Stüdyo Arası’nın 15. ve son bölümünde Abdullah Gül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cengiz Yılmaz ile “rekabetten öğrenmeye” uzanan çok özel bir sohbet gerçekleştirdik.
31 yıllık hocalık yaşamım boyunca yurt içinde ve yurt dışında 8 farklı üniversitede bulundum; toplamda 13 farklı rektörlük dönemine tanıklık ettim. Üniversite dediğimiz yapının nasıl yönetildiğini, akademik kültürün hangi liderlik biçimleriyle güçlendiğini, bazen de rektöre ulaşmanın ne kadar zor olabildiğini yakından deneyimledim.
Bu deneyimlerin içinde Cengiz Hoca benim için ayrı bir yerde duruyor. Çünkü o yalnızca akademik üretkenliği, yüksek atıfları, kitapları ve kurucu liderlik deneyimleriyle değil; ulaşılabilirliği, dinleyen tavrı, öğrenmeye açıklığı ve insanlarda bıraktığı güven duygusuyla da çok özel bir akademik figür.
Bu bölümde özellikle Cengiz Hoca’nın “Tavşan ile Kaplumbağa Bir Rekabet Analizi” kitabından yola çıkarak rekabet, hız, sabır, süreklilik, güven, akademik liderlik ve öğrenen üniversite üzerine konuştuk.
Akademide mesele gerçekten daha hızlı koşmak mı?
Yoksa birlikte öğrenerek daha kalıcı, daha adil ve daha güçlü bir yol açmak mı?
Bu sohbet, yalnızca bir rektör söyleşisi değil; üniversiteyi, mimarlık eğitimini ve akademik yaşamı rekabetin ötesinde, öğrenme kapasitesi üzerinden yeniden düşünmek için bir davet.
Abdullah Gül Üniversitesi: https://www.agu.edu.tr/
Prof. Dr. Cengiz Yılmaz akademik profil: https://avesis.agu.edu.tr/cengiz.yilmazT
Tavşan ile Kaplumbağa: Bir Rekabet Analizi: https://www.kitapyurdu.com/kitap/tavsan-ile-kaplumbaga-bir-rekabet-analizi/256348.html#StüdyoArası #MimarlıkÖğrencisiMisin #CengizYılmaz #AbdullahGülÜniversitesi #AGÜ #ÖğrenenÜniversite #Yükseköğretim
🎧
Spotify:https://open.spotify.com/episode/1SAwg6CCiQPPpvPslkZrs8?si=JVbYFVE4TYGPnT3oRkcrqQ
YouTube:https://youtu.be/8zSPNEGefEY?si=3ZESByf2DQ4LMr0B
Not: Kayıt sırasında yaşanan teknik bir aksaklık nedeniyle sohbetimizin son yaklaşık on beş dakikalık bölümü kayda geçmedi. Bu eksikliği saklamak yerine, bölümün ruhuna uygun biçimde açıkça paylaşmayı tercih ettim. Çünkü bazen en değerli sorular, tamamlanmış cevaplardan değil, yarım kalan konuşmalardan doğar.