MUCİZELER KURSU

MUCİZELER KURSU

Download on the App Store

MUCİZELER KURSU episodes

  • DERS 189

    Ders 189

    "Tanrı'nın Sevgisini şimdi içimde hissediyorum."

    İçinizde, dünyanın algılayamadığı bir ışık var. Dünyanın gözleriyle baktıkça, siz de bu ışığı göremeyeceksiniz. Çünkü dünya sizi körleştirdi. Yine de o ışığı görebilen gözleriniz vardır. O, orada sizin bakmanızı beklemektedir. İçinize koyulmasının sebebi, onu sizden saklamak değildi. Bu ışık, bugün üzerinde çalıştığımız düşüncenin yansımasıdır. Tanrı'nın Sevgisini içinizde hissetmeniz demek, dünyaya yeni gözlerle bakmanız demektir. Bu şekilde bakarak dünyanın masumiyet içinde parladığını, umut içinde olduğunu, canlı olduğunu ve mükemmel sevgi ile kutsandığını görürsünüz.

    Dünyayı bu şekilde gören kişinin korku hissetmesi mümkün mü? Bu dünyaya gelişiniz kutlamalarla karşılanacaktır. Bu dünya sizi tüm tehlikelerden ve acıdan uzakta tutacak ve sevgi ile size bakacaktır. Bir süre kalabilmeniz için size sıcak ve kibar bir ev olarak görünecektir. Gün boyu sizi kutsayacaktır ve geceleri kutsal uykunuzu korumak için sessizce etrafı gözetleyecektir. İçinizde kurtuluşu görmekte ve içinizdeki ışığı kendinin olarak kabul edip sonsuza kadar korumaktadır. Size çiçeklerini sunarken, verdiklerinizden ötürü size şükran duyacaktır.

    Bu, Tanrı'nın Sevgisinin ortaya çıkaracağı dünyadır. Bu dünya; sizin karanlık gözlerle gördüğünüz korku, kin ve yalanlar dünyasından çok farklı bir dünyadır. Bu iki dünyadan sadece bir tanesi algılanabilir. Diğeri her zaman anlamsızdır. Dünyada; nefreti, saldırıyı, ölümü ve intikamı görenlerin, bağışlamanın her şeyin üzerine yansıdığını ve huzurun herkese sunduğu hediyeleri görmesi imkânsızdır.

    Aynı şekilde, içinde Tanrı'nın Sevgisini hissedenler için nefretin dünyası anlamsızdır ve algılanamaz. Onların dünyası, içlerindeki sessizliği ve huzuru yansıtır. Bu yüzden çevrelerini saran masumiyeti, içlerindeki pınarlardan gelen sonsuz neşeyi algılarlar. İçlerinde hissettikleri neyse, baktıkları her yerde onun yansımasını görürler.

    Siz ne görmek istiyorsunuz? Bu seçimi yapma hakkı size verilmiştir. Fakat öğrenmeniz ve asla unutmamanız gereken bir görme yasası var; içinizde ne hissederseniz, dışınızda gördüğünüz o olur. Eğer kalbinizde nefret hissediyorsanız, korku dolu bir dünya görürsünüz. Dünya sanki keskin bir bıçağın sırtında ve ölümün pençesinin içinde gibi görünür. Eğer içinizde Tanrı'nın Sevgisini hissederseniz, merhamet ve sevginin dünyasını algılarsınız.

    Bugün, illüzyonları geçiyoruz. İçimizde hakiki olana ulaşmaya çalışıyoruz. Ve içimizde Onun her şeyi kapsayan Sevgisini, kendisini bilen mükemmelliğini ve Sevgisinin bize verdiği hediyeleri hissediyoruz. Bugün, yolu öğreniyoruz. Bize rehberlik eden; yolu, Sevgiyi bildiği kadar iyi biliyor. Çünkü yolun sadeliği ve kolaylığı, dünyanın görünürdeki mantığının oluşturduğu anlamsız engellere kanmamızı önlemektedir.

    Yapacağınız şey basitçe şudur; dingin olun ve Tanrı'nın kim olduğuna, sizin kim olduğunuza, dünya hakkında öğrendiğiniz kavramlara ve benliğiniz hakkındaki görüntülere dair tüm düşünceleri bir kenara bırakın. Zihninizi; doğruya ve yanlışa, iyiye ve kötüye, değerliye ve değersize, utanca ve sevince dair bildiğini sandığı her şeyden temizleyin. Tutunacak hiçbir düşünce kalmasın. Geçmişten öğrendiğiniz tek bir düşünceyi veya edindiğiniz inancı bile yanınızda taşımaya çalışmayın. Bu dünyayı unutun. Bu kursu unutun. Sadece boş ellerle Tanrı'ya gelin.

    Size giden yolu en iyi bilen, Tanrı'dan başka kim olabilir? Sizin, Ona giden yolu bilmenize gerek yoktur. Sizin tek göreviniz, yolda giderken Tanrı ile Evladı arasına girmesine izin verdiğiniz tüm engelleri sonsuza kadar kaldırmak ve yeni engellerin ortaya çıkmasına izin vermemektir. Tanrı, Kendine düşen kısmı neşeyle yapacaktır. İsteyin ve alın. Fakat beklentiye girmeyin ve Tanrı'ya size görünmesini istediğiniz şekli ve yolu dayatmaya çalışmayın. Ona ulaşmanın tek yolu, Ona izin vermektir. Çünkü bu şekilde sizin yarattığınız gerçekliğin ötesindeki hakiki Benliğiniz ortaya çıkacaktır.

    Ve işte bu yüzden bugün, Ona ulaşmanın yolunu biz seçmeyeceğiz. Biz sadece, Onun gelmesine izin vermeyi seçiyoruz. Bu seçimi yapıp dinleneceğiz. Biz sessiz kalpler ve açık zihinlerle dinlenirken Onun Sevgisi bize doğru gelmeye ve yolu açmaya başlayacaktır. İnkâr etmeyi bıraktığınızda, orada olanı göreceksiniz. O oradadır ve ona kolayca erişilebilir. Tanrı, Evladını biliyor ve bu yüzden ona giden yolu da biliyor. Onun, birinin Ona Evladına giden yolu göstermesine ihtiyacı yoktur. Onun Sevgisi, açık olan her kapıdan ışıldar ve dünyayı masumiyeti ile aydınlatır.

    Tanrım, biz Sana giden yolu bilmiyoruz. Ama istedik ve Sen bize cevap verdin. Biz artık araya girmeyeceğiz. Kurtuluşun yolu bizimki değil, çünkü sadece Senin yolun kurtuluşa gidendir. Bu yüzden yolu artık Sende arayacağız. Ellerimiz açık, Senin hediyelerini almak için bekliyoruz. Senden ayrı olan hiçbir düşüncemiz yok. Kim olduğumuza ve bizi kimin yarattığına dair uydurduğumuz inançlarımız yok. Şimdi aradığımız yol Sana giden yoldur ve biz bu yolu yürüyeceğiz. Bizim tek niyetimiz, Senin Niyetindir. Dünyada gerçekleşecek olan tek niyet Senin Niyetindir. Böylece dünya, şimdi Cennetin bir parçası olacaktır.

    Âmin...

    12 min
  • DERS 188

    Ders 188

    "Tanrı'nın huzuru şimdi içimde parlıyor."

    Cennet için beklemek niye? Işığı arayanlar sadece gözlerini kapatmaktadır. Işık onların içindedir. Aydınlanma, sadece bir fark ediş ve kabul ediştir, bir değişim değildir. Işık, dünyaya ait bir özellik değildir. Işığı kendisi olarak kabul eden sizler de bu dünyada yabancısınız. Siz ışığı kendi evinizden getirdiniz. Işık hep sizin içinizde kaldı çünkü o sizindir. Dünyaya, yanınızda Kaynağınızdan götürdüğünüz hakiki tek şey budur. O içinizde parlamaktadır çünkü o sizin evinizi aydınlatır. Böylece geldiği yere yani hakiki evinize doğru size rehberlik eder.

    Bu ışığı kaybedemezsiniz. Neden onu gelecekte bulmayı bekliyorsunuz? Neden onu kaybettiğinize veya size hiç ait olmadığına inanmak istiyorsunuz? Ona ulaşmanız o kadar kolaydır ki, orada olmadığını kanıtlamaya çalışan tüm savunmalar saçmalık haline gelir. İçinizde barındırdığınızın orada olmadığını iddia edebilir misiniz? İçe bakmak çok zor değildir. Vizyon bununla başlar. Ne görürseniz görün, zaten içsel vizyonla görmektesiniz. Rüyaları da Kaynağınızdan gelen hakikati de içsel vizyonun yansımasıyla görüyorsunuz. Algı, içe bakmakla başlar ve biter. Çünkü kaynağı içeridedir.

    Tanrı'nın huzuru şimdi içinizde parlıyor ve kalbinizden tüm dünyaya yayılıyor. Yaşayan her şeyi kucaklamak için duruyor ve kutsamasını sonsuza kadar orada bırakıp yansımaya devam ediyor. Onun verdikleri sonsuz olmalıdır. Değersiz ve ölümlü olan tüm düşünceler Onun önünde kaybolurlar. Tanrı'nın huzuru tüm yorgun kalplere yenilenme ve huzur getirir. Geçtiği vizyonlara ışığını yansıtarak aydınlatır. Onun hediyelerinin tümü herkese verilmiştir ve herkes size vererek sizin de vermenizi sağlar.

    Zihninizdeki ışığın yansıması dünyaya unuttukları bir şeyi hatırlatır. Dünya da karşılığında sizin unuttuğunuz şeyi size hatırlatmaktadır. Sizin kurtuluşunuzdan çıkan ışık tüm dünyaya yayılır ve daha da güçlenerek size geri döner. Tanrı da hediyeleri veren size teşekkür ediyor. Onun kutsaması ile içinizdeki ışık daha da parlayacak ve artacaktır. Dünyaya sunduğunuz hediyeler çoğalacaktır.

    Tanrı'nın huzurunu elinizde tutamazsınız. Onu içinde bulduğunu fark eden, vermelidir. Nasıl vereceği ise, onun bundan ne anladığına bağlıdır. Işığı gören kişi bağışlar çünkü herkesin içindeki hakikati görür. Tanrı'nın huzuru şimdi içinizde parlıyor. Yaşayan her şeyin içinde parlıyor. Bu hakikat sessizlik içinde herkes tarafından kabul ediliyor. Çünkü içsel vizyonunuzdan gördüğünüz şekilde evreni algılarsınız.

    Sessizce oturun ve gözlerinizi kapatın. İçinizdeki ışık yeterlidir. Sadece onun bile size vizyonu vermeye yetecek kadar gücü vardır. Dış dünyayı dışarıda bırakın. Düşüncelerinizin, içinizdeki huzura doğru uçtuğunu hayal edin. Onlar yolu biliyor. Çünkü dışınızdaki dünyanın size yüklediği, bozulmuş algı ortadan kalkınca, Tanrı'nın Mesajları ortaya çıkar.

    Bu düşünceler, Tanrı ile birlikte düşündüklerinizdir. Bu düşünceler, evlerini biliyorlar. Onlar sizi Kaynağınıza yönlendiriyor. Kaynağınızda Tanrı ve Evladı Bir'dir. Tanrı'nın huzuru Evladının üzerine yansımıştır. Fakat siz bunu korumalısınız çünkü Sizin Tanrı'nın Zihninde doğmanız gibi Tanrı'nın Evladını oluşturanlar da sizin zihninizde doğdular. Tekrar evinizin huzuruna dönmeniz için size rehberlik ediyorlar. Size dönüş yolunu hatırlatmak için içinizde bekliyorlar.

    Tanrı'nın Sesini dinlemeyi reddetseniz bile, Tanrı'nın düşünceleri Onun Sesini yükseltirler. Tanrı'nın kim olduğunuz hakkındaki Sözünü kabul etmeniz ve rüyaları, illüzyonları bir kenara bırakmanız için size cesaret verirler. Tanrı'nın Düşünceleri size, yaşayan her şeyin Eş-Yaratıcısı olduğunuzu söylemeye devam ederler. Tanrı'nın huzuru sizin içinizde parladığı gibi yaşayan her şeyi de aydınlatmalıdır.

    Bugünkü uygulamalarımızda içimizdeki ışığa yaklaşmaya çalışacağız. Boş düşüncelerimizi, Tanrı ile paylaştığımız düşüncelere getireceğiz. Onların başıboş dolaşmalarına izin vermeyeceğiz. İçimizdeki ışığın rehberlik ederek onları eve getirmesine izin vereceğiz. Düşüncelerimizin bizden koptuğunu düşünerek onlara ihanet ettik. Şimdi onları eve çağırıp garip arzularımızdan ve tutarsız isteklerimizden onları arındırıyoruz. Mirasımız olan kutsallığı onlara yeniden kazandırıyoruz.

    Zihinlerimiz bu şekilde onlarla birlikte yenilenir. Böylece Tanrı'nın huzurunun hala içimizde parladığını ve bizden de yaşamı paylaştığımız her şeye yansıdığını teyit ederiz. Yaşamımızı paylaşan her şeyi ve herkesi bağışlayacağız. Dünyayı, bize yaptığını düşündüğümüz her şeyden kurtaracağız. Çünkü dünyayı olmasını istediğimiz şekliyle yaratan, biziz. Şimdi yarattığımız dünyanın masum olduğunu kabul etmeyi seçiyoruz. Suçluluk düşüncesini kaldırıp kurtuluşu paylaşıyoruz. Kutsallığımızı dünyaya yansıtırken şunu söylüyoruz:

    "Tanrı'nın huzuru içimde parlıyor. Her şey bu huzur içinde parlasın. İçimdeki ışıkla hepsini kutsuyorum."

    10 min
  • DERS 187

    Ders 187

    "Dünyayı kutsuyorum çünkü kendimi kutsuyorum."

    Kimse kendinde olmayanı başkasına veremez. Aslında vermek, almış olmanın kanıtıdır. Bunu daha önce de söylemiştik. İnanması zor olan düşünce bu değildir. Kimse vermesi gereken şeye, önce kendisinin sahip olması gerektiğinden şüphe etmez. Fakat ikinci aşama dünyanın inancı ile hakikatin ayrıldığı yerdir. Almış olduğunuz ve verdiğiniz şey dünyanın bakış açısında kaybolmuştur. Fakat hakikate göre verdikçe, sizdekiler de artacaktır.

    Bu nasıl mümkün olabilir? Eğer sınırlı/somut bir şeyi verirseniz, bedeninizin gözleri onu artık sizin olarak algılayamaz. Fakat somut şeylerin, onları yaratan düşüncelerin sembolleri olduğunu daha önce de vurgulamıştık. Düşünceleri başkalarına verdikçe zihninizde onların arttığına dair kanıta ihtiyacınız yoktur, bunu zaten biliyorsunuz. Bu şekilde verdiğiniz şeyin, şekli farklı görünmektedir ama özü aynıdır. Bu yüzden verdikleriniz size dönmelidir ve dönerken de giderken görünen şekillerinden fazlası gelmelidir.

    Düşünceleri verebilmeniz için, onların önce size ait olmaları gerekir. Eğer dünyayı kurtarma görevinizi kabul edecekseniz, kurtuluşu önce kendiniz için kabul etmelisiniz. Fakat yine de baktığınız herkese mucizeler getirdiğini görene kadar bunun böyle olduğuna inanmayacaksınız. Vermek kelimesinin anlamı bu noktada netleştiriliyor. Şimdi bu kelime anlam kazanıyor ve şimdi verdikçe sizdekilerin arttığını algılamaya başlayacaksınız.

    Değer verdiğiniz her şeyi, vererek koruyun. Bu şekilde, onları hiçbir zaman kaybetmeyeceğinize emin olacaksınız. Sizin değilmiş gibi görünen şeylerin de sizin olduğunu fark edeceksiniz. Fakat verdiklerinizin şeklini önemsemeyin. Çünkü şekiller değişecek ve zaman içerisinde büyüyecektir. Siz şekilleri ne kadar korumaya çalışırsanız çalışın, hiçbir şekil değişmeden kalamaz. Şekillerin arkasındaki düşünce, hiç değişmeden yaşamaya devam eder.

    Memnuniyetle verin. Çünkü kazanabileceğiniz her şey buradadır. Siz verdikçe düşünce kalır ve güçlenir. Düşünceler paylaşıldıkça büyürler çünkü kaybolmaları mümkün değildir. Dünyanın algısındaki gibi bir alan bir de veren yoktur. Bir aldığını veren vardır ve bir de aldığında verecek olan. Bu alışverişten tüm taraflar kazanır çünkü herkes düşünceyi kendine uygun şekli ile korumaya devam eder. Verdiğinde kaybediyor gibi görünen kısım, değer kazanıp ona geri döner.

    Şunu asla unutmayın; sadece kendinize verirsiniz. Vermenin ne demek olduğunu gerçekten anlayan kişi, fedakârlık düşüncesine sadece güler. O kişi, fedakârlık ve beklenti düşüncesinin farklı şekillerini artık çok net görebilir. Acı, kayıp, hastalık, ağıt, mülkiyet, açlık ve ölüm ona artık komik görünür. Hepsinin arkasında fedakârlık düşüncesinin olduğunu gören kişinin içten gülümsemesi ile bunların hepsi ortadan kalkar ve iyileşme gerçekleşir.

    Fark edilen illüzyon, hemen ortadan kalkmalıdır. Acı çekmeyi kabul etmeyin ve acı düşüncesini zihninizden atın. Acı çekmenin ne demek olduğunu gerçekten anlarsanız acı çeken herkesi kutsamış olursunuz. Acı çekme düşüncesi, gördüğünüz tüm acı çekme şekillerinin ortaya çıkmasına neden oluyor. Fedakârlık düşüncesi o kadar delice bir düşüncedir ki, akıllı zihnin buna tahammülü yoktur.

    Fedakârlık edebileceğiniz yalanına artık inanmayın. Fedakârlığın değerli olabileceği hiçbir yer ve durum yoktur. Bu düşüncenin varlığı, bir yerde bir algı hatası olduğunun kanıtıdır ve hatalar hemen düzeltilmelidir. Sizin kutsamanız hataları düzeltecektir. İlk olarak siz alacaksınız ve böylece verebileceksiniz. Kendisini bağışlamış ve kutsamış kişi karşısında, fedakârlığın ve acının hiçbir şekli var olmaya devam edemez.

    Kardeşlerinizin size sunduğu papatyalar, sizin onlara sunduklarınızdır. Sevgi dolu kutsallığı görmekten nasıl korkabilirsiniz? Tanrı korkusuna dair yarattığınız büyük illüzyon ortadan kalkıyor ve baktığınız her yerde masumiyeti görüyorsunuz. Kutsallıkla bakmaktan, kutsallığa bakmaktan korkmayı bırakın. İçinizde hissettiğiniz kalıcı kutsallık, şekillere bürünmüş düşünceleri götürecektir. Sonsuzluğun hediyesi, sonsuza kadar sizinle kalacak ve hep artacaktır.

    Şimdi korku gittiği için, düşüncede bir olacağız. Tek Yaratıcı, Tek Düşünce ve Tek Tanrı önünde biz de Tanrı'nın Evladı olarak birliğimizi kazanacağız. Kaynağımızdan ayrılmadık. Hiçbir kardeşimizden bir an bile ayrı veya uzakta değiliz. Masumiyetimiz içinde, birliğimiz ve bütünlüğümüzü hatırlıyoruz. Masumiyeti fark edilmiş Benlik içinde aldıkça, veriyoruz. Tanrı'nın İsmi dudaklarımızda ve kalplerimizde. İçimize baktığımızda, Cennetin saflığını görüyoruz. Tanrı'nın Sevgisini yansıtan ışığımızı görüyoruz.

    Şimdi kutsandık ve dünyayı kutsayabiliriz. Odaklandığımız şeyi büyütürüz çünkü her yerde onu görürüz. Tanrı'nın asaletini herkesin içinde görerek onu kendimizde görüyoruz. Baktığımız hiçbir şeyi Tanrı'nın ışığından mahrum etmiyoruz. Bu kutsal görüşün bizim olduğundan emin olmak için, gördüğümüz her şeyin kutsallığını algılıyoruz. Çünkü içinde Onu gördüğümüz her şey bize daha fazlasını geri sunar. Böylece Onu, Masumiyetin evi yaparak kendi kutsallığımızı kabul etmiş oluruz.

    11 min
  • DERS 186

    Ders 186

    "Dünyanın kurtuluşu bana bağlıdır."

    Bu ifade, bir gün tüm zihinlerden kibri temizleyecektir. Hakiki alçak gönüllülük düşüncesi budur çünkü bu sizin, kendi üstlendiğiniz tüm görevleri bırakıp hakiki görevinizi kabul etmenizi içerir. Size verilmiş olan rolü kabul ettiğinizi ve başka hiçbir rolü kabul etmeyeceğinizi ilan eder. Sizin gerçekteki rollerinizi yargılamaz. Tanrı'nın Niyetinin, Cennette olduğu gibi dünyada da gerçekleştiğini kabul edişinizi simgeler. Yeryüzündeki tüm niyetleri, dünyaya Cennetin huzurunu geri getirme planı üzerinde birleştirir.

    Bugün, görevimiz ile savaşmayı bırakalım. Onu biz belirlemedik. O, bizim kendi düşüncemiz değildir. Görevimizin mükemmel bir şekilde gerçekleşebilmesi için gereken tüm yöntem ve araçlar bize verilmiştir. Yapmamız istenen tek şey, alçak gönüllülükle kendi rolümüzü kabul etmektir. Bunun için, kendi değerimizi yargılayarak, kibir içinde kendimizi kandırmayı ve değerimizi inkâr etmeyi bırakmamız gerekiyor. Yapmamız için bize verilmiş görevi yapacak kadar gücümüz vardır. Bizi Hakikaten Bilenin verdiği rolü yapmamız için buna uygun zihinler de zaten bize verilmiştir.

    Bugünün düşüncesi, onu gerçekten anlayana kadar size sarsıcı gelmeye devam edecektir. Aslında size tek söylediği, Tanrı'nın sizi hala daha hatırladığı ve Evladına tamamen güvendiği yani size bu güveni sunduğudur. Sizden, şu an olduğunuzdan daha farklı biri gibi görünmenizi veya başka birine dönüşmenizi istemiyor. Alçak gönüllülük bunu gerektirmez. Kibir ise olduğunuz kişiyi inkâr etmekten başka bir şey bilmez. Alçak gönüllülüğün bir zorlama olduğuna dair anlamsız düşüncelerimize inanıp görevimizi gerçekleştirmekten geri durmayacağız. Tanrı'nın Çağrısını inkâr eden, kibrin kendisidir.

    Bugün, tüm hatalı alçak gönüllülük algımızı bir kenara bırakalım ve Tanrı'nın Sesinin bize yapmamızı istediklerini söylemesine izin verelim. Bize sunduğu göreve uygun olduğumuzdan şüphe duymayı bırakalım. Bizim güçlü yanlarımızı, bilgeliğimizi ve kutsallığımızı sadece Onun bilebileceğine inanalım. Ve eğer O bizi uygun gördüyse, biz öyleyiz. Bunun tersini düşünmek kibirden başka bir şey olamaz.

    Yanlışların doğru olduğunu kanıtlamak için yaptığınız planın esaretinden kurtulmanın sadece tek bir yolu vardır. Sizin yapmadığınız planı kabul edin. Değerinizi sorgulamayı bırakın. Eğer Tanrı'nın Sesi; size kurtuluş içerisinde rol almanız gerektiğini ve bütünün size ihtiyacı olduğunu söylüyorsa, bu böyle olmalıdır. Kibirli olan, kelimelere çok fazla bağlıdır. Onların ötesine geçmeye korkar. Çünkü kendi bakış açısına hakaret edilmesinden korkmaktadır. Fakat alçak gönüllü olanlar kendilerine hakiki kimliklerini ve ne yapmaları gerektiğini söyleyen Sesi duymakta özgürdürler.

    Kibir, sizin hakiki olmayan bir görüntünüzü yaratır. Tanrı'nın Sesi tüm görüntülerin ötesine geçebilecek gücünüz, bilgeliğiniz ve kutsallığınız olduğu konusunda garanti verirken, sizin yarattığınız görüntü cesaretini kaybeder, korkar ve geri çekilir. Siz zayıf değilsiniz ama kendiniz hakkında yarattığınız görüntü zayıftır. Siz kibirli veya çaresiz değilsiniz. Suçluluk düşüncesi, içinizdeki hakikate zarar veremez. Keder, Tanrı'nın Kutsal Evladının evinin yakınından bile geçemez.

    Tanrı'nın Sesi size bunları söyler. O konuştukça, görüntü titrer ve bilmediği bu tehdide karşı saldırarak kendi kendine savaş verir çünkü temelinin sarsıldığını hisseder. Bırakın artık gitsin. Dünyanın kurtuluşu size bağlıdır, bu toz yığınına değil. O, Tanrı'nın Evladına ne söyleyebilir? Tanrı'nın Evladı ile neden ilgilensin?

    Huzurumuzu bu şekilde buluruz. Tanrı'nın bize verdiği görevi kabul ediyoruz çünkü tüm illüzyonların temeli, bizim kendimize görevler ve anlamlar verebileceğimize dair garip inançlarımızdan oluşmaktadır. Kendimiz için yarattığımız roller sürekli değişiyor. Bazen ağıt yakan, bazen kutsanan, sevgi ile kuşatılan oluyoruz. Binlerce farklı ruh hali deneyimlerken sanki varlığımız sürekli değişiyormuş gibi görünür. Duygularımız bazen bizi yükseltirken bazen de bizi umutsuzluk içinde yere vurup duruyor.

    Bu Tanrı'nın Evladı olabilir mi? Tanrı böyle bir dengesizliği yaratıp bunu Evladım diye korumaya çalışır mı? Değişmez olan O, özelliklerini tüm Yaratımı ile paylaşmaktadır. Evladının yarattığı hiçbir görüntü, onun kimliğini etkileyemez. Olsa olsa rüzgârla yerden havalanıp bir anlığına şekil oluşturan yapraklar gibi veya çölde kumların uçuşmasından ortaya çıkan bir serap gibi yanıltıcı görüntüler oluşturabilirler.

    Size verilen görevi kabul ettiğinizde, bu aslı olmayan görüntülerin tümü bitecektir ve zihninizi bulutsuz ve dingin bir şekilde bırakmak üzere tamamen terk edeceklerdir. Yarattığınız görüntüler; tam olarak emin olmadığınız, geçici, belirsiz, karmaşık ve birbirleri ile çelişen isteklere sebep oluyor. Bu şekildeki hedeflere kim sürekli bir şekilde odaklanabilir, enerjisini yöneltebilir ve motive bir şekilde ilerleyebilir ki? Dünyanın size atadığı görevler o kadar şüphelidir ki en güvenli oldukları durumda bile bir saat içinde on kez değişebilirler. Bu şekilde hedeflerden nasıl bir kazanç sağlanabilir?

    Hakiki göreviniz, gecenin arkasından gündüzün geleceği kadar aşikâr bir şekilde net ve kesin olarak önünüzde durmaktadır. Onun geçerliliği konusunda hiçbir şüphe olamaz. Hakiki göreviniz hata diye bir şeyi tanımayan Tanrı'dan gelmektedir. Onun Sesi, mesajının ne olduğundan emindir. Onun mesajları hiçbir zaman değişmeyecek veya çelişki içinde olmayacaktır. Hepsi tek bir hedefe işaret eder. Bu hedef, sizin ulaşabileceğiniz bir hedeftir. Sizin planınıza göre bu hedefe ulaşmanız imkânsız olabilir; fakat Tanrı'nın Planı asla başarısız olamaz çünkü Planın Kaynağı Odur.

    Tanrı'nın Sesinin söylediklerini gerçekleştirin. Eğer sizden imkânsız gibi görünen bir şey isterse, İsteyenin Kim olduğunu, inkâr edenin kim olduğunu hatırlayın. Sonra şunu sorun; hangisi daha haklı olabilir? Her şeyi Yaratanın ve Bilenin Sesi mi? Yoksa kendi algınızla yarattığınız, aklı karışık, tutarsız ve şüphe içinde olan görüntünüz mü? Sizi yönlendirenin onun sesi olmasına izin vermeyin. Bunun yerine kesin olan ve şüphe barındırmayan Sesi duyun. O, sizi hatırlayan Yaratıcınız tarafından verilmiş görevinizi size söylüyor. Şimdi size Onu hatırlamanızı söylüyor.

    Onun Sesi her şeyi bilenin sesidir. Ve O, hiçbir şeyi bilmeyene konuşmaktadır. O sizi rahatlatacak çünkü O, kederi tanımamaktadır. O, sizin her şeye sahip olduğunuzu bilmesine rağmen hediyelerini size sunacaktır. O, sizin bütün olduğunuzu bilmesine rağmen bunu fark etmenizi sağlayacaktır. İhtiyaç kavramını tanımasa da Evladının her ihtiyacına cevap verecek Düşüncelerin tümü Onun zihninde mevcuttur. Çünkü Sevgi vermelidir ve Onun İsmi ile verilen şey dünyadaki en kullanışlı şeye dönüşür.

    Bu düşünce şekli kendinizi kandırmanızı tamamen engeller çünkü bu Düşüncenin kendisi şekillerin olmadığı Şekilsizliği barındıran Kaynaktan gelmektedir. Bağışlama, sevginin dünyadaki şeklidir fakat Cennette sevginin şekli olamaz. Fakat dünyada ihtiyacınız olan şey size ancak dünyada verilebilir ve verilmiştir de. Bu düşünce şeklini kullanarak, dünyada da olsanız görevinizi tamamlamaya devam edebilirsiniz. Fakat sevginin şekilsiz hali geri döndüğünde sizin için daha anlamlı olacaktır. Dünyanın kurtuluşu, bağışlaması mümkün olan sizlere bağlıdır. Sizin buradaki göreviniz de budur.

    15 min
  • DERS 185

    Ders 185

    "Tanrı'nın huzurunu istiyorum."

    Bu kelimeleri söylemeniz anlamsızdır. Fakat bu kelimelerin anlamlarını ifade etmek ve gerçekten bunu istemek her şeydir. Bir anlığına bile gerçekten bunu ifade etseydiniz, bir daha sizin hiçbir yerde ve zamanda, hiçbir şekilde keder yaşamanız mümkün olmazdı. Cennetin tamamen farkına varır, Tanrı'nın hatırası zihninizdeki yerini alır ve yaratımın her an yeniden doğduğunu fark ederdiniz.

    Bu kelimeleri gerçekten söyleyen herkes tamamen iyileştirilir. Artık o, rüyalarla oyalanmaz ve kendisinin de bir rüya olduğuna inanmaz. Bir cehennem yaratıp, sonra onun gerçek olduğuna inanması mümkün değildir. O sadece Tanrı'nın huzurunu ister ve bu, ona zaten verilmiştir. Tüm isteği bu olacağı için alacağı da budur. Bu sözleri birçok kişi söyledi. Fakat çok az kişi gerçekten buna niyet etti. Bu kişilerin ne kadar az olduklarını görmeniz için çevrenizdeki dünyaya bakmanız yeterlidir.

    İki kişi bile istedikleri şeyin bu olduğuna karar verse ve gerçekten bunu ifade etse dünya bir anda tamamen değişir. Tek bir niyete adanmış iki zihin o kadar güçlü olur ki, onların niyeti Tanrı'nın Niyetine dönüşür. Çünkü zihinlerin birleşme yeri, hakikattir. Rüyalarda iki kişi aynı niyeti paylaşamaz. Rüyadaki her kahramanın kendine ait niyetleri vardır ve herkes için bunlar farklıdır. Kimse aynı sonucu istememektedir. Kaybedenler ve kazananlar farklı şekillerde ortaya çıkar. Kayıpların kazanımlara oranı sürekli değişir ve farklı özellikler veya şekiller alır.

    Rüya sadece taviz getirir. Bu taviz, bazen birleşmenin görüntüsüne bürünür fakat bu gerçek değildir sadece görüntüdür. Rüyada anlam aranmamalıdır çünkü rüyanın amacı taviz vermenizdir. Zihinler rüyalarda birleşemezler. Sadece kazanım elde ederler. Elde ettikleri kazanımlar onlara Tanrı'nın huzurunu sunar mı? İllüzyonlar Tanrı'nın yerini alır. Tanrı'nın Sözünün anlamı kaybolur. Uyuyan zihinler sadece taviz vermek üzerine anlaşırlar. Birinin kazanımı diğerinin kaybı olur.

    Tanrı'nın huzurunu istediğinizi ifade etmek demek, tüm rüyaları reddettiğinizi ifade etmek demektir. Çünkü daha fazla illüzyon isteyen, bu sözleri ifade etmemekte, sadece daha fazla illüzyon yaratmanın yollarını aramaktadır. O illüzyonlara baktı ve istekleri gördü. Şimdi o illüzyonların ötesine geçmek istiyor ve artık yeni rüyaların eskilerinden daha iyi olmayacağını öğrendi. Rüyalar artık onun için aynıdır. Artık rüyaların sadece şekillerinin farklı olduğunu, hepsinin eşit derecede keder ve umutsuzluk getireceğini öğrendi.

    Tek istediğinin Tanrı'nın huzuru olduğunu ifade eden zihnin, diğer zihinlerle bir olmayı kabul etmesi gerekir. Çünkü huzur ancak bu şekilde sağlanır. Huzur isteği gerçekten hakiki olduğu zaman, onu bulma yolu da her zihne, kendi anlayabileceği şekillerde verilir. Eğer talebi samimi ve hakiki ise dersi alması için tasarlanan yol mükemmel bir şekilde planlanır ve artık o dersi başka bir şey ile karıştıramaz. Fakat eğer talebi samimi değilse, dersi kabul edip gerçekten öğrenmesinin hiçbir yolu yoktur.

    Bugün çalışma süremizi, söylediğimiz kelimelerin anlamlarını gerçekten idrak etmek için ayıralım. Biz, Tanrı'nın huzurunu istiyoruz. Bu boş bir istek değildir. Bu sözler yeni bir rüyayı talep etmemektedir. Herhangi birinden bir taviz beklememektedirler. İstediğiniz ve kazanacağınız şey, başka birinin kaybedeceği veya sizin olmayıp size verilecek bir şey değildir. Zaten sizin olanı, içinizde olanı talep ediyorsunuz. Bu sözleri gerçekten hissetmek ve ifade etmek demek tüm illüzyonların boş olduklarını kabul etmek demektir. Boş olan anlamsız rüyalar yerine, sonsuz hakikati talep ediyorsunuz. İllüzyonların size sundukları hem geçicidir hem hakiki değildir.

    Bugünkü uygulamanızı, zihninizi dikkatli bir şekilde taramaya ayırın. Halen daha anlamlı kıldığınız rüyaları ve illüzyonları fark etmeye çalışın. Kalbinizin derinliklerinde ne istiyorsunuz? Birinden bir şey istemek, talep etmek için kullandığınız tüm kelimeleri unutun. Sadece size mutluluk getirecek, sizi rahat ettirecek olan şeyi düşünün. Halen süren illüzyonlar tarafından kandırılmamaya özen gösterin, ne şekilde olduklarının artık önemi yoktur. Bazı rüyaların daha kabul edilebilir diğerlerinin ise utanç verici veya özel gibi görünmesine izin vermeyin. Tüm rüyalar birdir. Bir oldukları için tümüne hitaben şu soruyu sorun; "Cennetin ve Tanrı'nın huzuru yerine tercih edeceğim şey gerçekten bu mu?"

    Yaptığınız seçim her zaman budur. Başka bir seçim yapıyor olduğunuzu düşünerek kendinizi kandırmayın. Bunda istisna yoktur. Ya Tanrı'nın huzurunu seçersiniz ya da rüyaları tercih edersiniz. Talep ettiğiniz rüyaların geleceğinin kesin olması gibi Tanrı'nın huzurunun geleceği de kesindir ve sonsuza kadar sizinle kalacaktır. Yol her değiştiğinde, her rüzgar esişinde kaybolup tekrar ortaya çıkmayacaktır. Her attığınız adımla farklı şekillerde görünüp kaybolmayacaktır.

    Siz Tanrı'nın huzurunu istiyorsunuz. Rüyaları arıyormuş gibi görünen herkesin aslında istediği budur. Derin bir içtenlikle bu talebi gerçekleştirdiğinizde, hem kendiniz hem de diğerleri için bunu yapmış olursunuz. Çünkü bunu yaparak onların da gerçekten istediği şeye, en derindeki niyete ulaşır, burada birliği deneyimlersiniz. Belki onlar bunun farkında olmayacaklar ama siz farkındasınız. Bazen zayıf hissettiniz. Amacınızı şaşırdığınız zamanlar oldu. Ne istediğinizi ve istediğinizi nerede aramanız gerektiğini bilemediniz. Kimden yardım isteyeceğinizi şaşırdığınız zamanlar oldu. Yardım size verilmiştir. Sadece onu paylaşarak bu yardımdan faydalanabilirsiniz.

    Tanrı'nın huzurunu gerçekten arayan, bulmakta başarısız olamaz. Çünkü aradığı tek şey, Tanrı'nın Niyetini inkâr ederek daha fazla kendini kandırmamaktır. Sizde olduğunu bildiğiniz bir şeyin, size verilmesini istediğinizde tatmin olmamanız mümkün müdür? Zaten vermesi için kendisinde olan cevabı talep edenin, cevapsız bırakılması mümkün müdür? Tanrı'nın huzuru zaten sizindir.

    Huzur sizin için yaratılmıştır ve huzuru Yaratan, onu size sunmuştur. Bu, Onun kutsal hediyesidir. O size bunu vermeye can atarken, siz talep ettiğinizde almamanız mümkün müdür? Sizin talebiniz sizinle kısıtlı kalabilir mi? Tanrı'nın hediyeleri paylaşılmadan duramaz. Hakikatin yerini almış gibi görünen tüm rüyalarla, Tanrı'nın hediyeleri arasındaki fark budur.

    Tanrı'nın hediyeleri, biri tarafından her talep edildiğinde ve alındığında herkes kazanır. Bir kişinin bile kaybetmesi mümkün değildir. Tanrı verdikleri ile birleştirir. Onun nezdinde, verdiğini geri almak çok anlamsızdır. Bu sizin için de anlamsız olduğunda, niyetiniz Onun Niyeti ile bir olur. Niyetinizin, kardeşlerinizin niyetleri ile de bir olduğunu göreceksiniz. Aslında zaten Niyet Bir'dir.

    Bugün, aradığımız tek niyet budur. En derin niyetimizin, ihtiyaç duyan her bir kalp ve çağrı yapan her bir zihin ile bir olduğunu görüyoruz. Umutsuzluğun ötesindeki umut, saldırının saklamaya çalıştığı sevgi, nefretin böldüğü kardeşlik ortaya çıkacaktır; çünkü onlar, Tanrı'nın yarattığı şekliyle aynen duruyorlar. Arkamızda Tanrı'nın desteği varken, bize verilmiş olan Onun huzurunu istemekte nasıl başarısız olabiliriz?

    16 min
  • DERS 184

    Ders 184

    "Tanrı'nın İsmi mirasımdır."

    Siz, sembollere dayalı bir yaşam sürmektesiniz. Gördüğünüz her şey için isimler uydurdunuz. Her şey kendi ismi ile tanımlanan farklı birer varlık olarak size görünmektedir. Bu şekilde her şeyi birlikten kopuk algılıyor, her birine farklı özellikler atfediyorsunuz. Onları çevreleyen boşluğa dayanarak, her şeyi birbirinden ayırıyorsunuz. Her nesnenin arasındaki boşlukları, gerçekleşen her şey arasındaki zamansal ve mekânsal boşlukları ve isimlendirdiğiniz bedenlerin her birini birbirinden ayırarak yaratıyor ve tanımlıyorsunuz.

    Dünya algınız her şeyi birbirinden ayıran bu boşluk nedeniyle gerçek gibi görünüyor. Hiçbir şeyin olmadığı bir yerde siz birbirinden ayrı nesneler görüyorsunuz. Birliğin olduğu yerde ise, hiçbir şey göremiyorsunuz. Her şeyin kendi aralarında ve sizinle onlar arasında boşluklar olduğunu görüyorsunuz. Bu şekilde yaşamınızın ayrı olarak yaratıldığına inanıyorsunuz. Bu ayrılık nedeniyle, kendi bağımsız iradesi ile yaşayan ayrı bir varlık olduğunuza inanıyorsunuz.

    Dünyayı; birbirinden ayrı ayrı olayları, birbirinden ayrı nesneleri, birbirinden kopuk bedenleri, farklı farkındalık parçalarını barındıran zihnin yansıması olan bir yer haline getirirken, ürettiğiniz isimler neler olabilir? Onların her birine isimler vererek, algınızı istediğiniz şekilde oluşturdunuz. İsimsiz olan her şeye, ayrı ve özgün birer isim verildi ve her biri gerçek kılındı. İsimlendirilen her şey anlamlandırılmış da olur. Bu şekilde, her şeye bir anlam yüklersiniz. Yüklediğiniz her anlam, içinde kendi sebeplerini ve sonuçlarını barındıran bağımsız birer olgu haline gelir.

    Bölünmüş algı ile yaratılan ve hakikatin karşısında savunduğunuz gerçeklik budur. Bu algının düşmanı bütünlüktür. Küçük şeyleri birbirinden ayrı algılar ve onlara odaklanır. Boşluk ortadan kalkar ve birlik hissi gelirse veya farklı gören bir vizyonla karşılaşırsa, bu durum çelişkiye düşerek ve inkâr ederek üstesinden gelinmesi gereken bir tehdit gibi görünür.

    Fakat gerçek vizyon zihnin doğal akış yönüdür ve algıyı buraya doğru kanalize etmek için oradadır. Bir zihne binlerce ve on binlerce isim öğretmek zordur. Fakat siz, öğrenmenin bu olduğunu düşünüyorsunuz. Siz iletişimin de bu olduğunu ve kavramların paylaşılarak anlamlı bir ilişki kurulabileceğini düşünüyorsunuz.

    Dünyanın size bıraktığı tüm miras budur. Bunun gerçek olduğunun öğretildiği tüm zihinler, dünyanın gerçek olduğunu kanıtlamaya çalışan sembolleri gerçek olarak kabul etmişlerdir. Tek dayanak noktaları budur. İsimlendirilen şeyin orada olduğuna dair en küçük bir şüpheleri yoktur. Görülebilen, hissedilebilen her şey gerçek görünür. Onların gerçek olmadığı iddiası illüzyon olmalıdır. Çünkü dokunulabilen her şey hakiki gibi görünmektedir. Bunu sorgulamak deliliktir, kabul etmek ise akıl sağlığınızın yerinde olduğunun kanıtıdır.

    Dünyanın temel öğretisi budur. Bu da bir öğrenme aşamasıdır ve bu aşamaya gelen herkes bunu da aşmalıdır. Bu algının dayanağını anladığınızda, gerçekliğini sorguladığınızda, sonuçlarının ne kadar şüphe dolu olduğunu gördüğünüzde sebeplerini de sorgularsınız. Dünyanın öğretisinin öğrenildiği noktada hiçbir anlam bulunamaz. Dünya üzerinde bunun da bir amacı vardır ve bu öğrenme de bir şeye hizmet eder fakat o bittiğinde yeni bir öğrenme süreci ortaya çıkar. Yeni bir algı kazanabilme ve dünyanın yarattığı tüm alakasız kelimelerin bir kenara bırakılma süreci başlar çünkü artık gerçekliklerinden şüphe edilmiştir.

    Dünyayı sizin yarattığınızı düşünmeyin. Evet! İllüzyonları siz yarattınız. Fakat dünyada ve Cennette hakiki olan her şey sizin verdiğiniz isimlerin çok ötesindedir. Bir kardeşinizi düşündüğünüzde, onun bedenini düşünürsünüz. Onu, bedeni ile tanımlarsınız. Onun hakkındaki inancınız yüzünden hakiki kimliği size görünmez olur. Onun bedeni de, sizin onu tanımladığınız şekilde, size bedenini kullanarak tepki verir. Çünkü zihni, sizin zihninizin ona verdiği ismi almaya açıktır ve onu kendisi olarak kabul eder. Bu şekilde onun bütünlüğü, iki kat inkâr edilmiş olur çünkü onu kendinizden ayrı görmektesiniz ve o da kendisine verilen ayrı ismi kabul eder.

    Sizden dünyanın tüm sembollerini aşmanızı ve hepsini sonsuza kadar unutmanızı istemek garip olurdu. Sizden istenen, onların öğrenme işlevlerini bulmanızdır. Bir süreliğine dünyanın sembollerine ihtiyacınız vardır. Fakat onlar sizi hayal kırıklığına uğratmasınlar. Herhangi bir şeyi sembolize etmiyorlar; uygulamalarınızda, bu düşünce sayesinde onlardan özgürleşeceksiniz. Onlar sadece dünyanın anlayacağı şekilde iletişim kurabilmeniz için birer araca dönüşecekler. Ancak bunun gerçek iletişimin bulunduğu birlik olmadığını unutmayın.

    Bu yüzden, her gün kısa çalışma sürelerine ihtiyacınız var. Bu şekilde dünyada öğrendiğiniz şeyler, yeni öğrenme sürecine geçiş olarak kullanılabilir. Eviniz haline getirdiğiniz zindandan çıkıp, güneşi görebilir ve karanlığı unutabilirsiniz. Burada Tanrı'nın size Söylediklerini, size verdiği İsmi, her şeyin ait olduğu Tek Kimliği ve sadece hakiki olanı kabul edebilirsiniz. Sonra karanlığa tekrar adım atarsınız ama bu kez gerçek olduğunu düşündüğünüz için değil, gerçek olmadığını kanıtlamak ve karanlığın hâkim olduğu dünyanın anlamsızlığını görmek için dönersiniz.

    Karanlıklar dünyasını tanımlayan tüm küçük isimleri ve sembolleri kullanın. Fakat onları kendi hakikatiniz olarak kabul etmeyin. Kutsal Rehber onların tümünü kullanır fakat onları yaratan ve kendi içinde bütünleştiren Birliğin İsmini, anlamını ve Kaynağını unutmaz. Dünyanın verdiği tüm küçük isimleri kullanın ama bunu sadece yaşamı kolaylaştırmak ve uyum sağlamak için yapın. Yine de, Tanrı'nın İsminin sizinle paylaştıklarını unutmayın.

    Tanrı'nın İsmi yoktur. Fakat yine de Onun İsmi, her şeyin bir olduğu dersini öğreten ders olarak kullanılır. Bu ders hakikaten öğrenildiğinde, öğrenilebilecek her şey biter. Tüm isimler birdir, tüm boşluk gibi görünen alan hakikatin yansıması ile dolmuştur. Tüm boşluklar dolar ve ayrılık düşüncesi iyileştirilir. Tanrı'nın İsmi, dünyanın öğretisini Cennete tercih edenlere verdiği mirastır. Uygulama süreçlerimizde amacımız, zihnimizde sizin yarattığınız boş inançlar yerine Tanrı'nın Evladına sunduğu hediyeleri alabileceğiniz bir alan açmaktır.

    Tanrı'nın İsminin anlamını arayan, bulmakta başarısız olamaz. Çünkü Kelimeleri desteklemek için deneyim gelmelidir. Fakat önce gerçeğin hakiki İsmini kabul etmeniz ve sizin gerçekliği bozarak yarattığınız anlamsız isimleri bırakmanız gerekir. Yarattığınız kelimeler hakikat ile çelişse de ona zerre kadar zarar vermedi. Bugün, uygulamalarımızda sadece tek bir İsim kullanıyoruz. Görüşümüzü birleştirmek için sadece Onun İsmini kullanıyoruz.

    Tanrı'nın Evladının her özelliği için farklı isimler kullansak da, aslında Onun Tek İsmi olduğunu ve onun da sadece Tanrı'nın verdiği olduğunu anlıyoruz. Uygulamalarınızda bu İsmi kullanın ve böylece bizi kör eden tüm aptalca ayırımların ve isimlerin kaybolmasına izin verin. Artık onların ötesine geçecek gücün bize verilmiş olduğunu görüyorsunuz. Artık görüşümüz kutsanmıştır ve aldıkça verebilmek üzere kutsallığımızı sunmaktayız.

    Tanrım bizim İsmimiz, Senindir. Senin İsminin altında, yaşayan her şeyle ve onların Tek Yaratıcısı olan Seninle bütünüz. Yarattığımız ve kullandığımız farklı isimlerin tümü, Senin Hakiki Varlığına gölge düşürmek için yarattığımız illüzyonlardır. Yanıldığımız için memnunuz ve şükrediyoruz. Tüm hatalarımızı Sana veriyoruz ki bu hataların bize gerçekmiş gibi görünen tüm etkilerinden özgürleşelim. Bıraktığımız her illüzyon yerine, Senin verdiğin hakikati kabul ediyoruz. Senin İsmin, Yarattığımız dünyadan kurtuluşumuzdur. Senin İsmin bizi, Bütünlüğün içinde Bir kılar. Bu bizim mirasımız ve huzurumuzdur. Âmin...

    17 min
  • DERS 183

    Ders 183

    "Tanrı'nın İsmini ve kendi ismimi hatırlıyorum."

    Tanrı'nın İsmi kutsaldır ama sizinkinden daha kutsal değildir. Onun İsmini hatırlamak kendi İsminizi hatırlamaktır. Bir baba çocuğuna kendi ismini verir ve böylece artık çocuğu onun ismi ile anılır. Kardeşleri de onun ismini paylaşır ve böylece kimliklerinin karşılığında bir bağ ile bağlanırlar. Dünya sizin gerçek benliğinizi tanımasa da, siz hatırlamasanız da Tanrı'nın İsmi size kimliğinizi hatırlatır.

    Tanrı'nın İsmi, siz cevap vermeden duyulamaz. Tanrı'nın İsmi, siz Onu hatırladığınızda, içinde olduğunuz zihinde yankılanır. Onun İsmini söylediğinizde tüm melekleri yeryüzünü sarmaları için davet etmiş olursunuz. Sizi güven içinde tutmak için kanatlarını açarlar ve şarkılarını söylerler. Kutsallığınızı bölecek tüm dünyevi düşünceleri zihninizden uzak tutarak, sizi korurlar.

    Tanrı'nın İsmini tekrarlayın ki tüm dünya illüzyonları bırakarak size yanıt versin. Dünyanın gerçek gibi algıladığı tüm rüyalar bir anda biter ve böylece daha önce rüyalar gördüğünüz zihinde, artık bir yıldız gibi parlayan asaletin mucizesini bulursunuz. Hastalar, hasta düşüncelerinden arındırılır ve zihinleri iyileşir. Körler görmeye, sağırlar duymaya başlar. Ağıtlarının kederli yankıları ortadan kalkar ve acı gözyaşları durur. Mutlu gülümseme dünyayı kutsamaya gelir.

    Tanrı'nın İsmini tekrar ettiğinizde, tüm küçük isimler anlamlarını kaybeder. Tanrı'nın İsminin karşısında tüm arzular anlamsız ve isimsiz kalıp, gerçekliklerini kaybederler. Onun İsmini tekrarlayın. Ve değer verdiğiniz tüm diğer tanrıların isimlerini ne kadar kolay unutacağınızı görün. Siz onları tanrı yerine koydunuz ve sizi kurtarmalarını beklediniz. Onlar sizin onlara atfettiğiniz tanrılık sıfatını kaybedecekler. Artık size anlamsız, isimsiz ve değersiz görünecekler. Tanrı'nın İsminin hepsinin yerini almasına izin vermeden önce, onlara tapmaktaydınız.

    Tanrı'nın İsmini tekrar ederseniz Onun İsmi ile aynı olan Benliğinizi hatırlayacaksınız. Onun İsmini tekrar ederseniz dünyadaki isimsiz, küçük ve önemsiz tüm şeyler hakiki bakış açısından algılanmaya başlayacak. Tanrı'nın İsmini hatırlayanlar, isimsiz şeyleri Hakiki olanlarla karıştıramaz, suçluluğu asalete tercih edemez, bedenleri Tanrı'nın Kutsal Evladı zannedemez. Bir kardeşinizle sessizce oturup Tanrı'nın İsmini içinizden sessizce tekrar ederseniz Tanrı'nın Kendisine ve Tanrı'nın Evladına ulaşan bir tapınak inşa etmiş olursunuz.

    Bugün sadece bunu uygulayın. Yavaşça Tanrı'nın İsmini defalarca tekrar edin. Onun İsmi dışındaki tüm tanımlara benliğinizi kapatın. Başka bir şey duymayın. Tüm düşünceleriniz bunun yansıması olsun. Çalışmalarımızın başında kelimeleri kullanalım ama daha sonra hiçbir kelime kullanmayalım. Bugünün düşüncesini sadece bir kez kullanalım, ondan sonra kelimeleri bırakalım. Sonra Tanrı'nın İsmi tek düşüncemiz, tek sözümüz olsun. Zihnimizi meşgul eden tek şey, tek isteğimiz ve anlamı olan tek ses bu olsun. Görmek istediğimiz her şeyin içinde, kendimizin diye tanımladığımız her şeyin içinde Onun İsmi olsun.

    Bunu yaparak reddedilmesi imkânsız bir davet yaparız. Tanrı gelecektir ve Kendisi size cevap verecektir. Dünyanın önemsediği idolleri kullanarak, onlara tapınarak Onu çağıranları, Ona bu şekilde dua edenleri duyduğunu sanmayın. Onlar, Ona bu şekilde ulaşamayacaklar. O, ne Kendisi olmama talebini ne de Evladının Onun dışında bir İsim isteğini duyamaz.

    Tanrı'nın İsmini tekrar ederek gerçekliğin tek Yaratıcısını kabul etmiş olursunuz. Ve Onun parçası olan Evladını da Onun Adına yaratan olarak kabul etmiş olursunuz. Sessizce oturun ve Onun İsminin zihninizdeki her şeyi kapsayan, zihninizi saran tek Düşünce olmasına izin verin. Bu düşünce dışındaki tüm düşünceleri durdurun ve sadece Onun İsmini düşünün. Aklınıza gelen tüm düşüncelere Onun İsmi ile cevap verin. Bu şekilde, Onun düşüncesinin, yarattığınız binlerce düşünce ve tanımlamanın yerini aldığını göreceksiniz. Sadece tek bir tanım ve İsim vardır ve hep öyle olacaktır.

    Bugün, asaletin lütuflarını deneyimleyeceğiniz bir hale gelmeyi başarabilirsiniz. Dünyanın tüm kısıtlamalarından kurtulabilir, yaşadığınız kurtuluşu dünyaya sunabilirsiniz. Dünyanın unuttuğu şeyi siz hatırlayabilir ve sadece hatırlayarak bile hatırlamalarına destek olabilirsiniz. Bugün, kendinizin ve dünyanın kurtuluşunda oynayacağınız rolü kabul edebilirsiniz. İkisi de mükemmel bir plan içinde gerçekleşmektedir.

    Kurtuluş için Tanrı'nın İsmine başvurun. Bunun dışında hiçbir dua gerekli değildir çünkü bu, tüm duaları içinde barındırır. Kelimeler önemsizdirler ve Tanrı'nın Evladı Onun İsmini söylediğinde diğer tüm istekler biter. Tanrı'nın Düşünceleri Evladının düşünceleri olur. Tanrı'nın Ona verdiği tüm hediyeleri kabul eder. Tanrı hediyelerini her zaman verir ve sonsuza kadar vermeye de devam edecektir. Tanrı'nın Evladı, Onun İsmini söyleyerek, yarattığı tüm diğer isimlerin değersizliğini kabul eder ve Tanrı'nın Kutsal İsmi değersiz olan her şeyi Onun algısı ile görür.

    Küçük olan her şey sessizdir. Şimdi kısık sesler tamamen sessizliğe gömülür. Dünyanın küçük şeyleri kaybolur. Evren, Tanrı'nın Evladından oluşur. Başka bir şey yoktur. Ve Tanrı'nın Evladı Ailesini aramaktadır. Ailesinin Sesi, Onu Tanrı'nın kutsal adı ile çağırmaktadır. Bu sonsuz ve durağan ilişkideki iletişim, kelimeleri ve onların taşıyabileceği anlamın derinliğini ve yüksekliğini aşar. Buradaki huzur sonsuzdur. Ve Onun İsmi altında hepsi bize sunulmuştur.

    13 min
  • DERS 182

    Ders 182

    "Şu an sessiz ve dingin olacağım ve eve gideceğim."

    Şu an, içinde yaşamınızı sürdürüyormuşsunuz gibi görünen dünya, sizin eviniz değildir. Ve zihninizin derinliklerinde bir yerde bunun doğru olduğunu zaten biliyorsunuz. Evinizin hatırası zaman zaman ortaya çıkıyor. Bir yere dönmeniz için içsel bir çağrı duyuyorsunuz fakat çağıranın kimin Sesi olduğunu ve size hatırlattığı şeyin ne olduğunu bilmiyorsunuz. Fakat yine de bu dünyada kendinizi yabancı gibi, bilinmeyen bir yerden geliyormuş gibi hissediyorsunuz. Kendinize gerçekten samimi olduğunuzda, kesin olarak emin olduğunuz tek şey burada sürgündeymiş gibi hissettiğinizdir. Bu duygu kalıcıdır. Bazen küçük bir kalp çarpıntısı olarak ortaya çıksa da, çoğu zaman siz bu duyguyu bastırmakta ve gizlemektesiniz. Yine de bu his sürekli gelip tekrar sizi bulur.

    Bugün bahsettiğimiz şeyi herkes biliyor. Bazılarınız çektiği bu derin acıyı saklamak için oyunlar oynayarak zamanlarını harcıyorlar ve bu şekilde acıyı kendilerinden saklamaya çalışıyorlar. Bazılarınız üzüntülerini inkâr ederek gözyaşlarını gizlemeye çalışıyor. Bazılarınız bu söylediklerimizin bir illüzyon olduğunu ve bir rüyadan öteye geçemeyeceğini iddia ediyor. Hiçbir savunma olmadan ve kendini kandırmadan söylediklerimizi duyan ve samimiyetle anlamadığını ifade eden kaç kişi vardır?

    Bugün, dünyadaki herkes için konuşuyoruz çünkü dünya sizin hakiki eviniz değildir. Dünyadaki arayışınız hiç bitmiyor. Karanlıkta, bulmanızın mümkün olmadığı şeyleri arayarak zaman geçiriyorsunuz ve aradığınız şeyin ne olduğunu bile bilmiyorsunuz. Binlerce yeri eviniz sandınız fakat hiçbiri yorgun zihninizi tatmin etmedi. Boşluk içerisinde kendinize evler inşa etmeye çalışıyorsunuz. Gerçekten aradığınız evi, siz kendiniz yapamazsınız. Cennetin yerine koyabileceğiniz bir yer yoktur. Cennete çevirmeye çalıştığınız her şey, sizi cehennemde tutuyor.

    Siz belki çocukluğunuzdaki evi bulacağınızı sanıyorsunuz. Bedeninizin çocukluğunu, Cennetin kendisi veya bir sığınak sanıyorsunuz. Gerçekte hiç gerçekleşmemiş bir geçmişin ve bozulmuş bir hatıranın görüntüsünü zihninizde tutuyorsunuz. İçinizde, derinlerde bir Çocuk vardır ve O; Ailesini, Evini arıyor. Bu Çocuk, dünyada bir yabancı olduğunun farkındadır. Onun çocukluğu sonsuzdur. Onun çocukluğu ve masumiyeti sonsuza kadar sürecektir. O Çocuğun gittiği her yer, kutsal oyun bahçesidir. Cenneti aydınlık kılan, Cennetin aydınlığını dünyaya yansıtan ve dünya ile Cenneti bir kılan Onun Kutsallığıdır.

    İçinizde Tanrı'nın, kendi Evladı olarak tanıdığı Benlik işte bu Çocuktur. Tanrıyı tanıyan, içinizdeki bu Çocuktur. O, derinden ve durmaksızın eve gitmeyi istiyor. Onun ağlamasını duyuyorsunuz çünkü O dinlenmek istiyor. İstediği şey sadece dinlenme anlarıdır. Ailesinin evinde olduğunu hissedip, derin ve kutsal bir nefes almak istiyor. Onun evi, aynı zamanda sizsiniz. O evine dönecektir. Fakat Ona Kendisi olabilmesi için biraz zaman verin. Ona Evindeki huzuru, sessizliği ve sevgiyi sunun; O bunu tanımaktadır.

    Bu Çocuğun sizin korumanıza ihtiyacı var. Evinden çok uzaktadır. O, o kadar küçüktür ki, kolaylıkla Onu dışarıda bırakabiliyorsunuz gibi görünür. İnce sesi kolayca susturulabilir ve yardım çağrısı bastırılabilir sanıyorsunuz. Dünyanızın çığlıkları ve anlamsız gürültüleri içerisinde, Onu duyamıyorsunuz. Fakat o Çocuk, içinizdeki sonsuz korumanın varlığını biliyor ve Ona tutunuyor. Onu yüzüstü bırakmayacağınız kesindir. O evine gidecek ve siz de Onunla birlikte gideceksiniz.

    Çocuk sizin savunmasızlığınızdır. O, sizin hakiki gücünüzdür. O size güveniyor. O sizi bulmuştur çünkü başarısız olamayacağınızı biliyor. Durmaksızın size evi hakkında fısıldayarak konuşuyor. Çünkü O, sizi de Kendisi ile birlikte oraya götürmek için vardır. Bu şekilde, O da orada kalabilir ve böylece ait olmadığı bu yere bir daha gelip, Kendine yabancı olan düşünceler içerisinde dışlanmış olarak yaşamak zorunda kalmaz. Onun sabrının sınırı yoktur. Siz Onun Sesini duyana kadar nazikçe bekleyebilir. Onun Sesi, sizi huzur içinde yanına alıp evine yani sizin de hakiki evinize götürmek için konuşuyor.

    Şu anın içerisinde sessizce durduğunuzda, dünya zihninizde silikleştiğinde, yorgun zihninizdeki değersiz düşünceler kayıp gittiğinde, Onun Sesini duyacaksınız. Sizi çağırışı o kadar güçlü olacak ki, daha fazla Ona direnemeyeceksiniz. O anda sizi evinize götürecek ve mükemmel sükûnet içerisinde Onunla kalacaksınız. Tüm kelimelerin ötesinde, sessiz ve huzur içinde, korku ve şüphe tarafından bozulmamış olarak kalacaksınız. Evinizde olduğunuza dair kesinlikle hiçbir şüpheniz olmayacak.

    Bugün, sıklıkla Onunla kalın. Çünkü O, küçük bir Çocuk olarak hiçbir savunma olmaksızın gelip, Tanrı'nın gücünü size öğretebilir. Düşman gibi görünen her şeye sevgisini sunarak, sevginin mesajını yayabilir. O, Cennetin gücünü elinde tutuyor ve herkese bunu sunarak, onlara arkadaş gözüyle bakıyor. Gücünü herkese veriyor ki, herkes Ona Dost olsun. Onu korumalarını istiyor çünkü evi çok uzakta ve O, evine yalnız dönmeyecek.

    Başıboş gezinen gezginler evlerinden ayrıldığı her anda, Mucize Bilinci bir Çocuk olarak yeniden doğar. Çünkü gezginin öğrenmesi gereken tek şey, bu savunmasız olan ve savunmasızlıkla korunan Çocuğu korumaktır. Bugün, zaman zaman Onunla eve gidin. Siz burada en az Onun kadar yabancısınız.

    Bugün, aslında size hiçbir getirisi olmayan kalkanlarınızı bir kenara bırakın. Var olmayan düşmana saldırmak için kaldırdığınız oklarınızı, yaylarınızı ve kılıçlarınızı yere bırakın. Mucize Bilinci gözünden siz, dostlar ve kardeşlersiniz. Mucize Bilinci bugün evine tam ve bütün olarak dönmek için sizden yardım istiyor. Ailesinin korumasını ve sevgisini arayan bir çocuk olarak size geliyor. Evreni yöneten Odur ama yine de durmaksızın sizden, Onunla birlikte geri dönmenizi istiyor. Artık illüzyonlarınızı tanrılarınız yapmayı bırakın.

    Masumiyetinizi asla kaybetmediniz. Gerçekten istediğiniz ve peşinde koştuğunuz şey budur. Bu, sizin kalbinizin arzusudur. Duyduğunuz Ses budur. Bu inkâr edilemez ve reddedilemez bir çağrıdır. Kutsal Çocuk içinizdedir. Onun evi, sizin de evinizdir. Bugün, O size savunmasızlığını sunuyor ve siz bunun karşılığında, yarattığınız tüm savaş ve savunma oyuncaklarını Ona verin. Bu şekilde yol açılır ve yolculuk, sonunda biter. Bir an durağanlığı deneyimleyin ve durun. Onunla eve doğru gidin. Bir süre huzur içinde kalın.

    18 min
  • DERS 181

    Ders 181

    "Kardeşlerime güveniyorum, onlarla birim."

    Şüphelerinizi bırakmak ve inanç eksikliğinizi aşmayı sağlayacak inancı güçlendirmek için temel gereklilik kardeşlerinize güvenmektir. Bir kardeşinize saldırdığınızda; onun, sizin onda algıladığınız şey ile kısıtlı olduğunu iddia edersiniz. Hatalarının ötesine bakamazsınız. Hataları gözünüzde büyüyerek, görünürdeki hatalarınızın ve suçlarınızın arkasındaki hakiki Benliğinizi algılamanızın önündeki engeller haline gelirler.

    Algının bir odağı vardır. Gördüğünüz her şeye tutarlılık ve gerçeklik sağlayan şey budur. Siz odağınızı değiştirdiğinizde, içinizdekiler de gerçekliğiniz de değişir. Şimdi daha önceki niyetinizle yer değiştirmiş olan asıl niyetinizi desteklemek için vizyonunuz değişecektir. Odağınızı, kardeşlerinizin suçlarından ve hatalarından tamamen uzaklaştırınca masum olduğunuz inancının getireceği huzuru deneyimleyeceksiniz. Bu inancı destekleyen tek şey, suçsuz varoluşlarının arkasında yatan benlikleridir. Çünkü eğer onların suç işledikleri veya hata yaptıkları düşüncelerine odaklanırsanız, kendi suçlarınızı kanıtlamaya çalışmış olursunuz. Bu şekilde onların görüntülerini aşıp, arkasında yatana geçiş yapamazsınız.

    Bu yüzden bugünkü çalışmalarımızda ilk olarak yapacağımız şey, odaklandığımız küçük hata ve suç düşüncelerini kaldırmak ve masumiyetimizin ortaya çıkmasını sağlamaktır. Zihnimize bir süreliğine aradığımız şeyin sadece bu olduğunu söyleyerek başlayacağız. Gelecekle ilgili diğer istekler ve hedefler ilgimizi dağıtmasın. Bu niyet değiştirme çalışmasını yaptığımız süre içerisinde, daha önce gördüklerimiz tamamen ilgi alanımızdan çıksın. Biz şimdi masumiyeti arıyoruz ve bunun dışında hiçbir şeyi kabul etmeyeceğiz. Şimdi sadece bununla ilgileniyoruz ve bunu arıyoruz.

    Başarmanıza en büyük engel, geçmiş ve gelecek hedeflerinizin sizi sürekli bölmesi olmuştur. Bu kursun size sunduklarının geçmişteki hedeflerinizden ne kadar farklı ve alakasız göründüklerini düşünmeye çok zaman harcadınız. Yolunuzu bulsanız bile yeniden kaybedeceğiniz düşüncesi sizi depresyona soktu ve kısıtladı. Bu şekilde çeşitli yollarla başarınızı engelledi.

    Bu çok önemsizdir; çünkü geçmiş geçti ve gitti. Gelecek ise sadece hayalinizde mevcut. Bu endişeler, şu anda odağınızı değiştirmemek için yarattığınız savunmalardan başka bir şey olamazlar. Bunun dışında tümü gerçek dışıdır. Bu anlamsız kısıtlamaları, geçmişe dair tüm inançlarımızı bir süreliğine geride bırakıyoruz. Artık boş inançlarımız bizi hiç bölmeyecek. Artık uygulama sürelerimize girerken tek niyete yönelelim; içimizdeki masumiyeti ve suçsuz var oluşu görmeye.

    Eğer herhangi bir şekilde öfke yolumuzu keserse, bu hedefi kaybettiğimizi fark ediyoruz. Bir kardeşimiz bize hatalı veya eksik görünürse, daralmış odağımız görmemizi engelleyecek ve gözlerimizi hatalarımıza çevirecektir. Bu şekilde hatalarımızı büyütüp onları "suç" gibi görmeye başlarız. Bu yüzden sadece bir süreliğine, geçmiş veya gelecek ile ilgili de olsa bu tür engeller yolumuza her çıktığında, zihnimizin odağını değiştirmek için onu yönlendirecek ve şunu söyleyeceğiz:

    "Bakmak ve görmek istediğim şey bu değil. Kardeşlerime güveniyorum, onlarla bir ve bütünüm."

    Ayrıca bu düşünceyi, gün boyunca güvende kalmak için kullanacağız. Bu hedeflerimiz çok uzun süreli değildir. Masumiyetimizin vizyonunu bloke eden her engel ortaya çıkarken, suç düşüncelerine odaklanmanın bize getireceği sıkıntıyı anlık olarak engellemeye çalışacağız.

    İstediğimiz şey hayal değildir. Çünkü aradığımız şey hakikaten orada olandır. Ve odağımız hataları aştıkça suçsuz, bütün bir dünyaya bakacağız. Bu, görmek istediğimiz tek şey olduğunda, hakiki algı adı altında aradığımız şey bu olduğunda, Mucize Bilinci gözü bizim gözlerimiz olur. Dünyada ve kendimizde yansıyan tek şey bu olacak.

    Daha önce suçlarımızı, hatalarımızı ve eksikliklerimizi kanıtlamaya çalışan dünya, artık masumiyetimizin kanıtı olacak. Gördüğümüz herkese duyduğumuz derin sevgi; suç barındırmayan ve masumiyeti olmadan işlev gösteremeyen Kutsal Benliği hatırladığımızı gösterecek. Bugün uygulamalarımızda zihnimizi iyice odaklayarak bunu hatırlamaya çalışıyoruz. Şimdiki zamandayız ve şu ana odaklanıyoruz. Tüm güvenimizi şimdiki ana veriyoruz ve hakiki deneyimimizi hatırlamaya izin veriyoruz. Bizim masum oluşumuz Tanrı'nın Niyeti tarafından garantilenmiştir. Şimdi bizim niyetimiz, Onun Niyeti ile bir oluyor.

    12 min
  • GİRİŞ 181-200.DERSLER İÇİN

    181 – 200 arası dersler için

    Giriş

    Sıradaki birkaç dersimiz istekliliğinizi artırmak, zayıf olan adanmışlığınızı güçlendirmek ve farklı hedeflerinizi tek niyette birleştirmek için gerekli bir hazırlığı içerir. Henüz sizden tamamen adanmanız istenmemektedir. Fakat bu şekilde, Bir olan niyetin ve kesintisiz adanmışlığın getireceği huzur deneyimini hissetmeniz için çalışıyoruz. Kursun size sunduğu yolu takip etmekteki istekliliğinizi kesin kılacak olan şey, bunu deneyimlemenizdir.

    Artık derslerimizin amacı, ufkunuzu genişletmek ve vizyonunuzu daraltan engelleri kaldırmaktır. Çünkü vizyonunuzun kısıtlı olması, hedefimizin değerini görmenizi engelliyor. Bu engelleri şimdi kolayca kaldıracağız. Kelimeler, ortadan kaldırılmadıkça özgürlük hissini getiremezler. Sıkıca kontrol etmeye çalıştığınız dünyayı serbest bıraktıkça ve gördüğünüz her şeyin kendini ifade etmesine izin verdikçe özgürlük ve huzuru deneyimleyeceksiniz. Motivasyonunuz o kadar derin ve güçlü olacak ki, kelimelerin etkisi çok az olacak. Gerçekten ne istediğinizi ve neyin değersiz olduğunu çok net bir şekilde bileceksiniz.

    Yolculuğumuzun bu bölümüne başlarken, gelişiminizi durduran şeye odaklanacağız. Savunmasızlığınızın ötesinde duran deneyimi inkâr ettikçe, ona ulaşılamaz. O orada olabilir fakat siz onun varlığını inkâr ediyorsunuz. Bugünden sonra her gün, savunmalarınızı bir süre bırakıp ötesine geçeceğiz. Aslında sizden istenen bundan daha fazlası değildir çünkü zaten bundan daha fazlasına ihtiyaç yoktur. Bunu yaparsanız gerisinin geleceği garantidir.

    5 min

About MUCİZELER KURSU

From the publisher's feed

Mucizeler Kursu, kısaca tanımlamak gerekirse bir zihin dönüşüm programıdır.