıymetin görünmesine mi alan açar?
Belki de asıl mesele, başkalarının bize ne kadar değer biçtiği değil; onların bakışını ne zaman kendi gerçeğimiz zannetmeye başladığımız.
🎙️ Liderlik Günlükleri #19 — Değerini Kim Belirliyor?
Bu bölümün sorusu:
Son zamanlarda kendi kıymetine kimin gözünden baktın?
"Şifa İstemem Balından" türküsü bize ilişkiler hakkında ne anlatıyor?
Bir türkü...
Bazen yıllarca anlatamadığımız bir duyguyu dört satırda anlatabilir.
Bu bölümde, halk müziğinde Nesimî'ye atfedilen "Şifa İstemem Balından" türküsünün izinden gidiyoruz.
"Yeter dikenin batmasın..."
Bu söz neden bu kadar tanıdık geliyor?
Çünkü belki de ilişkilerde en büyük ihtiyacımız daha çok sevilmek değil...
Daha az incinmek.
Bu bölümde;
🌿 Duygusal zorbalığın görünmeyen yüzünü,
🌿 Sürekli tekrar eden küçük incinmelerin ruhumuzda bıraktığı izleri,
🌿 John Gottman'ın ilişki araştırmalarını,
🌿 Ve kendimize sormamız gereken en önemli soruyu birlikte konuşuyoruz:
"Ben bir ilişkide gerçekten ne bekliyorum?"
Belki de olgun sevgi...
Bize sürekli mutluluk veren ilişki değildir.
Kendimiz olmaktan korkmadığımız ilişkidir.
🎧 Duygusal Detoks
Bazen iyileşmek için uzun cümlelere değil...
Bir türküye kulak vermek yeter.
Bir yöneticinin cümlesiyle başladı:
"Ben onun için elimden geleni yaptım."
Peki gerçekten bizi kıran şey insanların yaptıkları mı?
Yoksa onlardan sessizce beklediklerimizin gerçekleşmemesi mi?
Bu bölümde;
• Beklentilerin neden görünmez sözleşmelere dönüştüğünü,
• Mevlânâ ile Şems'in dostluğundan insan ilişkilerine uzanan yolculuğu,
• Koçluk odasından gerçek bir hikâyeyi,
• Anne-çocuk, eş, arkadaşlık ve liderlik ilişkilerindeki hayal kırıklıklarını,
• Ve yapay zekâ çağında neden insan ilişkilerinin hâlâ en değerli sermayemiz olduğunu konuşuyoruz.
Belki de kırıldığımız anlar, görünmez sözleşmelerimizin bozulduğu anlardır.
Sorun şu ki...
O sözleşmeyi çoğu zaman sadece biz imzalamışızdır.
🎧 Liderlik Günlükleri
Gerçek hikâyeler, içten dönüşümler.
Takviminiz doluysa başarılı mısınız?
Yoksa sadece meşgul mü?
Bu bölümde, modern iş hayatının görünmeyen hastalığı olan "hız bağımlılığını" konuşuyoruz.
Koçluk odasından gerçek bir hikâye, Abraham Lincoln'ün şaşırtan liderlik alışkanlığı, Daniel Kahneman'ın karar verme araştırmaları ve yapay zekâ çağında neden en büyük rekabet avantajının hız değil, düşünme kalitesi olduğunu birlikte keşfediyoruz.
Belki de bugün ihtiyacımız olan şey daha hızlı koşmak değil...
Doğru yerde durabilmek.
🎧 Liderlik Günlükleri
Gerçek hikâyeler, içten dönüşümler.
Empati kuruyoruz,
Dinliyoruz,
Takdir ediyoruz,
Geri bildirim veriyoruz...
Peki ya tüm bunları yaparken sahiciliğimizi kaybediyorsak?
Bu bölümde;
• Ernest Shackleton'ın Antarktika'daki sıra dışı liderlik hikâyesini,
• Koçluk odasından gerçek gözlemleri,
• "Nasılsın?" sorusunun görünmez kazasını,
• Yapay zeka çağında neden insan kalmanın daha değerli hale geldiğini,
• Ve liderlerin düştüğü "mış gibi liderlik" tuzağını konuşuyoruz.
Belki de geleceğin liderleri en akıllı olanlar değil, en sahici kalabilenler olacak.
🎧 Liderlik Günlükleri
Gerçek hikâyeler, içten dönüşümler.
Yapay zeka her şeyi biliyorsa… lider ne işe yarar?
Bu bölümde, verinin hüküm sürdüğü bir dünyada liderliğin neden hâlâ “insani” kaldığını konuşuyoruz.
Bir algoritma performansı ölçebilir…Ama bir insanın taşıdığı yükü anlayabilir mi?
Gerçek bir hikâyeden yola çıkarak, teknolojinin doğru ama eksik kaldığı anları,
yanlış anlaşılmış liderlik reflekslerini ve AI çağında lider olmanın yeni anlamını keşfediyoruz.
Belki de mesele şu:
AI her şeyi biliyor olabilir…
Ama hâlâ kimse, bir insanın başka bir insana iyi gelme gücünü kodlayamadı.
From the publisher's feed