Müslüman müslümanın derdiyle dertlenmeli
onun sıkıntılarına ortak olmalıdır. Gazze, Doğu Türkistan, Arakan, Somali ve daha pek çok yerde müslümanlar zor durumdadır Teknolojinin getirdiği kolaylıklarla oralara yardım etmek daha kolay hale gelmiş
durumda. Önceden aylarca süren yolculuklar şimdi
birkaç saatte yapılabilmektedir. Arakan’a gidenler,
gitmeden önce bildiklerinin, gittikten sonra öğrendikleri yanında bir hiç olduğunu anlatmaktadır. Zorunlu
göç ve katliamlar yüzünden ne ev kalmış, ne de aileler… Bugün Arakan’da yapılanlar, dün de Avrupa’nın
ortasında Srebrenica’da yüzbinlerce müslümana
yapılmıştı. Yani dünyanın neresinde olursa olsun,
zulme hep müslümanlar muhatap olmaktadır. İnsan
hakları savunucuları için “insan”ın ne anlama geldiği
meselesi kritik bir sorudur. Nedense müslümanlara
yapılan katliamlara, zulümlere, haksızlıklara uluslararası insan hakları savunucularının sesi çıkmadığı
bir gerçektir. Tabii bu yaşananlarda sorumluluğu
olan bir grup insan daha var: Müslümanlar. Zulüm
coğrafyalarındaki katliamlara İslâm toplumları kayıtsız kaldıkça bu insanlık ayıbının sonu gelmeyeceğe
benzemektedir.
1912’de Balkan savaşları esnasında, dünyanın
her tarafındaki Müslümanlar gibi, Arakanlı Müslümanlar da para toplayarak Osmanlı Ordusu’na yardım etmişlerdi. II. Abdülhamid Han döneminde Osmanlı’nın Asya’daki faaliyetleri neticesinde, padişah
Hindistan, Çin ve Myanmar Müslümanları arasında
popüler olmuştu.
1897’de Türk-Yunan Savaşı çıkınca, Myanmarlıların dahil olduğu Asya’daki Müslümanlar hemen
yardım toplayarak Türkiye’ye gönderdiler. Arakanlı
Müslümanlara borcumuzu ödeyelim. Geçmişte her
zaman yanımızda yer alan ve fakir hâllerine bakmadan bize yardım eden Arakanlı Müslümanların imdadına koşmalı ve onlara olan borcumuzu ödemeliyiz. Binlerce masum Arakanlı Müslüman’ın, cunta
yönetimi ve Budist putperestler tarafından alçakça
şehit edilmesi ve açlıktan ölmesi karşısında seyirci
kalamayız.
(Hasan Celal Güzel, 12.08.2012 Tarihli Köşe Yazısı)