
Sign up to save your podcasts
Or


"Tanrı'nın Niyetinden başka niyet yoktur."
Bugünün dersi tüm egzersizlerin yöneldiği merkezi düşünce sayılabilir. Tanrı'nın Niyeti
var olan tek Niyettir. Bunun farkına vardığınızda kendi niyetinizin de Onunki olduğunu fark
edeceksiniz. Çelişkinin mümkün olabileceği inancı sona ermiştir. Çelişen istekler ile
yıpratıldığınız düşüncesi, hakiki huzur ile yer değiştiriyor. Tanrı'nın Niyetinin bir ifadesi olarak
sizin, Onun Niyeti dışında bir niyetiniz olamaz.
Bugünün dersinde müthiş bir huzur vardır ve bugün yapılacak dersler onu bulmaya
yöneliktir. Dersin düşüncesi tamamen hakikati ifade eder. Bu yüzden illüzyonlar ortaya
çıkamaz. İllüzyonlar olmayınca çelişki mümkün olamaz. Bugün bunu kavrayalım ve bu
farkındalığın getireceği derin huzuru deneyimleyelim.
Bugün uygulama süre.lerine bu düşünceleri birkaç kez tekrar ederek başlayın.
Tekrarları yaparken anlamlarını kavramak ve onları zihninizde tutmak için yavaş ve kararlı
olun. Şunu söyleyin:
"Tanrı'nın Niyetinden başka niyet yoktur. Çelişki içinde olamam."
Sonra bağlantılı düşünceler ekleyerek birkaç dakika geçirin. Örneğin:
"Huzur içindeyim.
Hiçbir şey beni rahatsız edemez. Benim Niyetim Tanrı'nınkidir.
Benim Niyetim ve Tanrı'nın Niyeti birdir.
Tanrı, Evladı için sadece huzur isteyebilir."
Bu giriş aşaması boyunca, zihninizden geçen tüm çelişki içeren düşüncelere hızla
müdahale etmek için şunu söyleyin:
"Tanrı'nın Niyetinden başka niyet olamaz.
Bu çelişen düşünceler anlamsızdırlar."
çözülmesi zor görünen özellikle bir çelişki alanı varsa o konuya özel uygulama yapmak
için zaman ayırın. Çok kısa ama net bir şekilde konuyu düşünüp içindeki insanı veya insanları,
durumu veya durumları isimlendirin. Ve kendinize şunu söyleyin:
"Tanrı'nın Niyetinden başka niyet yoktur. Niyetimi Onunla paylaşırım.
Benim ........... hakkındaki çelişkilerim gerçek değildir."
Zihninizi bu şekilde boşalttıktan sonra gözlerinizi kapatın ve gerçekliğinizin size
sunduğu huzuru deneyimleyin. İçine dalarak huzurun etrafınızı sardığını hissedin. Bu
girişimleri, her şeyden vazgeçmek gibi algılayabilirsiniz. Fakat gerçek deneyim ile vazgeçiş
arasındaki fark anında gözlemlenebilir. Eğer hakiki deneyime ulaşmayı başarıyorsanız
bitkinlik ve zayıflık yerine derin bir neşe hissedersiniz ve uyanıklığınız artar. Neşe, huzurun bir
özelliğidir. Neşe geldiğinde amacınıza ulaştığınızı anlayacaksınız.
Eğer vazgeçiş hissine kapılırsanız çok hızlı bir şekilde bugünün dersinin cümlesini
söyleyin ve tekrar deneyin. Bunu mümkün olduğunca sık yapın. Bugün aradığınız huzuru
hissetmeseniz bile vazgeçmemenin büyük getirisi vardır.
Kısa süreleri önceden belirlediğiniz zaman aralıklarında ve düzenli olarak yapın. Bu
sürelerde kendinize şunları söyleyin:
"Tanrı'nın Niyetinden başka niyet yoktur.
Bugün Onun huzurunu arıyorum."
Sonra aradığınızı bulmaya çalışın. Her yarım saatte bir veya iki dakika, mümkünse
gözler kapalı bir şekilde bunun için kullanılmalıdır.
"Işık tek arzum."
Bugün, Tanrı ile paylaştığınız niyeti ele alıyoruz. Bu niyet, egonun karanlığı ve yokluğu
getiren boş isteklerinden farklıdır. Tanrı ile paylaştığınız niyet, yaratımın gücünü barındırır.
Egonun istekleri bireyseldirler ve paylaşılmazlar. Dolayısıyla onların hiç gü.leri yoktur. Aslında
tamamen etkisiz de değildirler çünkü sizin illüzyonlardan oluşan bir gerçeklik yaratmanıza ve
çok güçlü bir şekilde ona inanmanıza neden olurlar. Ancak yaratımın bütünü açısından
anlamsız ve boşturlar. Hakiki olan hiçbir şey yaratamazlar.
Anlamsız istekleriniz ve kederleriniz gördüğünüz dünyayı sizinle birlikte yaratan
yapımcılardır. Egonun istekleri gördüğünüz dünyayı yarattı ve yaratılan bu dünyanın devam
ettirilmesi için egonun kedere olan ihtiyacı devam etmektedir. Bu istekler devam ederken,
dünyayı size saldıracakmış gibi gösteren ve haklı çıkmaya çalışan figürlerle doldururlar. Bu
figürler kederlerle dünyayı doldurmak için kullanılan egonun işçileridirler. Sizin uyanışınız ve
kardeşlerinizin gerçekliği arasında bir set çekerler. Onlara tutunduğunuz sürece ne
kardeşlerinizi bilebilirsiniz ne Kendinizi.
Bu garip değiş tokuşta gerçek niyetinizi göremez olursunuz. Suçluluk alıp suçluluk
verirsiniz ve her değiş tokuşta keder artar. Tanrı'nın Evladının, Yaratıcısı ile ortak Niyetle
yarattığı dünya bu olabilir mi? Tanrı, Evladı ile birlikte Yaratımı gerçekleştirdi. O, içinde
Kendisinin öldürüldüğü bir dünya yaratır mıydı?
Bugün bir kez daha sizin gerçek niyetiniz ile uyumlu olan dünyaya ulaşma girişiminde
bulunacağız. Işık gerçek niyetinizin içindedir; çünkü o, Tanrı'nın Niyeti ile birdir. O Cennetin
kendisi değildir fakat Cennetin ışığı onun üzerinde parlar. Karanlık bitti ve egonun boş
istekleri geride bırakıldı. Bu dünyaya yansıyan ışık, sizin niyetinizi yansıtır ve işte bu yüzden
onu içinizde arayacağız.
Sizin dünya algınız sadece içinizdeki aynadan yansıyanları gösterir. Işığın kaynağı da
karanlığın kaynağı da dışarıda bulunamaz. Kederler zihninizi karartır ve size karanlık bir dünya
gösterirler. Bağışlamak karanlığı ortadan kaldırır, niyetinizi ortaya çıkarır ve ışığın dünyasına
bakmanızı sağlar.
Birçok kez kederlerin engellerini aşmanın çok kolay olduğunu vurguladık. Aslında
onlar sizinle kurtuluşunuz arasında duramazlar. Bunun sebebi çok basittir. Gerçekten
cehennemde olmak istiyor musunuz? Gerçekten ağıt yakıp, acı çekip ölmek mi istiyorsunuz?
Bunun gerçekten Cennet olabileceğine dair egonun size söylediği tüm yalan argümanlara
inanmayı bırakın. Bunun böyle olmadığını biliyorsunuz. Siz bunu gerçekten istiyor
olamazsınız. İllüzyonların gidemediği kadar ötede bir yer var. Acı çekmek mutluluk olamaz ve
sizin gerçekten istediğiniz şey mutluluktur. Bu sizin hakiki arzunuzdur. Bu yüzden kurtuluş
sizin iradenizdedir. Bugün yapmak istediğimiz şey, başarıya ulaşacaktır. Sizin kutsamanız ve
memnuniyetle yapacağınız işbirliği ile bunu başaracağız.
Bugün kurtuluşu gerçekten kendiniz için istediğinizi hatırlarsanız başaracağız. Siz
Tanrı'nın planını kabul etmek istiyorsunuz çünkü o planda sizin de istediğiniz her şey var.
Aslında buna zıt olabilecek hiçbir isteğiniz yoktur ve olmasını da istemiyorsunuz. Kurtuluş
sizin içindir. Siz, her şeyin üzerinde gerçekten Kim olduğunuzu hatırlayarak kurtuluşu
istiyorsunuz. Bugün sizin güçlü isteğiniz .nünde zayıf kalan, egonun kendisidir. İradeniz
tamamen özgürdür ve önünde hiçbir şey duramaz.
Bu yüzden egzersizlerimizi mutlu bir güven ve rahatlık içerisinde yapacağız. Gerçekten
bulmayı istediğinizi bulacağınızdan ve hatırlamak istediğinizi hatırlayacağınızdan emin olun.
Ne boş istekler bizi alıkoyabilir ne de illüzyonun gücü bizi yenebilir. Bugün isteğinizin
gerçekleştirilmesine izin verin ve Cennetin yerine cehennemi tercih edeceğinize dair çılgın
inancınızı sonsuza kadar bitirin.
Bugün uzun uygulama sürelerimize sizin isteğinize sadece Tanrı'nın planının uyumlu
olduğunu fark ederek ve kabul ederek başlayacağız. Bu istek, dışınızdaki yabancı bir gücün
size zorla dayattığı bir amaç değildir. Bu, Yaratıcınız ve sizin mükemmel bir şekilde uyumlu
olabileceğiniz tek gerçek istektir. Bugün başaracaksınız. Tanrı'nın Evladının cehennemden ve
boş isteklerden kurtulmasının günü bugündür. O, bugün Tanrı'nın isteğini hatırlar ve artık
ışığı içinde aramak ve kurtarılmak için istekli olur.
Kendinize bunu hatırlatın ve niyetinizi net bir şekilde aklınızda tutun. İçten gelen zarif
bir güç ve sakin bir kararlılıkla şunu söyleyin:
"Işık tek arzum.
Tanrı'nın ve benim Niyetimizi barındıran ışığı görmek istiyorum."
Sonra bırakın iradeniz Tanrı'nın gücü ile ve Kendi özünüz ile bir olup kendini ortaya
çıkarsın. Uygulama sürecinin kalanını Onların rehberliğine bırakın. Onlar yolu açarken Onları
takip edin.
Kısa uygulama sürelerinde yine gerçekten istediğinizi duyuran beyanı yapın. Şunu
söyleyin:
"Işık tek arzum.
Karanlık benim isteğim değil."
Bu bir saat içerisinde birkaç kez tekrar edilmelidir. Fakat bundan da önemlisi herhangi
bir keder eğiliminde bu dersi hatırlamak ve uygulamaktır. Bunu yapmak, kederlerinizi
besleyip karanlığa gömmek yerine hepsinin akıp gitmesine izin vermenize yardımcı olacaktır.
"Kederleri tutmak Tanrı'nın kurtuluş planına bir saldırıdır."
Egonun planının, Tanrı'nınkinin tersi olduğunu vurguladık ve kabul ettik fakat
Tanrı'nın planına saldırdığı ve hatta onu direkt yok etmek istediği üzerinde durmadık. Bu
saldırıda egonun özellikleri Tanrı'ya atfedilirken ego, Tanrı'nın özelliklerine sahipmiş gibi
görünür.
Egonun temel isteği Tanrı'nın yerini almaktır. Aslında ego bu isteğin fiziksel olarak
ortaya çıkmasıdır. Bu istek nedeniyle zihin, yalnız ve ayrı görünen bir bedenle çevrelenir.
Hapishanesi olan bedenini kullanmadan diğer zihinlere ulaşması mümkün değilmiş gibidir;
ancak iletişimi kısıtlamak, iletişimi geliştirmenizi sağlamaz. Fakat ego bunun böyle olduğuna
inanmanıza neden olur.
Burada bir bedenin limitlerinin varlığı açıktır ama kederleri tutmanın Tanrı'nın
kurtuluş planına nasıl saldırdığı çok net görülemeyebilir. Kederleri tutmanızdaki nedenleri
gözden geçirelim. Kederler her zaman bir bedenin yaptıkları ile ilgili değil midirler? Örneğin;
bir kişi sevmediğiniz bir şey söyler veya sizi memnun etmeyen bir şey yapar böylece
düşmanca düşünceleri, davranışları ile "açığa çıkar" gibi algılanır.
Burada uğraştığınız şey o kişinin kendisi değildir; tam tersine aslında bir beden
içerisinde sergilenen davranışlar ile uğraşırsınız. Bu noktada yaptığınız şey, o kişiyi bedeninin
kısıtlamalarından özgürleştirmek konusunda başarısız olmanın da ötesine geçiyor. O kişinin
gerçekte kim olduğu ile gördüğünüz davranışlarını bağdaştırıp ikisi birmiş gibi onu
yargılarsınız. Tam da burada Tanrı'ya saldırmış olursunuz. Evladı sadece bir beden ise Tanrı
da öyle olmalıdır. Yaratıcısından farklı bir yaratım düşünülemez.
Eğer Tanrı bir beden ise Onun kurtuluş planı ne olabilir? Bu, .lümden başka ne
olabilir? Onun kendisini ölümün değil yaşamın kurucusu olarak göstermesi, yalancılık ve
sahtekârlıktan başka ne olabilir? Sanki O size hakikati değil boş vaatleri ve illüzyonları
sunuyor gibi algılarsınız.
Bedenin görünürdeki gerçekliği, Tanrı'nın böyle algılanılması konusunda son derece
inandırıcıdır. Aslında eğer beden gerçek olsaydı bu sonuçtan kaçınmamız zor olurdu.
Tuttuğunuz her keder bedeni gerçek kılar, kardeşinizin gerçekten kim olduğunu görmezden
gelir ve onun bir beden olduğuna dair inancınızı güçlendirir ve bu yüzden onu cezalandırırdı.
Böylece kurtuluşu ancak Ölüm olurdu. Bu saldırılar Tanrı'ya yöneltilir ama yine de saldırıdan
O sorumlu tutulur.
Azgın hayvanların kurban aradığı ve merhametin giremediği özenle hazırlanmış bu
arenada ego sizi kurtarmaya gelir. Tanrı size bir beden verdi. Ne güzel! Hadi bunu kabul
edelim ve bununla mutlu olalım! Bir beden olduğunuzu kabul ederek bedeninizin
sunduklarından kendinizi mahrum etmeyin! Alabileceğiniz ne varsa az da olsa alın! Tanrı size
hiçbir şey vermedi! Bedeniniz sizin tek kurtarıcınız, kurtuluşunuz da Tanrı'nın ölümüdür!
Gördüğünüz dünyanın genel inanışı budur. Bazıları bedenden nefret eder, ona zarar
vermeye ve aşağılamaya çalışır. Bazıları ise bedene âşıktır, onu yüceltip göklere çıkarmaya
çalışır. Eğer kendi benliğinizi tanımlayışınızın merkezinde beden varsa, Tanrı'nın kurtuluş
planına saldırırsınız ve kederlerinize tutunarak Tanrı'nın hem kendisine hem yaratımına karşı
çıkarsınız. Bu şekilde Hakikatin Sesini duyamaz, Onu Dost olarak göremezsiniz. Sizin seçtiğiniz
kurtarıcı Onun yerini alır. Bu şekilde ego dostunuz, Tanrı düşmanınız olur.
Bugün kurtuluşumuza yaptığımız aptalca saldırıları bırakıyoruz. Bunu yapmak yerine
onu hoş karşılıyoruz. Sizin altüst olmuş algınız, hakiki iç huzurunuzu da yerle bir etmiştir.
Kendinizi bu bedenin içinde, hakikati dışınızdaki dünyada gördünüz. Artık bunu farklı
görmeye çalışacaksınız.
Hakikatin ışığı, içimizde, Tanrı'nın onu koyduğu yerdedir. Biz bedenin içinde değiliz.
Beden bizim dışımızdadır ve bizimle hiçbir ilgisi yoktur. Bedensiz olmak bizim doğal
halimizdir. İçimizdeki hakikatin ışığını fark etmek ve kabul etmek, kendimizi özümüzde
olduğumuz şekilde kabul etmektir. Kendimizi bedenden ayrı görmek, Tanrı'nın kurtuluş
planına saldırıyı bitirip onu kabul etmektir. Ve Tanrı'nın planı kabul edildiği anda zaten
gerçekleştirilmiştir de.
Bugün yapacağımız uzun süreli çalışmalardaki hedefimiz, Tanrı'nın kurtuluş planının
içimizde gerçekleştiğini fark etmek ve kabul etmektir. Bu hedefe ulaşmak için saldırıyı
bırakmalı ve onun yerine kabulü getirmeliyiz. Ona saldırdığımız sürece Tanrı'nın bizim için
planını anlayamayız. Bu yüzden kabul etmediğimiz ve farkında olmadığımız şeylere saldırırız.
Bugün yargıyı bir kenara bırakmaya çalışıyoruz ve Tanrı'nın bizim için planını soruyoruz:
"Kurtuluş nedir Tanrım?
Ben bilmiyorum.
Bana anlayabileceğim şekilde anlat."
Sonra cevapları için sessizce bekleyin.
Tanrı'nın planının ne olduğunu duymadan ona saldırdık. Kendi kederlerimizi o kadar
yüksek şekilde haykırdık ki, Onun Sesini duyamadık. Kederlerimizi; gözlerimizi ve
kulaklarımızı kapatmak için kullandık. Şimdi göreceğiz, duyacağız ve öğreneceğiz. "Kurtuluş
nedir Tanrım?" Siz sorun, sorularınız cevaplanacaktır. Siz arayın, gerçekten ararsanız
bulacaksınız.
Artık kurtuluş nedir ve nerede bulunur diye egoya sormayı bırakıyoruz. Bu soruyu
hakikate soruyoruz ki hakiki olduğundan emin olabilelim. özgüveninizin düştüğünü veya
başarma umudunuzun azaldığını hissettiğiniz anda sorunuzu ve talebinizi tekrarlayın. Çünkü
sorunuzu sizi Kendisi gibi yaratmış olan sonsuzluğun sonsuz Yaratıcısına soruyorsunuz.
"Kurtuluş nedir Tanrım?
Ben bilmiyorum.
Bana anlayabileceğim şekilde anlat."
Cevap verecektir, duymaya kararlı olun.
Bugün, saatte bir veya iki kısa uygulama süreci yeterli olacaktır çünkü bu çalışmalar
normalden uzun sürebilir. Uygulamaya başlarken şunları söyleyin:
"Kederleri tutmak Tanrı'nın kurtuluş planına saldırıdır. Onun planını kabul ediyorum.
Kurtuluş nedir Tanrım?"
Sonra bir dakika boyunca sessizlik içinde bekleyin. Tercihen gözleriniz kapalı olsun ve
Onun cevabını dinleyin.
"Sadece Tanrı'nın kurtuluş planı işe yarar."
Tanrı'nın kurtuluş planına karşı egonun alternatif bir planı olduğunun farkında
olmayabilirsiniz ancak inandığınız plan budur. Egonun planının tam tersi olduğu için, Tanrı'nın
planını kabul etmenin korkutucu bir şey olduğunu düşünüyorsunuz. Bu biraz saçma geliyor
olabilir fakat egonun planının ne olduğu üzerinde düşündükten sonra, saçma olsa da ona
inandığınızı fark edeceksiniz.
Egonun kurtuluş planı kederleri tutmak üzerine kurulmuştur. Ego, birileri farklı davranır
veya farklı konuşursa ya da dış koşullar değişirse kurtulacağınıza inanır. Bu yüzden
kurtuluşunuzun kaynağını sürekli dış dünyada arar durur.
Tutunduğunuz her keder ve haklı çıkmak için inandığınız her iddianız şunu ifade eder:
"Eğer bu farklı olsaydı ben kurtulurdum." Kurtuluş için gereken zihin d.nüşümü ve algı
değişimi kendiniz dışında herkeste ve her şeyde aranır.
Böylece bu planda zihninize atadığınız görev, sizin kurtulmanız için kimlerin ve nelerin
değişmesi gerektiğini tespit etmek olur. Bu çılgın plana göre işe yaramayacağı belli olan tüm
kurtuluş yöntemleri kabul edilebilirdir. Bu şekilde amaçsız ve faydasız arayış devam eder
çünkü ne kadar başarısız olursa olsun, başka şeylerde ve yerlerde kurtuluş umudu hala
vardır. Belki başka bir kişi işe yarar veya başka bir durum başarıyı mümkün kılar.
Egonun kurtuluşunuz için yaptığı planın özü budur. Bu plan, egonun temel öğretisine
tamamen uygundur. Egonun temel öğretisi şöyledir: "Ara ama bulama." Tüm gayretinizi bir
şeyi olmadığı yerde aramaya yönlendirmek onu bulamamayı garantilemez de ne yapar?
Tanrı'nın kurtuluş planı ise kesinlikle işe yarar çünkü Onun yönlendirmesini dinleyerek
kurtuluşu, gerçekten olduğu yerde ararsınız. Gerçekten başarmanız için ki Tanrı
başaracağınızı garantiler, aradığınızı sadece orada aramanız gerekir. Aksi takdirde hedefiniz
şaşar ve kurtuluş için birbirine zıt iki ayrı plan izlemeye koyulursunuz. Sonuç ise sadece
karmaşa, ızdırap ve derin bir hayal kırıklığı ile çaresizlik duygusudur. Peki, bütün bunlardan
nasıl kurtulacaksınız? Çok kolay. Cevap, bugünün düşüncesidir: "Sadece Tanrı'nın kurtuluş
planı işe yarar." Bu konuda hiçbir çelişki olamaz çünkü gerçekten kurtuluşunuzu sağlayacak
olan Tanrı'nın planından başka bir plan olamaz. Sonucu kesin olan tek plan Onunkidir. Onun
planı, başarıya ulaşacak olan tek plandır.
Bugün bu kesinliği fark etmek için uygulama yapalım. Çözümün imkânsız göründüğü bir
sorun için cevabın verilmiş olmasını kutlayalım. Tanrı için her şey mümkündür. Kurtuluş,
Onun planının başarısının kesinliğinden ötürü sizindir.
Bugün, dersin ifade ettiği düşünceleri düşünerek yapacağınız iki uzun çalışma süresi
yeterlidir. Dersin, bütüne eşit derecede katkıda bulunarak denge sağlayan iki b.lümden
oluştuğunu fark edin: Tanrı'nın sizin kurtuluşunuz için olan planı işe yarar, başka hiçbir plan
işe yaramaz. İkinci b.lümü düşündüğünüzden dolayı öfkeli veya üzgün hissetmeyin çünkü o
ilk bölümden ayrılamaz. İlk bölüm ise kendinizi kurtarmak için yaptığınız çılgın girişimler ve
delice tekliflerden tamamen kurtulmanızı sağlar. Öfke ve depresyona onlar yol açtı. Fakat
başarılı olan Tanrı'nın planıdır ve sizi tam özgürlüğe ve neşeye o yönlendirir.
Bunu hatırlayarak uzun çalışma sürelerimizin kalan zamanını Tanrı'ya planını bize
göstermesi için seslenerek geçirin. Ona çok net bir şekilde sorun:
"Ne yapmamı isterdin?
Nereye gitmemi isterdin?
Kime, Ne söylememi isterdin?"
Uygulama sürecinin kalanını Onun kontrol etmesine izin verin ve Ona, kurtuluşunuz
için sizin aracılığınızla ne yapılması gerektiğini sorun. Onun Sesini duymaya istekliliğiniz
oranında cevabını duyacaksınız. Duymayı reddetmeyin. Egzersizleri yapıyor olduğunuz
gerçeği, dinlemeye istekli olduğunuzu gösterir. Bu, Tanrı'nın cevabını duymak için yeterlidir.
Kısa uygulama sürelerinde kendinize sıklıkla sadece Tanrı'nın kurtuluş planının işe
yarayacağını söyleyin. Bugün kederleri tutmaya yönelik isteklerin ortaya çıkma olasılığına
karşı tetikte olun ve tümüne bugünün dersi ile cevap verin:
"Kederleri tutmak Tanrı'nın kurtuluş planının tersidir.
Ve sadece Onun planı işe yarar."
Bugünün dersini her saat içerisinde altı veya yedi kez hatırlamaya çalışın. Yarım
dakikayı doğru kullanmak için kurtuluşunuzun Kaynağını dinlemekten ve Onu olduğu yerde
aramaktan daha iyi bir yol olamaz.
"Kurtuluşum benden gelir."
Tüm hırs ve kederler bugünün düşüncesine inanmamanın şekilleridir. Kurtuluşunuz
sanki dışarıdan gelecekmiş gibi görünür. Bu yüzden suçluluğun kaynağı da dışınızdaymış gibi
görünür. Suçluluğun da kurtuluşun da başka bir yerde değil, kendi zihninizde olduğunu
görmüyorsunuz. Tüm suçluluğun kendi zihninizin bir icadı olduğunun farkına vardığınızda,
tüm kurtuluşun da zihninizde gerçekleşeceğini anlarsınız. Böylece suçluluk ve kurtuluşun aynı
yerde olduğunu görürsünüz. Bunu anlarsanız kurtulursunuz.
Sizi, kendiniz dışında hiçbir şey kurtaramaz ifadesi; kendiniz dışında hiçbir şey size
huzur veremez anlamına gelir (huzuru dışarıdan alamayacağınızı gösterir). Bunun huzurunuza
mal olacağını düşünürsünüz. Ancak bu aynı zamanda; kendiniz dışında hiçbir şeyin size zarar
veremeyeceği veya hiçbir şeyin huzurunuzu bozamayacağı anlamına da gelir. Bugünün
düşüncesi, sizi evrenin yöneticisi kılar ki siz, gerçek kimliğinizin verdiği yetkiden dolayı bunu
hak edersiniz. Bu, kısmi olarak kabul edeceğiniz bir rol değildir. Ve bunu kabul etmenin
kurtuluş olduğunu görmeye başlayacaksınız.
Suçun zihninizde olduğunu kabul ettiğinizde kurtuluşun da orada olduğunu kabul
etmeniz gerektiği düşüncesi, size şu an pek net gelmeyebilir. Tanrı, hastalığa yardımı
olmayacağını bildiği ilacı oraya koymazdı. Bu sizin zihninizin düşünme şekli, Onunkinin değil.
O sizin iyileşmenizi istiyor, bu yüzden iyileşmenin Kaynağını iyileştirilme ihtiyacı olan yerde
saklayarak korudu.
Siz ise bunun tam tersini yaparak hastalığı iyileşmeden ayırdınız ve iyileşmeyi imkânsız
sanıp hastalığı korumaya çalıştınız. Amacınız iyileştirmenin gerçekleşmesini engellemekti.
Tanrı'nın amacı ise iyileşmenin gerçekleştiğinden emin olmaktır.
Bugün, Tanrı'nın bu konudaki Niyetinin bizim niyetimizle bir olduğunu fark etmek üzere
çalışacağız. Tanrı, bizden iyileşmemizi istiyor ve aslında biz de hasta olmak istemiyoruz .ünkü
bu bizi mutsuz ediyor. Bugünün düşüncesini kabul ederken Tanrı ile anlaşmış oluruz. Hasta
olmamızı ne O ister ne de biz. O bizden iyileşmemizi ister. Biz de bunu istiyoruz.
Bugün, her biri on ila on beş dakika sürecek iki uzun süreli çalışma sürecine hazırız.
Fakat bu uygulamaları ne zaman yapacağınız size bırakılmıştır. Bu uygulama şeklini birkaç
ders boyunca sürdüreceğiz. Her bir uygulamayı yapmak için en uygun zamanın ne zaman
olduğunu bulmak, karar vermek ve kararınıza sadık kalmak tamamen size kalmıştır.
Bugün uygulama süre.lerine başlarken dersin cümlesini tekrarlayın ve kurtuluşun sizin
dışınızdan gelemeyeceğini de bildiren bir cümle ekleyerek uygulayın. Örneğin şu şekilde
uygulayabilirsiniz:
"Kurtuluşum benden gelir.
Başka hiçbir yerden gelemez."
Sonra birkaç dakika boyunca gözleriniz kapalı halde kurtuluşunuzu daha önce
nerelerde aradığınızı düşünün; örneğin diğer insanlarda, sahip olduğunuz şeylerde, bazı
durumlarda, olaylarda, gerçek yaptığınız tüm illüzyonlarda. Farkına varın ki kurtuluşunuz
bunlarda değildir. Kendinize şunu söyleyin:
"Kurtuluşum bunların hiçbirinden gelemez.
Kurtuluşum sadece benden gelir."
Şimdi tekrar, içinizdeki ışığa ulaşmaya çalışacağız. Kurtuluşunuz içinizdeki ışık ile aynı
yerdedir, onu ışığın çevresini saran kara bulutların arasında bulamazsınız. Siz onu orada
aradınız. Fakat orada değil. Kurtuluşunuz bulutların ötesindeki ışığın içindedir. Işığa ulaşmak
için önce bulutların içinden geçmeniz gerektiğini hatırlayın. Yarattığınız bu hayali bulutların
içinde istediklerinizi daha önce zaten aradığınızı ve hiçbir şey bulamadığınızı da hatırlayın.
Tüm kurtuluş illüzyonları sizi hayal kırıklığına uğrattığı için, bulutların içinde kalıp orada
boş yere idoller aramayı istemezsiniz elbette. Hele de bulutların arasından geçip kurtuluşa
kolayca yürüyebileceğinizi bildiğinizde bunu hiç istemezsiniz. Size hangi yol uygun g.rünürse
onu kullanarak bulutları geçmeye kararlı olun. Eğer sizi rahatlatacaksa elimi tutarak ilerleyin,
size rehberlik edeceğim. Ve emin olun ki bu boş bir rüya değildir.
Bugün sıklıkla yapacağınız kısa süreli uygulamalarda, kurtuluşunuzun sizden geldiğini
kendinize hatırlatın. Sizin düşüncelerinizden başka hiçbir şey sizi bu yolda ilerletmeyecek. Siz
tüm dış etkenlerden uzaktasınız. Kendi kurtuluşunuzdan siz sorumlusunuz. Siz, dünyanın
kurtuluşunu getireceksiniz.
O halde şöyle söyleyin:
"Kurtuluşum benden gelir.
Kendim dışında hiçbir şey beni geride tutamaz.
Kurtuluşum ve dünyanın kurtuluşu içimdedir."
"Kederlerim, dünyanın ışığını içimde gizliyor."
Kederlerinizin gizlediklerini kimse göremez. Kederleriniz, dünyanın ışığını içinizde
gizlediği için herkes sizinle birlikte karanlıkta kalır ve siz de orada (kederinize sebep olduğunu
düşündüğünüz kişilerin yanında) kalırsınız. Fakat kederlerinizden oluşan ağırlıklar
kaldırıldığında (bağışlayıcı olduğunuzda), siz de onlarla birlikte kurtulursunuz. Şimdi size
cehenneminizde yoldaşlık edenle (cehennemde yanınızda kimi tuttuysanız) kurtuluşunuzu
paylaşın. O, ikinizi de kurtaran dünyanın ışığı içindeki kardeşinizdir.
Bugün içinizdeki ışığa ulaşmak için bir girişimde daha bulunalım. Bu egzersizi uzun
süreli bir çalışmaya çevirmeden önce bir iki dakika ayırıp ne yapmaya çalıştığımız hakkında
düşünelim. Biz gerçek anlamda dünyanın kurtuluşunu sağlamaya çalışıyoruz. Onu gizleyen
karanlığın örtüsünü kaldırıp karanlığın ötesini görmeye çalışıyoruz. Tanrı'nın Evladının
gözyaşlarının gün ışığında kayboluşuna tanık olmaya çalışıyoruz.
Bugünün uzun süreli uygulama sürecine bunların doğruluğunun farkına vararak
başlayalım. Ulaşmaya çalıştığımız şey dünyadaki her şeyden daha değerli olduğundan, daha
büyük bir kararlılıkla çalışmayı sürdürelim. Kurtuluş bizim tek ihtiyacımızdır. Burada başka bir
amaç veya yerine getirmeniz gereken başka bir görev yoktur. Kurtuluşu öğrenmek tek
hedefimizdir. Bugün ışığı içimizde bulup, onu bizimle birlikte arayan herkesin görmesi ve
sevinmesi için açığa çıkartarak çok eskilerden gelen arayışı sonlandıralım.
Şimdi çok sessizce ve gözleriniz kapalı bir şekilde, bilincinizi kaplayan tüm içeriğin akıp
gitmesine izin verin. Zihninizi, ağır ve kara bir bulut tabakasıyla çevrelenmiş dev bir küre gibi
hayal edin. Sadece bulutları görüyorsunuz çünkü kürenin dışında ve ondan ayrı olduğunuzu
sanıyorsunuz.
Durduğunuz yerden bakılınca bulutların arkasında çok parlak bir ışığın bulunduğuna
inanmak için hiçbir sebep yokmuş gibi görünür. Görünen tek gerçeklik, bulutlardır. Görecek
başka bir şey yok gibidir. Bu yüzden onları geçmek için bir gayret göstermezsiniz; fakat
onların içinden geçmeden gerçek olmadıklarını da anlayamayacaksınız. Bugün bu bulutları
geçmeye çalışacağız.
Yaptığınız şeyin siz ve dünya için ne kadar önemli olduğunu bir süre düşündükten sonra
mükemmel bir dinginlik ve sessizlik içinde kalın. Sadece, bugün içinizdeki ışığa ulaşmayı ne
kadar istediğinizi hatırlayın. Şimdi! Bulutları geçmek için kararlı olun. Zihninizde uzanın ve
onlara dokunun. Onları elinizle dağıtın. İçlerinden geçtikçe yanaklarınıza, alnınıza
dokunduklarını hissedin. Devam edin, bulutlar sizi durduramaz.
Eğer egzersizi doğru şekilde yapıyorsanız, yükseldiğinizi ve bir yere doğru taşındığınızı
hissedeceksiniz. Sizin küçücük bir gayretiniz ve kararlılığınız, evrenin gücüne size yardım
etmesi için çağrı yapar ve Tanrı'nın Kendisi gelip sizi karanlıktan aydınlığa götürür. Niyetiniz,
Onun Niyeti ile birleşir. Başarısız olamazsınız çünkü niyetiniz Onun Niyetidir.
Bugün Yaratıcınıza güvenin ve sizi duyduğuna ve size cevap verdiğine emin olun.
Cevabını halen duyamıyor olabilirsiniz fakat cevap verildiğine emin olursanız ona hemen
ulaşabilirsiniz. Bulutların içerisinden ışığa doğru giderken, Onun güven ve huzurunu içinizde
hissedin. Sonunda niyetinizin Tanrı'nın Niyeti ile birleştiğini hatırlayın. Tanrı ile birlikte
üstlendiğiniz şeyin, başarısız olamayacağını net bir şekilde aklınızda tutun. Sonra, Tanrı'nın
gücünün içinizde sizin aracılığınızla çalışmasına izin verin ki, hem sizin hem Onun Niyeti
gerçekleşsin.
Bugünün dersinin sizin ve mutluluğunuz açısından önemini fark ettiğinizde kısa süreli
uygulamaları mümkün olduğunca sık yapmak isteyeceksiniz. Uygulamalarda; kederlerinizin,
ışığı görmenizi ve fark etmenizi engellediğini kendinize hatırlatın. Onu yalnız aramadığınızı ve
onu nerede bulacağınızı bildiğinizi de hatırlatın.
Sonra şöyle söyleyin:
"Kederlerim, dünyanın ışığını içimde gizliyor.
Kendi gizlediğimi göremem.
Yine de, kendi kurtuluşum ve dünyanın kurtuluşu için
Işığın bana gösterilmesini istiyorum."
Eğer bir kişiye karşı keder hissetmeye eğilimli olursanız kendinize şunu söyleyin:
"Eğer bu kederi tutarsam dünyanın ışığı benden gizlenir."
"Sevgi keder barındırmaz."
Sevgi tarafından kendisi gibi yaratılmış olan siz, hem Benliğinizi bilip hem de keder
barındıramazsınız. Tek bir kederi bile tutmak, kim olduğunu unutmaktır. Tek bir kederi bile
tutmak, kendinin bir bedenden ibaret olduğunu düşünmektir. Tek bir kederi bile tutmak,
egonun zihninizi yönetmesine izin vermek ve bedeni ölüme terk etmektir. Büyük olasılıkla,
kederi tutmanın zihninize tam olarak ne yaptığının henüz farkında değilsiniz. Bu, sizi
Kaynağınızdan ayrıymış gibi gösterir ve sizi Tanrı'dan farklı kılar. Bu durum sizi, Tanrı'nın da
kendiniz gibi olduğuna inandırır, çünkü hiç kimse Yaratıcısını kendinden farklı algılayamaz.
Benliğiniz Yaratıcısından ayrılmadığını her zaman farkındadır. Yaratıcısı ile bir olduğunu
bilen Benliğinizden kopmuş olduğunuzu düşündüğünüzde, Benliğiniz uykuya dalar. Ve bu
uyku, zihninizin illüzyonlar üreten kısmı, “uyanık olduğunu zannettiği” (uyanık olduğu
rüyasını gördüğü) sürece devam eder. Kederleri tutmanız tüm bunlara yol açabilir mi?
Elbette! Çünkü kederleri barındıran, Sevgi tarafından yaratıldığını inkâr eder ve Yaratıcısı ona,
nefret rüyaları içerisinde korkulacak bir şey gibi görünür. Nefret rüyaları görenlerin Tanrı'dan
korkması normal değil midir?
İçlerinde keder barındıranların; Tanrı'yı kendi suretlerinde tanımlamaya çalışacağı,
Tanrı’nın onları Kendisi gibi yarattığı ve Kendisinin parçası olarak tanımladığı kadar kesindir.
Keder barındıranların suçluluk yaşayacağı ne kadar kesinse, bağışlayanların huzuru bulacağı
da o kadar kesindir. Keder barındıranların kim olduklarını unutmaları ne kadar kesinse,
bağışlayanların hatırlayacak olmaları da o kadar kesindir.
Bunun böyle olduğuna inansaydınız, tüm kederleri ve üzüntüleri bırakmaya istekli
olmaz mıydınız? Büyük ihtimalle, kederleri bırakabileceğinize inanmıyorsunuz. Ancak bu
sadece motivasyon meselesidir. Bugün, kederler olmadan nasıl hissedeceğinizi araştıracağız.
Eğer bir an bile gerçekten başarırsanız bir daha motivasyon eksikliği yaşamazsınız.
Bugünün uzun uygulama sürecine başlarken zihninizi kederlerin barındırıldığı
ilişkilerinizi bulmak için tarayın. Kimlere ve neye karşı üzüntülü, kederli ve mağdur bir tutum
sergiliyorsunuz? Bunlardan bazılarını bulmak çok kolay olacaktır. Sonra görünüşte küçük
(önemsiz) olan kederleri araştırın. Bu kederler, sevdiğinizi düşündüğünüz veya hoşlandığınız
kişilere ve olaylara karşı bile olabilir. Hemen fark edeceksiniz ki aslında, azıcık da olsa kederli
bir yaklaşımınızın olmadığı neredeyse hiç kimse ve hiçbir şey yoktur. Bu kederli yaklaşım,
kendinizi algılayışınıza yansıyarak sizi tüm evrende yalnız başınıza bıraktı.
Şimdi bu kişilerin hepsini dostlar olarak görmeye karar verin. Her birini tek tek düşünün
ve onlara şunları söyleyin:
"Benim bir parçam olduğunu hatırlayabilmek ve kendimi tanıyabilmek için
seni dostum olarak göreceğim."
Uygulama sürecinin kalan bölümünde; kendinizi, dünyadaki herkesle ve her şeyle bir
bütün olarak tam bir huzur ve güvenlik içerisinde korunan, sevilen ve doğal olarak sevgiyle
yaklaşan bir kişi olarak görün. Sizi saran, yükselten ve destekleyen güvenliği hissetmeye
çalışın. Size hiçbir şeyin, hiçbir şekilde, bir anlığına dahi zarar veremeyeceğine inanın.
Uygulama sürecinin sonunda kendinize şunu söyleyin:
"Sevgi keder barındırmaz.
Tüm kederlerimi bıraktığımda,
tamamen güvende olduğumu bileceğim."
Kısa uygulama süre.leri bugünün dersinin hızlıca uygulanmasını içermelidir. Gün
boyunca herhangi bir kişiye veya duruma karşı herhangi bir keder hissettiğiniz anda içinizden
şunu söyleyin:
"Sevgi keder barındırmaz.
Benliğime (özüme) ihanet etmeyeceğim."
Bunlara ek olarak, bugünün dersini saatte bir kez şu cümleyle tekrar uygulayın:
"Sevgi keder barındırmaz.
Tüm kederlerimi bir kenara bırakacağım.
Böylece Tanrı’nın içinde uyanarak, Benliğime uyanacağım."
"Sevgi beni kendi gibi yarattı."
Bugünün düşüncesi sizin kim ve ne olduğunuzun açık ve net bir ifadesidir. Bu yüzden siz
dünyanın ışığısınız. Bu yüzden Tanrı dünyanın kurtarıcısı olarak sizi görevlendirdi ve bu
yüzden Tanrı'nın Evladı kurtuluş için size güveniyor. Tanrı'nın Evladı ancak, sizin Kim
olduğunuzu hatırlamanız ile kurtulur. Bugün göstereceğimiz gayretlerin tümü, hakkınızdaki
bu hakikate ulaşmak ve bir anlığına da olsa bunun tüm hakikat olduğunu tamamen
hatırlamanız içindir.
Uzun uygulama süre.lerinde hakikatin doğasını, değişmediğini ve değişmezliğini
düşüneceğiz. Uygulamaya hakkınızdaki bu hakikat ile başlayacağız ve sonraki birkaç dakikayı
buna yeni düşünceler ekleyerek geçireceğiz. Şunun gibi:
"Kutsallık beni kutsal yarattı.
Masumiyet beni masum olarak yarattı.
Mükemmellik beni mükemmel yarattı."
Tanrı'ya yakışır ve Onu tanımlayacak tüm ifadeler kullanmanız için uygundur. Bugün
yapmaya çalıştığımız, sizin Tanrı tanımınızı iptal edip yerine Onun Kendini tanımlayışını
koymaktır. Aynı zamanda Tanrı'nın Kendini tanımlayışının bir parçası olduğunuzu
vurgulamaya çalışıyoruz.
Bunun gibi birkaç düşüncenin üzerinden geçtikten sonra tüm düşüncelerin gitmesine
izin verin ve kısa bir hazırlık sürecine girin. Sonra kendi hakkınızdaki tüm tanımlarınızın ve
önyargılarınızın ötesine doğru yol alın ve Kendinize ulaşmaya çalışın. Eğer Sevgi sizi kendisi
gibi yarattıysa, bu Benlik içinizde olmalıdır. Ve bu Benlik, zihninizde bir yerlerde Onu
bulmanızı bekliyor.
Zihninizin dağılmaması için ders cümlesini sıklıkla tekrarlamanız gerekebilir. Ayrıca
sadece bu cümlenin yeterli olmadığını fark edeceksiniz ve kendiniz hakkındaki hakikati
keşfetmeniz için başka düşünceler ilave etmeye ihtiyaç duyacaksınız. Ardından tüm bunları
aşacak ve düşüncesizliğin aralığından, Sevginin sizi kendi gibi yarattığını hatırlamanın göz
kamaştırıcı bir ışık içindeki farkındalığına geçeceksiniz. Başardığınızı hissetseniz de
hissetmeseniz de, bugün bu farkındalığın yaklaşması için yeterince uygulama yapacağınız
konusunda kendinize güvenin.
Bugünün dersini olabildiğince sıklıkla uygulamanızın yararınıza olduğunu göreceksiniz.
Kendiniz hakkındaki hakikati mümkün olduğunca sık duymaya ihtiyacınız var; çünkü zihniniz
kendi uydurduğunuz sahte benliklerle öyle doludur ki. Saatte dört veya beş kez hatta daha da
fazla uygulama, Sevginin sizi kendisi gibi yarattığını hatırlamanız için yararlı olacaktır. Bunu
yaparken Kendiniz hakkındaki hakikate kulak verin.
Kısa uygulama süre.lerinde, günün düşüncesini size söyleyenin kendi cılız sesiniz
olmadığının farkına varmaya çalışın. Bu, Tanrı'nın Sesidir (Ona dönmek için yaratılan Sestir).
Bu Ses size Yaratıcınızı ve Benliğinizi hatırlatır. Bu, Hakikatin Sesidir. Bu Ses, egonun benliğiniz
hakkında söylediği her şeyi Tanrı'nın Evladı hakkındaki yalın hakikat ile değiştirir. Siz, Sevgi
tarafından kendisi gibi yaratıldınız.
"Mutluluğum ve görevim birdir."
Önceki derslerde, görevinizi gerçekleştirmek ve mutluluğa ulaşmak arasındaki bağlantı
üzerine vurgu yaptığımızı fark etmişsinizdir. Bu vurgu yapılıyor çünkü bağlantıyı gerçekten
görmüyorsunuz. Aslında aralarında bir bağlantıdan fazlası vardır; onlar birdir. Şekilleri
(görünümleri) farklıdır, fakat içerikleri tamamen aynıdır.
Ego, görevinizin ve varoluş amacınızın ne olduğu temel sorusu üzerine Kutsal Rehber ile
sürekli olarak çatışır. Bu yüzden ego mutluluğunuzun nerede olduğu hakkında Kutsal
Rehbere durmaksızın saldırır. Bu çatışma çift yönlü değildir. Ego saldırır, Kutsal Rehber
tepkisizdir (cevap vermez). Kutsal Rehber, sizin gerçek görevinizi ve gerçek görevinizin
mutluluğunuz olduğunu bilir.
Bugün bu anlamsız çatışmanın ötesine geçmeye ve göreviniz hakkındaki hakikate
ulaşmaya çalışacağız. Görevinizin ne olduğu hakkında bitmeyen anlamsız zihin tartışmalarına
girmeyeceğiz. Umutsuzca mutluluğu tanımlamaya, mutluluğu elde etmek için sahte yollar
(sahte araçlar) yaratmaya çalışmayacağız. Egonun hakikate saldırmasına izin vermeyeceğiz.
Hakikati bulabileceğimiz için mutlu olacağız.
Bugün yapacağımız uzun uygulama süreci, Tanrı'nın size verdiği görev ve mutluluğunuz
arasındaki bağlantıyı kabul etmenin de ötesinde, aslında ikisinin tamamen aynı olduğunu
kavramaya yöneliktir. Tanrı size sadece mutluluk verebilir. Bu yüzden siz ne kadar farklı
algılarsanız algılayın, Onun size verdiği görev sadece mutlu olmak olabilir. Bugün yapacağınız
egzersizler, görünüşteki bu ayrımların ötesine geçip, hakikatte göreviniz ve mutluluğunuzun
bir olduğunu görmeyi amaçlamalıdır.
Bugün on ila on beş dakika sürecek uygulamalarınıza şu düşüncelerin üzerinden
geçerek başlayın:
"Tanrı bana sadece mutluluk verir.
Görevimi bana O verdi.
Bu sebepten, görevim mutluluk olmalıdır."
Bu sonuç çıkarımını henüz kabul etmeseniz dahi, bu cümleler dizisi içindeki mantığını
anlamaya çalışın. Sonucun hatalı olması için ilk iki cümleden birinin yanlış olması gerekir.
Bugün uygulamaları yaparken önermeler hakkında biraz düşünelim.
Birinci önerme, Tanrı'nın size sadece mutluluk verdiğidir. Bu önerme yanlış olabilirdi
fakat bunun için Tanrı'nın olduğundan farklı olması gerekirdi. Sevgi kötülük veremez, k.tülük
ancak sevgi olmayandan gelir. Tanrı, Kendinde olmayanı (sahip olmadığını) veremez ve
Kendinde olmayan (sahip olmadığı) Tanrı'da var olamaz. Tanrı'nın size sadece mutluluk
vermemesi için, kendi içinde k.tülük barındırması gerekir. Eğer ilk önermeyi kabul
etmiyorsanız aslında Tanrı'yı tanımlayış şekliniz budur.
İkinci önerme, görevinizi size Tanrı'nın verdiğidir. Zihninizin iki b.lümden oluştuğunu
daha önce görmüştük. Biri ego tarafından yönetilir ve illüzyonlardan oluşmaktadır. Diğeri ise
Kutsal Rehberin evidir ve hakikati barındırır. Bunlardan başka rehber (yol gösteren) yoktur.
Siz bu ikisinin rehberliği arasında seçim yaparsınız. Ve siz hangisini seçerseniz, onun
getireceği sonuçlar dışında bir sonuç mümkün değildir. Ego hep korkuyu getirir, Kutsal
Rehber ise her zaman sevgidir.
Dolayısıyla göreviniz size ya Tanrı'nın Sesi aracılığı ile söylenir ya da Onun yerine
koyduğunuz ego tarafından. Hakiki olan hangisidir? Eğer görevinizi size Tanrı vermediyse, o
egonun hediyesidir. Egonun gerçekten de verebileceği hediyeler var mıdır? Kendisi bir
illüzyon olanın hediyeleri de illüzyondan oluşmuş hediyelerdir.
Bugün yapacağınız uzun uygulama süre.lerinde bunu düşünün. Size görevinizi söyleyen
illüzyonların zihninizin içinde hangi şekillere büründüğünü ve egonun rehberliğindeki birçok
yolla bulmaya çalıştığınız kurtuluşu düşünün. Bulabildiniz mi? Gerçekten mutlu muydunuz?
Size huzur getirdiler mi?
Bugün kendimize gerçekten dürüst olmaya ihtiyacımız vardır. Egonun verdiklerinin
sonuçlarını gözden geçirin ve verdiği herhangi bir şeyden mutluluk beklemenin mantıklı olup
olmadığını düşünün. Fakat yine de Kutsal Rehberin Sesine tek alternatif ego gibi
görünmektedir. Ya deliliği dinlersiniz ya hakikati. Bu seçimi, bahsettiğimiz mantıksal
önermeler ışığında düşünerek yapmaya çalışın. Sadece bu sonuç içinde paylaşım mümkün
olabilir çünkü bu sonuçta Tanrı, Kendini (Kendi Varlığını) bizimle paylaşır.
Bugünün düşüncesi aynı olanın aynı, farklı olanın ise farklı algılanması için dev bir
adımdır. Tüm illüzyonlarınız bir tarafta durmaktadır. Hakikat ise tüm varlığıyla diğer tarafta
beklemektedir. Bugün sadece hakikatin gerçek olduğunu hatırlayalım.
Her saat içerisinde iki kez yapacağınız kısa süreli uygulamaları şu şekilde yapabilirsiniz:
"Mutluluğum ve görevim birdir,
Çünkü her ikisini de bana Tanrı verdi."
Kısa uygulama süre.leri bir dakika bile sürmeyecektir. Bu sözleri içinizden yavaşça
tekrarlayarak anlamları hakkında düşünün.
"Benim tek görevim Tanrı'nın bana verdiğidir."
Bu düşünce kurtuluşa olan adanmışlığınızı tekrar doğrular. Aynı zamanda size bundan
başka bir görevinizin olmadığını hatırlatır. Bunlar tam bir adanmışlık için anlaşılması gereken
düşüncelerdir. Siz başka hedefler (amaçlar) peşinde koşarken kurtuluş tek hedefiniz
(amacınız) olamaz. Kurtuluşun tek göreviniz olduğunu tamamen kabul etmeniz için iki aşama
gerekir. İlk olarak, kurtuluşun tek göreviniz olduğunun kabul edilmesi, ikincisi de kendiniz için
icat ettiğiniz tüm diğer hedeflerden vazgeçilmesidir. Bu şekilde dünyanın kurtarıcılarından
biri olarak görevinizi kabul edersiniz. "Benim tek görevim Tanrı'nın bana verdiğidir" cümlesini
sadece söylemeniz değil, içselleştirmenizin tek yolu budur. Bu, iç huzuru bulabilmenizin tek
gerçek yoludur.
Bugün ve takip eden birkaç gün boyunca, uygulama yapmak için rahat olabileceğiniz on
ila on beş dakika ayırın. Bu sürelerde dersin içerdiği düşüncenin ne anlama geldiğini ve
gerçekten doğru olduğunu anlamak için düşünün. Bugünün dersi, yaşamda algıladığınız tüm
zorluklardan kurtulmanızın yolunu gösterir. Huzura açılan kapının anahtarını, kapının üzerine
yerleştirir. Bu kapıyı siz kendi ellerinizle kapattınız ve kendi üzerinize içten kilitlediniz. Bu ders
size, zamanın başlangıcından beri yaptığınız tüm arayışların ve soruların cevabını verir.
Günlük uzun uygulama süre.lerini her gün yaklaşık olarak aynı zaman dilimi içerisinde
yapmaya çalışın. Çalışma yapacağınız zamanı önceden planlayın ve belirlediğiniz plana
olabildiğince sadık kalmaya çalışın. Bu şekilde uygulamanın amacı; peşine düştüğünüz
anlamsız amaçlar ve hedefler kadar Tanrı’yla buluşmak için de zaman ayırmak için gününüzü
düzenlemektir. Bu, zihninizin ihtiyacı olan uzun vadeli ve kalıcı disiplin sağlayıcı eğitimin bir
bölümüdür. Böylece Kutsal Rehberin sizinle paylaştığı amaç için zihninizi kullanmasına izin
verirsiniz.
Bu uzun çalışma sürecine günün dersini gözden geçirerek başlayın. Sonra gözlerinizi
kapatın ve içinizden dersi tekrarlayın. Bu süre içerisinde zihninizden geçen düşünceleri
gözlemleyin. Uygulamaya başlarken sadece dersin düşüncesiyle ilgili düşünceleri düşünmeye
çalışmayın. Aksine, günün düşüncesiyle çelişen, çatışan düşünceleri fark etmeye çalışın.
Gelen her düşünceyi izleyin ancak tutmayın ve şunu söyleyerek serbest bırakın:
"Bu düşünce, başka bir hedef yaratarak benim tek görevimi görmemi engelliyor."
Bir süre sonra çelişen, çatışan düşünceleri bulmak zorlaşacaktır. Buna rağmen
uygulamayı bir iki dakika daha sürdürün ve daha önce dikkatinizden kaçan birkaç anlamsız,
boş düşünceyi de yakalamaya çalışın. Ancak gereksiz çaba harcayıp zorlanmayın. Sonra
kendinize şunu söyleyin:
"Bu boş alanda, gerçek görevimi görmek için izin veriyorum."
Bu kelimeleri aynen kullanmanız gerekmiyor. Sadece yarattığınız hedeflerden oluşan
illüzyonları bırakıp hakiki görevinizi görmeye istekli olun.
Son olarak, bugünün dersini bir kez daha tekrarlayın. Geri kalan zamanda; görevinizin
sizin için önemini, size getireceği sonsuz rahatlamayı, tüm sorunlarınızın sonsuza dek
çözülmüş olmasını ve kendi anlamsız düşüncelerinizle zaman kaybetmektense kurtulmayı ne
kadar istediğinizi düşünün.
Saatte bir kez yapılacak kısa süreli uygulamalarda, bugünün dersini şu şekilde kullanın:
"Benim tek görevim Tanrı'nın bana verdiğidir.
Başka görev istemem, başka görevim yoktur."
Uygularken bazen gözlerinizi kapatın. İstediğiniz zaman tekrar açın ve çevrenize bakın.
Bugünün düşüncesinin doğruluğunu tamamen kavrayıp, kabul ettiğinizde değişecek olan
gerçekliği görmektesiniz.
From the publisher's feed