Dâvûd (a.s.)’ın şöyle dediği nakledilir: "Yâ Râbbi, Sananasıl şükretmiş olurum ki! Benim sana şükrüm de, ancak senin nimet vermenle tamamlanır. Bu nimet de beni bu şükremuvaffâk kılmandır.’’ Bunun üzerine Hâkk Teâlâ şöyle nidâetti: "Bana şükretmekten âciz olduğunu anladığına göre,takatin ve gücüne göre şükretmiş oldun,"Hz. Peygamber (s.a.v.)’den şöyle rivayet edilmiştir: "Allâhü Teâlâ, kuluna bir nimet verdiğinde, kulu"Elhâmdülillâh" der, de bunun üzerine Allâhü Teâlâ şöyle buyurur: Kuluma bakınız. Ben, ona kıymetsiz bir şeyverdim de o, bana değer biçilmez bir şey verdi." Bu hadisin izahı şudur: Cenâb-ı Hâkk, kuluna nimet verdiğinde,bu, o açken onu doyurması, susuzken ona su nasip etmesi,çıplakken onu giydirmesi gibi alışılagelmiş şeylerden biridir.Ama kul "Elhâmdülillâh" dediğinde bunun manası: Hamdedenlerden birisinin yaptığı her hâmd Allâh (c.c.)’a mahsusturve hâmdedenlerden birisinin yapmadığı fakat aklen yapılmasıgereken her hâmd de Allâh (c.c.)’a mahsustur.Arş’ın ve Kursî’nin meleklerinin, gök tabakalarında bulunanların, Hz. Âdem (a.s.)’den Hz. Peygamber (s.a.v.)’ekadar olan bütün peygamberlerin, velîlerin, âlimlerin, bütün mahlûkatın ve cennet ehlinin, "Bunların oradaki(cennetteki) duâları "Ya Allâh (c.c.), Seni tesbîh ederiz" sözüdür. Orada (birbirlerine sağlık temennileri veiltifatları) "selâm" (demeleridir) Duâlarının sonu da"Elhâmdülillâhirâbbilâlemin" dir" (Yûnus s. 10) diyecekleri bu vakte kadar yaptıkları bütün hâmdler, bu hâmde dahildir. Kulların ebedî olarak ve mütemadiyen yapacaklarıhâmdler sınırsızdır, işte bu sınırsız övgülerin tamamı, kulun"Elhâmdülillâhirâbbilâlemin" sözünün içinde bulunmaktadır. İşte bu sebebten ötürü, Cenâb-ı Allâh Hadîs-i Kudsîsinde:"Kuluma bakınız. Ben ona kıymetsiz tek bir nimet verdimde o, bana, sonsuz ve sınırsız şükürde bulundu" demiştir.(Fahruddîn Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr Mefâtîhu’l-Ğayb, c.1, s.312)