MUCİZELER KURSU

MUCİZELER KURSU

Download on the App Store

MUCİZELER KURSU episodes

  • 5.REVİZYON DÖNEMİ

    5. Revizyon

    Yeniden revizyondayız. Üstlendiğimiz şey adına daha fazla efor ve zaman harcamaya artık hazırız. Yeni bir kavrayış seviyesine geçiyoruz. Artık daha emin, samimi bir şekilde yürüyerek ve inancımızı daha da güçlendirmiş olarak devam ediyor ve bu adımları atıyoruz. Bugüne kadar adımlarımız tereddütsüz atılmadı ve şüphelerimiz bizi kursun hedeflediği sonuca ulaşmakta yavaşlattı. Şimdi hızlanıyoruz çünkü artık eminiz. Amacımız ve hedefimiz net ve açık.

    Tanrımız adımlarımızı güçlendir. Şüphelerimizi sustur, kutsal zihinlerimizi dinginleştir ve bize konuş. Sana verebileceğimiz kelimelerimiz yok. Fakat Senin Sözlerini dinlemek ve kendi sözümüz haline getirmek istiyoruz. Bir babanın çocuğunu bilmediği bir yoldan yürüttüğü gibi Sen de bugün uygulamalarımızda bize liderlik et. Çocuk babasını her zaman takip edecektir çünkü ona güvenir ve babasının, ona doğru yolu gösterdiğini bilir.

    Bu yüzden uygulamalarımızı da Sana bırakıyoruz. Eğer tökezler ve düşersek bizi elimizden tutup kaldır. Eğer yolu kaybeder veya unutursak Senin hatırladığına eminiz. Biz kaybolup gidebiliriz ama Sen bizi geri çağırmayı asla unutmazsın. Tanrım adımlarımızı hızlandır ki, Sana daha emin adımlarla ve çabuk ulaşabilelim. Uygulamalarımızı birleştirmen için bize vereceğin Sözleri kabul ediyoruz ve derslerde bize sunduğun düşünceleri gözden geçiriyoruz.

    Revize edeceğimiz düşüncelerin arkasındaki esas temel, bu olmalıdır. Her ders, bu düşünceyi biraz daha netleştirecek veya daha anlamlı, kişisel ve hakiki kılacaktır. Bu söz, paylaştığımız Kutsal Benliği anlatır. Şimdi yeniden bilmek için hazırlanalım:

    "Tanrı sadece Sevgidir ve bu yüzden Ben de öyleyim."

    Hakiki Benlik, sadece Sevgiyi bilir. Bu Benliğin Düşünceleri mükemmel bir şekilde tutarlıdır. Yaratıcısını tanır, kendini anlar, bilgelik ve Sevgi konusunda mükemmeldir. Tanrı ile tam bir birlik hali deneyimler ve bu hiç değişmez.

    Yolculuğumuzun sonunda bizi karşılamak için bekleyen şey budur. Her adımımız bizi Ona yaklaştırıyor. Eğer hedefimizin bu olduğunu ve uygulamalarımızın buna ulaşma amacı taşıdığını hatırlarsak, bu revizyon süreci, zamanı ölçülemez bir şekilde hızlandıracaktır. Kalplerimizi topraklardan çıkaralım ve yaşam için yükseltelim. Gerçek Benliğimize ulaşabileceğimizin sözü bize verilmiştir. Bu kurs, ışığın yolunu bize açması için gönderilmiştir. Bize, kaybettiğimizi düşündüğümüz Benliğimize nasıl döneceğimizi öğreterek, bizi adım adım sonsuz Benliğimize götürecektir.

    Siz bu yolculuğu yaparken Ben size eşlik ediyorum. Bir süreliğine korkularınızı ve endişelerinizi paylaşıyorum ki böylece onları aştığınızda, aşmanın yolunu öğrenmiş olarak Bana gelesiniz. Birlikte yürüyoruz. Anlamsız olduklarını biliyor olsam da acınızı ve emin olmayışınızı anlayabiliyorum. Kurtarıcının, öğrencileri ile kalması gerekiyor. Onların gördüğünü görmesi gerekiyor fakat zihnini, çıkış yolunu Bilene kilitlemiş olarak bu yolu yürümesi ve onunla birlikte olanları da oradan çıkarması gerekiyor. Bu yolu Benimle birlikte yürümeyi reddettiğiniz sürece Tanrı'nın Evladını cezalandırırsınız.

    Bir kardeşimiz yolculuğun bittiği ve unutulduğu noktaya her geldiğinde, Ben yeniden doğarım. Bir kardeşimiz acıdan ve sefaletten çıkış yolu olduğunu her öğrendiğinde, Ben yenilenirim. Bir kardeşimizin zihni, kendi içindeki ışığa döndüğünde ve orada Beni aradığında, Ben yeniden doğarım. Ben kimseyi unutmadım. Yolculuğun başladığı noktaya dönmeniz için size yol göstermeme yardım edin. Bu şekilde Benimle birlikte yeniden seçim yapacaksınız.

    İhtiyaçlarınızı gören ve Tanrı'nın cevabını bilenden sizlere getirdiğim dersleri uygulayarak Beni de özgürleştirin. Bugün, bu düşünceleri beraber gözden geçirelim. Bunun için zaman ve emek harcayalım. Bu şekilde birlikte onları kardeşlerimize öğreteceğiz. Tanrı, Cenneti yarım bırakmadı. Cennet bütün olarak sizi bekliyor çünkü Ben de bekliyorum. Siz Benim bir parçam olmadıkça, Ben de eksiğim. Ben bütünleştikçe, zamanın öncesinde birlikte olacağımız, hiç değişmeden kalan eski evimize dönebiliriz. Orası saf ve güvenlidir. Zaman bittiğinde sadece orası olacaktır.

    Bu revizyon süreci Bana hediyeniz olsun. Bu sözleri dünyaya yayabilmem için tek gereken sizin duymanızdır. Siz Benim sesimsiniz, gözlerimsiniz, ayaklarım ve ellerimsiniz. Birlikte, dünyayı özgürleştiriyoruz. Size konuşmak için kullandığım Benlik, sizindir. Biz, O'na giderken bir oluruz. Kardeşinizin elinden tutun çünkü bu yol yalnız yürüdüğümüz bir yol değildir. Siz ve Ben, O'na birlikte yürüyoruz. Tanrı, Onunla bir olmamızı istiyor. Yaşayan her şey sizden nasıl ayrı olabilir?

    Bu revizyonun yeni ama yine de zaman kadar ve hatta daha da eski deneyimleri paylaştığımız bir zaman dilimi haline gelmesine izin verin. Sizin İsminiz Kutsaldır. Cennetiniz tamamen saftır. Bütünlüğünüz şimdi hatırlanıyor çünkü Tanrı olduğu gibidir. Siz O'nun Evladı, parçasısınız. Kendi bütünlüğünüzü kazanırken O'nun bütünlüğünü sağlarsınız. Kendinizde O'nu tamamlarsınız. İllüzyonların, gerçek olduğunu kanıtlamaya çalıştığı dünya yaratılmadan önce bildiğimiz hakikati hatırlamak ve ifade etmek için çalışıyoruz. Ve şunu her söylediğimizde, dünyaya tüm illüzyonlardan özgür olduğunu hatırlatıyoruz:

    "Tanrı sadece Sevgidir ve bu yüzden Ben de öyleyim."

    Revizyon sürecimizin her gününe ve uygulamalarımızın her birine bununla başlayalım ve bu şekilde bitirelim. Bu düşünceyle uyuyalım ve uyanalım. Yeni bir günü her kucakladığımızda, dudaklarımızda ve zihnimizde bu sözler olsun. Derslerin üzerinden geçerken bu cümle her şeyi sarsın ve gün boyunca bunu hatırlayalım. Bu şekilde bu revizyonu bitirdiğimizde söylediğimiz sözlerin hakiki olduklarını anlayacağız.

    Kelimeler uygulama sürelerinin başlarında ve sonlarında kullanılabilecek yardımcı araçlardan başka bir şey değildirler. Sadece zihne görevini hatırlatma işlevleri vardır. Uygulama yaparak deneyimlediğimiz şeylere inanıyoruz; deneyimleri getirecek araçlar olan sözlere değil. Kelimeleri kullanıyoruz ve tekrar ederek onları aşıp anlamlarını keşfetmeye çalışıyoruz. Kelimelerin anlamları, seslerinden uzaktır. Biz anlamın Kaynağına yaklaşırken sesler azalır ve kaybolur. Huzur bulacağımız ve dinleneceğimiz yer Burasıdır.

    14 min
  • DERS 170

    Ders 170

    "Tanrı'da acımasızlık yoktur, bu yüzden bende de olamaz."

    Hiç kimse zarar verme amacı olmadan saldırmaz. Bunun istisnası yoktur. Kendinizi savunmak için saldırdığınızda; vahşetin koruma olduğunu, acımasızlık sayesinde güvende olduğunuzu ima etmiş olursunuz. Başka birine zarar vermenin, size özgürlük getireceğini ima edersiniz. Saldırmanın, sizi olduğunuz halden daha iyi bir hale getireceğini ima edersiniz. Kendinizi savunmak için yapılan saldırının sizi güvende tuttuğunu, daha iyi bir hale getirdiğini, tehlikeli bir saldırıdan koruduğunu ve korkudan uzaklaştırdığını ima edersiniz.

    Korkuya karşı kendinizi savunma yolunun saldırma olduğu düşüncesi, delice değil midir? Bu düşünce korkuyu üstlenerek onu kanla beslemenize, büyütmenize ve öfke ile şiddetlendirmenize sebep olur. Bu şekilde korkuyu korumuş olursunuz ve ondan kurtulamazsınız. Bugün öğreneceğimiz ders, size hayal edebileceğinizden fazla zaman kazandıracak ve sizi anlamsız sefaletlerden kurtaracak. Bu ders şudur:

    "Kendinizi korumaya çalıştığınız şeyi siz yaratırsınız
    ve ona karşı geliştirdiğiniz savunmalar onu gerçek kılar ve ondan kurtulamazsınız. Tüm silahlarınızı ve zırhlarınızı bırakın.
    O zaman savunmanın ve saldırının anlamsızlığını algılarsınız."

    Saldırdığınız düşman, dışınızdaymış gibi görünmektedir. Fakat savunmalarınız; sizinle savaş içinde olan, sizi huzurdan alıkoyan ve zihninizi birleşmesi mümkün olmayan iki bölüme ayıran yabancı bir iç-düşman yaratmaktadır. Bunu yaptığınızda sevginin bir "düşmanı", zıddı olur. O da korkudur. Şimdi bu yabancının, gerçekte olduğunuz kişi tehdidine karşı sizin savunmalarınıza ihtiyacı vardır.

    Kendinizi savunma isteğinizin hangi hayali yollarla oluştuğunu dikkatlice incelerseniz, bu düşüncenin altında yatan hakikati daha net algılayabilirsiniz. İlk olarak düşüncelerin kaynağından ayrılabilmesi gerektiğini düşünürsünüz, çünkü saldırabilmek için dışarıdan bir saldırı algılamalısınız. Bu yüzden dış dünyadaki bir şeye saldırırsınız ve saldırıya maruz kalan kişiyi zihninizden ayırır, kendinizden uzaklaştırırsınız. Ayrı ve kopuk olduğunuza o kadar net bir şekilde inanırsınız ki, bundan şüphe duyulamaz gibi görünür.

    İkinci olarak; sevginin özelliklerini sevginin "düşmanına" yansıtmanız gerekir. Çünkü korku sizi güvende tutuyor, huzurunuzu koruyor gibi görünür. Avunmak için ve kendi gücünüzden şüphe ettiğinizde döndüğünüz yer korku olur. Ve buna rağmen, rüyasız sessizlikte dinlenme umudu taşımaya devam edersiniz. Sadece sevgiye ait olabilecek özellikler, sevgiden uzaklaştırılır ve korkunun özellikleri sevgiye atfedilir. Fakat sevgi sizden tüm savunmalarınızı bırakmanızı ister, çünkü onları aptalca bulur. Tüm savunmalarınız sonunda toza dönüşür çünkü onlar zaten tozdur.

    Sevgi düşman olarak görülünce acımasızlık da tanrı haline gelir. Bu şekilde oluşturulan tanrılar, sorgulamadan inanılmayı emreden diktatörlere benzer. Bu tanrıların isteklerinin mantıklı ve geçerli olup olmadığını sorgulayanlar, acımasızca cezalandırılmayla tehdit edilir. Bu yüzden bu tanrılar her zaman merhametli ve adil, fakat dış dünyada yarattığı düşmanlar mantıksız ve aptalcaymış gibi görünür.

    Bugün bu uydurulmuş, acımasız tanrıya tarafsızca bakacağız. Fark edeceğiz ki kan damlayan ağzıyla ve ellerinde ateşlerle yakmayı bekliyor gibi görünse de o sadece taştan yapılmıştır. O size hiçbir şey yapamaz. Onun gücüne karşı meydan okumanıza bile gerek yoktur çünkü onun hiç gücü yoktur. Güvenliklerini onda görenlerin hiçbir koruması, tehlike anlarında çağırabilecekleri bir güç ve kendileri için savaşabilecek yüce bir savaşçıları yoktur.

    Böyle bir an çok kötü olabilir. Bir yönüyle de bu durum, sizin perişan olduğunuz köleliğinize bir son verebilir. Bu putun önünde durup, onu olduğu gibi görerek bir seçim yapmış olursunuz. Bu anlamsız taşın önünde boyun eğmeyi bırakıp sevgiye geri dönmeyi mi, yoksa sevginin yerini alması için başka putlar, şekiller yaratmayı mı seçersiniz? Acımasızlığın tanrısı farklı şekiller alabildiği için her zaman farklı şekiller bulabilirsiniz.

    Yine de korkudan korkmak, ondan kurtulmanızı sağlamaz. Huzurun önündeki engeller hakkında birçok şey söylenmiştir. Engellerin sonuncusu, inanması bile güç olan, aşılması çok zor olan, korkunç ve çok büyük olan engel, Tanrı'nın Kendisine duyulan korkudur. Bu zaten korkuya taç giydirip onu tahta çıkarıp tanrı yapmış olmanın göstergesidir. Çünkü korkuya tapanlar onu severler ve sevgilerini zalimliğe yatırırlar.

    İntikamın tanrısına bu kadar güçlü bir şekilde inanma aptallığı nereden gelmektedir? Sevgi, kendi özelliklerini korkununkiler ile karıştırmadı. Fakat korkuya tapanlar kendi zihin karışıklıklarını korkunun "düşmanında" görürler. Çünkü onun vahşeti onlara sevgi görünür. Bu şekilde bakarsanız hakiki Sevginin Kendisinden daha korkunç ne olabilir? Sanki Sevginin ağzında kanlar varmış, ateşler saçıyormuş gibi görünür. Tanrı her şeyden daha kötü, algılayabileceğimiz her şeyden daha korkunç ve O'nu Tanrı'sı olarak kabul eden herkesi cezalandıracakmış gibi görünür.

    Bugün yapacağınız seçim çok nettir. Daha önce tanrı diye adlandırdığınız bu oyulmuş taş parçasına bakın ve ona artık tanrı demeyin. Siz bu aşamaya daha önce de gelmiştiniz fakat bu zalim tanrının farklı şekillerde sizinle kalmasına izin verdiniz. Bu yüzden Tanrı korkusu bir şekilde geri döndü. Şimdi, bunu tamamen bırakıyorsunuz. Onun ağırlığıyla ezilmemiş, körlüğüyle çarpıtılmamış bu yeni dünyaya gelin ve vizyonunuzu yeniden kazanma seçimini yapın.

    Şimdi gözleriniz Mucize Bilincinin gözlerinden bakıyor. Mucize Bilinci, sizin gözlerinizden bakıyor. Artık sesiniz Tanrı'ya ait ve O'nun Sesini yansıtıyor. Kalbiniz şimdi sonsuz huzur içinde. İdolleri bıraktınız ve O'nu seçtiniz. Yaratıcınızın size verdiği özellikleri tanıyor ve geri kazanıyorsunuz. Tanrı'nın Çağrısını duydunuz ve cevapladınız. Şimdi korku geri çekildi ve sevgiye yer açtı. Tüm zulümlerin ve acımasızlığın yerini Tanrı aldı.

    Tanrım biz de Senin gibiyiz. İçimizde acımasızlık yoktur çünkü Senin içinde acımasızlık yoktur. Senin huzurun, bizimledir. Sadece Senden aldıklarımızla dünyayı kutsuyoruz. Tekrar seçim yapıyoruz ve bu kez seçimlerimizi, kardeşlerimizin bizimle bütün olduğunu bilerek, onlar adına da yapıyoruz. Şimdi kurtuluşumuzu senden aldıkça kardeşlerimize veriyoruz. Ve bizi bütün kılan, birliğimizi koruyan tüm kardeşlerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Onların içinde Senin asaletini görüyoruz. Onların içinde huzurumuzu buluyoruz. Biz kutsalız, çünkü Sen kutsalsın. Bu yüzden özgürüz. Teşekkürler.

    Âmin

    19 min
  • DERS 169

    Ders 169

    "Asaletle yaşarım. Asaletle özgürleşirim."

    Asalet, Tanrı'nın Sevgisinin bir özelliğidir. O, hakikatin tamlığının hüküm sürdüğü hale çok benzer. Dünyadaki en yüce arayış budur çünkü bu arayış dünyayı tamamen aşmayı gerektirir. Öğrenmenin amacı bu hale ulaştırmaktır ama o öğrenmeyi aşar çünkü zihin kendini hakikaten kabullenmeye açmadıkça, asalet gelmez. Asaletin gelmesi için uygun zeminin hazırlanması gerekir. Onu elde edebilmek için almaya hazır olmalı ve istemelisiniz. Onun koyulacağı tapınağın temiz ve kutsal olması gerekir.

    Asalet, dünyada nefret ve korku varmış gibi görünmesine rağmen Tanrı'nın Sevgisinin kabul edilmesidir. Sadece asalet bile tüm nefreti ve korkuyu silebilir çünkü asalet dünyada var olan her şeye çok ters bir varoluş hali sergiler. Zihinleri asaletin ışığı ile aydınlananlar, korku dünyasının gerçek olduğuna artık inanamazlar.

    Asalet öğrenilemez. Son adım, öğrenilebilen her şeyin ötesine geçmelidir. Bu kursun sizi ulaştırmayı hedeflediği hal asalet değildir. Fakat zihnimizi açıp uyanış Çağrısına kulak verdiğimizde, asalet için hazırlanmış oluruz. Zihnimiz Tanrı'nın Sesine sıkıca kapalı olmayı bırakır. Bilmediğimiz şeyler olduğunun farkına varırız. Böylece daha önce alıştığımızdan farklı halleri deneyimlemeyi kabul eder ve bunun için hazırlanırız.

    Belki Tanrı ve Evladının birliğinin farkına varacağınıza dair önceden ifade ettiğimiz cümleyle çelişkili bir düşünce ortaya koyduğumuzu düşünebilirsiniz. Fakat şunu da ifade ettik; zihin, bunun olacağı zamanı kendi verdiği kararlarla belirleyecektir ve zaten belirlemiştir. Yine de Tanrı'nın Sözüne kulak vermenizi ve hakikat deneyimini hızlandırmanızı istiyoruz. Sizin üzerinizdeki etkilerini, tüm zihinler fark edecekler ve uyanış bu şekilde hızlanacak.

    Birlik, net bir şekilde 'Tanrı vardır ve O her şeyi kapsar' anlamına gelir. Tüm zihinlerde sadece O vardır. "Tanrı........" deyip konuşmayı bırakıyoruz çünkü O'nun bilgisi içerisinde kelimeler anlamsızdır. Ne onları anlatacak kelimeler vardır ne de O'nu kendinin dışında hissedip tanımlayabilecek bir zihin. Zihin, Kaynağı ile bütünleşmiştir. Tıpkı Kaynağının Kendisi gibi, o sadece kendidir.

    Bu konuda konuşamayız, yazamayız ve düşünemeyiz. Tanrı'nın Niyeti ile bir olduğumuz bilgisi ve farkındalığı bütünsel olarak anlaşıldığında ve paylaşıldığında tüm zihinler bu bilgiyi alacaktır. O zaman zihin, sonu olmayan anı deneyimleyecek ve geçmiş ve gelecek artık algılanmayacak. Bu hal; kurtuluşun, zamanın, bağışlamanın ve Mucize Bilincinin kutsallığının da ötesindedir. Tanrı'nın Evladı, Tanrı'nın içinde birleşip gözden kaybolur. Dünya zaten hiç var olmadı. Sonsuzluk; durağan ve sonsuz bir an olarak hep mevcuttur.

    Bu, bizim gelişini hızlandırmaya çalıştığımız deneyimi aşar. Yine de bağışlama öğrenildiğinde ve öğretildiğinde, zihnin bu deneyim dışındaki her şeyi iptal edeceği zamana tanıklık ederiz ve bu zaman yakınlaşır. Bu konuda acele etmiyoruz çünkü acele edersek bağışlamanın öğreteceklerini saklama eğilimine gireriz.

    Öğrenme O'nun zihninde zaten tamamlanmış ve bütün haldedir. O, zamanın içerisinde olan ve sizin istediğiniz şeyi kabul etti ve size verdi. Böylece zamana gerek kalmadı. Zaman, sonsuzlukla ve ilhamla buluştu. Daha önce de söylediğimiz gibi; siz aslında yapılmış bir yolculuğu tekrarlamaktasınız.

    Birlik hep buradaydı. Zihnin büyük uyanış için belirlediği zaman, hakikatte olan durağan hal ile alakasızdır. Çünkü o zaten burada, hep buradaydı ve hep burada olacak. Biz sadece zamanın başından beri üstlenmemiz gereken rolü üstleniyoruz. Ve senaryoyu, Yaratıcısının Adına ve Evladının Adına Yazanın istediği şekilde uyguluyoruz.

    Dünyadaki hiç kimsenin anlamasının mümkün olmadığı şeyi anlatmaya çalışmanın bir anlamı yoktur. Birlik bilincini deneyimlediğinizde anlayacaksınız ve bileceksiniz. Şimdi bizim yapmamız gereken işler var. Çünkü zamanın içindekiler, kendilerinin ötesindeki şeyler hakkında konuşabilirler ve zaten olacak olanın olmuş ve geçmişte kalmış olduğunu söyleyebilirler. Fakat hala daha saatleri sayanlar, uyuyanlar, uyananlar, işe gidenler ve sonra yeniden uyuyanlar için kelimeler ne anlam ifade edebilir?

    O zaman, bu kadar yeter! Rolünüzü gerçekleştirmek için yapmanız gerekenler var. Siz rolünüzü gerçekleştirene kadar, senaryonun sonunu öğrenmemelisiniz. Bu önemsizdir çünkü zaten senaryonun kalanı sizin rolünüze bağlıdır. Verilen rolü üstlenmeyi kabul ettiğinizde kurtuluş biraz daha yakınlaşır ve Tanrı ile uyumlu atmayan her kalbe biraz daha netlik gelir. Kurtuluş süresince geçerli olan ana tema bağışlamaktır. Bağışlamak, kurtuluşun farklı unsurlarını bir araya getirir, anlamlı ilişkiler oluşturur ve sonucunu netleştirir.

    Şimdi asalet istiyoruz. Bu kurtulmuş olmanın son hediyesidir. Asaletin sunduğu deneyim de zamanla birlikte sona erecektir. Çünkü asalet Cennetin habercisidir fakat zaman düşüncesinin yerini almaz. Zaman yeterlidir. Mucizeleri deneyimleyeceğiniz yer burasıdır. Yüzünüzde ışığı görecek olanlara asalet deneyimi aracılığıyla vereceğiniz mucizeler, kutsal anlar olarak size geri gelecektir.

    Mucize Bilincinin yüzü zamansızlık anına gitmiş ve anda deneyimlediği birlik halinden net yansımalar getirerek dünyayı kutsamaya tekrar gelmiş kişinin yüzü değil de nedir? Bir tarafınız dışarıya bakıp, bilmeyen, uyanmamış ve hakikatin tanığı olarak size ihtiyaç duyarken, siz nasıl sonsuza kadar ve tamamen ona kavuşmuş olabilirsiniz?

    O ana gitmiş olduğunuz için memnun olduğunuz kadar, döndüğünüz için de şükran duyun ve asaletin size sunacağı hediyeleri alın. Bu hediyeleri alıp, döndüğünüz kendinize getirin. Uyanış çok uzakta değildir. Gerçekleşeceği garantilenmiştir. Biz asaleti istiyoruz ve onun getireceği deneyimi talep ediyoruz. İstenmesi mümkün olmayanı isteyemeyiz. Asaletin verebileceğinin ötesine bakmayız. Çünkü ancak asaletin bize verebileceklerini, biz de dünyaya verebiliriz.

    Bugünkü dersimizin hedefi, bu duanın ötesine geçmez. Fakat dünyada bizim O'ndan şu an istediğimizden fazla istenebilecek bir şey olabilir mi? Çünkü O bize asaleti verirken, biz de O'na veririz.

    "Asaletle yaşarım. Asaletle özgürleşirim. Asaleti paylaşırım. Asaletle özgürleştiririm."

    17 min
  • DERS 168

    "Asaletin bana verilmiştir. Onu şimdi alıyorum."

    Tanrı bize konuşmaktadır. Biz Ona konuşmayalım mı? O uzakta değildir. O bizden saklanmaya çalışmıyor. Biz Ondan saklanmaya çalışıyoruz. Kendimizi kandırıp bunun yüzünden acı çeken biziz. O ulaşılabilirliğini bütünüyle sürdürmektedir. O, Evladını sever. Bundan daha kesin olan hiçbir şey yoktur. Zaten bu yeterlidir. O, Evladını sonsuza kadar sevmeye devam edecektir. Evladının zihni uykudayken, Evladını sevmeye devam eder. Evladının zihni uyandığında, O, Evladını hiç değişmeyen sevgisi ile sevmeye devam edecektir.

    Eğer siz Onun Sevgisini anlasaydınız, umut ve umutsuzluk imkânsız hale gelecekti. Çünkü umuda gerek kalmayacaktı ve umutsuzluk da mümkün olmayacaktı. Onun bağışlayıcılığı, tüm umutsuz düşüncelere cevaptır çünkü Onun Sevgisini hatırlatır. O, kendisini tanımanız için gereken araçları sevgiyle size sunar. Kabul ettiğiniz anda, Onun asaleti, sizin olur. Uyuyan zihin, uykusunu bitirmek için gereken aracı isterse, Onun hatırası zihinde canlanır ve araç ona verilir.

    Bugün, Tanrı'dan kalplerimizde sakladığı hediyeyi bize sunmasını istiyoruz. Bu hediye, Tanrı'yı bize yaklaştıran, bizi yükselten ve kurtuluş için son adımı atan hediyedir. Bu adımı da diğer adımlar gibi Onun Sesinin öğretmenliğinde öğreneceğiz. Fakat bu kez, sonunda direkt Kendisi gelecek ve bizi Kollarına alıp, uykudayken oluşan örümcek ağlarından kurtaracak. Onun asalet hediyesi, bir cevaptan ötedir. O, uyuyan zihnin unuttuğu tüm hatıraları canlandırır. Sevginin anlamını kesinlikle hatırlatır.

    Tanrı, Evladını sever. Ondan bu dünyanın gözlerimizden kaybolması için gereken araçları isteyin. Önce vizyon gelecektir ve bir an sonra bilgeliği elde edeceksiniz. Asalet içerisinde, dünyayı sevgi ile kaplayan ışığı göreceksiniz ve korkunun tüm yüzlerden silindiğini izlerken, kalpler yükselecek. Işığı kabul edip sevgilerini sunacaklar. Cenneti bir an daha ertelemek için geçerli sebebiniz var mı? Bağışlamanız her şeyi kapsarken, yapılmamış hangi işiniz olabilir?

    Bugün, yeni ve kutsal bir gündür çünkü bize verilmiş olanı alma günümüzdür. İnancımız hediyeleri bize Sunanadır, bizim kabul edişimize değil. Hatalarımızı kabul etsek de O hata görmez ve yanlışı tanımaz. Hataları bir kenara bırakmamız için gerekli araçları bize vermiştir. Şükran ve sevgi içinde Ona yükselelim.

    Biz Ona doğru giderken O da bizimle buluşmak için bize doğru gelecektir. Çünkü almamız için hazırladığı şeyi bize verecek ve biz de alacağız. O böyle istiyor çünkü Evladını seviyor. Bugün Ona dua edeceğiz. Bize verdiği sözleri Onun Sesi ve Sevgisi aracılığıyla Ona göndereceğiz.

    "Asaletin bana verilmiştir. Onu şimdi alıyorum. Tanrım Sana geliyorum.
    Sen de, Sana gelmek isteyen bana gel. Ben sevdiğin Evladınım."

    8 min
  • DERS 167

    "Tek bir yaşam vardır, o da Tanrı ile paylaştığımdır."

    Yaşamın farklı türleri yoktur çünkü yaşam da hakikate benzer. Farklı dereceleri yoktur. Yaşam, Tanrı'nın tüm yaratımlarının paylaştığı tek durumdur. Tanrı'nın Düşünceleri gibi yaşamın da zıddı yoktur. Ölüm gerçek değildir; çünkü Tanrı'nın yaratımları Onun Yaşamını paylaşmaktadırlar. Ölüm yoktur; çünkü Tanrı'nın tersi olamaz. Ölüm yoktur; çünkü Tanrı, yaratımı ile birdir.

    Algıladığınız bu dünyada yaşamın tersi olan bir hal varmış gibi görünür. Siz ona ölüm diyorsunuz. Fakat öğrendik ki ölüm farklı şekiller almaktadır. Mükemmel mutluluk içermeyen tüm duyguların altında yatan düşünce ölümdür. Bu, mükemmel neşe barındırmayan her şeye karşı çalıştırdığınız bir alarm sistemidir. Tüm kederler, kayıplar, endişeler, acı ve ıstırap, hatta küçük bir yorgunluk, tükenme hali, en ufak bir rahatsızlık duygusu bile ölümün kabul edilmesi ve yaşamın inkâr edilmesidir.

    Ölümün beden ile ilgili olduğunu düşünüyorsunuz. Fakat ölüm bir düşüncedir. Fiziksel olarak görünen dünyayla hiçbir ilgisi yoktur. Düşünce zihinde olur. Onları zihin yönetir ve sonra dışarıya uygular. Düşüncenin değiştirilmesi isteniyorsa zihnin değiştirilmesi gerekir. Düşünceler kaynaklarını terk etmezler. Bu düşünce, merkezi bir düşüncedir ve bu kurs boyunca tekrar edilmektedir. Bunun sebebi, sizin kendiniz hakkındaki düşüncelerinizin ve kendinizi tanımlayışınızın değiştirilmesi gerektiği içindir. Bu sayede iyileşeceksiniz çünkü iyileşmenin kaynağı budur. Ölmenizin mümkün olmamasının sebebi budur. Bu düşüncenin ifade ettiği hakikat, sizi Tanrı ile bir olarak tanımlar.

    Ölüm, Yaratıcınızdan ayrı olduğunuz düşüncesidir. Durumların değiştiğini, duyguların çeşitli şekillerde olabileceğini ve kontrolünüzde olmayan, sizin yaratmadığınız sebeplerin sonuçlarının olduğu inancını vurgular. Sizin, isteseniz de bir şeyi değiştiremeyeceğinizi ifade eder. Bu; düşüncelerin kaynaklarından ayrılabileceklerine, kaynaklarına ait olmayan özellikler barındırabileceklerine, kaynaklarından farklı bir yapıya gelebileceklerine, kendi özlerinden zaman, mekân ve şekil olarak ayrı ve kopmuş olabileceklerine dair sabitleşmiş bir inançtan başka bir şey değildir.

    Yaşam, ölümü getiremez. Düşünceler her zaman kaynakları ile bağlı kalır. Genişleyip kaynaklarının büyüklüğü kadar büyüyebilirler. Bunu yaptıklarında kendilerini aşarlar ve olduklarının ötesine geçerler. Fakat kendilerinden farklı bir şey üretmezler. Onların yapı taşı neyse üretecekleri şeylerin yapı taşı da aynı olmalıdır. Nasıl doğdularsa aynı şekilde doğururlar. Nereden geldilerse oraya dönerler.

    Zihin uyuduğunu düşünebilir fakat bundan daha ileri gidemez. Uyanık oluşunu değiştiremez. Zihin bir beden yaratamayacağı gibi bir bedenin içinde de yaşayamaz. Zihne yabancı olan şeyler, gerçekte yokturlar çünkü kaynakları gerçek değildir. Bunun sebebi, var olan her şeyi zihnin yaratmış olduğudur. Kendi yarattığı şeylere, kendinde olmayan özellikler yükleyemeyeceği kesindir. Kendi halinin derinliğinde deneyimlediği sonsuz var oluşu da değiştiremez. Bu yüzden hakiki bir fiziksel gerçeklik yaratamaz. Ölümlü gibi görünen her şey, zihnin uykuda olduğunun göstergesidir.

    Yaşamın zıddı ancak başka bir yaşam biçimi olabilir. Bu şekilde varlığını sürdürürken de yaratıcısı gibi olmalıdır çünkü hakikatte zıddı değildir. Sürekli şekil değiştirir ve olmadığı bir şey gibi görünür. Fakat uyusa da uyanık olsa da zihin, zihindir. Yaratılan hiçbir şeye ters düşmez. Uyuduğunu düşünürken yarattığı hiçbir şey yaratımın bütününü değiştirmez.

    Tanrı sadece uyanık bir zihin yaratabilir. Çünkü O uyumaz. Onun vermediği hiçbir şeyi yaratımları paylaşamayacağı gibi, Onun yaratmadığı koşulları da onlar yaratamazlar. Ölüm düşünceleri, yaşam düşüncelerinin tersi değildir. Tanrı'nın Düşüncelerinin karşıtı olamaz. Tanrı'nın Düşünceleri her yerde, sonsuza kadar güçleri hiç eksilmeden ve zıtlıklar tarafından tehdit edilmeden oldukları gibi kalırlar.

    Yaşamın tersi gibi görünen şey sadece uykudur. Zihin, olmadığı şey olmayı seçtiği zaman, elinde olmayan yabancı bir güce sahip olduğunu düşündüğünde, Kaynağında olmayan bir durumu deneyimlediğini düşündüğünde, bir süreliğine bir uykuya dalar. Zamanı düşler. Bu düş aralığında hiç olmayanın olduğunu ve değişimin maddeleştiğini görür; tüm olaylar boşluktadır. Zihin uyandığında, uyumadan önce olduğu şey olmaya devam eder.

    Bugün, hakikatin çocukları olalım ve mirasımızı reddetmeyelim. Yaşamımız bizim hayal ettiğimiz gibi değildir. Gözlerinizi kapatmak, yaşamın bütününü değiştirebilir mi? Rüyasında, olmadığı kişi olduğunu gördüğü için kim gerçekten kendini değiştirir? Bugün, ölümün hiçbir şeklini talep etmeyeceğiz. Tanrı'nın sonsuz Düşüncesinin var olduğu anda yaşamı deneyimlerken, hayali zıtlıkların zihnimizi bölmesine izin vermeyeceğiz.

    Bugün, Onun kutsal evi olan zihnimizi, Onun yarattığı ve sonsuza kadar koruduğu şekli ile tutmaya kararlı olacağız. Bugün, düşüncelerimizi O yönlendirecek. Ve Onun Düşünceleri içerisinde, karşıtı olmayan sadece tek bir yaşamın var olduğunu anlayacağız. Onunla ve yaratımın bütünüyle paylaştığımız Tek yaşam budur. O, yaşamın birliğini yaratmıştır ve Onun Düşünceleri içerisinde bölünme olamaz. Yaşamın kaynağı, ölüm düşüncesini yaratmış olamaz.

    Tek yaşamımızı Onunla paylaşacağız çünkü Tek Kaynağımız vardır. Mükemmellik bize Ondan gelir ve yaratıldığımız şekilde mükemmel ve bütün olan tek bir zihin olarak kalırız. Hep mükemmel ve tamdık, şimdi ve sonsuza kadar da öyle olacağız. Uyuyan zihin, uyanmalıdır. Yaşamın Yaratıcısının mükemmelliğinin kendi mükemmelliğini yansıttığını anlamalı ve Onunla bir olmalıdır. Artık gördüğü sadece bir yansıma değildir. Yansıtılan şey olacaktır ve yansımayı mümkün kılan ışık olacaktır. Şimdi vizyona bile gerek yoktur. Çünkü uyanık zihin; Kendi Kimliğinin, hakiki Kaynağının ve Kutsallığının farkında olandır.

    15 min
  • DERS 166

    "Tanrı'nın hediyeleri bana verildi."

    Size her şey verilmiştir. Tanrı'nın size güveni sonsuzdur. O, Evladını bilir. Kimseyi dışta bırakmaz ve herkese eşit olarak verir. Sizin mutluluğunuza katkı sağlayacak hiçbir şeyi size sunmakta başarısız olamaz. Fakat sizin niyetiniz Onun Niyetine ters düştüğü sürece, O verse de siz alamazsınız. Onun Niyeti dışında bir niyet olabileceğini düşünmeniz çok ilginçtir.

    Bu düşünce dünyanın nasıl yaratıldığı paradoksunu açıklamaktadır. Bu dünya, Tanrı'nın Niyetine uygun değildir ve bu yüzden gerçek değildir. Bu dünyanın gerçek olduğunu düşünenler, Tanrı'nın Niyeti dışında bir niyetin olabileceğine ve Onun Niyetinin etkilerinin tersini yaratabileceklerine inanmaktadırlar. Dünyaya bakıp, dünyayı; hakiki, somut, güvenilir ve değişmez bir gerçeklik olarak gören kişi, imkânsız olsa da iki yaratıcının olabileceğine inanır. Tek yaratıcıya inanırsa o yaratıcı sanki kendiymiş gibi olur. O kişinin Tanrı'nın tek ve bir olan yaratımına inanması mümkün değildir.

    Tanrı'nın hediyeleri, böylesi garip inançları olanlara kabul edilemez görünür. Tanrı'nın hediyeleri ona açıkça gösterilmesine, çağrıyı duyup acilen bu yöne dönmeleri gerektiğini bilmelerine rağmen; Tanrı'nın hediyelerini almak onlara sanki kendilerine ihanet etmek gibi görünür. Tanrı'nın hediyelerinin varlığını inkâr ederek hakikatle çelişirler. Böylece kendi yarattıkları dünyanın korunması ve devam etmesi için acı çekmeye razı olurlar.

    Bu kişinin bildiği tek ev burasıdır. Güvende olduğunu düşündüğü yer burasıdır. Eğer yarattığı dünyayı bırakırsa dışlanacağını, evsiz kalacağını ve korkudan öleceğini zanneder. Aslında kendi yarattığı dünyada bir kaçak olduğunun farkında değildir. Asıl burada evden uzaktadır, korku içerisindedir ve asıl burada sürgündedir. O kadar uzun zamandır kayıptır ki geldiği yeri, gideceği yeri ve gerçekten kim olduğunu unutmuştur. Gerçekte kim olduğunu unutmakla kalmayıp, unuttuğunu da unutmuştur.

    Yalnızlığı içerisinde anlamsız arayışları devam ederken Tanrı'nın hediyeleri onunla birliktedir fakat hiçbirinin farkında değildir. Unutsa da, bulamıyor gibi görünse de onları kaybetmemiştir. Fakat ona verilmiş olana bakmayacağı için arayışına devam edecek ve çevresinde gördüklerinin anlamsızlığının farkında olacaktır. Hiçliğe, boşluğa doğru gittiğini düşünecek ve sahip olduğunu düşündüğü az miktardaki hediyeler de gittikçe azalacaktır. Dünyadaki her şeyin, onun yanında anlamsız ve değersiz kaldığı mükemmel hazine onunla birlikte olmasına rağmen; o sefalet ve bunalım içerisinde arayışına devam edecektir. Tanrı onun yanında olsa da o yalnız başına olduğunu düşünmeye devam edecektir.

    O, yıpranmış, üzgün bir kişiliği oynamaktadır. Bozulmaya uğramış, eskimiş elbiseler içinde ve yürüdüğü taşlı yoldan ötürü ayakları kanlar içinde kalmış gibi görünmektedir. Kimse onunla bir olmak istemez çünkü buraya gelen herkes onun izlediği yolu izlemiştir ve onun gibi onlar da yenilgiye uğramış ve umutsuz hissetmektedirler. Aslında seçtiği yolu yürümektedir ve durumu o kadar da trajik değildir. Sadece ona hazinelerini açan, özgürlüğünü veren ve onunla birlikte yolu yürüyen Tanrı'yı fark etmesi yeterlidir.

    Bu, gerçek benliğinizin yerini tutan sizin seçtiğiniz benliktir. Bu benliğin sizin kendi benliğiniz olmadığına yönelik tüm kanıtlara rağmen ölesiye onu savunmaya ve onun gerçek benliğiniz olduğunu ispatlamaya çalıştınız. Hiçbir kanıta, mantıklı açıklamaya ve hakikatin sesine aldırış etmiyorsunuz. Kendi çizdiğiniz yolda, gözleriniz yere bakar şekilde yürümeye devam ederken; hakikatten küçük bir bakış yakalamayı, kendinize söylediğiniz tüm yalanlardan kurtulmayı ve özgürleşmeyi umuyorsunuz.

    Korku içinde boyun eğmektesiniz. Belki Mucize Bilinci gelir omuzunuza dokunur ve sizi hediyelerinize yönlendirir diye gittikçe kendinizi küçültmeye çalışıyorsunuz. Siz kendinizi sürgüne göndermişken sizin olan krallığı nasıl kazanmayı bekliyorsunuz? Onun gözünden baktığınızda, kendinizi algılayış şeklinize kahkahalarla gülmeniz gerekir. Kendine acıma anlamsızlaşır. Tanrı'nın sadece neşe deneyimlemesini istediği, trajedi yaşayabilir mi?

    Eski korkularınızla yüzleşmektesiniz. Sonunda adaleti görüyorsunuz. Mucize Bilincinin eli omzunuzdadır. Artık yalnız olmadığınızı hissediyorsunuz. Artık bu yarattığınız sefil benliğin sizin gerçek benliğiniz olmadığını düşünüyorsunuz. Tanrı'nın Sözünün sizinkinden daha hakiki olduğunun farkındasınız. Onun hediyelerinin sizin olduğunu; Onun, Evladını derin bir acı içinde kaybolmaya terk etmek ve sizi hakiki Benliğinizden uzaklaştırmak gibi bir planı olmadığını, bunun sizin planınız olduğunu fark etmeye başladınız.

    Tanrı'nın Niyeti karşı çıkmaz. O sadece öyledir. Hakiki Benliğinizi kaybettiğiniz zaman Tanrı'yı hapsetmiş olmazsınız. O, Kendi planına ters olan hiçbir şeyi tanımaz. Sizin, Onun anlayamadığı bir ihtiyacınız var ama yine de O buna bir cevap verdi. Olan sadece budur. Onun cevabını aldınız ve bundan başka bir şeye ihtiyacınız da yoktur.

    Şimdi yaşamaya başlıyoruz çünkü ölemeyeceğimizi biliyoruz. Ölüm isteğine cevap verilmiştir. Ölümü gören bakışın yerine gerçek vizyon size verilmiştir. Bu vizyonla baktığınızda olduğunuzu iddia ettiğiniz kişi olmadığınızı görüyorsunuz. Sizinle yürüyen ve tüm korkularınızı ve endişelerinizi cevaplayan Biri var. Size hep şunu söylüyor; "O öyle değil." Sefalet ve bunalımın üzerinize çöktüğünü düşündüğünüz her anda, O, hediyeleri görmeniz için sizi yönlendiriyor. Kendinizi yalnız ve korkmuş hissettiğinizde, O size Kendi Dostluğu hakkında konuşuyor ve yanınızda olduğunu söylüyor.

    O size unuttuğunuz bir şeyi hatırlatıyor. Size dokunuşu, sizi Kendisi gibi yaptı ve bu yüzden, aldığınız hediyeler sadece sizin için değildir. Size getirdiklerini almak için sizin de vermeyi öğrenmeniz gerekir. Onun size verdiği hediyelerin öğreteceği ders budur. O, Tanrı'dan saklanmak için yarattığınız yalnızlıktan sizi kurtarmak için gelmiştir. Bu yüzden size Tanrı'nın verdiği tüm hediyeleri hatırlatıyor. Bu hediyeleri kabul ettiğinizde ve onların sizin olduklarını ilan ettiğinizde, gerçek niyetinizin ne olduğunu size hatırlatır.

    Hediyeler, güvenle size emanet edildi. Onları taşımanız ve kaçtığınız yalnızlık yolunu seçen diğerlerine o hediyeleri vermeniz için size verildiler. Yalnızlık yolunu seçenler, sadece kendi isteklerinin peşinden koşmakta olduklarının farkında değildirler. Siz şimdi onlara başka bir yol olduğunu ve Bütünlüğün gözünden bakarak, yalnızlığın olmadığını öğretiyorsunuz. Mucize Bilincinin dokunuşu ile gelen neşeyi onlara öğretiyorsunuz. Tanrı'nın hediyelerini fark etmelerini sağlıyorsunuz. Kederlerin yolunuzu keserek size duyulan güveni sarsmasına izin vermeyin.

    Sizin umutsuz iç çekişiniz, özgürlüğü sizin elinizde olanların umutlarını ellerinden alır. Sizin gözyaşlarınız onların gözyaşlarıdır. Eğer siz hasta olursanız kimse iyileşemez. Sizin korkularınız, onlara korkmakta haklı olduklarını gösterir. Sizin eliniz Mucize Bilincinin dokunuşu olur. Sizin zihninizdeki dönüşüm, Tanrı'nın hediyelerini kabul edenlerin acı çekemeyeceğini ortaya koyar. Dünyanın acıdan kurtulması için size güveniliyor.

    Bu güveni boşa çıkarmayın. Mucize Bilincinin insanlığa sunabileceklerinin yaşayan örneği haline gelin. Tanrı, tüm hediyelerini size verdi. Onun hediyelerini kabul eden zihnin nasıl dönüşeceğini, mutlu zihin yapınızla kanıtlayın. Şimdi göreviniz budur; çünkü Tanrı, verdiği hediyeleri kabul edenlerin, aldıklarını vermeleri için onlara güvenir. O sizinle neşesini paylaştı. Şimdi siz de dünyayla paylaşmalısınız.

    19 min
  • DERS 165

    "Zihnimin, Tanrı'nın Düşüncesini inkâr etmesine izin vermeyeceğim."

    Bu dünyayı size her yönüyle gerçekmiş gibi gösteren şey, dünyanın ötesinde yatan hakikati inkâr edişinizden başka ne olabilir? Tanrı'nın sizin için istediği mükemmel mutluluk ve sonsuz yaşamı engelleyen şey, sizin ölüm ve sefalet içeren düşüncelerinizden başka ne olabilir? Saklanması mümkün olmayanı saklayan şey, illüzyondan başka ne olabilir? Zaten sizin olandan sizi mahrum bırakan şey, onu görmemeyi seçişinizden ve varlığını inkâr edişinizden başka ne olabilir?

    Sizi, Tanrı'nın Düşüncesi yarattı ve hiçbir zaman bırakmadı. Ondan bir an olsun ayrı olmadınız. O zaten sizindi ve hep sizin olacak. Siz Onunla yaşarsınız. O sizin yaşam kaynağınızdır. Her şey sizinle birdir çünkü O sizi bırakmadı. Tanrı'nın Düşüncesi sizi korur, sizinle ilgilenir, yattığınız yerin yumuşak, yolunuzun açık olmasını sağlar; zihninizi mutluluk ve sevgi ile aydınlatır. Sonsuzluk ve sonsuz yaşam zihninize yansır çünkü Tanrı'nın Düşüncesi sizi bırakmadı ve her zaman içinizdedir.

    Huzurunun, neşesinin, iyileşmesinin, zihin sağlığının, rahatlamasının, dinlenmesinin, sakince uyanışının nerede olduğunu bilen kişi gidip onları almaz mıydı? Onların nerede olduğunu bilse hemen almak için kendini hazırlamaz mıydı? Onlara kıyasla diğer her şeyin ne kadar değersiz olduğunu görmez miydi? Ve sonuçta onları bulmuş olan kişi, onları elinde tutmaya ve onlarla kalmaya istekli olmaz mıydı?

    Cenneti inkâr etmeyi bırakın. Ona ulaşmak için gerçekten istemeniz yeterlidir. Cennetin zihninize gelişinin ne kadar büyük bir hediye olduğunu ve zihninizi nasıl değiştireceğini tahmin edemezsiniz. Sadece bunu isteyin ve o zaman bunu alacaksınız. Ancak aldığınız zaman gerçekten inanacaksınız. Bu sizin isteğiniz olmadığı sürece kararsızlık ve emin olmama hali devam edecek. Yine de Tanrı adildir. Ne istediğinizden emin olmayabilirsiniz ama bir şeyi almak için onu sizin istemeniz gerekir.

    Sadece tutku ile isteyin. İstediğiniz şeyin tek isteğiniz olduğundan emin olmanız gerekmiyor. Ama aldığınız zaman göreceksiniz ki aldığınız şey hep istediğiniz ve aradığınız hazinedir. Böyle bir hazineyi ne ile değiştirebilirsiniz ki? Ne böyle bir hediyenin zihninizden kayıp gitmesine izin vermenize neden olabilir? Bu görüşü kazanmış olmanız, körlüğünüzü bırakıp Mucize Bilinci vizyonunu kabul ettiğinizi kanıtlar. Zihniniz inkârı tamamen bırakmıştır ve Tanrı'nın Düşüncesini mirası olarak kabul etmiştir.

    Şimdi, şüphe tamamen geçmişte kalmıştır. Yolculuğun sonu kesindir ve kurtuluş size verilmiştir. Mucize Bilincinin gücü zihninize yerleşmiştir. İyileştikçe, iyileştirebileceğiniz bir güç artık sizindir. Bir süreliğine dünyayı kurtaranlar arasındasınız. Kaderiniz buradadır, başka bir yerde değil. Tanrı, Evladına istediklerini vermeden, acı içinde bırakabilir mi? Bolluk onun doğasıdır. Yoksunluk, onu Evinden ve Tanrı'nın besleyici Sevgisinden mahrum edemez.

    Bugün, umutla uygulamalarınızı yapın çünkü umutlarınız bu kez haklı sebeplere dayanıyor. Şüpheleriniz anlamsızdır çünkü Tanrı şüphe barındırmaz. Tanrı'nın Düşüncesi asla eksik olamaz. Ona ev sahipliği yapan sizler de aynı netlikte olmalısınız. Bu kurs, Onunla aranıza giren Ona dair tüm şüphelerinizi ortadan kaldırmak üzere tasarlanmıştır.

    Bugün, tüm şüphelerimizin kalkması ve emin olma halinin gelmesi için Tanrı'ya güveniyoruz, kendi benliğimize değil. Ve Onun İsmi ile uygulamalarımızı yaparken Onun uygulamalarımızı yönlendirmesine izin verelim. Onun kendinden emin oluşu, tüm şüphelerin ötesindedir. Onun Sevgisi, tüm korkularımızı aşar. Onun Düşüncesi, tüm rüyaların ötesindedir. Onun Niyeti ve Onun Düşüncesi bizim zihnimizdedir.

    10 min
  • DERS 164

    "Şimdi Kaynağımızla Biriz."

    Hakikatin kabul edilmesi için en iyi zaman 'şimdi' dışında ne zaman olabilir? Var olan tek zaman şimdidir. Bu yüzden şimdi, zaten hep orada olan ama bizim gözlerimizin görmediği, sadece Mucize Bilinci gözüyle algılanan gerçekliğe bakalım. Mucize Bilinci vizyonu zamanı aşar ve sonsuzluğu görür. Sürekli meşgul olan dünyanın barındırdığı anlamsız sesleri duyar ama sesler çok kısık gelir çünkü O, Cennetin müziğini duymaktadır. Burada, Tanrı'nın Sesi daha nettir, anlamlıdır ve daha yakından gelmektedir.

    Onun gözünden bakınca dünya kolayca algıdan silinir. Sesleri gittikçe kısılır. Dünyanın uzağından gelen melodi gittikçe daha ayırt edilebilir hale gelir. Bu eski bir çağrıya verilen eski bir cevabın yankısıdır. Gördüğünüzde ve duyduğunuzda ikisini de tanıyacaksınız; çünkü onlar Tanrı'nın size yaptığı Çağrıya verdiğiniz cevabın yansımasıdır. Mucize Bilincinin sesi sizinki ile birleşip özgürlüğü sizin adınıza kabul eder ve cevabınızı iletmek için size memnuniyetle yardımcı olur.

    Bugün yapacağınız uygulamalar kutsaldır. Çünkü Mucize Bilincinin görüşü ve işitmesi size verilecektir. Tanrı'nın Çağrısını duyup cevaplayacaksınız. Dünyanın ötesinde Onunla geçireceğiniz zaman, sessizlik içinde olacaktır. Günah ve hata gibi gördüğünüz her şeyi bir anda kolayca unutacaksınız. Kederleriniz bir anda unutulacaklar. Bugün yas tutma bitmiştir çünkü bugün Onun hediyelerini kabul etmiş olanlar, Onun Sesini ve Vizyonunu, dünyayı görüp duyduklarından daha yakın bir şekilde görecekler ve duyacaklar.

    Dünyanın hiçbir şekilde bölemeyeceği bir sessizlik vardır. Kaybolduğunu düşündüğünüz ama kalbinizin derinliklerinde taşıdığınız ve asla kaybolamayacak olan bir huzur vardır. İçinizde kutsallığın barındığı ve günah düşüncesinin dokunamayacağı bir his var. Bugün bunları hatırlayacaksınız. Bugün, uygulama yapmakta kararlı olmanızın o kadar büyük hediyeleri vardır ki, gördüğünüz ve duyduğunuz her şeyden farklıdırlar. Gördüğünüzde ve hissettiğinizde anlayacaksınız; hazineniz buradadır ve burada dinlenebilirsiniz.

    Bugün, boş hayaller gözlerinizin önündeki bir perdenin kalkması gibi kalkacaklar ve arkalarında saklanan ortaya çıkacak. Şimdi gerçekten orada olan görünür olacak ve onu saklayan tüm gölgeler kaybolacak. Şimdi denge çubuğu düzleşecek ve yargının terazisi, hakikaten yargılayabilen Ona verilecek. Onun bakışı ile yargılandığında tamamen saf ve günahsız bir dünya gözlerinizin önüne serilecek. Şimdi siz onu, Mucize Bilinci gözlerinden görmektesiniz. Artık geçiş sürecinin nasıl olduğunu net bir şekilde anladınız.

    Kardeşlerim, bugün dünya için kutsal bir gündür. Sizin vizyonunuz size, dünyadaki her şeyin çok ötesinden verilmiştir. Gördüğünüz her şeye bu vizyonun ışığında bakın. Bu şekilde gördüğünüz her şey, dünyanın iyileşmesi ve özgürleşmesi haline gelecektir. Değerli olanı ve değersiz olanı, oldukları gibi algılayacaksınız. Sevginize değer olan, sevginizi alacaktır ve korkacak hiçbir şey kalmayacaktır.

    Bugün, yargılamayacağız. Bugün alacaklarımız, dünyayı aşan bir düşünce yargısının bize verdikleridir. Bugün yapacağımız uygulamalar, körlükten ve sefaletten kurtulmamızı kutlayışımızı ifade eder. Gördüğümüz her şey neşemizi artırır çünkü gördüğümüz kutsallık bizim kutsallığımızı yansıtır. Mucize Bilinci gözünden bakarak, bağışlanmış olarak tüm dünyayı kendi bağışlanmamız aracılığıyla bağışlayacağız. Bizi Özgür Kılanın bize tuttuğu ışığı yansıtarak dünyayı özgürleştiriyoruz. Ondan aldığımız ve artık bizim olan bağışlayıcı vizyonun özgürlüğünü dünyaya sunuyoruz.

    İstediğinizi düşündüğünüz her şeyin zihninizden uzaklaşmasına izin vererek bugünkü uygulamanıza başlayın. Küçük ve boş hazinelerinizi bir kenara kaldırın. Zihninizde Mucize Bilinci kutsal vizyonunun girebileceği ve size özgürlüğün hazinesini sunabileceği boş bir alan açın. Dünyayı kurtarabilmesi için zihninizin en kutsal haline ihtiyacı vardır. Dünyanın asla karşılanamayan ve ulaşılamayan hedeflerinin yerine, Mucize Bilinci vizyonuna ulaşmak daha değerli bir amaç olmaz mıydı?

    Kabulünüz ve rızanızın getireceği hediyeleri almadan, bugünün kayıp gitmesine izin vermeyin. Ancak onları kabul ederseniz dünyayı değiştirebiliriz. Kabul edişinizin dünyaya kattığı büyük değerin farkında değilsiniz. Fakat dünyadaki tüm acıların gitmesi ve neşenin gelmesini istiyorsunuz ve bunu sağlayabilirsiniz. Siz iyi çalışırsanız hediyeler sizindir. Tanrı sizi hayal kırıklığına uğratabilir mi? Onun Sözü başarısız olabilir mi? O, Evladına kurtuluşun tamamını sunarken siz azla yetinebilir misiniz?

    12 min
  • DERS 163

    "Ölüm diye bir şey yoktur. Tanrı'nın Evladı özgürdür."

    Ölüm farklı şekillere bürünen ve çoğunlukla farkında olmadığınız bir düşüncedir. Üzüntü, korku, endişe, şüphe, inançsızlık, güven eksikliği, bedensel arzular gibi, olduğunuzdan farklı olma isteğinizi ifade eden çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Bunları içeren tüm düşünceler, ölümü, sizi özgürleştirecek bir kurtarıcı olarak görmenize ve ona ibadet etmenize sebep olur.

    Korkunun bedenlenmiş hali, günahın yuvası, suçluların tanrısı, illüzyonların ve kendini kandırmanın efendisi ölüm düşüncesinin önemli görünmesine neden olur. Çünkü o, yaşayan her şeyi ölmekte olan ellerinde tutuyor, tüm umutları ve dilekleri kırık dökük algısıyla algılıyor ve tüm hedefleri kör gözleri ile görüyor gibidir. Yardıma muhtaç, zayıf ve hasta olanlar onun görüntüsü önünde diz çökerken ölümün gerçek ve kaçınılmaz olduğunu ve sadece ona güvenebileceklerini düşünürler. Çünkü ölümün gelişi tek emin oldukları şeydir.

    Onlara ölüm dışındaki hiçbir şey kesin değilmiş gibi görünür. Bir şeyi kazanmak ne kadar zor olursa olsun onu kaybetmek kolaydır. Her şey bir anda ellerinden alınabilir ve kalıcı bir kazanç mümkün değildir. Hiçbir zaman hiçbir sonuçtan emin olamazlar. Umutlanırlar ve sonra umutlarını tekrar bırakırlar. Rüyalarının ve ilhamlarının yerini küller ve topraklar alacaktır. Ama yine de ölüme güvenmektedirler. Çünkü zamanı geldiğinde onun geleceği kesindir. Ölüm, yaşamı esir almak konusunda hiç başarısız olmamış gibi görünür.

    Böyle bir "ilah" olur mu? Buna boyun eğmeyi neden isteyesiniz? Bu düşünce, Tanrı'nın gücü ve kudretini tozdan yapılmış put gibi gösterir ve Tanrı'ya tamamen zıt olan ne varsa yaratımın efendisi haline getirir. Ölüm size Tanrı'nın Yaratımından, sevginin sonsuzluğundan, mükemmel sükûnetten ve Cennetin tamamından daha güçlü görünür. Tanrı'nın ve Evladının Niyeti sonunda yenilgiye uğratılmıştır. Tanrı'nın Niyeti, Tanrı'nın Kutsal Evladının bedenini koymak için ölüm tarafından kazılmış mezarda gömülü beklemektedir.

    Buna inanan, kötülük tarafından yenilgiye uğrar ve ölümün kendisi için tanımladığı kimliği kabul eder. Onun mezar yazısını ölüm yazar ve tekrar toprağa dönüştüğü için onu tanımlayacak bir isim yoktur. Mezarında yazan aslında sadece şudur: "Burada Tanrı'nın öldüğünün kanıtı yatmaktadır." Her defasında bu tekrarlanır. Diğer ölüme tapanlar da bunu kabul eder ve diz çöküp alınlarını yere değdirerek bunun böyle olduğunu korkuyla fısıldarlar.

    Ölüme ve ölümün bazı şekillerine inanıp diğerlerine inanmamak ve etkilerinden kaçınmak imkânsızdır. Ölüm bütünseldir. Ya her şey ölür ya her şey yaşamı ifade eder ve ölemez. İstisna mümkün değildir. Eğer akıl sağlığımızı kazanmak veya korumak istersek bu konuda bir tutumu kabul etmeli ve taraf seçmeliyiz. Bir düşünceye tamamen karşı olan diğer bir düşüncenin aksinin yanlışlığı kanıtlanmadıkça kendisi de hakiki olamaz.

    Tanrı'nın ölmüş olabileceği düşüncesi o kadar saçmadır ki, deliler bile buna inanmakta zorlanırlar. Çünkü bu düşünce şunu iddia eder: "Tanrı bir zamanlar yaşıyordu ve Onu istemeyenler tarafından bir şekilde öldürüldü." Onu istemeyenlerin niyeti Onun Niyetinden daha güçlü çıktı ve sonsuz yaşam ölümle buluştu. Tanrı öldü dolayısıyla Evladı da ölüdür.

    Ölüme tapanların korku içinde olmaları normaldir. Fakat bu düşüncelerden korkulabilir mi? Onlar inandıkları şeyin hakikatini bir an bile anlasalar sonsuza kadar serbest kalırlar. Bugün siz onlara bunu göstereceksiniz. Ölüm diye bir şey yoktur. Bundan sonra kurtuluşumuz ve kardeşlerimizin kurtuluşu için, bize hangi şekillerde görünürse görünsün ölümü reddediyoruz. Tanrı ölümü yaratmadı. Bu yüzden hangi şekilde ortaya çıkarsa çıksın o bir illüzyondur. Bugün yaşamın tarafını tutuyoruz. Ölümün ötesine bakıp gerçek yaşamı görüyoruz.

    Tanrım, bugün gözlerimizi kutsa. Biz Senin sözcüleriniz ve Senin Sevginin her şeydeki muhteşem yansımasına bakacağız. Biz sadece Seninle yaşar ve Seninle nefes alırız. Senin sonsuz yaşamından ayrı değiliz. Ölüm diye bir şey yoktur çünkü ölüm Senin Niyetin değildir. Biz, Senin bizi yarattığın ve koruduğun yerdeyiz. Seninle ve tüm yaşayan varlıklarla paylaştığımız yaşamdayız. Senin gibiyiz ve Senin parçan olarak sonsuzuz. Senin Düşüncelerin bizimdir ve niyetimiz Seninki ile birdir.

    Âmin

    13 min
  • DERS 162

    "Ben Tanrı'nın beni yarattığı gibiyim."

    Bu düşünceye gerçekten inanmanın dünyayı kurtarabilecek gücü vardır. Öğrenme sürecimizde, her yeni aşamaya geçişimizde sıklıkla bu dersi tekrarlayacağız. Siz bu aşamalarda ilerledikçe, bu kelimeler size daha anlamlı gelecekler. Bu kelimeler kutsaldırlar çünkü Tanrı tarafından, yarattığınız dünyaya cevap olarak verilmişlerdir. Bu kelimeler söylendikçe bu dünyanın kara bulutları, saydam illüzyonları ve gösterdiği tüm yalanlar kaybolur. Çünkü bu sözler Tanrı'dan gelir.

    Bu Söz, Tanrı'nın Evladının mutluluğunu, tamlığını ve sevgisini geri getirir. Yaratım böylece onurlandırılmış ve kabullenilmiş olur. Bu kelimelerin ortadan kaldıramayacağı rüya, bitiremeyeceği günah düşünceleri ve yok edemeyeceği illüzyon yoktur. Bu kelimelerin gücü karşısında, rüyanın içindeki tüm illüzyonlar kaybolur. Bu kelimeler, tüm dünya için uyandırma müziğinin çalışıdır. Bu sese cevap vermek için ölüler bile uyanır. Yaşayanlar ve bu sesi duyanlar artık ölümü algılamaz olur.

    Bu kelimeleri kendi kelimeleri haline getirenler, sabah zihninde bu kelimelerle uyananlar, gün boyu onları hatırlayanlar ve gece uyumadan önce onları düşünenler, kutsallığı bulanlardır. Rüyaları mutluluk içerir ve güvenli bir şekilde dinlenmektedirler. Güvenlikleri garantilenmiş ve bedenleri iyileştirilmiştir çünkü her uyuyup uyandıklarında, hakikat zihinlerindedir. Onlar, dünyayı kurtaracak çünkü hakikatin kelimelerini her uygulayışlarında, aldıklarının tamamını dünyayla paylaşırlar.

    Bugünkü uygulamalarımız basitçe yapılacaklar. Çünkü kullandığımız kelimelerin kendileri yeterince güçlüdür ve onları kullanan kişinin zihnini değiştirmek için başka hiçbir katkıya ihtiyacı yoktur. Onun zihni şimdi, Tanrı'nın hazinelerini ve Sevgisini barındıracak şekilde tamamen değişmiştir. Tanrı'nın hazinesi ve Sevgisi onun zihninden tüm dünyaya yayılır ve paylaşımı sonsuz olduğu için, daha fazla verirken bütünlüğü hiç bozulmaz. Böylece Tanrı ile birlikte düşünmeyi öğrenirsiniz. Mucize Bilinci vizyonu, zihninizdeki yerini alarak görüşünüzü size yeniden kazandırır.

    Bugün, biz sizi onurlandırıyoruz. Siz zaten hakkınız olan mükemmel kutsallığı şimdi kabul ediyorsunuz. Siz bunu kabul ederek herkese özgürlük sunuyorsunuz. Kutsallığınızla dünyayı kutsayabileceğinizi bilirken, neden günah düşüncesi barındırasınız ki? Üzüntülere, endişelere, kayıp hissine, günaha ve suçluluğa çare olan mükemmel neşe sizinle birlikteyken, neden umutsuzluk içinde olmayı seçesiniz?

    Bağışladığınız ve özgürlüğüne kavuşturduğunuz kişilerin kardeşiniz olmaması mümkün müdür? Bu böyleyken, sevgi dolu davetiyle sizi kalplerine kabul etmemeleri, sizinle kutsallıklarında bir olmayı istememeleri mümkün müdür? Siz Tanrı'nın sizi yarattığı gibisiniz. Bu kelimeler geceyi gündüze çevirir ve karanlık aydınlığa dönüşür. Işık bugün dünyayı kutsamak için geldi. Çünkü siz Tanrı'nın Evladını kabul ettiniz. Sizin kabulünüz dünyanın kabulü demektir.

    9 min

About MUCİZELER KURSU

From the publisher's feed

Mucizeler Kursu, kısaca tanımlamak gerekirse bir zihin dönüşüm programıdır.