MUCİZELER KURSU

MUCİZELER KURSU

Download on the App Store

MUCİZELER KURSU episodes

  • DERS 161

    Ders 161

    "Beni kutsa, Tanrı'nın kutsal Evladı."

    Bugünkü uygulamalarımız öncekilerden farklı olacak. Öfkemize karşı taraf tutacağız ki, korkularımız kaybolurken sevgi için yer açılsın. Bugünün düşüncesi üzerine çalışırken kullanacağımız basit kelimeler kurtuluşumuzu sunacak. Daha önce öfke ve korkunun bulunduğu alanı, Mucize Bilincinin gelip yerleşebilmesi için boş tutabilmek adına hırslarınıza vereceğiniz cevap budur. Bu ders ile Telafi tamamlanır, dünyadan güvenle geçilir ve Cennet geri gelir. Bu Tanrı'nın Sesinin cevabıdır.

    Zihnin doğal yapısı her şeyi soyutlamaya müsaittir. Fakat zihnin bir bölümü doğasından koptuğunu düşündüğü için her şeyi bütün olarak görmemektedir. Bu yüzden, gördüğünüz dünyayı ancak bütünün parçalarını ayrı ayrı algılayarak yaratabilir. Gördüğünüz her şey görmek istediklerinizden, duyduğunuz her şey de duymak istediklerinizden oluşmaktadır.

    Bu şekilde özellikli ayrıntılar yaratırsınız. Bugünkü uygulamamızda özellikli ayrıntıları kullanacağız. Tüm detayları Kutsal Rehberin bakışından Ona vereceğiz ve O da, hepsine atfettiğimiz amaçlardan farklı bir amaç için onları kullanacak. O, bizim yarattıklarımızı farklı bir bakış açısından görmemiz için kullanır ve böylece her şeyde farklı bir amaç ve kullanım şekli görmemiz mümkün olur.

    Bir kardeş demek tüm kardeşler demektir. Her zihin, tüm zihinleri barındırır çünkü her zihin 'birdir'. Bu hakikattir. Fakat bu düşünceler yaratımın anlamını netleştirmekte midir? Bu kelimeler sizi tamamen emin kılar mı? Onlar anlamsız boş seslerden başka ne olabilir? Belki güzeldirler, ifade edilirken doğru ve hakiki görünürler fakat bu anlaşılmalarını sağlamaz. Kendi kendine, detaylı ve belirgin düşünmeyi öğrenmiş olan bir zihin, soyutlamaları artık anlayamaz olur çünkü soyut kavramlar her şeyi kapsarlar. Çok az gördüğümüzde bile birçok şey öğrenebiliriz.

    Özgürlüğünüzü kısıtlayan, acı çekmenize neden olan ve yaşamınızı sona erdiren bedeninizmiş gibi görünür. Fakat beden korkunun somutlaşmış sembolünden başka bir şey değildir. Sembolleşmemiş korku yaşayamaz çünkü semboller anlamsız şeyleri somutlaştırmak için yaratılmışlardır. Sevginin sembole ihtiyacı yoktur çünkü o hakikidir. Fakat korku gerçek olmadığı için özellikli şeylere bağlı olmalıdır.

    Bedenler saldırabilir ama zihin saldırmaz. Bedenimizin korkunun sembolü haline gelmesi de bu yüzündendir. Bu düşünce, kursun çeşitli yerlerinde hatırlatılmış ve sürekli tekrar edilmiştir. Birçok kez bedenin ve fiziksel gerçekliğin ötesine bakmaya teşvik edildiniz. Çünkü bedenin gözleri, Mucize Bilinci vizyonunun göremediğini, sevginin düşmanını görmektedir. Beden, saldırının hedefidir çünkü kimse zihinden nefret ettiğini düşünmez. Fakat bu saldırı için bedeni yönlendiren, 'zihinden' başka ne olabilir? Korkuyu düşünen zihin, korkunun sandalyesi olur.

    Nefret, her zaman özellikli bir algıdır. Saldırılacak bir şey olmalıdır. Düşman her zaman görülebilir, işitilebilir, dokunulabilir ve en uç noktada öldürülebilir olmalıdır. Nefret bir şeyi esir aldığında, Tanrı'nın Sesinin ölümün olmadığını söylemesi kadar güçlü bir şekilde ölüm için çağrı yapar. Korku, doyumsuzdur. Gözünün gördüğü her şeyi yutar, her şeyde kendini görür, sonunda kendine döner ve kendini yok eder.

    Kardeşini bir beden olarak gören kişi, onu korkunun sembolü olarak görmektedir. Ve onun saldıracağı kesindir çünkü kendini dışarıda görmektedir ve kendine saldırıp tekrar kendi ile bütünleşmeye çalışacaktır. Bunu, korkunun doğuracağı şiddet ve öfkenin yoğunluğu ile karıştırmayın. O şiddetli çığlıklar atar fakat boş yere pençelerini havaya savurur. Yaratıcısına ulaşıp onu yok edebileceğini zannetse de bundan çok uzaktır.

    Cennetin ihtişamını taşıyan, meleklerin sevgisi ile kuşatılmış, Tanrı'nın mükemmel yarattığı Evladının gördüğü rüya budur. Bu onun gerçekliği olmuştur. Mucize Bilinci vizyonu o kadar kutsaldır ve mükemmel bir şekilde sevgi doludur ki, sizden ayağına eğilmenizi istemez. Bunun yerine elini tutmanızı söyler çünkü siz de Onun gibisiniz. Mucize Bilinci vizyonunu gördüğünüzde kendinizi de görürsünüz. Ona saldıran sizin de düşmanınızdır. Çünkü tek kurtuluşunuz Onun elindedir. Siz Ondan isteyin ve O size verecektir. Ondan, korkunuzu sembolleştirmemeniz için yardım isteyin. Sevgiden, kendisini yok etmesini isteyebilir misiniz? Yoksa sevgiden size görünür olmasını ve sizi özgürleştirmesini istemek mi doğrudur?

    Daha önce de gerçekleştirdiğimiz bir uygulama şeklini bugün de kullanacağız. Artık daha da hazırsınız ve bugün Mucize Bilinci vizyonuna daha da yaklaşacaksınız. Eğer Ona yaklaşmaya istekliyseniz bugün başaracaksınız. Bir kez başardığınız anda artık bedeninizin gözlerinin size sunduğu hiçbir kanıta inanmaya razı olmayacaksınız. Gördüğünüz her şey size hatırlamadığınız kadar eski bir melodiyi mırıldanacak. Siz Cenneti unutmadınız. Hatırlamayı gerçekten istiyor musunuz?

    Bir kardeşinizi, diğerlerini sembolize etmesi için seçin ve ondan kurtuluş isteyin. Önce onu, görmeye alıştığınız şekli ile içinizde mümkün olduğunca net bir şekilde görün. Yüzünü, ellerini, ayaklarını ve kıyafetini görün. Gülmesini izleyin ve sıklıkla yaptığı diğer hareketleri görün. Sonra şunu düşünün; Şu an görüyor olduğunuz görüntüsü, sizi tüm suçluluktan kurtaracak ve bağışlayacak olanı görmenizi engelliyor. Onun, kutsal ellerinizi acıtan çivileri ve başınızı kanatan dikenli telleri çıkarabilecek gücü vardır. Ondan sizi özgür bırakmasını isteyin ve şunu söyleyin:

    "Beni kutsa, Tanrı'nın kutsal Evladı.
    Sana Mucize Bilincinden bakıyorum.
    Ve tamamen masum olduğumu sende görüyorum."

    Çağrıyı yaptığınızda, O size cevap verecek. Çünkü O, Tanrı'nın Sesini içinizde duyacak ve sizdeki cevabı size sunacak. Şimdi o kişiye bakın. Onu şimdiye kadar et ve kemikten yapılmış olarak algıladınız. Şimdi Mucize Bilincinin içinizde olduğunu fark edin. Bugünün dersi, öfkeden ve korkudan kurtulmanın güvenli bir yoludur. Kendinizi, bir kardeşinize saldırmaya ve onu korkunuzun sembolü yapmaya meyilli olarak yakaladığınız anda bu dersi uygulayın. Onun bir anda düşmandan Kurtarıcıya, şeytandan Mucizeye dönüştüğünü göreceksiniz.

    16 min
  • DERS 160

    Ders 160

    "Artık evimdeyim. Korku burada bir yabancıdır."

    Korku, sevginin tüm yollarına yabancıdır. Korku ile özdeşleşirseniz kendi özünüze yabancılaşırsınız. Böylece kendinizi bilmezsiniz. Gerçek Benliğiniz, gerçek olduğunu düşündüğünüz benliğe yabancılaşır ve olduğunuzdan farklı biri gibi davranırsınız. Böyle bir durumda akıl sağlığınızı korumak mümkün müdür? Olduğundan farklı biri olduğuna inanan ve kendi kendinin aleyhine yargılar üreten kişi deli değil de nedir?

    Aramızda bir yabancı var. O, hakikate o kadar yabancı bir düşünce sisteminden gelmektedir ki farklı bir dil konuşuyor. Dünyaya bilinçsizce bakıyor ve hakikatin anladığı şeyleri anlamsız olarak görüyor. Yabancı olduğu için geldiği yerin farkında değildir. Bu yüzden, burayı kendi evi zannederek korumaya çalışıyor. Evin gerçek sahibi ona yabancı gibi görünmektedir. Onu gördüğünüz zaman, "Burası benim evim. Ben buraya aidim ve sırf delinin biri ayrılmamı istedi diye buradan gitmeyeceğim!" demeniz çok kolay olacaktır.

    Bunu dememenizin sebebi ne olabilir? Bu yabancının yerinizi almasını istemeniz ve kendinize yabancılaşmayı kabul etmeniz dışında hiçbir şey bu gücü ona veremez. Sadece kendi evini beğenmeyen ve başka bir evde daha iyi olacağını düşünen, kendi evini bu kadar kolaylıkla başkasına teslim edebilir.

    Yabancı olan kimdir? Ya korku yabancıdır ya da siz, Tanrı'nın, Evladı için verdiği eve yabancısınız. Korku, Tanrı'ya benzeyen bir yaratım olabilir mi? Sevginin bütünleştireceği ve sevgi ile bütünleşen şey korku olabilir mi? İkisi bir arada var olamazlar. Eğer siz hakiki iseniz korku illüzyon olmalıdır. Eğer korku hakiki ise siz yoksunuz, sadece illüzyonsunuz.

    Bu sorun bu kadar basit bir şekilde çözülür. Korkan kişi kendini inkâr eder ve "ben burada bir yabancıyım; bu yüzden benim olduğunu düşündüğüm bu alanı sahibine bırakmalıyım" demiş olur. Böylece sahip olduğu her şeyi başkasına bırakır ve kendini sürgüne gönderir, kim olduğunu unutur. Artık sadece tek bir şeyden emindir, o da kendisi olmadığı ve dışlandığıdır. Onun dışında emin olduğu bir şey yoktur.

    O artık neyi aramaya başlayabilir? Ne bulabilir? Kendine yabancı olan, nereye bakarsa baksın evini bulamaz çünkü kendine yabancılaşarak eve dönüşü imkânsız kılmıştır. Yolunu kaybetmiştir. Şimdi, sadece bir mucize onu bulabilir ve artık bir yabancı, dışlanmış bir bilinç olmadığını söyleyebilir. Mucize gelecektir çünkü gerçek Benliğiniz evdedir. O aslında hiçbir yabancıyı eve sokmadı ve hiçbir yabancı düşüncenin, yerini almasına izin vermedi. Neyin kendi Benliğini temsil ettiğini anladığında, Benliğini eve geri çağıracaktır.

    Yabancı olan kimdir? Gerçek Benliğinizin tanımadığı benlik değil midir? İçinizdeki bu yabancıyı şu anda tanımıyorsunuz çünkü sizin olan ve hakkınız olan yeri ona bıraktınız. Fakat hakiki Benliğiniz, Tanrı'nın Evladından emin olduğu kadar kendi Benliğinden emindir. Yaratım konusunda yanılamaz. Kendine ait olanları bilir. Tanrı'nın Kendi Benliği ve Evladının gerçekliği arasında yabancı bir şey olamaz. Tanrı, Evladının kimliğinden emindir.

    Tanrı'nın emin olması yeterlidir. O, Evladının, sonsuza kadar Onun içinde olduğunu bilmektedir. "Bu yabancı kim?" diye soran size cevabını vermiştir. Onun Sesini, sessizlik içinde ve duyduğunuzdan emin olarak dinleyin. O size, Yaratıcınızdan farklı olmadığınızı ve Onun sizden farklı olmadığını söyleyecektir. Tanrı ile bütünleşen, sonsuza kadar bütün olarak kalır. Onun içinde, evindedir. Kendine yabancı değildir.

    Bugün, Mucize Bilincinin kendini bulmak için dünyaya gelmesine şükredelim. Onun Vizyonu yabancıları tanımaz. Gördüğü her şeyin kendine ait olduğunu bilir ve neşe içinde onlarla bir olur. Onlar, sizin hakiki Benliğinizi yabancı gibi görmeye devam edebilirler çünkü kendilerini bilmiyorlar. Fakat onlar da Onu gördükçe açılacaklar ve kendilerini hoş karşılamaya başlayacaklar, hatırlayacaklar. Mucize Bilinci farkındalığı onları evlerine, aslında zaten ait oldukları yere döndürecek.

    Mucize Bilinci, hiç kimseyi burada unutmaz veya dışarıda bırakmaz. Evinizin mükemmelliğini ve bütünlüğünü hatırlatacak şeyleri size iletmekte başarısız olamaz. O sizi unutmadı. Fakat Onun yaptıklarını görmedikçe, Onu takip etmedikçe siz Onu unutursunuz. Kardeşini inkâr eden, Onu da inkâr eder. Bu şekilde kendi Benliğini, evini hatırlayabileceği ve kurtuluşu bulabileceği görme becerisini kazanamaz.

    11 min
  • DERS 159

    Ders 159

    "Aldığım mucizeleri veririm."

    Almadığınız bir şeyi veremezsiniz. Bir şeyi verebilmeniz için önce ona sahip olmanız gerekir. Cennetin ve dünyanın, üzerinde anlaşabilecekleri yasalar bunlardır. Fakat bu yasalar aynı zamanda onları birbirinden ayırır. Dünya, bir şeye sahip olabilmek için onu tutmanızın ve vermemenizin gerektiğini söyler. Kurtuluş ise bunun tam tersini öğretir. Vermek, aldığınızı fark etmenizi sağlar. Sizde olanın gerçekten sizin olduğunun kanıtı, onu verebilmektir.

    İyileştirdiğinizde, iyileştiğinizi anlarsınız. Bağışladığınızda, bağışlandığınızı fark edersiniz. Kardeşinizi, benliğinizin parçası olarak kabul ettiğinizde, bütünlüğünüzü anlarsınız. Sunamayacağınız mucize yoktur çünkü tümü size sunulmuştur. Zihninizdeki ambarı açın ve sakladığınız mucizelerin hepsini vermeye başlayın.

    Mucize Bilinci vizyonu bir mucizedir. Vizyon, Mucize Bilincinin bile ötesinden gelir çünkü zaten hiç ölmemiş olan fakat gizli kalan sonsuz sevginin yeniden doğuşunu yansıtır. Mucize Bilinci vizyonu, Cennetin bir resmini çizer. Çünkü Cennete çok benzeyen bir dünya görür ve Tanrı'nın mükemmel yaratımı o dünyanın aynasında algılanabilir. Dünyanın size yansıttığı karartılmış aynadan gördükleriniz sadece bozulmuş ve parçalara bölünmüş resimlerdir. Hakiki dünya, Cennetin saflığını yansıtır.

    Mucize Bilinci vizyonu, diğer mucizelerin doğmasını tetikleyen temel mucizedir. Diğer mucizelerin kaynağıdır ve sizin dünyaya sunduğunuz her mucize size sunulur. Alan ve veren Cennette birdir ve alıp verdikçe dünyada da bir olurlar. Mucize bu birliği oluşturan bağlantıyı kurar. Mucize suç göremez. Ve Onun vizyonunda masum olanlar birdir. Bu birlik Tanrı'nın kutsallığı ile verilmiş ve korunmuştur.

    Mucize Bilinci vizyonu, dünyalar arasındaki köprüdür. Onun gücüne güvenerek bu dünyadan, bağışlamanın gerçekleşip kurtuluşun sizi ulaştıracağı dünyaya güven içerisinde taşınabilirsiniz. Burada katı madde gibi görünen her şey orada sadece gölgeler gibidir. Saydamdırlar, zorlukla görülebilirler, zaman zaman unutulurlar ve yansıyan güçlü ışığı asla kesmezler. Vizyonunuz kutsallığını yeniden kazanır ve tüm körler görmeye başlar.

    Bu, Kutsal Rehberin tek hediyesidir. Hakiki mutluluğunuza katkıda bulunacak her şeyi barındıran kutsal hazine sizindir. Hepsi burada sizi bekliyor. Sadece isteyerek buraya ulaşabilirsiniz. Bu kapı asla kapanmaz. Acil olarak ihtiyaç duyan ve isteyen herkes bu kapıdan geçebilir. Zaten iyileştirilmemiş olan hastalık, doyuma ulaştırılmamış ihtiyaç, Mucize Bilincinin altın hazinesinden size verilmemiş hediye yoktur.

    Dünya yaratılırken unuttuğunuzu burada hatırlayacaksınız. Çünkü bozulduğunu düşündükleriniz burada tamir edilecek, yenilenecek ve farklı bir ışıkla size verilecektir. Suçun kaynağı gibi görünen; bağışlamanın, merhametin ve sevginin kalbi haline gelecektir. Tüm acı bitecek, hastalık iyileştirilecektir. Herkes bu eve kabul edilecektir. Kurtuluş herkesi burada bekliyor. Burada kimse yabancı değildir. Herkesin bu yeni dünyaya gelişi hoş karşılanacaktır. Dışta bırakılan veya kabul edilmeyen kimse olmayacaktır.

    Mucize Bilinci vizyonu, bağışlama umutlarının köklendiği kutsal topraklardır. O, tohumların yeni evleridir. Buradan alınıp yeniden dünyaya götürülebilirler fakat dünyanın besleyici olmayan topraklarında yeşeremez ve büyüyemezler. Büyümeleri için Mucize Bilinci varlığının sunduğu ışığa ve sıcaklığa ihtiyaçları vardır. Onun sevgisine ihtiyaçları vardır. Ve onlar Tanrı'nın mesajını taşıyan sözcüler olurlar. Aldıklarını artık vermelidirler.

    Tanrı'nın hazinelerinden yüklenerek alın ki hazine artsın. Onun umutları dünyaya taşındığında evlerini terk etmezler. Kökleri oldukları yerde kalır. Onlar kaynaklarını terk etmezler. Fakat yanlarında taşıdıkları tohumlarla, dünyayı da geldikleri bahçeye benzetirler ve kokuları artarak geldikleri yere dönerler. Artık iki kat kutsanmış ve etkileri daha da artmıştır. Mucize Bilinci mesajlarını iletmişlerdir ve kendileri için geri getirip Ona sunmuşlardır.

    Vermeniz için size verilecek olan mucizeleri bekleyin ve almaya hazır olun. Tanrı'nın size vermeye değer bulduğu hediyeleri nasıl olur da hak etmediğinizi düşünürsünüz? Tanrı'nın Evladını yargılamayı tamamen bırakın, Onun sizin için çizdiği yolu takip edin. Mucize Bilincinde; tamamen uyanmış, kurtulmuş ve bağışlanmış bir dünya düşlenmiştir. Bu Onun hediyesidir ve ölümden yaşama, umutsuzluktan hakiki umuda yumuşak bir geçiş yapılacaktır. Onun Vizyonu, kaybolmamış ve kutsallığını kaybetmemiş olan Tanrı'nın içindeki evimize dönmemiz için bir araç olarak bize verilmiştir.

    13 min
  • DERS 158

    Ders 158

    "Bugün, aldıkça vermeyi öğreniyorum."

    Size verilen nedir? Size verilen; bir zihin olduğunuz ve zihnin içinde bulunduğunuz bilgisidir. Sadece hakiki Zihnin içinde, saf bilinç olarak tamamen suçsuz ve korkusuz olduğunuz ve sadece Sevgiden yaratılmış olduğunuz bilgisidir. Kaynağınızdan ayrılmadığınız ve sonsuza kadar yaratıldığınız şekilde kalacağınız bilgisi size verilmiştir. Bu bilgiyi asla kaybedemezsiniz. Artık o sizin aracılığınızla tüm canlılara verilmiştir. Çünkü yaşayan her şeyin yaşamı bu bilgi üzerine kuruludur.

    Bütün bunları aldınız. Dünyadaki tüm yaşam sizinle birlikte almıştır. Vereceğiniz şey bu bilgi değildir çünkü bu yaratımın verdiği özdür. Bunların hiçbiri öğrenilemez. Peki, o zaman bugün vermeyi öğreneceğiniz nedir? Dünkü dersimiz, metnin önceki bölümlerinde vurgulanan bir temayı ortaya koymuştur. Vizyon paylaşılabilirken deneyim direkt paylaşılamaz. Tanrı ile yaratımının bir olduğu farkındalığı, zaman içerisinde her zihne gelecektir. Fakat bu zamanı zihnin kendisi belirler, dışarıdan öğrenmez.

    Zaman önceden zaten belirlenmiştir. Her şey rastlantısal gibi görünse de kimsenin bu yolda attığı adımlar şans eseri değildir. Daha karar vermediğiniz veya üstlenmediğiniz adımlar aslında zaten atıldılar. Zaman sadece bir yöne gidiyormuş gibi görünmektedir fakat bizim üstlendiğimiz yolculuk, zaten bitmiş bir yolculuktur. Fakat yine de bizim bilemediğimiz bir gelecek varmış gibi görünmektedir.

    Zaman bir aldatmaca, bir el çabukluğudur. Kişilerin, şekillerin şans eseri veya sihirli bir şekilde gelip gittiği bir illüzyondur. Fakat görünenin arkasında hiç değişmeyen bir plan vardır. Senaryo yazılmıştır. Deneyimlerimizin şüphelerimize ne zaman son vereceği önceden belirlenmiştir. Çünkü bizim yaptığımız, zaten bitmiş bir yolculuğu gözden geçirmek ve zihinsel olarak neler olduğunu ve nasıl olduğunu gözden geçirmektir.

    Bir öğretmen deneyimi öğretemez çünkü o da onu öğrenmedi. Zamanı geldiğinde deneyim yaşanır, vizyon onun hediyesidir. Bunu verebilirsiniz çünkü Mucize Bilincinin vizyonu asla kaybolmaz. O, onu isteyen herkes ile vizyonunu paylaşır. Tanrı'nın Niyeti ve yaratımının niyeti bilgi içerisinde bütünleşir. Bu vizyon, Kutsal Rehberin gözünden ve Mucize Bilinci Zihninden görülür.

    Şüphelerin ve gölgelerin dünyası ile aslında erişilemez olan bilinç arasındaki birleşim burada gerçekleşir. Dünyanın bu küçük, huzurlu köşesinde bağışlama ve sevgi ile kutsallaştırılan bir alan açılır. Burada, tüm çelişkiler sona erer çünkü yolculuk burada biter. Deneyim; öğretilmemiş, öğrenilmemiş, önceden görülmemiş bir hal olarak orada mevcuttur. Bu bizim hedefimizin çok ötesindedir çünkü bizim başarmamız gereken şeyin çok üstündedir. Bizim ilgilendiğimiz şey, Mucize Bilincinin vizyonudur. Çünkü buna isteyerek ulaşabiliriz.

    Mucize Bilinci vizyonunun tek bir yasası vardır; bir bedene bakıp, onu Tanrı'nın Evladı olarak görmez. Onun ışığı, bedenin ve dokunulabilen nesnelerin ötesindeki düşünceyi görür. Hatalarla bozulmamıştır ve saflık içindedir. O, acınası suçlamaların, korku dolu düşüncelerin ve suç içeren illüzyonların çok ötesindedir. O ayrılık görmez. Her insana, duruma, olaya ve olguya bakarken algıladığı ışık hiç azalmaz.

    Bu öğretilebilir. Hatta bunu algılamayı başaran herkes bunu öğretmelidir. Bunun için tek gereksinim, dünyanın vereceği hiçbir şeyin bundan daha değerli olamayacağı ve bunu algılamayı başardığınızda daha önemli hedeflerinizin olamayacağının anlaşılıp kabul edilmesidir. Bugün vereceğiniz şey şudur; hiç kimseyi bir beden olarak görmeyin. Herkesi Tanrı'nın Evladı olarak olduğu şekli ile karşılayın ve kutsal algınızla, onun sizinle tamamen bir olduğunu kabul edin.

    Böylece suçlar bağışlanır çünkü Mucize Bilincinin bunu yapacak gücü vardır. Bu bağışlayıcı bilinç içerisinde tüm suç düşünceleri silinir. Suç düşüncelerini görmeyen Birlik sayesinde tamamen yok olurlar çünkü ardında yatan kutsallık, onların yerini almak için gelmiştir. Hangi şekli aldıkları, ne kadar büyük göründükleri, onları görenin kim olduğu, onların yaraladığının kim olduğu artık önemsizdir. Ne kendileri ne de onların varlıklarını düşünürken yarattığınız yalancı etkileri vardır artık. Zaten hiç olmadılar.

    Bu şekilde, aldıkça vermeyi öğrenirsiniz. Bu yüzden Mucize Bilinci sizi de içine alır. Eğer kardeşinize bakar ve onda sadece kendinizi gördüğünüzü hatırlarsanız bu dersi öğrenmek çok kolaydır. Eğer o suçlar içerisinde veya hatalar içerisinde kaybolmuş gibi görünürse siz de öylesinizdir. Onun içindeki ışığı gördüğünüz anda siz kendi suç düşüncelerinizi bağışlarsınız. Bugün karşılaşacağınız her kardeş, Mucize Bilinci vizyonunun üzerinize parlama şansını size sunmaktadır. Size, Tanrı'nın huzurunu sunuyor ve almanızı bekliyor.

    İlhamın ne zaman geldiğini artık önemsemeyin çünkü bunun zamanla ilişkisi yoktur. Yine de zamanın size sunacağı bir hediye daha vardır. Hakiki bilgiyi öyle bir şekilde alacaksınız ki, kutsallığını sizinle paylaşacak. Ölümsüz ve sonsuz sevgisi size benzeyerek dünyaya yansıyacak. Bugün, Mucize Bilincinin gözünden görme uygulaması yapacağız. Verdiğimiz kutsal hediyelerle Mucize Bilincinin vizyonu bizim olacak ve biz bu şekilde kendimize bakacağız.

    16 min
  • DERS 157

    Ders 157

    "Şimdi Onun Varlığına giriyorum."

    Bugün, sessizlik ve güven günüdür. Sizin takviminizdeki diğer günlerden farklı bir gündür. Cennet bugünü kutsamıştır ve zamansız ışığını bugüne yansıtmıştır. Sonsuzluğun sesleri bugün duyulur. Bugün kutsaldır çünkü yeni bir deneyime öncülük edecektir. Farklı bir farkındalık ve duyguyu ortaya çıkaracaktır. Farkında olmadan çok uzun bir süre boyunca, gece gündüz ölümü kutlayıp durdunuz. Bugün yaşamın neşesini hissetmeyi öğreneceğiniz gündür.

    Bugün kurs içeriğindeki önemli dönüm noktalarından biridir. Şimdi, zaten öğrenmiş olduğumuz her şeye ışık tutacak ve bizi daha sonraki öğrenme sürecimize hazırlayacak yeni bir boyut ekliyoruz. Artık öğrenme gereksiniminin olmadığı noktaya geleceğiz ve öğrenerek elde edebileceğiniz en üst bilincin ötesinde yatan gerçeklikten bir kesit alacağız. Burada bir an geçireceğiz ve hedefimizden, yönümüzden emin olarak ilerleyeceğiz.

    Bugün, Cennetten bir dokunuş hissedeceksiniz. Yine de öğrenmenin yollarına geri döneceksiniz. Yolculukta, zamanın yasalarını bir süreliğine aşabileceğiniz ve sonsuzluğu deneyimleyebileceğiniz noktaya kadar ilerlediniz. Her dersi tekrar ederken bunu artırmayı öğreneceksiniz. Dersleri uygulamak sizi güvenli bir şekilde bu kutsal alana getirecek ve bir anlığına sizi hakiki Benliğinizle buluşturacak.

    Bugün, uygulamalarınızı hakiki Benliğiniz yönlendirecek çünkü artık sizin isteğiniz, Onun da isteğidir. Bugün isteklerinizi Onunkilerle birleştirdiğiniz için istediğinizin size verileceği kesindir. Zihninizin aydınlığa kavuşması, sessiz bir neşe içerisinde olması ve uyanık kalması için, bugünün düşüncesi dışında hiçbir şeye ihtiyacınız yoktur. Bunları deneyimlerken dünyayı arkanızda bırakır, onu aşarsınız.

    Bugünden itibaren, görevinize karşı hakiki bir adanmışlık üstlenmelisiniz. Bunu yaptığınızda, gözünüzün gördüğü ve elinizin değdiği herkes ışığınızı alacak ve kutsanmayı hissedecektir. Tanıştığınız, düşündüğünüz veya sizi düşünen herkes bir vizyonla tanışacak. Sizin bugün yaşayacağınız deneyim, zihninizi dönüştürecek ve Tanrı'nın Düşüncesine ev sahipliği yapmanıza yardımcı olacak.

    Bedeniniz de bugün kutsanacak çünkü artık onun tek amacı bugün deneyimlediğiniz vizyonu dünyaya getirip dünyayı aydınlatmaktır. Bu vizyonu direkt vermeniz mümkün değildir. Fakat yine de deneyimin sizin gözünüzde bırakacağı görüntü, herkese sunabileceğiniz bir vizyon oluşturur. Böylece bu vizyonla tanışan kişiler de er ya da geç dünyanın tamamen unutulduğu ve Cennetin hatırlandığı deneyimi kendileri tadacaklar.

    Bu deneyim arttıkça ve bunun dışındaki tüm hedefleriniz değerlerini ve anlamlarını yitirdikçe, geri döndüğünüz dünya zamanın sonuna gittikçe yaklaşır, Cennete biraz daha benzer ve kurtuluşa olabildiğince yakın hale gelir. Işığı getiren sizler de gittikçe onu daha net göreceksiniz ve vizyonunuz daha berrak olacak. Öyle bir zaman gelecek ki dünyaya döndüğünüzde aynı formda olmayacaksınız çünkü şimdiki görünümünüze ihtiyacınız olmayacak. Fakat şimdi ona ihtiyacınız var çünkü bir amaca hizmet ediyor.

    Bugün, hayal bile edemeyeceğiniz bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Fakat yaşamın mutlu rüyalarını size veren, algınızı hakikate çeviren ve Cennete doğru size rehberlik eden Kutsal Birlik, bugüne kadar yürüdüğünüz yolculuğu ve bundan sonra yeni başlıyor olduğunuz yolculuğu sizin için düşledi ve bu artık sizin yolculuğunuz.

    Bugün içine gireceğimiz bilinç, Mucize Bilincinin Kutsal Varlığının Farkındalığıdır. Onun kutsal Varlığı ve mükemmel Sevgisi dışındaki hiçbir şeyin farkında olmayacağız. Onun vizyonu sizinle kalacaktır fakat öyle bir an vardır ki, bu, tüm vizyonu aşar. Hatta bu kutsal anın bile çok ötesindedir. Bunu asla öğretemeyeceksiniz çünkü ona öğrenme aracılığıyla ulaşmadınız. Fakat vizyonunuzun anlattığı şey, o an hakkında bildiklerinizden hatırladıklarınız ve yeniden hatırlayacağınız farkındalık olacak.

    9 min
  • DERS 156

    Ders 156

    "Mükemmel kutsallık içerisinde, Tanrı'yla yürüyorum."

    Bugünün düşüncesi suç düşüncesini imkânsız kılar. Suçluluğun gerçek bir sebebi olamayacağını, sebebi olmayanın sonucu olmayacağını ve bu yüzden suçluluğun gerçek olmadığını ifade eder. Aslında metin içerisinde tekrar edilen bir düşünce sistemini ifade ediyoruz; düşünceler, kaynaklarını terk etmezler. Eğer bu doğru ise siz nasıl Tanrı'dan ayrı olabilirsiniz? Dünyadan gelip geçerken, nasıl Kaynağınızdan ayrı ve yalnız bir şekilde yürüyebilirsiniz?

    Kursun içeriğinde sunduğu düşünce sistemi tutarsız değildir. Hakikat, tamamen hakiki olmalıdır. Kendi ile çelişmesi mümkün değildir ve bazen kesin bazen şüphe duyulan, hakiki olamaz. Siz dünyadan gelip geçerken Tanrı'dan ayrı olamazsınız çünkü siz hiçbir zaman Tanrı'dan ayrı olamazsınız. O, sizin yaşamınızdır. Siz neredeyseniz O oradadır. Sadece tek bir yaşam vardır; Onunla paylaştığınız yaşam. Hiçbir şey Ondan ayrılıp yaşamaya devam edemez.

    Bunun yanında Onun olduğu yerde yaşam gibi kutsallık da olmalıdır. Onun tüm özellikleri, yaşayan her şeyle paylaşılır. Yaşayan her şey Onun kadar kutsaldır çünkü Onun yaşamını paylaşan, Kutsallığının da bir parçasını paylaşır. Nasıl ki güneş buzdan yapılmaya, deniz sudan ayrılmaya veya çimler köklerinin gökyüzüne doğru büyümesine karar veremez; yaşayan hiç kimse de suçlu olmaya karar veremez.

    İçinizde, sönmesi mümkün olmayan bir ışık var. Bu ışık o kadar kutsaldır ki sizin sayenizde tüm dünya kutsanabilir. Yaşayan her şey size hediyelerini sunar ve şükranla ayağınıza kadar getirirler. Dalgalar sizin önünüzde diz çöker ve ağaçlar kollarını açarak sizi korurlar. Önünüzde yapraklarından bir yol yaparak yumuşak bir şekilde ilerlemenizi sağlarlar. Rüzgâr ise sizin kutsal zihninizde bir fısıltıya dönüşür.

    Bütün evren, içinizdeki ışığın ortaya çıkmasını beklemektedir. Yaşayan her şey sizi beklemektedir çünkü sizinle birlikte bu yolu yürüyenin Kim olduğunu bilmektedirler. Sizin taşıdığınız ışık onlarındır da. Size bakıp kutsallıklarını, kurtuluşlarını ve Tanrı'yı görürler. Size sundukları saygıyı kabul edin çünkü bu saygı sizinle birlikte yürüyen kutsallığa dayanır. Kutsallık sizinle yürürken, her şeyi Kendi saflığına ve Kendi suretine dönüştürmektedir.

    Kurtuluş bu şekilde çalışır. Siz bir adım geride durursunuz, ışığınız öne çıkar ve dünyayı kaplar. Suçun bittiğini ceza ve ölümle duyurmaz. Suç; ışık, hafiflik ve gülümseme ile son bulur çünkü siz onun saçma sapan olduğunu görürsünüz. O sadece aptalca bir düşünce ve delice bir hayaldir. Korkutucu bile değildir sadece saçmadır. Bu şekilde anlamsız bir isteğe kapılarak Tanrı'ya ulaşmayı bir an bile ertelemeyi nasıl isteyebilirsiniz?

    Bu aptalca düşünceye çok yıllarınızı harcadınız. Geçmiş, tüm rüyaları ile birlikte gitmiştir. Artık sizi esir tutmamaktadır. Tanrı'ya yaklaşmanız yakındır. İçinizde az da olsa bekleyen küçük şüphe kalıntıları, hakiki Dostu gözden kaçırmanıza ve Onu geçmişin rüyalarının anlamsızlığında bulmaya çalışmanıza sebep olabilir.

    "Benimle birlikte olan Kimdir?" sorusu, siz kesinlikle emin olup, şüphe tamamen bitene kadar, gün boyunca binlerce kez sorulmalıdır. Bugün şüpheyi bırakın. Tanrı size konuşuyor ve sorunuzu şu kelimelerle cevaplıyor:

    "Tanrı'nın mükemmel kutsallığında yürüyorum.
    Dünyayı aydınlatıyorum; zihnimi ve tüm zihinleri aydınlatıyorum. Tanrı onları benimle bir olarak yarattı."

    9 min
  • DERS 155

    Ders 155

    "Geride duracağım ve Onun yol göstermesine izin vereceğim."

    Dünyada yaşamanın bir yolu yokmuş gibi görünse de görünmeyen bir yol vardır. Görünüşünüz değişmez fakat daha sık gülümsersiniz. Kafanız rahat, gözleriniz huzur içindedir. Dünyayı sizin gibi deneyimleyenler, kendi yollarını keşfederler. Fakat bu yolu henüz algılayamayanlar da sizi tanıyacaklar ve sizin kendileri gibi olduğunuza inanacaklar. Sizi eski 'siz' zannedecekler.

    Dünya bir illüzyondur. Dünyaya gelmeyi seçenler, illüzyon olarak var olabilecekleri yerler arayarak kendi hakikatlerinden kaçmaktadırlar. Fakat hakikatlerinin burada bile var olduğunu fark ettiklerinde geri adım atarlar ve yolu onun göstermesine izin verirler. Yapabilecekleri başka seçim var mıdır? İllüzyonların, hakikate rehberlik etmesi deliliktir. Akıllıca olan, illüzyonların kaybolmasına ve böylece hakikatin olduğu şekli ile ortaya çıkmasına izin vermektir.

    Bugün, bu basit seçimi yapacağız. Çılgın illüzyonun izleri bir süre daha kalacak ve yolda yürümeyi seçecek olanların ve yanlış seçim yapmış olduklarını fark edenlerin, doğruyu seçtiklerine emin olmaları ve hatalı seçimle yüzleşmeleri için kanıt olacaktır. Onlar, doğrudan hakikat aracılığıyla öğrenemezler çünkü onu inkâr ettiler. Bu yüzden onların deliliklerini algılayabilen ve yine de onların derinlerine ve içlerindeki hakikate bakabilen bir Öğretmene ihtiyaçları vardır.

    Eğer hakikat, onlardan dünyadan vazgeçmelerini isteseydi, onlara sanki gerçek bir şeyi feda etmelerini istiyormuş gibi görünürdü. Birçok kişi dünyanın gerçekliğine inanıyorken ondan feragat etmeyi seçti. Onlar acı ve kayıp hisleri ile cebelleşip uygun bir şekilde kurtarılamadılar. Bazıları ise, sadece dünyayı seçtiler. Onlar ise anlayamadıkları daha da derin bir kayıp ve acı yaşadılar.

    Bu yollar arasında; tüm kayıp, fedakârlık ve üzüntü hislerinden çok uzaklara çıkan bir yol daha var. Bu yol şimdi size sunulmuştur. Bu yolu siz diğerleri ile birlikte yürürsünüz ve onlardan farklı görünmezsiniz ama aslında bir farkınız vardır. Bir süre kendinize hizmet ederken, bir süre de onlara hizmet edeceksiniz. Tanrı'nın size açtığı yolda yürümelerine rehberlik edip yolun onlara açılmasında aracı olacaksınız.

    Hala daha illüzyon size de tutunmuş gibi görünecek ki kardeşlerinize ulaşabilesiniz. Fakat illüzyon sizin gerçekliğinizden uzakta duracak. Ne siz konuşurken onların duyacakları, ne gözlerine gösterecekleriniz ne de zihinlerinin kavramasını sağlayacaklarınız, illüzyon olmayacak. Size rehberlik eden hakikat, onlara illüzyonlar aracılığıyla konuşmayacak. Çünkü artık tüm yollar illüzyonların ötesine çıkacaklar. Yolda giderken siz onlara sesleneceksiniz, onlar da sizi takip edecekler.

    Tüm yollarınız sonunda buna çıkacak. Çünkü fedakârlık ve mahrumiyet çıkmaz sokaklardır. Onları seçmek yenilgiyi seçmektir ve onlar sadece ulaşılması imkânsız hedeflerdir. Hakikat içinizde ortaya çıkarken bütün bunlar kaybolacak ve kardeşlerinizi ölümün yollarından çıkarıp, mutluluğun yoluna getirecekler. Onların acı çekmeleri sadece illüzyondur. Fakat acının dışına çıkmaları için rehbere ihtiyaçları vardır. Çünkü illüzyonlarla hakikati birbirine karıştırdılar.

    Bu, kurtuluşun çağrısından başka bir şey değildir. Kurtuluş, hakikati kabul etmenizi ve size rehberlik etmesine izin vermenizi istiyor. Işık, illüzyonlardan kurtulmanız için yolu aydınlatacaktır. Bu kurtuluşun bir bedeli yoktur. Hiçbir kaybınız yoktur. Sadece kazanımlarınız vardır. İllüzyonlar, Tanrı'nın Evladını zincirler içinde tutuyor gibi görünürler. Onun kurtulacağı sadece illüzyonlardır, zincirler gerçek değildir. İllüzyonlar geri çekilirken, o kendini yeniden buluyor.

    Şimdi güven içinde yürüyün fakat dikkatli olun çünkü bu yol sizin için yeni. Siz halen daha illüzyonları rehber edinerek hakikatin önünde yürüyüp, ona yol göstermek istiyor halde olabilirsiniz. Kardeşleriniz yanınızda hakikatin yolunda sizi izlemek için varlar. Sizin ayak izlerinizin aydınlattığı patikayı takip etmektedirler. Hakikat sizin önünüzde gitmelidir ki kardeşleriniz sizde onun ışığını görsün ve sizi takip edebilsin. Onları, anladıkları ve özdeşleşebilecekleri bir yoldan geçirmektesiniz.

    Yolculuğun sonunda hiçbir eksiklik kalmayacak. Hakikat ile sizin aranızda hiç mesafe bulunmayacak. Sizin izlediğiniz yoldaki tüm illüzyonlar ortadan kaybolacaklar. Siz de artık onları görmeyeceksiniz. Tanrı'nın tamamlanmasına engel olan ve Onun kadar kutsal olmayan hiçbir şey var olmayacak. Bir adım geri atın ve bırakın hakikat yolu göstersin. Nereye gittiğinizi siz de bilmiyorsunuz. Fakat yolu Bilen Benlik sizinle birlikte yürüyor. Yolun kalanında Onun liderliğine izin verin.

    Rüyalar bittiğinde, zamanın kapıları geçip giden her şeye kapandığında ve mucizelerin amacı kalmadığında, Tanrı'nın Evladı artık yolculuk yapmayacak. Hakikatin yerine koyduğu illüzyonların kalmasına dair hiçbir istek duymayacak. Hakikat bize yolu gösterdiğinde adım atacağız ve hakikati izleyerek ilerleyeceğiz. Bu bizim son yolculuğumuz. Bu kez yolculuğu herkes için yapıyoruz. Yolumuzu kaybetmemeliyiz. Çünkü hakikat önümüzde giderken, bizi izleyen kardeşlerimizin de yolunu açacak.

    Tanrı'ya yürüyoruz. Sadece durun ve bunun üzerine düşünün. Bundan başka kutsal bir yol olabilir mi? Emeğinizi, sevginizi ve gerçek ilginizi daha fazla hak eden bir şey olabilir mi? Başka hangi yol size her şeyi ve hatta her şeyin daha da fazlasını verebilir? Veya hangi yol daha azını sunarak Tanrı'nın kutsal Evladını memnun edebilir? Tanrı'ya yürüyoruz. Önümüzde yürüyen hakikat, şimdi Onunla bir oluyor ve bizi de Onun olduğu yere götürüyor. Siz bunun yerine nasıl bir başka yolu seçmeyi tercih edebilirsiniz ki?

    Dünyayı Tanrı'ya ulaştıran yolda yürürken ayaklarınız yere sağlam basıyor. Sizi bir yere götürüyormuş gibi görünen başka yollara bakmayın. Çünkü rüyalar, Tanrı'nın Evladı için uygun rehberler değildirler. Elinizden tutanın O olduğunu hatırlayın. Size güvendiği için ve siz güveni hak ettiğiniz için, kardeşlerinize de sizi izlemelerini söylediğini hatırlayın. O, kandırılamaz. Onun güveni, yolunuzu güvenli kıldı ve hedefinizin gerçekleşeceğini kesinleştirdi. Ne Kendinizi, ne de kardeşlerinizi başarısızlığa uğratmayacaksınız.

    Şimdi, her gün sadece bir süreliğine Onun hakkında düşünmenizi istiyor ki size konuşup size olan Sevgisini ifade edebilsin. Size olan güveninin ne kadar büyük olduğunu ve Sevgisinin sınırsız olduğunu söyleyebilsin. Sizin ve Onun adı bu yolda birleşirken, bu düşünceyi içtenlikle uygulayın:

    "Geride duracağım ve Onun yolu göstermesine izin vereceğim. Çünkü ben sadece Ona giden yolda yürümeyi seçiyorum."

    17 min
  • DERS 154

    Ders 154

    "Ben Tanrı'nın Sözcülerinden biriyim."

    Tanrı'nın Sözcüleri olan sizler, artık Onun mesajlarını almaktasınız. Size verilmiş rolün bir parçası bu. İhtiyacınız olanı vermekte Tanrı başarısız olmadı. Siz de almayı kabul ettiniz. Fakat size verilen görevin diğer bir bölümü halen durmaktadır. Size Tanrı'nın sözlerini getiren, onları sizin almanızı istiyor. Çünkü bu şekilde siz Onunla özdeşleşirsiniz ve kendinizin olanları alırsınız.

    Bugün, anlamakta kararlı olacağımız bu bütünleşmedir. Bizim adımıza konuşan Sesi zihnimizden uzaklaştırmaya çalışmayacağız; çünkü Onu dinlerken duyacağımız kendi sesimizdir. O hem bize konuşur, hem bizim adımıza konuşur. Tanrı'nın Sözünü ve Niyetini alıp verme görevinde bizimle bir olur.

    Bugün almak istediğimizi vererek Onun hediyelerinin bizim olduğunu öğrenme pratiği yapıyoruz. Tanrı'nın konuşabilmek için bizim sesimize ihtiyacı var çünkü biz Ona tanık oldukça duyduğumuz ses kendi sesimizdir. O bize, bizim için konuşur. Onun Birliğinin Sesi ile bizimki Bir olduğu zaman Tanrı'nın Sözü alınır ve verilir, Onun Niyeti alınır ve verilir.

    Bugün şu dersi öğrenelim; bir şeyi vermediğimiz sürece aldığımızı anlamayacağız. Bunu yüzlerce kez, yüzlerce şekilde duydunuz fakat inancınız hala tam değil. Kesin olan bir şey var; binlerce mucize alacaksınız ve hatta binlerce daha. Fakat inanmadığınız sürece şunu anlamayacaksınız; Tanrı, zaten sizin olan hediyelerin tümünü size verir ve zaten Evladından Kutsallığın en küçük zerresini bile esirgemedi. Bu, siz Onunla bütünleşene ve özdeşleşene kadar size anlamsız gelecektir.

    Bugünkü dersimize şu şekilde başlayalım:

    "Ben Tanrı'nın Sözcülerinden biriyim, ve görevimi yapacak araçlar için şükürler olsun.Çünkü bu şekilde özgür olduğumu hatırlayabilirim."

    Zihinlerimiz aydınlığa kavuşurken, dünya geride duruyor ve bu kutsal sözlerin doğruluğunu duyuyoruz. Onlar, bugün bize Yaratıcımız tarafından gönderilen mesajlardır. Şimdi biz de bu sözlerin kendimiz hakkındaki düşüncelerimizi nasıl değiştirdiğini ve görevimizi hatırlattığını göstereceğiz. Aldığımız her şeyi paylaşmayı ve paylaşmadığımız hiçbir şey olmayacağını kabul ediyoruz. Ve bunu kendimize kanıtlarken, Yaratıcımızın hediyelerini görürüz ve ellerimizle aldığımızda onları tanırız.

    16 min
  • DERS 153

    Ders 153

    "Güvenliğim, savunmasızlığımdadır."

    Bugün yapacağımız uygulama şeklini, uzun bir süre sürdüreceğiz. Güne başladığımız zaman mümkün olduğunca uzun bir süre dikkatimizi günün ana düşüncesine vereceğiz. Bundan sonra kurtuluşun tek hedefimiz olduğu her güne hazırlanmak için minimum beş dakika zaman olacak. On dakika daha faydalı olabilir. On beş dakika daha da faydalı olacaktır. Dikkatimizi çelen unsurlar hayatımızdan uzaklaştıkça fark edeceğiz ki, Tanrı ile geçirilecek yarım saat aslında Ona verilebilecek çok kısa bir süredir. Geceleri de aynı şekilde mutluluk, neşe ve şükran ile zamanımızı vermeye devam edeceğiz.

    Tanrı'nın bizim için Niyetini hatırladığımız her saat, artan huzurumuza eklenen bir hediye olacak. Bazen saatler geçerken verebileceğimiz sadece bir an veya belki daha az olacak. Bazen unutacağız. Bazen de dünyanın işleri üzerimize çökecek ve bir an olsun duraksamakta ve düşüncelerimizi Tanrı'ya çevirmekte zorlanacağız.

    Fakat yapabildiğimiz zaman, her saat başı Onun Sevgisinin Sözcüleri olarak yaşama güven duymayı deneyimleyeceğiz. Ve sessizce oturup sadece Onun Sesini dinleyeceğiz ve her saat başında, bizden yapmamızı istediği şeyi duyacak, bize verdiği tüm hediyeler için Ona teşekkür ederek şükranlarımızı sunacağız.

    Zamanla ve uygulama yaptıkça, artık Onun hakkında düşünmediğiniz bir an olmayacak. Sürekli Onun Sesini duyup sessizce Onun rehberliğini alacaksınız. Hakiki savunmasızlık içinde yürüyeceksiniz. Çünkü Cennetin her zaman sizinle geldiğini bileceksiniz. Zamanınız dünyaya kurtuluşu sunarken geçse bile, zihninizi Ondan ayırdığınız bir an olmayacak. Siz bu seçimi yaptığınızda Onun sizi seçmeyeceğini nasıl düşünebilirsiniz?

    Bugünkü konumuz, savunmasızlık. Bu temayı üzerimize bir giysi gibi geçirip günü karşılamaya hazır olalım. Mucize Bilincinde yükseliyoruz ve Onun içimizdeki gücünü hatırladıkça zayıflıklarımız kayboluyor. Kendimize, Onun sürekli bizimle olduğunu ve güçsüzlüklerimizi gücüyle sürekli desteklediğini hatırlatalım. Gerçek amacımızın altını oyan tehditleri hissettiğimiz her anda Onun gücüne başvuruyoruz. Biz bir an duracağız, O bize şunu söyleyecek; "Buradayım."

    Uygulama süreleriniz artık sevginin getireceği içten bir istek ile başlayacaktır ki, zihniniz başka amaçlar koyarak gerçek amacını saptırmasın. Korkmayın, çekinmeyin. Nihai hedefinize ulaşacağınıza dair hiçbir şüphe olamaz. Tanrı'nın Sözcüleri başarısız olamazlar çünkü onlardan kardeşlerine yansıyan sevgi ve güç ve huzur Ondan gelir. Bunlar, Onun size hediyeleridir. Sizin, karşılığında Ona vereceğiniz tek şey, savunmasızlıktır. Zaten gerçek olmayanı bir kenara bırakıyorsunuz. Mucize Bilinci ile bakıp masumiyeti görüyorsunuz.

    20 min
  • DERS 152

    Ders 152

    "Karar verme gücü içimdedir."

    Bugün, gerçek alçak gönüllülük üzerine çalışacağız. Egonun bize kibirle göstermeye çalıştığı yanlış varsayımları ortadan kaldıracağız. Sadece ego kibirli olabilir. Hakikat; gücünü, değişmezliğini, sonsuz bütünlüğünü, her şeyi kapsayan doğruluğunu ve Tanrı'nın, Sevgili Evladına verdiği mükemmel hediyeleri kabul ettiği için alçak gönüllüdür. Günahkâr olduğumuzu, suçlu olduğumuzu, korktuğumuzu, olduğumuz kişi olmaktan utandığımızı söyleyen küstahlığı bir kenara bırakalım. Kalplerimizi, bizi kusursuz ve masum olarak Kendi gibi güçlü ve sevgi dolu yaratan Ona alçak gönüllülükle yükseltelim.

    Karar verme gücü içimizdedir. Ondan gelen Benliğimizi kabul edelim ve alçak gönüllülükle Tanrı'nın Evladını fark edelim. Tanrı'nın Evladını fark etmek demek, kendimiz hakkındaki tüm düşünceleri ve kavramları bir kenara bırakmamız ve hepsinin yalan olduğunu görmemiz anlamına gelir. Onlardaki kibir algılanmıştır. Bu şekilde alçak gönüllülük içerisinde Tanrı'nın Evladının tamamen günahsız olduğunu, Tanrı'nın Sevgisi ile dolu olduğunu, Cenneti bulmaya hakkı olduğunu ve cehennemden kurtulduğunu kabul ederek, neşe içerisinde kendimizi tanımak için kalplerimizi yükseltiyoruz.

    Şimdi yalanların doğru olmadığını ve sadece hakikatin hakiki olduğunu memnuniyetle kabul ediyoruz. Yükselirken sadece hakikat hakkında düşünüyoruz ve korkmuş olan zihnimizi beş dakika boyunca araştırmaya teşvik ederek, hakikatin farklı açılarını görüyoruz.

    "Karar verme gücü içimdedir. Bugün, kendimi Tanrı'nın Niyeti içerisindeyaratılmış olduğum halimle kabul ediyorum."

    Sonra sessizlik içinde bekleyelim. Kendimizi kandırma yöntemlerimizin tümünü bir kenara bırakalım. Hakiki Benliğimize seslenerek, Kendini bize göstermesini talep edelim. Ve zaten bizi hiç terk etmemiş olan, hatıramıza geri gelecek. Evini Tanrı'ya geri taşıyacak, olması gereken olacak.

    Sakin bir şekilde gün boyu Onu bekleyin ve her saat içerisinde günün dersini kullanarak Onu davet edin. Benliğinizi eve davet edin. O, sizin çılgın düşüncelerinizi ortadan kaldırarak, yerine Tanrı'nın huzurunu getirecek. Kendinizi kandırışlarınız ortadan kalkacak ve Tanrı'nın hakikati gelecek. Kendiniz hakkındaki illüzyonlarınız kalkacak ve Tanrı'nın Evladı gelecek.

    18 min

About MUCİZELER KURSU

From the publisher's feed

Mucizeler Kursu, kısaca tanımlamak gerekirse bir zihin dönüşüm programıdır.