
Sign up to save your podcasts
Or


Ders 199
"Ben bir beden değilim. Ben özgürüm."
Bir bedeni kendiniz olarak görüyorken, özgürlük mümkün olamaz. Beden bir sınırdır. Bedeninin içinde özgürlük arayan, onu bulamayacağı yerde aramaktadır. Zihin, kendini bedenin içinde bağımlı, sıkışmış ve kapatılmış gibi algılamadığında özgür kalabilir. Eğer zihin bedenin içinde olsaydı, zihin gerçekten etkilenebilir olurdu.
Kutsal Rehberliğe hizmet eden zihin, her şekilde sonsuza kadar sınırsızdır. Zamanın ve mekânın yasalarından bağımsızdır. Önyargılardan uzaktır ve istediği ve yapması gereken her şeyi yapmaya yetecek kadar güçlüdür, kudretlidir. Böyle bir zihne saldırı düşünceleri giremez çünkü o, sevginin Kaynağını içinde barındırır. Kendini sevgiye adamış bir zihne korku giremez. O, Tanrı'da dinlenmektedir. Masumiyetin içinde yaşayan ve sadece sevgiyi bilen nasıl korkabilir?
Bu kursun sürecinde ilerleyebilmeniz için, bugünün düşüncesini kabul etmeniz ve gerçekten önemsemeniz gereklidir. Egonun bunu delice bulmasına aldırmayın. Ego, bedeni önemser çünkü orada yaşamaktadır. Kendi yarattığı evde barınmaktadır. Kendinin illüzyon olduğunu anlamasını engelleyen büyük illüzyonun bir parçasıdır.
O burada saklanmaktadır; burada onu olduğu gibi görebilirsiniz. Masum olduğunuzu ilan edin ve özgürleşin. Beden gözden kaybolur çünkü Kutsal Rehberliğin ihtiyacı dışında ona ihtiyacınız yoktur. Bu amaçla kullanıldığında beden, zihin için en kullanışlı şekliyle var olacaktır. Böylece Tanrı'nın planındaki tüm hedeflere ulaşmak için yayılması gereken bağışlamaya yardımcı olacak bir araç haline gelecektir.
Bugünün düşüncesini canlı tutun ve bugün ve her gün uygulayın. Bu dersi, her uygulama sürecinizin bir parçası haline getirin. Bugünün düşüncesi, dünyaya destek olan tüm düşüncelere güç verir. Her uygulama, hediyelerinize daha fazlasını ekler. Bu düşünce ile tüm dünyaya özgürlük çağrısı yapmaktayız. Vereceğiniz hediyelerden nasıl muaf olabilirsiniz?
Kutsal Rehber, özgürlük arayan zihinlerin evidir. Aradıkları şeyi Onda bulurlar. Bedenin amacı bu şekilde netleşir ve tek bir hedefe ulaşma yolunda mükemmel hale gelir. Zihin çelişkiden uzak, tek bir net hedefe odaklı olduğunda ve bu hedef özgürlük olduğunda, beden görevini yapar. O zaman görevini tam yapar. Esir alma gücü ortadan kalkınca, Kutsal Rehberin zihni içinde özgürlüğün hizmetçisi olur ve bu konuda çok güçlü ve değerlidir.
Bugün, özgür olun. Ve bu şekilde bir bedenin içinde köle olduklarını düşünenlere özgürlüğü hediye edin. Siz özgür olun ki, Kutsal Rehber sizi kullanarak kendilerini esaret içinde, çaresiz ve korkmuş olarak görenleri kurtarabilsin. Bırakın sizin aracılığınızla sevgi, korkularının yerini alsın. Bugün, kurtuluşu kabul edin ve zihninizi size hediye vermek için kullanacak olan Ona verin. Çünkü O, size mükemmel özgürlüğü, neşeyi ve umudu sunacak. Bunlar Tanrı'da mümkündür.
Siz Tanrı'nın Evladısınız. Sonsuza kadar ölümsüzlüğün içinde yaşarsınız. Zihninizi buna çevirmeyi istememeniz mümkün müdür? O zaman Kutsal Rehberin size verdiği düşünceyi gün boyunca iyi uygulayın. Kardeşleriniz sizinle birlikte kurtulacaklar. Dünya, sizinle birlikte kutsanacak, Tanrı'nın Evladı artık ağlamayacak ve Cennet, uygulamalarınızla neşenizin artması için size şükranlarını sunacak. Şunu her söylediğinizde Tanrı'nın Sevgisi içinizde büyüyecek:
"Ben bir beden değilim. Ben özgürüm. Tanrı'nın bana verdiği Sesi duyuyorum. Zihnim bir tek buna itaat ediyor."
Ders 198
"Bana zarar veren, cezalandırmamdır."
Zarar görmek imkânsızdır ancak illüzyonlar, illüzyonlar yaratır. "Cezalandırabilirim" illüzyonu zarar görmenize sebep olabilir. Eğer yargılayabiliyor ve ceza verebiliyorsanız, aynıları size de yapılabilir. Çünkü bunları yaparak zarar verdiğinize inandığınızı göstermiş olursunuz. Bu yüzden sizin kendiniz için yarattığınız zarar verme hakkı; siz onların anlamsız, değersiz ve gereksiz olduklarını anlayıp bir kenara bırakana kadar, size karşı kullanılabilir. Siz onları bıraktığınız anda illüzyonlar etkisini yitirir ve sonuçları gibi görünen şeyler silinir. Artık özgürsünüz çünkü özgürlük sizin hediyenizdir, hediyenizi verdiğiniz için artık onu alabiliyorsunuz.
Cezalandırdığınızda esaret altında bir mahkûm olursunuz; bağışladığınızda özgür kalırsınız. Algının kuralı budur. Bilgi ise bu kuralı anlayamaz çünkü özgürlük bilginin bir parçasıdır. Hakikatte suçlamak imkânsızdır. Bu yüzden suçluluğun etkisi ve sonucu gibi görünen şeyler aslında hiç gerçekleşmediler. Fakat yine de sanki olmuşlar gibi bir süreliğine onlarla uğraşmamız gerekiyor. Her illüzyon, başka illüzyonlar üretir, bir tanesi hariç; bağışlama illüzyonu. Bağışlamak diğer tüm illüzyonlara cevap olarak verilmiştir.
Bağışlamak, diğer tüm rüyaları temizler ve kendisi de bir rüya olmasına rağmen başka illüzyonlar üretmez. Bunun dışındaki tüm illüzyonlar, binlerce illüzyon üreterek çoğalırlar. Bağışlamak ise illüzyonları bitirir. Bağışlamak, tüm rüyalara son verir çünkü o uyandıran bir rüyadır. Bağışlamak, hakikatin kendisi değildir. Fakat hakikate ulaşmamız için Tanrı'nın netliği ile bize rehberlik eder. Bu rüyada Tanrı'nın Evladı, kendi Benliğine uyanır ve Tanrı ile Bir olduğunu hatırlar.
Bağışlamak tüm acıları, felaketleri ve sonunda ölümü aşmanızın tek yoludur. Tanrı'nın planı varken başka bir yol nasıl mümkün olabilir? Neden Tanrı'nın planına karşı çıkasınız? Neden ona isyan edip yanlış olduğunu kanıtlamaya çalışarak binlerce kanıt ve binlerce farklı ihtimal arayasınız ki?
Tüm sorunlarınızın cevabının elinizde olduğuna sevinmek ve bunu kabul etmek daha akılcı bir seçim değil midir? Kurtuluşu Getiren Birliği kabul etmek ve hediyelerini hoş karşılayıp şükran duymak daha akıllıca değil midir? Ona kulak asmamak, direnmek ve Onun Sözü yerine kendi kelimelerinize inanmaktansa, Onun Sesini duyup öğrenmenizi istediği basit dersleri öğrenerek kendinize iyilik yapmış olmaz mısınız?
Onun kelimeleri, işe yarar. Onun kelimeleri, kurtarır. Onun kelimeleri, umut içerir. Onun kelimeleri, bu dünyada bulunabilecek en büyük neşeyi ve kutsamayı sunar. Tanrı'nın Rehberinin kelimeleri direkt olarak Tanrı'dan doğar ve size ulaşırken Cennetin sevgisini beraberinde getirir. Onun kelimelerini duyan, Cennetin müziğini duymuştur. Çünkü bu sözler sonunda her şeyi Bir yapacaktır. Tanrı'nın Rehberinin sözleri kaybolduğunda, Tanrı'nın Sözü gelecek ve hepsinin yerini alacaktır çünkü Tanrı'nın Sözü hatırlanacak ve sevilecektir.
Yaşadığınız dünya, farklı tuzaklarla doluymuş gibi görünür. Merhametin anlamsız, saldırının ise haklı gibi göründüğü birçok durum vardır. Yine de hepsi aynıdır. Onlar Tanrı'nın Evladına ve Kendisine, ölümün sunulduğu birer tapınaktır. Tanrı'nın ve Evladının bunları kabul ettiğini düşünüyor olabilirsiniz. Fakat Onların kanlarıyla karşılaşacağınızı düşündüğünüz alana baktığınızda, göreceğiniz şey bir mucizedir. Onların ölebileceğini düşünmek ne kadar da aptalcadır! Saldırabileceğinizi düşünmek ne kadar da aptalcadır! Suçlanabileceğinizi veya cezalandırılabileceğinizi düşünmeniz ne kadar da aptalcadır! Tanrı'nın Evladının ölebileceği düşüncesi ne kadar da aptalcadır!
Bu düşünceler, Benliğinizin sükûnetini hiç değiştirmez. Benliğiniz, bağışlanmaya ihtiyaç duyabilecek hiçbir suçlamanın farkında bile değildir. Tüm rüyalar hakikat için anlamsız ve yabancıdırlar. İllüzyonları hakikate götürebilecek köprüyü, hakikat dışında ne kurabilir?
Bugün, özgürlüğün gelip evini içinizde inşa etmesi üzerine çalışıyoruz. Hakikat bu kelimeleri zihninize yerleştirdiğinde ışığa giden yolu bulursunuz ve karanlık sona erer.
"Bana zarar veren, cezalandırmamdır. Sadece bağışlamak beni özgür kılabilir."
Bugün, her türlü kederin, bağışlamayan düşünceleri arkalarında saklamakta olduklarını ve bağışlamanın iyileştiremeyeceği bir keder olmadığını unutmayın.
Tanrı'nın Evladının suçlanıp cezalandırılamayacağını kabul ederseniz, anında Cenneti hatırlar, dünyayı ve onun tüm garip inançlarını da birlikte unutursunuz. Bu son rüyanın içinde Mucize Bilincini hiç değişmemiş olarak görürsünüz. Bu, Kutsal Rehberin hediyesidir ve onu size Tanrı'dan getirmektedir. Bugünün hem dünyada hem de sizin kutsal evinizde tam bir kutlama günü olmasına izin verin. İki dünyaya da nazik davranın. Onları suçladığınızı düşündüğünüz her şeyi bağışlayın ve yolu açın. Bu şekilde Mucize Bilincinin kutsallığında parlayan saflığınızı görün.
Şimdi, tüm dünyada sessizlik oluyor. Şimdi, daha önce anlamsız düşüncelerin, birbirleri ile yarıştıkları yerde sadece dinginlik var. Şimdi, dünyanın yüzeyinde sükûnetin ışığı ve rüyasız bir uykunun sessizliği var. Şimdi, dünyada sadece Tanrı'nın Sözü var. Bir süre boyunca duyabildiğiniz tek şey bu. Daha sonra yarattığınız tüm semboller ve yaptığınızı düşündüğünüz her şey, Tanrı'nın, Tek Evladı olarak yarattığı zihinden tamamen kayboluyor.
Tanrı'da cezalandırma olamaz. O, kutsaldır ve mükemmeldir. Merhamet düşüncelerine ihtiyacı yoktur. Her şeyi barındırana hediyeler verilebilir mi? Masum olanı bağışlama rüyasını gören kimdir? Tanrı'nın Evladı olarak Ona bu kadar benzeyen ve Kendi Benliğini bulduğunda daha fazla algılamasına gerek olmayanı kim bağışlayabilir? Tanrı'nın Evladının vizyonu içinde zamansızlıkla arasındaki mesafe çok kısalır ve sadece bir an olur. Kendi Benliğinizin vizyonunu görür ve Tanrı'nın içinde sonsuza kadar yok olursunuz.
Bugün, bizim görüşümüz ve bu vizyon arasında duran her şeyi tamamen ortadan kaldırmaya daha da yaklaşıyoruz. Bu kadar yol aştığımızdan dolayı memnun olalım. Ve hatırlayalım ki, bizi bu kadar yol boyunca destekleyen O, bundan sonra da bizi bırakmayacaktır. Çünkü O, Tanrı'nın bize verdiği hediyeleri sunmak için bizimledir. Şimdi, kurtuluş zamanınızdır. Zaman gelmiştir. Zaman, bugün gelmiştir.
Ders 197
"Kazanacağım, sadece şükrandır."
Bugün, dış güçlerin sizinle mücadele içerisinde olduğu inancınızdan zihninizi kurtarmak için ikinci adımı atıyoruz. Zaman zaman kibarlık ve bağışlama girişimlerinde bulunuyorsunuz. Fakat dıştan teşekkür veya şükran gelmeyince, onları yine saldırıya çeviriyorsunuz. Hediyeleriniz geri alınma korkusu olmadan, gönüllüce kabul edilmelidirler. Tanrı'nın hediyeleri size, bir borç veya daha da kötüsü savunmalarınızı bırakmanız için yapılmış kandırmacalarmış gibi geliyor. Sanki O size saldırmayı planlıyormuş ve öldürmesi kesin olsun diye savunmalarınızı bırakmanızı istiyor gibi geliyor.
Kendi düşüncelerinin güçlerini bilmeyenler, Tanrı ile suçluluğu çok kolayca karıştırmaktadırlar. Gücünüzü inkâr ederseniz, zayıflık size kurtuluş gibi görünür. Kendinizi sınırlandırılmış görürseniz, parmaklıklar eviniz olur. Kurtuluşu suçlulukla değil özgürlükle aynı yerde görmeyip, gücü onlarda aramayıp bulmaz ve bunun peşine düşmezseniz hapishanenizden ayrılamaz, kendi gücünüzü talep edemezsiniz.
Dünyayı illüzyonlarınızdan kurtardığınızda, size teşekkür etmeli. Zaten tüm teşekkürler sizin kendinize ettiklerinizi yansıtır; çünkü dünyanın kurtuluşu, sizinkinin yansımasıdır. Hediyelerinizi almanız için tek gereken, cehennemden sonsuza kadar kurtulmuş minnet dolu bir kalbin şükranıdır. Hediyelerinizi, sırf size teşekkür edilmedi diye geri alarak bunu bozmayı gerçekten istiyor musunuz? Hediyeleri verirken teşekkür edecek olan sizsiniz, çünkü verirken alıyorsunuz. Bunu yaparak onları ve kendinizi onurlandırıyorsunuz.
Diğer kişilerin sizin verdiğiniz hediyeleri değersiz bulmaları veya anlamamaları önemsizdir. Zihinlerinin derinliklerinde size teşekkür eden ve sizinle bir olan bir yer var. Hediyelerinizin kayıp veya etkisiz görünmesi önemsizdir. Onlar ancak verilerek alınabilirler. Sizin şükretmeniz onların herkes tarafından kabul edilmesini sağlar ve Tanrı'nın Kalbi tarafından şükranla kabul edilirler. O hepsini memnuniyetle kabul ederken siz geri almayı ister miydiniz?
Tanrı, Ona verdiğiniz her hediyeyi kutsar. Tüm hediyeler zaten sadece Ona verilebilir çünkü verdiğiniz her şey sadece kendinize verilebilir. Ve Tanrı'ya ait olan her şey, Onda olmalıdır. Fakat siz hem bağışlayıp hem saldırmaya devam ettikçe, Onun hediyelerinin sonsuz, değişmez, sınırsız, hep veren, sevgiyi sürekli genişleten ve derin neşenizi sürekli artıran hediyeler olduğunu fark edemezsiniz.
Verdiğiniz hediyeleri geri almaya çalıştığınız anda, size verilenlerin tümünün geri alındığını düşünürsünüz. Fakat dışınızda gerçekmiş gibi görünen tüm suçları ve suçluluğu tamamen bağışlamayı öğrenirseniz, Tanrı'nın hediyelerinin ödünç olmadığını, ölümle birlikte onları sizden almayacağını anlarsınız. Çünkü o zaman ölüm, sizin için anlamsız olacaktır. Bu inançlarınız bittiğinde, korku bir daha geri dönmemek üzere biter. Hakiki Benliğinize, size verdiği bu hediye için teşekkür edin çünkü O sadece Tanrı'ya şükreder. Size olan şükranını, Onun aracılığıyla sunar.
Yaşayan herkes Mucize Bilincine gelecektir; herkes Onu yaşayacak ve Onun bilincine geçiş yapacaktır. Bu bilincin Tanrı'nın içinde varoluşu güvenlidir; çünkü Tanrı ile Evladının Niyeti Bir'dir. Yaratımlarının bütününe sonsuz şükran duyarlar ve şükretmek sevginin bir parçasıdır.
Tanrı'nın Evladı, sana şükürler olsun. Çünkü yaratılışından dolayı tüm yaratımı Benliğinde barındırıyorsun. Ve sen hala Tanrı'nın seni yarattığı gibisin. Mükemmelliğinin ışığını biraz olsun azaltamazsın. Senin kalbinin derinliklerinde, Tanrı'nın Kalbi yatmaktadır. O seni sever çünkü Sen, Onun Benliğisin. Olduğun kişi olduğun için, şükranların tümü sana aittir.
Şükranı aldıkça ver. Benliğini bütün yapan herkese şükran içinde ol. Ne olursa olsun içindeki şükranın bir gramını bile esirgeme. Bir kişiyi bile bu Benliğin dışında tutma. Bu Benliği büyütebileceğin, genişletebileceğin tüm yollara ve kanallara şükran duy. Yaptığın her şey, Benliğine yapılır. Düşündüğün her şey, sadece Tanrı ile paylaştığın Benliğinin Kutsal Düşünceleri olabilir. Tanrı'nın sana verdiği görevi inkâr ettiğin zaman kendini mahrum ettiğin tüm şükranı, şimdi geri kazanıyorsun. O sana şükran duymaktan hiç vazgeçmedi. Bunu asla unutma.
Ders 196
"Cezalandırdığım, sadece kendim olabilirim."
Bunu net bir şekilde kavradığınızda ve sürekli hatırladığınızda kendinize zarar vermeyi bırakacaksınız ve bedeninizi intikamın kölesi yapmaktan vazgeçeceksiniz. Kendinize saldırmayı bıraktığınızda anlayacaksınız ki, bir başkasına yapılan her saldırı kendinize yaptığınız bir saldırıdır. Başka bir kardeşe saldırmanın sizi kurtaracağına dair duyduğunuz delice inançtan özgürleşeceksiniz. Anlayacaksınız ki, onun güvenliği sizin güvenliğinizdir ve o iyileşirse siz de iyileşeceksiniz.
Belki ilk başta bugün uygulayacağınız dersin nasıl her şeyi güvende tutan sonsuz merhameti ifade ettiğini anlayamayabilirsiniz. Bu ilk başta size, cezadan kaçışın olmadığını ve kurtuluşun mümkün olmadığını ifade ediyormuş gibi görünebilir. Bunun sebebi, egonun bir şeyi tehdit gibi algıladığı anda çok hızlı bir şeklide hakikati kendi yalanlarına alet etme çabasıdır. Fakat ego, kullanmaya çalıştığı hakikati yanlış anlamaktadır. Yine de siz bu aptalca oyunları görmeyi öğrenebilir ve görünürde ifade ettikleri tüm anlamları iptal edebilirsiniz.
Böylece zihninize, sizin ego olmadığınızı öğretirsiniz. Çünkü egonun hakikati çarpıtma yolları artık sizi etkilemeyecek. Ceza çeken bir beden olduğunuza inanmayacaksınız. Bugünün dersinde, yeniden doğuşun ışığını göreceksiniz. Ölüm ve acımasız saldırı düşüncelerini aşıp, özgürlük ve yaşam düşüncelerine geçeceksiniz.
Bugünün dersindeki düşünce, bizi tüm sınırlamalardan ve esaretten tamamen özgür olduğumuz bir hale getirecektir. Bugün, bu adımı tüm adımlarımızı uygun sırasıyla attığımız gibi atalım ki zihin yüklerini birer birer bırakırken kurtuluşun bize gösterdiği yolda hızlıca yürüyelim. Bunu yapmamız için ihtiyacımız olan, zaman değildir. Bunu yapmak için tek ihtiyacımız olan, istemektir. Bin yılda yapılması mümkünmüş gibi görünen şey, Tanrı'nın Gücü ile bir anda yapılabilir.
Diğer kişilere saldırabileceğinize ve kendinizden kaçabileceğinize dair budalaca, umutsuz düşünceler sizi çarmıha çiviledi. Bu düşünceler size kurtuluş gibi görünmüş olabilir fakat bunlar, sadece Tanrı korkusunun gerçek olduğuna dair inandığınız asılsız dayanaklardır. Cehennem bu değil de nedir? Kalbinde cehennem korkusu olan değil de kim Yaratıcısının ölümcül düşmanı olduğunu düşünür, Ondan kopar ve yaşamını yok ederek evrenini karartır?
Başka birine saldırırken hala daha kendinizin özgür olabileceğine inanmaya devam etmeniz, deliliğin ta kendisidir. Bu inanç değişene kadar umut yoktur. Siz bunun imkânsız olduğunu anlamadıkça, kurtuluş nasıl mümkün olabilir? Başkalarına saldırırken özgür olabileceğini düşünen kişi için Tanrı korkusu kaçınılmazdır. Bunun aptalca olduğunu görememenin yanında, bu aptallığın orada olduğunu bile fark etmeyeceği için onu sorgulaması da mümkün olmayacaktır.
Bu inancı sorgulayabilmeniz için; ilk olarak onu algıladığınız şekil değişmeli, intikam korkunuzun geçmesi sağlanmalı ve sorumluluğu bir noktaya kadar üzerinize almalısınız. O noktada, bu inancın size sunduğu acı dolu yoldan gitmeyi isteyip istemediğinizi seçme şansınız olabilir. Bu farkındalık sağlanmadan, size korku getirenin kendi düşünceleriniz olduğunu ve kurtuluşun da sizin elinizde olduğunu anlamanız mümkün değildir.
Eğer bugün bu adımı atarsanız, bir sonraki adımımız kolay olacaktır. Bu adımdan sonra çok hızlı bir şekilde ilerlemeye başlayacağız. Size acı verenin, sadece sizin düşünceleriniz olduğunu bir kez anladığınız anda Tanrı korkusu ortadan kaybolur. Ancak
bundan sonra korkunun dış dünya tarafından yaratıldığına inanmazsınız ve sizi terk edip gittiğini düşündüğünüz ama hiç gitmemiş olan Tanrı, zihninize yeniden davet edilebilir.
Bugünün dersinde, kurtuluşun müziği duyulabilir. Kendinize, sizin düşüncelerinizden başka zarar verebilecek bir şey yoksa dünyaya zarar verdiğiniz inancı da yanlıştır. Bu yüzden dünyanın intikamından korkmanıza gerek yoktur. Arayış bitmiştir. İllüzyonların, Tanrı korkusu ile saklandıkları karanlığa saklanma ihtiyacınız da kalmamıştır. En çok korktuğunuz şey, kurtuluşunuzu barındırmaktadır. Siz güçlüsünüz ve istediğiniz şey güçtür. Siz özgürsünüz ve özgür olmaktan memnunsunuz. Zayıf ve bağımlı olduğunuza inandınız çünkü kendi gücünüzden ve özgürlüğünüzden korktunuz. Fakat kurtuluşunuz onlarda yatmaktadır.
Zihninizde öyle bir an gelir ki, acımasızlık tüm algınızı kapsar ve kurtuluş için hiç umut yokmuş gibi görünür. Korktuğunuz şeyin kendiniz olduğunu fark ettiğiniz anda zihninizin ikiye bölünmüş olduğunu anlarsınız. Dış dünyaya saldırmanın ve dış dünyanın sizin iç dünyanıza saldırabilmesinin mümkün olduğuna inandığınız sürece, bu gerçek zihninizden saklanmıştır. Korktuğunuz düşman hep dışta gibi görünmüştür. Ve bu yüzden sizin dışınızda yarattığınız hayali tanrı, sizin ölümcül düşmanınız haline gelmiştir. Korkunun kaynağı budur.
Şimdi bir anlığına bir katili bile içinizde algılayın. Onu, içinizde sizin ölümünüzü bekleyen ve sizi öldürerek cezalandırma planları yapan bir katil olarak düşünün. Bu aynı zamanda kurtuluşun geleceği zamandır çünkü bağışlama ile Tanrı korkusu ortadan kaldırılmıştır. Siz Ona sesinizi duyurup, Sevgisi ile sizi illüzyonlardan kurtarmasını talep ettiniz. Onu, Yaratıcınız olarak kabul ettiniz ve kendinizi de Onun Evladı. Bu anın bugüne yaklaşması için dua edin. Korkudan bir adım geri atın ve sevgiye doğru büyük bir sıçrama yapın.
Tanrı'nın Düşüncelerinin tümü; bu ana gelmeniz, hızlıca ve emin bir şekilde bunun ötesine geçip sonsuza kadar orada kalmanız için size destek olurlar. Tanrı korkusu tamamen gittiğinde, sizinle Tanrı'nın huzuru arasında hiç engel kalmamış olur. Üzerinde çalıştığımız düşünce ne kadar da merhametli ve sevgi doludur! Onu yapabildiğiniz kadar hoş karşılayın çünkü o, sizin kurtuluşunuzdur. Zaten sizi cezalandırabilecek tek şey sizin zihninizdir. Kurtuluşunuz sizin elinizdedir.
Ders 195
"Sevgi, şükrederek yürüdüğüm yoldur."
Dünya algısı hatalı olanlar için şükretmek çok zor bir derstir. Şükretmeye en yakın düşünceleri bile, kendilerini diğerlerinden daha iyi konumda görmektir. Sonra da başka biri ondan daha fazla acı çekiyor diye mutlu olmaya çalışırlar. Bu ne kadar acınası bir düşüncedir! Ne kadar da küçümseyici bir yaklaşımdır! Bir kişinin şükredecek çok sebebi varken, diğerinin nasıl olmayabilir? Kim başkasının daha çok acı çektiğini görünce daha az acı çeker? Duyabileceğiniz tek gerçek şükran, dünyadan tüm acıyı temizleyen Onadır, başka bir şeye değil.
Acı çekmekten ötürü şükran duymak aptalcadır. Fakat size tüm acıların iyileşmesi, gözyaşlarının kahkahalarla ve mutlulukla yer değiştirmesi için yolu gösterene şükran duymamak da aptalcadır. Yarı-akıllılar bile kapısı olmayan hapishanelerinden kurtulacaklarını anladıklarında, Onun gösterdiği adımları atmakta zorlanmayacaklar ve yürüdüğü yoldan Onu takip edeceklerdir.
Kardeşleriniz size düşman gibi görünmektedir çünkü onları huzurunuzun önünde duran engeller gibi algılamaktasınız. Sanki onlar neşenizi elinizden almayı bekleyen kapkaççılarmış gibi görünürler. Sizi o kadar ağır ve acımasız bir umutsuzluk içinde bırakırlar ki, tüm ümitleriniz her an karanlığa gömülüyormuş gibidir. Böylece şimdi tek dilediğiniz intikam ve cezalandırma olur. Böylece şimdi, kardeşinizi de sizinle birlikte ölümün içine çekmek ve onun, sizin gibi işlevsiz ve amaçsız olduğunu düşünmek istersiniz. Sizin ellerinizde ne kadar az kaldıysa, onun da öyle olmasını istersiniz.
Kardeşiniz sizden daha köle diye Tanrı'ya şükranlarınızı sunmadığınız gibi kardeşiniz daha özgür görününce öfkelenmeniz de akıllıca değildir. Sevgi, kıyaslamaz. Şükretmek, ancak içinde sevgi varsa samimi olur. Tanrı'ya şükrediyoruz ki, içimizdeki herkes özgürlüğünü bulabilsin. Hiçbir zaman bazıları köle, bazıları özgür olamaz. Sevgi pazarlık yapmaz.
Bu yüzden, şükredin fakat bunu dürüstçe yapın. Şükranlarınıza sizinle birlikte kurtulacak olanları da kapsayacak kadar alan açın. Şükrederken hasta, zayıf, muhtaç, korku içinde olanları, kayıp algılayıp acı çekenleri, görünen acılarla ezilenleri, soğuktan veya açlıktan dolayı yaşam mücadelesi verenleri, nefret ve ölüm yolunu yürüyenleri de kapsayın. Onlar da sizinle birlikte bu yolu yürüyorlar ve onlarla birlikte kurtulacaksınız. Kendimizi onlarla kıyaslamayalım çünkü bu şekilde birliğin farkında olmayız ve onları bilincimizden kopuk algılayarak bizimle paylaştıkları bütünlüğü engelleriz.
Tanrı'ya sadece tek bir şey için şükredeceğiz; yaşayan her şeyle ve dolayısıyla Onunla da bir olduğumuz için. Hiçbir istisna, bütünlüğü ve birliği engelleyemeyeceği için mutlu olalım. Hiçbir şeyin görevimizi değiştirmeyeceği ve etkilemeyeceği için mutlu olalım. Onunla Bir olma, tamamlanma yolunda hiçbir şeyin bizi engelleyemeyeceği için mutlu olalım. Şükranlarımız yaşayan her şey adına; çünkü daha farklı bir şükran tamamen anlamsızdır ve Tanrı'nın hediyelerini görmemizi engeller.
Kardeşlerimizin yorgun zihinlerini omzumuza dayayıp, bir süre dinlenmelerine izin verelim. Onlara teşekkür edelim. Çünkü eğer bulmak istediğimiz barışı ve huzuru bulmaları için onların yolunu açarsak, onlar da bizim yolumuzu açarlar. Yolun sonundaki eski kapı tekrar açılır. Unuttuğumuz eski bir Söz hatıralarımızda yeniden canlanır ve biz duymaya istekli oldukça giderek netleşir.
Bu yüzden sevginin yolunu, şükrederek yürüyün. Çünkü biz kıyasları bir kenara bıraktığımızda, nefret unutulur. Huzuru başka ne engeller ki? Tanrı korkusu sonunda biter, kıyaslama yerine bağışlama gelmiştir. Bu şekilde bazı şeyleri bağışlayıp, bazılarını "hatalar" veya "suçlar" şeklinde bir kenara ayırarak istisna yaratmamayı öğreniyoruz. Bağışlamanız tamamlandığında, mükemmel bir şükran hali deneyimleyeceksiniz. Çünkü siz sevgi dolu olduğunuzda, her şeyin sevgiye hakkı olduğunu görecek ve sizin de öyle olduğunuzu anlayacaksınız.
Bugün saldırı, öfke ve intikam yerine şükran içerisinde düşünmeyi öğreniyoruz. Her şey bize verilmiştir. Eğer biz kabul etmez, reddedersek acı dışında hiçbir şey bizim olamaz. Kendimizi acımasız, bitmek bilmez bir arayışın içinde buluruz ve burada kendi başımızın etini yiyerek, gelecek için hiçbir mutluluk umudu barındırmayız. Tüm bu delice düşüncelerden kurtulup karşılığında sadece şükretmeyi kabul ediyoruz. Tanrı bizimle sonsuza kadar ilgilenir çünkü bizi, Kendi Evladı olarak tanır. Bundan fazlası olabilir mi?
Şükranlarımız, Ona giden yolu açacak ve öğrenme zamanımızı hayal edebileceğinizden çok fazla kısaltacaktır. Şükranla sevgi el eledir ve biri varken diğeri de orada olmalıdır. Çünkü şükretmek, tüm yaratımın Kaynağı olan Sevginin bir özelliğidir. Tanrı size, yani Evladına sadece olduğu kişi olduğu için şükranlarını sunmaktadır. Siz Onun bütünlüğüsünüz ve Onunla birlikte sevginin Kaynağısınız. Sizin Ona duyduğunuz şükranla, Onun size duyduğu birdir. Çünkü sevgi, şükran yolu dışında bir yoldan yürüyemez. Tanrı'ya giden yolu yürüyen bizler ancak bu şekilde ilerleyebiliriz.
Ders 194
"Geleceği, Tanrı'nın Ellerine teslim ediyorum."
Bugünün dersi, kurtuluşa doğru hızlı ve çok büyük bir adım daha atmanızı sağlar. Size kazandıracağı mesafe o kadar büyüktür ki, sizi Cennetin çok yakınına kadar getirecektir. Engeller arkanızda, niyetiniz önünüzde olacaktır. Artık ayaklarınız Cennetin kapılarının önündeki çimenlere basacaktır. Tanrı'ya giden son adım da sessiz bir huzur içinde atılmak üzere. Cennet sizi selamlayacaktır; burada Onun son adımını atmasını bekliyoruz. Şimdi dünyanın bilincinden ne kadar hızlı bir şekilde uzaklaşıyoruz! Hedefimize ne kadar da çok yaklaşıyoruz! Ne kadar az yolumuz kaldı!
Bugünün dersindeki düşünceyi kabul ederseniz; tüm endişeleri, cehennem çukurlarını, karanlığı, depresyonu, suçluluk düşüncelerini ve suçluluğun getirdiği yıkımı tamamen aşarsınız. Bugünün dersindeki düşünceyi kabul ederseniz; dünyayı esaret altında tuttuğunuz tüm zincirleri gevşetir ve kilitleri çözersiniz. Siz kurtuldunuz ve sizin de dünyaya verebileceğiniz hediye kurtuluştur. Aldığınızda verebilirsiniz.
Hiçbir an içerisinde depresyon hissedemez, acı deneyimleyemez veya kayıp algılayamazsınız. Hiçbir an içerisinde kederleri tanrı yapıp tapamazsınız. Hiçbir an içerisinde ölüm mümkün değildir. Ve işte bu yüzden Tanrı'ya verilmiş, verilen ve verilecek olan her an; üzüntüden, acıdan ve ölümün kendisinden kurtuluşunuzu ilan ettiğiniz zamandır.
Geçmişiniz ve şu an gibi geleceğiniz de Tanrı'ya aittir. Onun için hepsi birdir ve bu yüzden sizin için de bir olmalıdır. Yine de içinde bulunduğunuz dünyada zaman, ilerleyen bir düzlemde hareket ediyor gibi görünmektedir. Bu yüzden sizden zamanın ilerleyişini gerçekten anlamanız beklenmiyor. Sizden beklenen, geleceği serbest bırakmanız ve Tanrı'nın Ellerine teslim etmenizdir. Bunu yaptığınızda yaşayacağınız deneyimler size, aslında geçmişi ve şimdiyi de Onun Ellerine bırakmış olduğunuzu gösterecek. Çünkü geçmiş artık sizi cezalandırmayacak ve gelecek korkusunun tamamı anlamsızlaşacak.
Geleceği özgürleştirin. Çünkü geçmiş geçti. Şu an ise zamanın tüm illüzyonlarının acımasız, yıkıcı ve cezalandırıcı etkisinden sıyrılmış ve geçmişin acı, keder ve kayıplarının etkilerinden kurtulmuştur. Böylece şu an, zamanın esaretinden çıkarak illüzyonların ortadan kaldırılma sürecine dönüşür. Zamanın kölesi olan her an, kutsal bir ana dönüşerek Tanrı'nın Evladının saklamaya çalıştığınız ışığını ortaya çıkarır ve onunla dünyayı kutsar ve özgür bırakır. Şimdi Tanrı'nın Evladı özgürdür ve kendi ile özgürleşen dünya ile kutsallığını paylaşmak için ışığını yansıtmaktadır.
Bugünün dersinin gerçekten kurtuluş olduğunu kabul ederseniz bu düşünceyi bilincinizin bir parçası haline getirmek için daha çok gayret göstermeye istekli olacaksınız. Bu düşünce zihninizi yöneten düşünce haline geldiğinde, problemleri çözme yöntemi olarak ilk sırayı aldığında, kendinizi kandırdığınız her durumda ilk tepki olarak bunu kullandığınızda öğrendiğiniz şeyi tüm dünyaya öğretirsiniz. Her şeyde kurtuluşu gördüğünüz zaman, dünya da kurtarılıyor olduğunu algılamaya başlayacak.
Geleceği, Tanrı'nın Sevgi dolu Ellerine bırakan kişi nasıl endişe duyabilir? Ona, ne acı verebilir? Neyi bir kayıp olarak görebilir? Korkabileceği ne var? Sevginin dışında neyi algılayabilir? Geleceğin getireceği acılardan korkmayı bırakan, şu anda huzuru bulur ve onun güvenliği asla tehdit altında olamaz. Algısının hatalı olduğunu görse bile her zaman düzeltileceğinden emindir. Kendini her kandırdığında, yeniden seçim yapmakta her zaman özgürdür. Hata yaptığında zihnini değiştirmekte her zaman özgürdür.
Bu yüzden geleceği Tanrı'nın Ellerine bırakın. Çünkü bunu yaparak Onun hatırasını zihninize geri çağırıyorsunuz. O, hata ve kötülük gören algınızla düşündüğünüz her şeyi, sevginin hakikati ile değiştirecektir. Siz bunu yaptığınızda dünyanın bir şey kazanmayacağını mı düşünüyorsunuz? Yaşayan her canlının iyileşmiş algıyla size cevap vermeyeceğini mi düşünüyorsunuz? Kendini Tanrı'ya bırakan sonsuz güvenliği ve huzuru deneyimleyeceği için, tüm dünyayı da Tanrı'nın Ellerine bırakmış olacaktır. Kendi illüzyonlarını bir kenara bırakırken dünyanın tüm hasta yanılgılarını da bırakmış olur ve huzuru, hem kendine hem dünyaya sunar.
Şimdi gerçekten kurtarılıyoruz. Böylece, Tanrı'nın Ellerinde sorunsuz bir şekilde var oluruz. Olan her şeyin sadece hayrımıza olduğundan eminiz. Bunu zaman zaman unutsak da hemen bize hatırlatılacaktır. Bağışlamayan bir düşüncenin zihninize girmesine izin verseniz bile, bu kısa zamanda sevginin yansımasına dönüştürülecektir. Eğer bağışlamayıp saldırı girişiminde bulunursak, huzurumuzu koruyan Ona başvurduğumuz anda O, kendimizi kandırıp kandırmama seçimini bize yeniden sunacak. Artık dünya düşmanımız değildir, çünkü biz ona dost olmayı seçiyoruz.
Ders 193
"Her şey, Tanrı'nın öğrenmemi istediği derslerdir."
Tanrı öğrenmeyi bilmez. Yine de Onun Niyeti anlamadığı şeylere de etki eder. O, Evladına mirası olan mutluluğun etkilenmez olmasını ve sonsuza doğru genişlerken tüm yaratımın neşesiyle Onun içerisinde tamamen açık, sonsuz ve sınırsız olarak yayılmasını ister. Bu Onun Niyetidir ve Onun Niyeti olması, gerçekleşeceğinin garantisidir.
Tanrı çelişki görmez. Fakat Evladı, çelişkili bir dünya gördüğüne inanmaktadır. Bu yüzden Tanrı'nın Evladının bozulmuş algısını düzeltmek için, Birliği Gören Ondan yardım almaya ihtiyacı vardır. Bu şekilde vizyonu elde eder ve algının ortadan kalktığı bilince geri döner. Tanrı algılamaz. Fakat algılanan şeydeki ışık Ondan gelir ve Cennetin mükemmel ışığı görüldüğü zaman, tüm güzellikleri ile algılanabilir. Evladının çelişkilerine cevap veren Odur. Tanrı, Evladının sonsuza kadar masum olduğunun garantisidir.
Bunlar Tanrı'nın öğrenmenizi istediği derslerdir. Onun Niyeti tüm derslere yansır ve dersler de Onun, Evladına duyduğu Sevgiyi yansıtır. Her dersin merkezi bir düşüncesi vardır ve bu düşünce her derste aynıdır. Şekilleri ve diğer koşulları değişir. Farklı durumlar ve olaylar, farklı sebepler ve sonuçlar doğurur. Karakterler ve temalar sürekli değişir gibi görünmektedir ama bu gerçek değildir. Hakiki içerikleri tektir ve ders her zaman aynıdır:
"Bağışlarsan, bunu farklı göreceksin."
Tüm kederlerinizin kökeninin bağışlamamak olduğunu şu an göremediğiniz kesindir. Fakat görünen tüm şekillerin altında hakiki dersin içeriği her zaman budur. Bu böyle olduğu için öğrenmek mümkündür çünkü ders o kadar basittir ki, sonunda inkâr etmeyi bırakacağınız ve kabul edeceğiniz kesindir. Farklı şekillerde ortaya çıkan, fakat apaçık ortada olan hakikati görüp, ondan sonsuza kadar saklanmak mümkün değildir. Karmaşaya açık yüreklilikle bakarsanız ve görmeye kararlı olursanız, dersin açık ve net olduğunu göreceksiniz:
"Bağışlarsan, bunu farklı göreceksin."
Hangi şekilde ortaya çıkarsa çıksın; tüm kederlerinizin, acılarınızın, endişelerinizin ve korkularınızın içinde Kutsal Rehber her konuştuğunda size bu kelimeleri söyler. Bu kelimeler, kendinizi kandırmayı bitirir. Böylece suç iptal edilir ve bir daha geri gelmez. Bu kelimeler, tüm suçluluk rüyalarını bitirir ve zihni korkudan özgürleştirir. Bu kelimeler, tüm dünyaya kurtuluşu getirecek olan kelimelerdir.
Acının gerçekliğine inandığınızda yaşam yerine ölümü seçtiğinizi bilseniz, bu dersi öğrenmeyi istemez misiniz? Bu kelimelerin güçlerinin tüm zihinleri özgürleştireceğini gerçekten öğrendiğiniz zaman, onları daha iyi öğrenmek istemez misiniz? Bu kelimeler, yaşamınızda sizin üzerinizde güçleri varmış gibi görünen her şeyin üzerindeki kendi gücünüzü bulmanızı sağlar. Bu kelimeleri; anlamlarının da farkında olarak, gördüğünüz her şey için veya hatalı ve suçlu olduğunu düşündüğünüz her kardeşiniz için uygulamayı hatırladığınızda, onları doğru bakış açısından algılarsınız.
Yanlış gördüğünüzü veya bir kişinin öğrenmesi gereken dersi öğrenmekte başarısız olduğunu nereden anlarsınız? Acı, algınızda gerçek gibi mi görünmektedir? Eğer öyleyse, dersi öğrenmeyi reddediyor olduğunuzdan emin olabilirsiniz. Zihnin yönlendirdiği pencereden bakan gözler acıyı görüyorsa, bağışlama zihnin içinde başka bir yerde saklanmaktadır.
Tanrı, bu şekilde acı çekmenizi istemez. O, kendinizi bağışlamanız için size yardımcı olmak ister. Evladı kim olduğunu hatırlamamaktadır. Ve O, Evladına Sevgisini ve Sevgisinin getireceği hediyeleri hatırlatmak istemektedir. Şimdi kurtulmayı istiyor musunuz? Cennetin Öğretmeninin önünüze koyduğu, tüm acıyı ortadan kaldıracak ve Evladının Tanrı'yı hatırlamasına yardımcı olacak basit dersleri öğrenmekte başarısız olabilir misiniz?
Her şey, Tanrı'nın öğrenmenizi istediği dersi barındırır. Düzeltilmemiş tek bir bağışlamayan düşünce bile kalmayacaktır. Tanrı, Evladına acı veren en küçük bir çiviye bile müsaade etmez. O, kutsal varlığını sorundan, çelişkiden uzakta; dingin ve huzurlu olarak tutacaktır. Evladı burada evindedir. Tanrı, Evladının tüm gözyaşlarını silecektir. Daha fazla dökebileceği gözyaşı kalmayacak ve sonsuza kadar tüm gözyaşları kuruyacaktır. Çünkü Tanrı her bir gözyaşı damlasını bir kahkahayla değiştirecek ve Evladı özgür olacaktır.
Bugün, huzurumuza giden yolda görünen tüm engelleri, sadece bir günde aşmayı hedefliyoruz. Merhametin size gelmesine izin verin. Bir gün, bir dakika veya bir an daha bağışlamanızı esirgemeye çalışmayın. Zaman zaten bunun için yaratıldı. Onu doğru amaç için kullanmaya çalışın. Her sabah ve her akşam verebileceğiniz kadar zamanı doğru amaç için kullanın ve zamanın en derin ihtiyacınızı karşılamasına izin verin.
Verebileceğiniz her şeyi ve hatta biraz daha fazlasını verin. Çünkü hızımız artıyor ve Yaratıcımızın Evine dönüyoruz. Uzun zamandır yoktuk ve burada daha fazla oyalanmayı bırakacağız. Uygulama yaparken, kendi kendimize çözmek için bir kenara sakladığımız ne varsa ortaya çıkaralım. İyileştirilmesine izin vermediğimiz ne varsa ortaya çıkmasına izin verelim. Şimdi hepsini Ona verelim. O, onlara baktığı anda hepsi yok olacaktır. Hakikat, Kutsal Rehberin mesajı ve öğretisidir. Onun öğrenmemizi istediği dersler, Tanrı'nın öğrenmemizi istediği dersleri içerir.
Bugün ve önümüzdeki günler içerisinde, her saat dilimi içerisinde zaman ayırın ve bağışlamanın o günün şekline bürünerek öğrenmenizi istediği dersleri düşünün. Düşünceyi, her saatin getirdiği olaylar ve durumlar için uygulayın. Böylece her saatiniz bir öncekinden daha özgür olurken bir sonraki saatiniz de öncekine göre daha da özgürleşecektir. Zamanın zincirleri bu şekilde çözülür. Hiçbir anın diğerlerine gölge düşürmesine izin vermeyin. Her saat geçerken her şeyin kendi akışında olmasına izin verin. Böylece özgürleşecek ve dünyanın zamanının ötesindeki huzuru deneyimleyeceksiniz.
Bu, Tanrı'nın size öğretmek istediği dersi ifade eder; dünyaya bakıp, her şeyin Ona ve dünyanın kurtuluşuna doğru giden yoldaki adımlar olduğunu görmeniz mümkündür. Korkudan ve dehşetten bahseden herkese şu şekilde içinizden cevap verin:
"Bağışlayacağım ve bu ortadan kalkacak."
Gördüğünüz, algıladığınız tüm endişelere, dertlere ve tüm acı çeşitlerine bu kelimeleri söyleyin. Bunu yaptığınızda Cennetin kapılarını açan anahtarı ve Tanrı'nın Sevgisini dünyaya getirip, dünyayı Cennete yükselten gücü elinize alacaksınız. Bundan sonraki son adımı Tanrı, Kendisi atacaktır. Ona doğru atmanızı istediği küçük adımları atmayı reddetmeyin.
Ders 192
"Tanrı'nın gerçekleştirmemi istediği bir görevim var."
Tanrı'nın bütünlüğünü fark edip bütünlüğünüzü kazanmanız, Tanrı'nın Niyetidir. Böylece siz Onun Kutsal Evladı olduğunuzu hatırlayacaksınız. Sonsuza kadar Onun gibi; saf sevginin yaratımı ve varlığı olarak, Onun adı ile yaratan, Onunla bir olan Benliğinizi bulacaksınız. Fakat kıskançlık, nefret ve saldırı içeren bir dünyada böyle bir görev ne anlama gelebilir?
Demek ki dünyada, dünyanın kendi terminolojisi içinde bir göreviniz vardır. Çünkü hiç kimse bilmediği bir dili anlayamaz. Bağışlama, sizin buradaki görevinizi ifade eder. Bağışlama, Tanrı'nın bir yaratımı değildir; illüzyonlara karşı kullanabileceğiniz bir araçtır. Cenneti bağışlayabilir misiniz? Ancak dünyada illüzyonların kalkması için bir araca ihtiyacınız var. Yaratım sizden eksiklerini tamamlamanızı değil sadece bütünlüğünü kabul etmenizi bekler.
Bu dünyada yaratımın algılanması bile zordur. Bu dünyada o anlamsız görünmektedir. Bu dünyada anlaşılabilmeye en çok yaklaştığı form, bağışlamaktır. Çünkü Cennetten doğan bir şeyin formu olamaz. Fakat Tanrı, formsuz olanı bir formda algılayabilecek Benliği yarattı. Ancak, Benliğin yarattıkları; rüyalardır ve bu rüyalar uyanık oldukları Benliklerindeki ışığın yansımasına o kadar benzer ki, rüyaları gerçekmiş gibi görünmektedir. Uyanmaya o kadar yakınsınız ki, Tanrı'nın ışığı rüyalarınıza yansımaya başlamıştır. Gözleriniz açıldığında göreceğiniz şeylere benzer imgeler görmek üzeresiniz.
Bağışlamak, Cennet için anlamsız olan her şeye bakar ve kaybolduklarını görür. Bu şekilde, dünyayı üzerinde hiç iz olmayan bir kâğıt gibi tertemiz ve boş bir şekilde bırakır. Böylece, daha önce dünyanın üzerine yazdığınız anlamsız sembollerin yerine Tanrı'nın Sözü yazılır. Bağışlamak, ölüm korkusunun üstesinden gelmek için bir araçtır. Ölüme sıkıca sarılmayacağınız için suçluluk tamamen ortadan kaybolacaktır. Bağışlamak, bedeni olduğu gibi algılamanızı sağlar yani sadece bir öğrenme aracıdır. Öğrenme bittiğinde beden bir kenara bırakılır fakat bedeni bir kenara bırakmanız öğreneni değiştirmeyecek.
Bedensiz olan zihin, hata yapamaz. Öleceğini düşünemeyeceği gibi acımasız saldırılardan da etkilenmez. Öfke imkânsız hale gelir ve korku tamamen yok olur. Endişelerin, saldırıların ve korkuların tüm kökleri söküldüğünde, artık korku sizi etkilemez olur. Zihnin, bedeni evi gibi görmesini engelleyebilecek tek şey, bağışlamaktır. Tanrı'nın, Kutsal Evladı için niyeti olan huzuru getirecek tek şey bağışlamaktır. Sadece bağışlamak, Tanrı'nın Evladını kendi kutsallığını algılaması için ikna edebilir.
Öfkeniz tamamen gittiğinde algılayacaksınız ki, Mucize Bilinci vizyonu ve görme yeteneği için hiçbir fedakârlık gerekmemektedir. Yapacağınız tek fedakârlık, zihninizi hasta eden ve ona işkence yapan acıyı bırakmaktır. Bu zaten sizin istediğiniz bir şey değil mi? Bundan korkabilir misiniz? Bunu sadece umut edebilir ve neşeyle karşılayabilirsiniz. Biz, biriz. Bu yüzden fedakârlık yapmak anlamsızdır. Tanrı bize ve herkese zaten her şeyi vermiştir.
Fakat yine de bunun doğru olduğunu anlamak ve algılamak için bağışlamaya ihtiyacımız var. Bağışlamanın ışığı olmazsa yolumuzu sadece el yordamı ile bulmaya çalışırız. Öfkemiz ve saldırılarımızı anlamlandırmak için, kendi mantığımızı kullanmaya çalışırız. Kavrayışımız o kadar kısıtlıdır ki, anladığımızı düşündüğümüz her şey hatalardan kaynaklanan karmaşalardan doğar. Korku dolu düşünceler ve garip rüyalar içinde kayboluruz ve gözlerimiz ışığa kapanır. Böylece zihnimiz var olmayan şeylere tapmaya başlar.
Görebildiği veya düşünebildiği herkesi bağışlayan, Mucize Bilincine yeniden doğmaz mı? Bir kişiyi bile esaret altında tutan kişi, özgür olabilir mi? Bir gardiyan özgür değildir çünkü mahkûm ile birlikte aynı yere bağımlıdır. Kaçmadığından emin olmalıdır ve bu yüzden onu gözetlemek için tüm vaktini harcar. Onu kısıtlayan parmaklıklar, mahkûm ve gardiyanın birlikte mahkûm olduğu dünya haline gelir. Ve ikisinin özgürlüğü artık birbirlerine bağlıdır.
Bu yüzden, tek bir kişiyi bile esir almayın. Kendinize bağımlı hale getirmek yerine, özgür bırakın çünkü bu şekilde siz de özgürleşeceksiniz. Yol çok basittir. Öfke canınızı her acıttığında, başınızın üzerinde keskin bir kılıç tutuyor olduğunuzu fark edin. Siz yargılamayı, suçlamayı her seçtiğinizde, kılıç düşecektir. Siz özgür bırakmayı her seçtiğinizde, kılıç ortadan kalkacaktır. Bu yüzden sizi öfkeye itiyormuş gibi görünen her kişi aslında ölüm hapishanesinden özgürleşmenizi sağlayacak olan kurtarıcılardır. Siz ona acı değil, teşekkür borçlusunuz.
Bugün, bağışlayıcı ve merhametli olun. Tanrı'nın Evladı merhametinizi hak etmektedir. Bugün, özgürlüğün yolunu seçmenizi isteyen de Odur. Onu inkâr etmeyin. Tanrı'nın Ona olan sevgisi, size olan sevgisidir. Bu dünyadaki tek göreviniz Onu bağışlamaktır çünkü bu şekilde, sizin gerçek Benliğinizin parçaları birleşir. O, Tanrı'nın Onu yarattığı gibidir. O kim ise siz osunuz. Onda gördüğünüz tüm hata ve suçlardan Onu bağışlayın, Onunla bir olduğunuzu göreceksiniz.
Ders 191
"Ben Tanrı'nın Kutsal Evladıyım."
Bu ders, dünyanın kısıtlamalarından kurtuluşunuzu ilan edişinizdir. Bunu yaparak, dünyayı da kendi kısıtlamalarınızdan kurtarıyorsunuz. Siz dünyaya, Tanrı'nın Evladının hapishanesi rolünü vererek nelere yol açtığınızın farkında değilsiniz. Böyle bir dünya; korku dolu, acımasız, saldırgan, cezalandırıcı, anlamsız ve kördür.
Böyle bir dünyanın sizin dünyanız olmasına sebep olabilecek ne yapmış olabilirsiniz? Bunları görmek için ne yapmış olabilirsiniz? Kendi kimliğinizi inkâr ederseniz kalan bunlardır. Kaos görürsünüz ve gördüğünüzü sahiplenirsiniz. Gördüğünüz dünya da size bunu kanıtlar. Duyduğunuz tüm sesler, içinizdeki ve dışınızdaki zayıflığı anlatır. Aldığınız her nefes, sizi ölüme daha da yakınlaştırır ve tüm umutlarınız gözyaşlarınızla yok olur.
Kimliğinizi inkâr ettiğinizde; Tanrı'ya gülerek yaratımı ile alay eden, garip, doğal olmayan ve anlamsız düşüncenin getirdiği delilikten kurtulamazsınız. Kimliğinizi inkâr ettiğinizde, evrene yalnız başınıza saldırırsınız. Tek bir dostunuz bile olmaz. Yarattığınız hayali düşmanların ordularının ve birliklerinin karşısında bir toz taneciği olarak savaşmaya çalışırsınız. Hakiki kimliğinizi inkâr ettiğinizde; kötülük, suç ve ölüm görürsünüz. Tüm umut kırıntıları parmaklarınızın arasından kayar gider ve tek umudunuz ölmek olur.
Kimliğinizi inkâr ederek yaptığınız, oyun oynamaya çalışmaktan başka ne olabilir? Siz Tanrı'nın sizi yarattığı gibisiniz. Bunun dışında inandığınız ne varsa aptallıktır. Sadece bu düşünce herkesi özgür kılar. Sadece bu hakikatin karşısında tüm illüzyonlar kaybolur. Bu hakikat, var olan her şeyin ve herkesin içindeki masum varoluşu ortaya koyar. Varlığın merkezindeki masumiyeti, ölümsüzlüğün garantisi olarak ortaya çıkarır.
Eğer bugünün dersini diğer düşünceleriniz gibi normal bir düşünceye dönüştürürseniz, dünyanın çok üstüne yükselirsiniz. Tanrı'nın Evladını esir almış dünyevi düşüncelerin çok ötesine geçersiniz. Böylece, güvenliğin ve kurtuluşun mümkün olduğu bilince dönersiniz ve onu da serbest bırakırsınız. Sadece gerçek Kimliğini kabul eden kurtarılabilir. Ve bu kurtuluş, dünya hakkındaki tüm bakış açısını değiştirmiş ve kendisine kurtuluşun yolunu göstermiş olan Ona şükrederek, herkesle paylaşılan hediyedir.
Bunun gibi kutsal olan tek bir düşünce bile sizi özgürleştirmeye yeter. Tanrı'nın Kutsal Evladı sizsiniz. Ve bu kutsal düşünceyi düşünmeyi öğrenirken, dünyayı özgürleştirirsiniz. Artık dünyayı acımasız bir şekilde algılamazsınız ve ona ilkel ihtiyaçlarınızı yansıtmanıza gerek kalmaz. Onu sizin esaretinizden kurtarırsınız. Korkularınızın ölümü yarattığı dünya yıkılırken korku içerisinde yürüyen benlik imajınız da ortadan kalkar.
Bugün, cehennemin ne kadar kolay bir şekilde ortadan kaybolduğuna memnun olun. Kendinize sadece şunu söyleyebilirsiniz:
"Ben Tanrı'nın Kutsal Evladıyım. Acı çekemem, acı içinde olamam, kayıp yaşayamam ve kurtuluş için gerekenleri yapmakta başarısız olamam."
Bu düşünce içerisinde, gördüğünüz her şey değişecektir.
Bir mucize, zihninizde zamanın başlangıcından beri yaptığınız ölüm ayinlerinin yankılandığı tüm karanlık mağaraları aydınlatmıştır. Çünkü artık zaman dünya üzerindeki hâkimiyetini kaybediyor. Tüm ihtişamı ile gelen Tanrı'nın Evladı kayıpları geri getirecek, çaresizlere yardım edecek ve dünyaya bağışlama hediyesini verecektir. Tanrı'nın Evladı sizi özgürleştirmek için gelmişken, dünyayı karanlık ve suçluluk dolu bir yer olarak görmeniz mümkün müdür?
Kendini zayıf, kırılgan görenler, umutları azalanlar, kâbusların içinde yorulanlar, ölmek için doğanlar, acı çekip sürekli ağlayanlar şunu iyi dinleyin; Cennetin ve dünyanın gücünün tamamı size verilmiştir. Yapamayacağınız hiçbir şey yoktur. Ölüm oyununu oynarken, çaresizlik rolü yapıyorsunuz. Size merhamet göstermeyen bir dünyanın gittikçe çürüyen ve bozulan gerçekliğine sıkıca tutunmaya çalışıyorsunuz. Siz merhamet gösterdiğinizde, o da size gösterecektir.
Bu yüzden, bırakın Tanrı'nın Evladı uykusundan uyansın ve kutsal gözlerini açsın. Kendi yarattığı dünyaya baksın ve gördüğü her şeyi kutsasın. Uyku, düşünsel bir hata ile başlamış olabilir ama Onun kutsallığının yansıması ile son bulacaktır. Artık daha fazla uyumayacağız ve ölüm rüyaları görmeyeceğiz. Bu yüzden bugün bana katılın. Sizin ışığınız, dünyayı kurtaracak olan asaletli ışıktır. Kurtuluşu daha fazla ertelemeyin. Dünyaya bakın ve orada acı çekenleri görün. Kardeşlerinize huzur getirmek için kalbinizde hiç istek duymuyor musunuz?
Onlar sizin kurtuluşunuzu beklemek zorundalar. Siz özgür olana kadar onlar da zincirlerine tutunacaklar. Siz dünyanın merhametini kendinizde bulmadıkça, onlar da dünyada merhamet görmeyecekler. Siz acının size tutunmasına izin verdiğiniz sürece, onlar da acılara tutunacaklar. Siz sonsuz yaşamı kabul etmedikçe, onlar da ölmeye devam edecekler. Tanrı'nın Kutsal Evladı sizsiniz. Bunu hatırlarsanız tüm dünya özgür kalır ve dünya ile Cennet bir olur.
Ders 190
"Acı yerine Tanrı'nın neşesini seçiyorum."
Acı, yanlış bir bakış açısıdır. Acının her deneyimi, kendini kandırmanın göstergesidir. Acı gerçek değildir. Siz doğru bakış açısından baktığınız anda kaybolmayacak acı şekli yoktur. Çünkü acı, Tanrı'nın acımasız olduğunu kanıtlamaya çalışır. Bu nasıl gerçek olabilir? Acı; Tanrı'nın, Evladına karşı öfkeli olduğunu, Onu suçlu olarak yargıladığını ve çılgın bir şekilde Ondan intikam almak ve Onu öldürmek istediğini kanıtlamaya çalışmaktan başka bir şey değildir.
Bu inançlar gerçek olabilir mi? Tamamen yanlıştırlar. Acının kanıtladığı tek şey; Tanrı'nın Evladının, gerçek Benliği konusunda yanıldığıdır. Acı, acımasızca işlenmiş bir suç karşılığında alınan intikam rüyasıdır. Aslında öyle bir suç işlenmemiştir çünkü dokunulmaz olana saldırılamaz. Bu, Sonsuz Sevginin sizi terk ettiği kâbusundan başka bir şey değildir. O, sevgiden yarattığı Evladını terk edemez.
Acı, hakikat yerine illüzyonların hüküm sürdüğünün göstergesidir. Tanrı'nın inkâr edilişini ortaya koyar. Tanrı'nın korku ile karıştırıldığını, deli gibi algılandığını ve Kendi Benliğine ihanet edebileceğini göstermeye çalışır. Tanrı gerçek ise acı yalandır. Acı gerçekse, Tanrı gerçek olamaz. Çünkü intikam, sevginin bir şekli olamaz. Korku, sevgiyi inkâr eder ve Tanrı'nın öldüğünü kanıtlamak için acıyı kullanır. Ölüm, sanki yaşamdan üstün gelmiş gibi görünür. Ölümlü olan beden, Tanrı'nın Evladı olarak algılandığında Tanrı da ölümlü algılanır.
Bu kadar saçmalık yeter! Bu çılgınca düşüncelere gülüp geçme zamanınız gelmiştir. Yaptığınız şeyleri, acımasız ve sonuçları çok ağır suçlar gibi görmeyi bırakın. Onları her şeyin sebebi gibi görmek delilikten başka bir şey değildir. Bunları kanıtlamaya çalışan acı da en az onlar kadar delicedir ve ondan korkmak aptal rüyalardan korkmaktan farksızdır. Fakat acı hala daha size bunların gerçek olduğunu kanıtlamaya çalışmaya devam edecektir.
Acı hissetmenize neden olan şey sadece kendi düşüncelerinizdir. Zihniniz dışında hiçbir şey sizi yaralayamaz, size acı veremez veya size saldıramaz. Kendinizden başka hiçbir şey size eziyet edemez. Sizden başka hiç kimse sizi etkileyemez. Dünyada sizi hasta, üzgün, zayıf veya çaresiz kılma gücü olan hiçbir şey yoktur. Sadece sizin kim olduğunuzu fark etmeniz ve kabul etmenizin dünyayı değiştirecek gücü vardır. Siz dünyanın zararsız olduğunu algıladıkça, dünya da sizin kutsallığınızı kabul edecektir. Eskiden korkunç görünen, artık saf ve kutsal olarak görünecektir.
Kutsal kardeşlerim bir anlığına şunu düşünün; gördüğünüz dünya hiçbir şey yapmıyor. Hiçbir etkisi yoktur. O sadece, sizin düşüncelerinize cevap veriyor. Siz zihninizi değiştirip Tanrı'nın Neşesini deneyimlemeyi seçtikçe, dünya da değişecektir. Fakat hakiki Benliğiniz, bu kutsal neşe içerisinde değişmeden durmaktadır; bu asla değişmedi ve asla değişemez, sonsuza kadar öyle olacaktır. Zihninizin küçücük bir bölümünde bile hakiki mirasınızı inkâr ederseniz, zihninizi acının barınacağı bir hastaneye çevirirsiniz. Yaşayan her şeyin gelip sonunda öleceği hastalıklı bir yere dönüşür.
Dünya size acı veriyormuş gibi görünmektedir. Fakat dünya, acınızın sebebi olamaz çünkü dünyanın sebebi yoktur bu yüzden o hiçbir şeyin sebebi olamaz. Kendi sebebi olmayan şey, başka bir şeyin sebebi olamaz. Dünyayla ilgili istekleriniz, dünya gibi illüzyondur. Sizin boş istekleriniz dünyanın acılarını temsil etmektedir. Garip arzularınız dünyayı kâbusa çevirmektedir. Ölüm düşünceleriniz dünyayı korkuya hapsetmektedir. Yaşamınızın tek kaynağı, sizin bağışlamanızdır.
Acı, kötülük düşüncesinin şekil almış halidir ve Kutsal zihninizde bir karmaşa yaratmaktadır. Acı, sizin özgür olmamak için ödediğiniz bedeldir. Acı içindeyken Tanrı'nın, sevdiği Evladını inkâr ettiğine inanırsınız. Acı içindeyken korku sevgiye üstün geliyormuş gibi algılanır ve zaman, Cennetin sonsuzluğunu ele geçirir. Dünya acımasız ve acı dolu bir yer haline gelir. Kederler dünyayı yönetir ve neşe, acıya boyun eğer. Acı her zaman gizlenip, tüm neşeleri acımasız bir şekilde sona erdirmek ve kederi getirmek için hazırda bekler.
Tüm silahlarınızı ve savunmalarınızı bırakın ve Cennetin huzurunun, her şeyi dingin bir şekilde koruduğu sonsuz ve sessiz yere gelin. Tüm tehlike ve korku düşüncelerini bırakın. Hiçbir saldırının zihninize girmesine izin vermeyin. Yargılama; sizin kendinize doğrulttuğunuz bir silah, kendi boğazınıza dayadığınız bir kılıçtır. Onu bir kenara bırakın. Kutsallığınızı gizleyebilecek tüm saldırı ve savunmaları bir kenara bırakın.
Bu derste öğreneceğiniz şey, acı diye bir şeyin olmadığıdır. Artık Tanrı'nın neşesi size ait. Kurtuluşun tüm gücünü içinde barındıran bu ders, size verilmiştir. Ders özetle şudur: Acı bir illüzyondur, neşe hakikidir. Acı sadece uykudur, neşe uyanıştır. Acı kendini kandırmaktır, neşe hakikattir.
Ve yine yapılabilecek tek seçimi yapıyoruz. İllüzyonlar ve hakikat arasında seçimimizi yapıyoruz. Acı ve neşe, Cennet ve cehennem arasında seçimimizi yapıyoruz. Bugün Öğretmenimize duyduğumuz şükranı kalplerimizde hissedelim çünkü acı yerine neşeyi, suçluluk yerine masumiyeti, çelişki yerine Tanrı'yı ve dünyanın karanlığının yerine Cennetin ışığını seçmekte özgürüz.
From the publisher's feed