MUCİZELER KURSU

MUCİZELER KURSU

Download on the App Store

MUCİZELER KURSU episodes

  • DERS 74

    "Tanrı'nın Niyetinden başka niyet yoktur."

    Bugünün dersi tüm egzersizlerin yöneldiği merkezi düşünce sayılabilir. Tanrı'nın Niyeti

    var olan tek Niyettir. Bunun farkına vardığınızda kendi niyetinizin de Onunki olduğunu fark

    edeceksiniz. Çelişkinin mümkün olabileceği inancı sona ermiştir. Çelişen istekler ile

    yıpratıldığınız düşüncesi, hakiki huzur ile yer değiştiriyor. Tanrı'nın Niyetinin bir ifadesi olarak

    sizin, Onun Niyeti dışında bir niyetiniz olamaz.

    Bugünün dersinde müthiş bir huzur vardır ve bugün yapılacak dersler onu bulmaya

    yöneliktir. Dersin düşüncesi tamamen hakikati ifade eder. Bu yüzden illüzyonlar ortaya

    çıkamaz. İllüzyonlar olmayınca çelişki mümkün olamaz. Bugün bunu kavrayalım ve bu

    farkındalığın getireceği derin huzuru deneyimleyelim.

    Bugün uygulama süre.lerine bu düşünceleri birkaç kez tekrar ederek başlayın.

    Tekrarları yaparken anlamlarını kavramak ve onları zihninizde tutmak için yavaş ve kararlı

    olun. Şunu söyleyin:

    "Tanrı'nın Niyetinden başka niyet yoktur. Çelişki içinde olamam."

    Sonra bağlantılı düşünceler ekleyerek birkaç dakika geçirin. Örneğin:

    "Huzur içindeyim.

    Hiçbir şey beni rahatsız edemez. Benim Niyetim Tanrı'nınkidir.

    Benim Niyetim ve Tanrı'nın Niyeti birdir.

    Tanrı, Evladı için sadece huzur isteyebilir."

    Bu giriş aşaması boyunca, zihninizden geçen tüm çelişki içeren düşüncelere hızla

    müdahale etmek için şunu söyleyin:

    "Tanrı'nın Niyetinden başka niyet olamaz.

    Bu çelişen düşünceler anlamsızdırlar."

    çözülmesi zor görünen özellikle bir çelişki alanı varsa o konuya özel uygulama yapmak

    için zaman ayırın. Çok kısa ama net bir şekilde konuyu düşünüp içindeki insanı veya insanları,

    durumu veya durumları isimlendirin. Ve kendinize şunu söyleyin:

    "Tanrı'nın Niyetinden başka niyet yoktur. Niyetimi Onunla paylaşırım.

    Benim ........... hakkındaki çelişkilerim gerçek değildir."

    Zihninizi bu şekilde boşalttıktan sonra gözlerinizi kapatın ve gerçekliğinizin size

    sunduğu huzuru deneyimleyin. İçine dalarak huzurun etrafınızı sardığını hissedin. Bu

    girişimleri, her şeyden vazgeçmek gibi algılayabilirsiniz. Fakat gerçek deneyim ile vazgeçiş

    arasındaki fark anında gözlemlenebilir. Eğer hakiki deneyime ulaşmayı başarıyorsanız

    bitkinlik ve zayıflık yerine derin bir neşe hissedersiniz ve uyanıklığınız artar. Neşe, huzurun bir

    özelliğidir. Neşe geldiğinde amacınıza ulaştığınızı anlayacaksınız.

    Eğer vazgeçiş hissine kapılırsanız çok hızlı bir şekilde bugünün dersinin cümlesini

    söyleyin ve tekrar deneyin. Bunu mümkün olduğunca sık yapın. Bugün aradığınız huzuru

    hissetmeseniz bile vazgeçmemenin büyük getirisi vardır.

    Kısa süreleri önceden belirlediğiniz zaman aralıklarında ve düzenli olarak yapın. Bu

    sürelerde kendinize şunları söyleyin:

    "Tanrı'nın Niyetinden başka niyet yoktur.

    Bugün Onun huzurunu arıyorum."

    Sonra aradığınızı bulmaya çalışın. Her yarım saatte bir veya iki dakika, mümkünse

    gözler kapalı bir şekilde bunun için kullanılmalıdır.

     

    7 min
  • DERS 73

    "Işık tek arzum."

    Bugün, Tanrı ile paylaştığınız niyeti ele alıyoruz. Bu niyet, egonun karanlığı ve yokluğu

    getiren boş isteklerinden farklıdır. Tanrı ile paylaştığınız niyet, yaratımın gücünü barındırır.

    Egonun istekleri bireyseldirler ve paylaşılmazlar. Dolayısıyla onların hiç gü.leri yoktur. Aslında

    tamamen etkisiz de değildirler çünkü sizin illüzyonlardan oluşan bir gerçeklik yaratmanıza ve

    çok güçlü bir şekilde ona inanmanıza neden olurlar. Ancak yaratımın bütünü açısından

    anlamsız ve boşturlar. Hakiki olan hiçbir şey yaratamazlar.

    Anlamsız istekleriniz ve kederleriniz gördüğünüz dünyayı sizinle birlikte yaratan

    yapımcılardır. Egonun istekleri gördüğünüz dünyayı yarattı ve yaratılan bu dünyanın devam

    ettirilmesi için egonun kedere olan ihtiyacı devam etmektedir. Bu istekler devam ederken,

    dünyayı size saldıracakmış gibi gösteren ve haklı çıkmaya çalışan figürlerle doldururlar. Bu

    figürler kederlerle dünyayı doldurmak için kullanılan egonun işçileridirler. Sizin uyanışınız ve

    kardeşlerinizin gerçekliği arasında bir set çekerler. Onlara tutunduğunuz sürece ne

    kardeşlerinizi bilebilirsiniz ne Kendinizi.

    Bu garip değiş tokuşta gerçek niyetinizi göremez olursunuz. Suçluluk alıp suçluluk

    verirsiniz ve her değiş tokuşta keder artar. Tanrı'nın Evladının, Yaratıcısı ile ortak Niyetle

    yarattığı dünya bu olabilir mi? Tanrı, Evladı ile birlikte Yaratımı gerçekleştirdi. O, içinde

    Kendisinin öldürüldüğü bir dünya yaratır mıydı?

    Bugün bir kez daha sizin gerçek niyetiniz ile uyumlu olan dünyaya ulaşma girişiminde

    bulunacağız. Işık gerçek niyetinizin içindedir; çünkü o, Tanrı'nın Niyeti ile birdir. O Cennetin

    kendisi değildir fakat Cennetin ışığı onun üzerinde parlar. Karanlık bitti ve egonun boş

    istekleri geride bırakıldı. Bu dünyaya yansıyan ışık, sizin niyetinizi yansıtır ve işte bu yüzden

    onu içinizde arayacağız.

    Sizin dünya algınız sadece içinizdeki aynadan yansıyanları gösterir. Işığın kaynağı da

    karanlığın kaynağı da dışarıda bulunamaz. Kederler zihninizi karartır ve size karanlık bir dünya

    gösterirler. Bağışlamak karanlığı ortadan kaldırır, niyetinizi ortaya çıkarır ve ışığın dünyasına

    bakmanızı sağlar.

    Birçok kez kederlerin engellerini aşmanın çok kolay olduğunu vurguladık. Aslında

    onlar sizinle kurtuluşunuz arasında duramazlar. Bunun sebebi çok basittir. Gerçekten

    cehennemde olmak istiyor musunuz? Gerçekten ağıt yakıp, acı çekip ölmek mi istiyorsunuz?

    Bunun gerçekten Cennet olabileceğine dair egonun size söylediği tüm yalan argümanlara

    inanmayı bırakın. Bunun böyle olmadığını biliyorsunuz. Siz bunu gerçekten istiyor

    olamazsınız. İllüzyonların gidemediği kadar ötede bir yer var. Acı çekmek mutluluk olamaz ve

    sizin gerçekten istediğiniz şey mutluluktur. Bu sizin hakiki arzunuzdur. Bu yüzden kurtuluş

    sizin iradenizdedir. Bugün yapmak istediğimiz şey, başarıya ulaşacaktır. Sizin kutsamanız ve

    memnuniyetle yapacağınız işbirliği ile bunu başaracağız.

    Bugün kurtuluşu gerçekten kendiniz için istediğinizi hatırlarsanız başaracağız. Siz

    Tanrı'nın planını kabul etmek istiyorsunuz çünkü o planda sizin de istediğiniz her şey var.

    Aslında buna zıt olabilecek hiçbir isteğiniz yoktur ve olmasını da istemiyorsunuz. Kurtuluş

    sizin içindir. Siz, her şeyin üzerinde gerçekten Kim olduğunuzu hatırlayarak kurtuluşu

    istiyorsunuz. Bugün sizin güçlü isteğiniz .nünde zayıf kalan, egonun kendisidir. İradeniz

    tamamen özgürdür ve önünde hiçbir şey duramaz.

    Bu yüzden egzersizlerimizi mutlu bir güven ve rahatlık içerisinde yapacağız. Gerçekten

    bulmayı istediğinizi bulacağınızdan ve hatırlamak istediğinizi hatırlayacağınızdan emin olun.

    Ne boş istekler bizi alıkoyabilir ne de illüzyonun gücü bizi yenebilir. Bugün isteğinizin

    gerçekleştirilmesine izin verin ve Cennetin yerine cehennemi tercih edeceğinize dair çılgın

    inancınızı sonsuza kadar bitirin.

    Bugün uzun uygulama sürelerimize sizin isteğinize sadece Tanrı'nın planının uyumlu

    olduğunu fark ederek ve kabul ederek başlayacağız. Bu istek, dışınızdaki yabancı bir gücün

    size zorla dayattığı bir amaç değildir. Bu, Yaratıcınız ve sizin mükemmel bir şekilde uyumlu

    olabileceğiniz tek gerçek istektir. Bugün başaracaksınız. Tanrı'nın Evladının cehennemden ve

    boş isteklerden kurtulmasının günü bugündür. O, bugün Tanrı'nın isteğini hatırlar ve artık

    ışığı içinde aramak ve kurtarılmak için istekli olur.

    Kendinize bunu hatırlatın ve niyetinizi net bir şekilde aklınızda tutun. İçten gelen zarif

    bir güç ve sakin bir kararlılıkla şunu söyleyin:

    "Işık tek arzum.

    Tanrı'nın ve benim Niyetimizi barındıran ışığı görmek istiyorum."

    Sonra bırakın iradeniz Tanrı'nın gücü ile ve Kendi özünüz ile bir olup kendini ortaya

    çıkarsın. Uygulama sürecinin kalanını Onların rehberliğine bırakın. Onlar yolu açarken Onları

    takip edin.

    Kısa uygulama sürelerinde yine gerçekten istediğinizi duyuran beyanı yapın. Şunu

    söyleyin:

    "Işık tek arzum.

    Karanlık benim isteğim değil."

    Bu bir saat içerisinde birkaç kez tekrar edilmelidir. Fakat bundan da önemlisi herhangi

    bir keder eğiliminde bu dersi hatırlamak ve uygulamaktır. Bunu yapmak, kederlerinizi

    besleyip karanlığa gömmek yerine hepsinin akıp gitmesine izin vermenize yardımcı olacaktır.

    14 min
  • DERS 72

    "Kederleri tutmak Tanrı'nın kurtuluş planına bir saldırıdır."

    Egonun planının, Tanrı'nınkinin tersi olduğunu vurguladık ve kabul ettik fakat

    Tanrı'nın planına saldırdığı ve hatta onu direkt yok etmek istediği üzerinde durmadık. Bu

    saldırıda egonun özellikleri Tanrı'ya atfedilirken ego, Tanrı'nın özelliklerine sahipmiş gibi

    görünür.

    Egonun temel isteği Tanrı'nın yerini almaktır. Aslında ego bu isteğin fiziksel olarak

    ortaya çıkmasıdır. Bu istek nedeniyle zihin, yalnız ve ayrı görünen bir bedenle çevrelenir.

    Hapishanesi olan bedenini kullanmadan diğer zihinlere ulaşması mümkün değilmiş gibidir;

    ancak iletişimi kısıtlamak, iletişimi geliştirmenizi sağlamaz. Fakat ego bunun böyle olduğuna

    inanmanıza neden olur.

    Burada bir bedenin limitlerinin varlığı açıktır ama kederleri tutmanın Tanrı'nın

    kurtuluş planına nasıl saldırdığı çok net görülemeyebilir. Kederleri tutmanızdaki nedenleri

    gözden geçirelim. Kederler her zaman bir bedenin yaptıkları ile ilgili değil midirler? Örneğin;

    bir kişi sevmediğiniz bir şey söyler veya sizi memnun etmeyen bir şey yapar böylece

    düşmanca düşünceleri, davranışları ile "açığa çıkar" gibi algılanır.

    Burada uğraştığınız şey o kişinin kendisi değildir; tam tersine aslında bir beden

    içerisinde sergilenen davranışlar ile uğraşırsınız. Bu noktada yaptığınız şey, o kişiyi bedeninin

    kısıtlamalarından özgürleştirmek konusunda başarısız olmanın da ötesine geçiyor. O kişinin

    gerçekte kim olduğu ile gördüğünüz davranışlarını bağdaştırıp ikisi birmiş gibi onu

    yargılarsınız. Tam da burada Tanrı'ya saldırmış olursunuz. Evladı sadece bir beden ise Tanrı

    da öyle olmalıdır. Yaratıcısından farklı bir yaratım düşünülemez.

    Eğer Tanrı bir beden ise Onun kurtuluş planı ne olabilir? Bu, .lümden başka ne

    olabilir? Onun kendisini ölümün değil yaşamın kurucusu olarak göstermesi, yalancılık ve

    sahtekârlıktan başka ne olabilir? Sanki O size hakikati değil boş vaatleri ve illüzyonları

    sunuyor gibi algılarsınız.

    Bedenin görünürdeki gerçekliği, Tanrı'nın böyle algılanılması konusunda son derece

    inandırıcıdır. Aslında eğer beden gerçek olsaydı bu sonuçtan kaçınmamız zor olurdu.

    Tuttuğunuz her keder bedeni gerçek kılar, kardeşinizin gerçekten kim olduğunu görmezden

    gelir ve onun bir beden olduğuna dair inancınızı güçlendirir ve bu yüzden onu cezalandırırdı.

    Böylece kurtuluşu ancak Ölüm olurdu. Bu saldırılar Tanrı'ya yöneltilir ama yine de saldırıdan

    O sorumlu tutulur.

    Azgın hayvanların kurban aradığı ve merhametin giremediği özenle hazırlanmış bu

    arenada ego sizi kurtarmaya gelir. Tanrı size bir beden verdi. Ne güzel! Hadi bunu kabul

    edelim ve bununla mutlu olalım! Bir beden olduğunuzu kabul ederek bedeninizin

    sunduklarından kendinizi mahrum etmeyin! Alabileceğiniz ne varsa az da olsa alın! Tanrı size

    hiçbir şey vermedi! Bedeniniz sizin tek kurtarıcınız, kurtuluşunuz da Tanrı'nın ölümüdür!

    Gördüğünüz dünyanın genel inanışı budur. Bazıları bedenden nefret eder, ona zarar

    vermeye ve aşağılamaya çalışır. Bazıları ise bedene âşıktır, onu yüceltip göklere çıkarmaya

    çalışır. Eğer kendi benliğinizi tanımlayışınızın merkezinde beden varsa, Tanrı'nın kurtuluş

    planına saldırırsınız ve kederlerinize tutunarak Tanrı'nın hem kendisine hem yaratımına karşı

    çıkarsınız. Bu şekilde Hakikatin Sesini duyamaz, Onu Dost olarak göremezsiniz. Sizin seçtiğiniz

    kurtarıcı Onun yerini alır. Bu şekilde ego dostunuz, Tanrı düşmanınız olur.

    Bugün kurtuluşumuza yaptığımız aptalca saldırıları bırakıyoruz. Bunu yapmak yerine

    onu hoş karşılıyoruz. Sizin altüst olmuş algınız, hakiki iç huzurunuzu da yerle bir etmiştir.

    Kendinizi bu bedenin içinde, hakikati dışınızdaki dünyada gördünüz. Artık bunu farklı

    görmeye çalışacaksınız.

    Hakikatin ışığı, içimizde, Tanrı'nın onu koyduğu yerdedir. Biz bedenin içinde değiliz.

    Beden bizim dışımızdadır ve bizimle hiçbir ilgisi yoktur. Bedensiz olmak bizim doğal

    halimizdir. İçimizdeki hakikatin ışığını fark etmek ve kabul etmek, kendimizi özümüzde

    olduğumuz şekilde kabul etmektir. Kendimizi bedenden ayrı görmek, Tanrı'nın kurtuluş

    planına saldırıyı bitirip onu kabul etmektir. Ve Tanrı'nın planı kabul edildiği anda zaten

    gerçekleştirilmiştir de.

    Bugün yapacağımız uzun süreli çalışmalardaki hedefimiz, Tanrı'nın kurtuluş planının

    içimizde gerçekleştiğini fark etmek ve kabul etmektir. Bu hedefe ulaşmak için saldırıyı

    bırakmalı ve onun yerine kabulü getirmeliyiz. Ona saldırdığımız sürece Tanrı'nın bizim için

    planını anlayamayız. Bu yüzden kabul etmediğimiz ve farkında olmadığımız şeylere saldırırız.

    Bugün yargıyı bir kenara bırakmaya çalışıyoruz ve Tanrı'nın bizim için planını soruyoruz:

    "Kurtuluş nedir Tanrım?

    Ben bilmiyorum.

    Bana anlayabileceğim şekilde anlat."

    Sonra cevapları için sessizce bekleyin.

    Tanrı'nın planının ne olduğunu duymadan ona saldırdık. Kendi kederlerimizi o kadar

    yüksek şekilde haykırdık ki, Onun Sesini duyamadık. Kederlerimizi; gözlerimizi ve

    kulaklarımızı kapatmak için kullandık. Şimdi göreceğiz, duyacağız ve öğreneceğiz. "Kurtuluş

    nedir Tanrım?" Siz sorun, sorularınız cevaplanacaktır. Siz arayın, gerçekten ararsanız

    bulacaksınız.

    Artık kurtuluş nedir ve nerede bulunur diye egoya sormayı bırakıyoruz. Bu soruyu

    hakikate soruyoruz ki hakiki olduğundan emin olabilelim. özgüveninizin düştüğünü veya

    başarma umudunuzun azaldığını hissettiğiniz anda sorunuzu ve talebinizi tekrarlayın. Çünkü

    sorunuzu sizi Kendisi gibi yaratmış olan sonsuzluğun sonsuz Yaratıcısına soruyorsunuz.

    "Kurtuluş nedir Tanrım?

    Ben bilmiyorum.

    Bana anlayabileceğim şekilde anlat."

    Cevap verecektir, duymaya kararlı olun.

    Bugün, saatte bir veya iki kısa uygulama süreci yeterli olacaktır çünkü bu çalışmalar

    normalden uzun sürebilir. Uygulamaya başlarken şunları söyleyin:

    "Kederleri tutmak Tanrı'nın kurtuluş planına saldırıdır. Onun planını kabul ediyorum.

    Kurtuluş nedir Tanrım?"

    Sonra bir dakika boyunca sessizlik içinde bekleyin. Tercihen gözleriniz kapalı olsun ve

    Onun cevabını dinleyin.

    21 min
  • DERS 71

    "Sadece Tanrı'nın kurtuluş planı işe yarar."

    Tanrı'nın kurtuluş planına karşı egonun alternatif bir planı olduğunun farkında

    olmayabilirsiniz ancak inandığınız plan budur. Egonun planının tam tersi olduğu için, Tanrı'nın

    planını kabul etmenin korkutucu bir şey olduğunu düşünüyorsunuz. Bu biraz saçma geliyor

    olabilir fakat egonun planının ne olduğu üzerinde düşündükten sonra, saçma olsa da ona

    inandığınızı fark edeceksiniz.

    Egonun kurtuluş planı kederleri tutmak üzerine kurulmuştur. Ego, birileri farklı davranır

    veya farklı konuşursa ya da dış koşullar değişirse kurtulacağınıza inanır. Bu yüzden

    kurtuluşunuzun kaynağını sürekli dış dünyada arar durur.

    Tutunduğunuz her keder ve haklı çıkmak için inandığınız her iddianız şunu ifade eder:

    "Eğer bu farklı olsaydı ben kurtulurdum." Kurtuluş için gereken zihin d.nüşümü ve algı

    değişimi kendiniz dışında herkeste ve her şeyde aranır.

    Böylece bu planda zihninize atadığınız görev, sizin kurtulmanız için kimlerin ve nelerin

    değişmesi gerektiğini tespit etmek olur. Bu çılgın plana göre işe yaramayacağı belli olan tüm

    kurtuluş yöntemleri kabul edilebilirdir. Bu şekilde amaçsız ve faydasız arayış devam eder

    çünkü ne kadar başarısız olursa olsun, başka şeylerde ve yerlerde kurtuluş umudu hala

    vardır. Belki başka bir kişi işe yarar veya başka bir durum başarıyı mümkün kılar.

    Egonun kurtuluşunuz için yaptığı planın özü budur. Bu plan, egonun temel öğretisine

    tamamen uygundur. Egonun temel öğretisi şöyledir: "Ara ama bulama." Tüm gayretinizi bir

    şeyi olmadığı yerde aramaya yönlendirmek onu bulamamayı garantilemez de ne yapar?

    Tanrı'nın kurtuluş planı ise kesinlikle işe yarar çünkü Onun yönlendirmesini dinleyerek

    kurtuluşu, gerçekten olduğu yerde ararsınız. Gerçekten başarmanız için ki Tanrı

    başaracağınızı garantiler, aradığınızı sadece orada aramanız gerekir. Aksi takdirde hedefiniz

    şaşar ve kurtuluş için birbirine zıt iki ayrı plan izlemeye koyulursunuz. Sonuç ise sadece

    karmaşa, ızdırap ve derin bir hayal kırıklığı ile çaresizlik duygusudur. Peki, bütün bunlardan

    nasıl kurtulacaksınız? Çok kolay. Cevap, bugünün düşüncesidir: "Sadece Tanrı'nın kurtuluş

    planı işe yarar." Bu konuda hiçbir çelişki olamaz çünkü gerçekten kurtuluşunuzu sağlayacak

    olan Tanrı'nın planından başka bir plan olamaz. Sonucu kesin olan tek plan Onunkidir. Onun

    planı, başarıya ulaşacak olan tek plandır.

    Bugün bu kesinliği fark etmek için uygulama yapalım. Çözümün imkânsız göründüğü bir

    sorun için cevabın verilmiş olmasını kutlayalım. Tanrı için her şey mümkündür. Kurtuluş,

    Onun planının başarısının kesinliğinden ötürü sizindir.

    Bugün, dersin ifade ettiği düşünceleri düşünerek yapacağınız iki uzun çalışma süresi

    yeterlidir. Dersin, bütüne eşit derecede katkıda bulunarak denge sağlayan iki b.lümden

    oluştuğunu fark edin: Tanrı'nın sizin kurtuluşunuz için olan planı işe yarar, başka hiçbir plan

    işe yaramaz. İkinci b.lümü düşündüğünüzden dolayı öfkeli veya üzgün hissetmeyin çünkü o

    ilk bölümden ayrılamaz. İlk bölüm ise kendinizi kurtarmak için yaptığınız çılgın girişimler ve

    delice tekliflerden tamamen kurtulmanızı sağlar. Öfke ve depresyona onlar yol açtı. Fakat

    başarılı olan Tanrı'nın planıdır ve sizi tam özgürlüğe ve neşeye o yönlendirir.

    Bunu hatırlayarak uzun çalışma sürelerimizin kalan zamanını Tanrı'ya planını bize

    göstermesi için seslenerek geçirin. Ona çok net bir şekilde sorun:

    "Ne yapmamı isterdin?

    Nereye gitmemi isterdin?

    Kime, Ne söylememi isterdin?"

    Uygulama sürecinin kalanını Onun kontrol etmesine izin verin ve Ona, kurtuluşunuz

    için sizin aracılığınızla ne yapılması gerektiğini sorun. Onun Sesini duymaya istekliliğiniz

    oranında cevabını duyacaksınız. Duymayı reddetmeyin. Egzersizleri yapıyor olduğunuz

    gerçeği, dinlemeye istekli olduğunuzu gösterir. Bu, Tanrı'nın cevabını duymak için yeterlidir.

    Kısa uygulama sürelerinde kendinize sıklıkla sadece Tanrı'nın kurtuluş planının işe

    yarayacağını söyleyin. Bugün kederleri tutmaya yönelik isteklerin ortaya çıkma olasılığına

    karşı tetikte olun ve tümüne bugünün dersi ile cevap verin:

    "Kederleri tutmak Tanrı'nın kurtuluş planının tersidir.

    Ve sadece Onun planı işe yarar."

    Bugünün dersini her saat içerisinde altı veya yedi kez hatırlamaya çalışın. Yarım

    dakikayı doğru kullanmak için kurtuluşunuzun Kaynağını dinlemekten ve Onu olduğu yerde

    aramaktan daha iyi bir yol olamaz.

     

    14 min
  • DERS 70

    "Kurtuluşum benden gelir."

    Tüm hırs ve kederler bugünün düşüncesine inanmamanın şekilleridir. Kurtuluşunuz

    sanki dışarıdan gelecekmiş gibi görünür. Bu yüzden suçluluğun kaynağı da dışınızdaymış gibi

    görünür. Suçluluğun da kurtuluşun da başka bir yerde değil, kendi zihninizde olduğunu

    görmüyorsunuz. Tüm suçluluğun kendi zihninizin bir icadı olduğunun farkına vardığınızda,

    tüm kurtuluşun da zihninizde gerçekleşeceğini anlarsınız. Böylece suçluluk ve kurtuluşun aynı

    yerde olduğunu görürsünüz. Bunu anlarsanız kurtulursunuz.

    Sizi, kendiniz dışında hiçbir şey kurtaramaz ifadesi; kendiniz dışında hiçbir şey size

    huzur veremez anlamına gelir (huzuru dışarıdan alamayacağınızı gösterir). Bunun huzurunuza

    mal olacağını düşünürsünüz. Ancak bu aynı zamanda; kendiniz dışında hiçbir şeyin size zarar

    veremeyeceği veya hiçbir şeyin huzurunuzu bozamayacağı anlamına da gelir. Bugünün

    düşüncesi, sizi evrenin yöneticisi kılar ki siz, gerçek kimliğinizin verdiği yetkiden dolayı bunu

    hak edersiniz. Bu, kısmi olarak kabul edeceğiniz bir rol değildir. Ve bunu kabul etmenin

    kurtuluş olduğunu görmeye başlayacaksınız.

    Suçun zihninizde olduğunu kabul ettiğinizde kurtuluşun da orada olduğunu kabul

    etmeniz gerektiği düşüncesi, size şu an pek net gelmeyebilir. Tanrı, hastalığa yardımı

    olmayacağını bildiği ilacı oraya koymazdı. Bu sizin zihninizin düşünme şekli, Onunkinin değil.

    O sizin iyileşmenizi istiyor, bu yüzden iyileşmenin Kaynağını iyileştirilme ihtiyacı olan yerde

    saklayarak korudu.

    Siz ise bunun tam tersini yaparak hastalığı iyileşmeden ayırdınız ve iyileşmeyi imkânsız

    sanıp hastalığı korumaya çalıştınız. Amacınız iyileştirmenin gerçekleşmesini engellemekti.

    Tanrı'nın amacı ise iyileşmenin gerçekleştiğinden emin olmaktır.

    Bugün, Tanrı'nın bu konudaki Niyetinin bizim niyetimizle bir olduğunu fark etmek üzere

    çalışacağız. Tanrı, bizden iyileşmemizi istiyor ve aslında biz de hasta olmak istemiyoruz .ünkü

    bu bizi mutsuz ediyor. Bugünün düşüncesini kabul ederken Tanrı ile anlaşmış oluruz. Hasta

    olmamızı ne O ister ne de biz. O bizden iyileşmemizi ister. Biz de bunu istiyoruz.

    Bugün, her biri on ila on beş dakika sürecek iki uzun süreli çalışma sürecine hazırız.

    Fakat bu uygulamaları ne zaman yapacağınız size bırakılmıştır. Bu uygulama şeklini birkaç

    ders boyunca sürdüreceğiz. Her bir uygulamayı yapmak için en uygun zamanın ne zaman

    olduğunu bulmak, karar vermek ve kararınıza sadık kalmak tamamen size kalmıştır.

    Bugün uygulama süre.lerine başlarken dersin cümlesini tekrarlayın ve kurtuluşun sizin

    dışınızdan gelemeyeceğini de bildiren bir cümle ekleyerek uygulayın. Örneğin şu şekilde

    uygulayabilirsiniz:

    "Kurtuluşum benden gelir.

    Başka hiçbir yerden gelemez."

    Sonra birkaç dakika boyunca gözleriniz kapalı halde kurtuluşunuzu daha önce

    nerelerde aradığınızı düşünün; örneğin diğer insanlarda, sahip olduğunuz şeylerde, bazı

    durumlarda, olaylarda, gerçek yaptığınız tüm illüzyonlarda. Farkına varın ki kurtuluşunuz

    bunlarda değildir. Kendinize şunu söyleyin:

     

    "Kurtuluşum bunların hiçbirinden gelemez.

    Kurtuluşum sadece benden gelir."

     

    Şimdi tekrar, içinizdeki ışığa ulaşmaya çalışacağız. Kurtuluşunuz içinizdeki ışık ile aynı

    yerdedir, onu ışığın çevresini saran kara bulutların arasında bulamazsınız. Siz onu orada

    aradınız. Fakat orada değil. Kurtuluşunuz bulutların ötesindeki ışığın içindedir. Işığa ulaşmak

    için önce bulutların içinden geçmeniz gerektiğini hatırlayın. Yarattığınız bu hayali bulutların

    içinde istediklerinizi daha önce zaten aradığınızı ve hiçbir şey bulamadığınızı da hatırlayın.

    Tüm kurtuluş illüzyonları sizi hayal kırıklığına uğrattığı için, bulutların içinde kalıp orada

    boş yere idoller aramayı istemezsiniz elbette. Hele de bulutların arasından geçip kurtuluşa

    kolayca yürüyebileceğinizi bildiğinizde bunu hiç istemezsiniz. Size hangi yol uygun g.rünürse

    onu kullanarak bulutları geçmeye kararlı olun. Eğer sizi rahatlatacaksa elimi tutarak ilerleyin,

    size rehberlik edeceğim. Ve emin olun ki bu boş bir rüya değildir.

    Bugün sıklıkla yapacağınız kısa süreli uygulamalarda, kurtuluşunuzun sizden geldiğini

    kendinize hatırlatın. Sizin düşüncelerinizden başka hiçbir şey sizi bu yolda ilerletmeyecek. Siz

    tüm dış etkenlerden uzaktasınız. Kendi kurtuluşunuzdan siz sorumlusunuz. Siz, dünyanın

    kurtuluşunu getireceksiniz.

    O halde şöyle söyleyin:

    "Kurtuluşum benden gelir.

    Kendim dışında hiçbir şey beni geride tutamaz.

    Kurtuluşum ve dünyanın kurtuluşu içimdedir."

     

    16 min
  • DERS 69

    "Kederlerim, dünyanın ışığını içimde gizliyor."

    Kederlerinizin gizlediklerini kimse göremez. Kederleriniz, dünyanın ışığını içinizde

    gizlediği için herkes sizinle birlikte karanlıkta kalır ve siz de orada (kederinize sebep olduğunu

    düşündüğünüz kişilerin yanında) kalırsınız. Fakat kederlerinizden oluşan ağırlıklar

    kaldırıldığında (bağışlayıcı olduğunuzda), siz de onlarla birlikte kurtulursunuz. Şimdi size

    cehenneminizde yoldaşlık edenle (cehennemde yanınızda kimi tuttuysanız) kurtuluşunuzu

    paylaşın. O, ikinizi de kurtaran dünyanın ışığı içindeki kardeşinizdir.

    Bugün içinizdeki ışığa ulaşmak için bir girişimde daha bulunalım. Bu egzersizi uzun

    süreli bir çalışmaya çevirmeden önce bir iki dakika ayırıp ne yapmaya çalıştığımız hakkında

    düşünelim. Biz gerçek anlamda dünyanın kurtuluşunu sağlamaya çalışıyoruz. Onu gizleyen

    karanlığın örtüsünü kaldırıp karanlığın ötesini görmeye çalışıyoruz. Tanrı'nın Evladının

    gözyaşlarının gün ışığında kayboluşuna tanık olmaya çalışıyoruz.

    Bugünün uzun süreli uygulama sürecine bunların doğruluğunun farkına vararak

    başlayalım. Ulaşmaya çalıştığımız şey dünyadaki her şeyden daha değerli olduğundan, daha

    büyük bir kararlılıkla çalışmayı sürdürelim. Kurtuluş bizim tek ihtiyacımızdır. Burada başka bir

    amaç veya yerine getirmeniz gereken başka bir görev yoktur. Kurtuluşu öğrenmek tek

    hedefimizdir. Bugün ışığı içimizde bulup, onu bizimle birlikte arayan herkesin görmesi ve

    sevinmesi için açığa çıkartarak çok eskilerden gelen arayışı sonlandıralım.

    Şimdi çok sessizce ve gözleriniz kapalı bir şekilde, bilincinizi kaplayan tüm içeriğin akıp

    gitmesine izin verin. Zihninizi, ağır ve kara bir bulut tabakasıyla çevrelenmiş dev bir küre gibi

    hayal edin. Sadece bulutları görüyorsunuz çünkü kürenin dışında ve ondan ayrı olduğunuzu

    sanıyorsunuz.

    Durduğunuz yerden bakılınca bulutların arkasında çok parlak bir ışığın bulunduğuna

    inanmak için hiçbir sebep yokmuş gibi görünür. Görünen tek gerçeklik, bulutlardır. Görecek

    başka bir şey yok gibidir. Bu yüzden onları geçmek için bir gayret göstermezsiniz; fakat

    onların içinden geçmeden gerçek olmadıklarını da anlayamayacaksınız. Bugün bu bulutları

    geçmeye çalışacağız.

    Yaptığınız şeyin siz ve dünya için ne kadar önemli olduğunu bir süre düşündükten sonra

    mükemmel bir dinginlik ve sessizlik içinde kalın. Sadece, bugün içinizdeki ışığa ulaşmayı ne

    kadar istediğinizi hatırlayın. Şimdi! Bulutları geçmek için kararlı olun. Zihninizde uzanın ve

    onlara dokunun. Onları elinizle dağıtın. İçlerinden geçtikçe yanaklarınıza, alnınıza

    dokunduklarını hissedin. Devam edin, bulutlar sizi durduramaz.

    Eğer egzersizi doğru şekilde yapıyorsanız, yükseldiğinizi ve bir yere doğru taşındığınızı

    hissedeceksiniz. Sizin küçücük bir gayretiniz ve kararlılığınız, evrenin gücüne size yardım

    etmesi için çağrı yapar ve Tanrı'nın Kendisi gelip sizi karanlıktan aydınlığa götürür. Niyetiniz,

    Onun Niyeti ile birleşir. Başarısız olamazsınız çünkü niyetiniz Onun Niyetidir.

    Bugün Yaratıcınıza güvenin ve sizi duyduğuna ve size cevap verdiğine emin olun.

    Cevabını halen duyamıyor olabilirsiniz fakat cevap verildiğine emin olursanız ona hemen

    ulaşabilirsiniz. Bulutların içerisinden ışığa doğru giderken, Onun güven ve huzurunu içinizde

    hissedin. Sonunda niyetinizin Tanrı'nın Niyeti ile birleştiğini hatırlayın. Tanrı ile birlikte

    üstlendiğiniz şeyin, başarısız olamayacağını net bir şekilde aklınızda tutun. Sonra, Tanrı'nın

    gücünün içinizde sizin aracılığınızla çalışmasına izin verin ki, hem sizin hem Onun Niyeti

    gerçekleşsin.

    Bugünün dersinin sizin ve mutluluğunuz açısından önemini fark ettiğinizde kısa süreli

    uygulamaları mümkün olduğunca sık yapmak isteyeceksiniz. Uygulamalarda; kederlerinizin,

    ışığı görmenizi ve fark etmenizi engellediğini kendinize hatırlatın. Onu yalnız aramadığınızı ve

    onu nerede bulacağınızı bildiğinizi de hatırlatın.

    Sonra şöyle söyleyin:

    "Kederlerim, dünyanın ışığını içimde gizliyor.

    Kendi gizlediğimi göremem.

    Yine de, kendi kurtuluşum ve dünyanın kurtuluşu için

    Işığın bana gösterilmesini istiyorum."

    Eğer bir kişiye karşı keder hissetmeye eğilimli olursanız kendinize şunu söyleyin:

    "Eğer bu kederi tutarsam dünyanın ışığı benden gizlenir."

     

    11 min
  • DERS 68

    "Sevgi keder barındırmaz."

    Sevgi tarafından kendisi gibi yaratılmış olan siz, hem Benliğinizi bilip hem de keder

    barındıramazsınız. Tek bir kederi bile tutmak, kim olduğunu unutmaktır. Tek bir kederi bile

    tutmak, kendinin bir bedenden ibaret olduğunu düşünmektir. Tek bir kederi bile tutmak,

    egonun zihninizi yönetmesine izin vermek ve bedeni ölüme terk etmektir. Büyük olasılıkla,

    kederi tutmanın zihninize tam olarak ne yaptığının henüz farkında değilsiniz. Bu, sizi

    Kaynağınızdan ayrıymış gibi gösterir ve sizi Tanrı'dan farklı kılar. Bu durum sizi, Tanrı'nın da

    kendiniz gibi olduğuna inandırır, çünkü hiç kimse Yaratıcısını kendinden farklı algılayamaz.

    Benliğiniz Yaratıcısından ayrılmadığını her zaman farkındadır. Yaratıcısı ile bir olduğunu

    bilen Benliğinizden kopmuş olduğunuzu düşündüğünüzde, Benliğiniz uykuya dalar. Ve bu

    uyku, zihninizin illüzyonlar üreten kısmı, “uyanık olduğunu zannettiği” (uyanık olduğu

    rüyasını gördüğü) sürece devam eder. Kederleri tutmanız tüm bunlara yol açabilir mi?

    Elbette! Çünkü kederleri barındıran, Sevgi tarafından yaratıldığını inkâr eder ve Yaratıcısı ona,

    nefret rüyaları içerisinde korkulacak bir şey gibi görünür. Nefret rüyaları görenlerin Tanrı'dan

    korkması normal değil midir?

    İçlerinde keder barındıranların; Tanrı'yı kendi suretlerinde tanımlamaya çalışacağı,

    Tanrı’nın onları Kendisi gibi yarattığı ve Kendisinin parçası olarak tanımladığı kadar kesindir.

    Keder barındıranların suçluluk yaşayacağı ne kadar kesinse, bağışlayanların huzuru bulacağı

    da o kadar kesindir. Keder barındıranların kim olduklarını unutmaları ne kadar kesinse,

    bağışlayanların hatırlayacak olmaları da o kadar kesindir.

    Bunun böyle olduğuna inansaydınız, tüm kederleri ve üzüntüleri bırakmaya istekli

    olmaz mıydınız? Büyük ihtimalle, kederleri bırakabileceğinize inanmıyorsunuz. Ancak bu

    sadece motivasyon meselesidir. Bugün, kederler olmadan nasıl hissedeceğinizi araştıracağız.

    Eğer bir an bile gerçekten başarırsanız bir daha motivasyon eksikliği yaşamazsınız.

    Bugünün uzun uygulama sürecine başlarken zihninizi kederlerin barındırıldığı

    ilişkilerinizi bulmak için tarayın. Kimlere ve neye karşı üzüntülü, kederli ve mağdur bir tutum

    sergiliyorsunuz? Bunlardan bazılarını bulmak çok kolay olacaktır. Sonra görünüşte küçük

    (önemsiz) olan kederleri araştırın. Bu kederler, sevdiğinizi düşündüğünüz veya hoşlandığınız

    kişilere ve olaylara karşı bile olabilir. Hemen fark edeceksiniz ki aslında, azıcık da olsa kederli

    bir yaklaşımınızın olmadığı neredeyse hiç kimse ve hiçbir şey yoktur. Bu kederli yaklaşım,

    kendinizi algılayışınıza yansıyarak sizi tüm evrende yalnız başınıza bıraktı.

    Şimdi bu kişilerin hepsini dostlar olarak görmeye karar verin. Her birini tek tek düşünün

    ve onlara şunları söyleyin:

    "Benim bir parçam olduğunu hatırlayabilmek ve kendimi tanıyabilmek için

    seni dostum olarak göreceğim."

    Uygulama sürecinin kalan bölümünde; kendinizi, dünyadaki herkesle ve her şeyle bir

    bütün olarak tam bir huzur ve güvenlik içerisinde korunan, sevilen ve doğal olarak sevgiyle

    yaklaşan bir kişi olarak görün. Sizi saran, yükselten ve destekleyen güvenliği hissetmeye

    çalışın. Size hiçbir şeyin, hiçbir şekilde, bir anlığına dahi zarar veremeyeceğine inanın.

    Uygulama sürecinin sonunda kendinize şunu söyleyin:

    "Sevgi keder barındırmaz.

    Tüm kederlerimi bıraktığımda,

    tamamen güvende olduğumu bileceğim."

    Kısa uygulama süre.leri bugünün dersinin hızlıca uygulanmasını içermelidir. Gün

    boyunca herhangi bir kişiye veya duruma karşı herhangi bir keder hissettiğiniz anda içinizden

    şunu söyleyin:

    "Sevgi keder barındırmaz.

    Benliğime (özüme) ihanet etmeyeceğim."

    Bunlara ek olarak, bugünün dersini saatte bir kez şu cümleyle tekrar uygulayın:

    "Sevgi keder barındırmaz.

    Tüm kederlerimi bir kenara bırakacağım.

    Böylece Tanrı’nın içinde uyanarak, Benliğime uyanacağım."

     

    11 min
  • DERS 67

    "Sevgi beni kendi gibi yarattı."

    Bugünün düşüncesi sizin kim ve ne olduğunuzun açık ve net bir ifadesidir. Bu yüzden siz

    dünyanın ışığısınız. Bu yüzden Tanrı dünyanın kurtarıcısı olarak sizi görevlendirdi ve bu

    yüzden Tanrı'nın Evladı kurtuluş için size güveniyor. Tanrı'nın Evladı ancak, sizin Kim

    olduğunuzu hatırlamanız ile kurtulur. Bugün göstereceğimiz gayretlerin tümü, hakkınızdaki

    bu hakikate ulaşmak ve bir anlığına da olsa bunun tüm hakikat olduğunu tamamen

    hatırlamanız içindir.

    Uzun uygulama süre.lerinde hakikatin doğasını, değişmediğini ve değişmezliğini

    düşüneceğiz. Uygulamaya hakkınızdaki bu hakikat ile başlayacağız ve sonraki birkaç dakikayı

    buna yeni düşünceler ekleyerek geçireceğiz. Şunun gibi:

    "Kutsallık beni kutsal yarattı.

    Masumiyet beni masum olarak yarattı.

    Mükemmellik beni mükemmel yarattı."

    Tanrı'ya yakışır ve Onu tanımlayacak tüm ifadeler kullanmanız için uygundur. Bugün

    yapmaya çalıştığımız, sizin Tanrı tanımınızı iptal edip yerine Onun Kendini tanımlayışını

    koymaktır. Aynı zamanda Tanrı'nın Kendini tanımlayışının bir parçası olduğunuzu

    vurgulamaya çalışıyoruz.

    Bunun gibi birkaç düşüncenin üzerinden geçtikten sonra tüm düşüncelerin gitmesine

    izin verin ve kısa bir hazırlık sürecine girin. Sonra kendi hakkınızdaki tüm tanımlarınızın ve

    önyargılarınızın ötesine doğru yol alın ve Kendinize ulaşmaya çalışın. Eğer Sevgi sizi kendisi

    gibi yarattıysa, bu Benlik içinizde olmalıdır. Ve bu Benlik, zihninizde bir yerlerde Onu

    bulmanızı bekliyor.

    Zihninizin dağılmaması için ders cümlesini sıklıkla tekrarlamanız gerekebilir. Ayrıca

    sadece bu cümlenin yeterli olmadığını fark edeceksiniz ve kendiniz hakkındaki hakikati

    keşfetmeniz için başka düşünceler ilave etmeye ihtiyaç duyacaksınız. Ardından tüm bunları

    aşacak ve düşüncesizliğin aralığından, Sevginin sizi kendi gibi yarattığını hatırlamanın göz

    kamaştırıcı bir ışık içindeki farkındalığına geçeceksiniz. Başardığınızı hissetseniz de

    hissetmeseniz de, bugün bu farkındalığın yaklaşması için yeterince uygulama yapacağınız

    konusunda kendinize güvenin.

    Bugünün dersini olabildiğince sıklıkla uygulamanızın yararınıza olduğunu göreceksiniz.

    Kendiniz hakkındaki hakikati mümkün olduğunca sık duymaya ihtiyacınız var; çünkü zihniniz

    kendi uydurduğunuz sahte benliklerle öyle doludur ki. Saatte dört veya beş kez hatta daha da

    fazla uygulama, Sevginin sizi kendisi gibi yarattığını hatırlamanız için yararlı olacaktır. Bunu

    yaparken Kendiniz hakkındaki hakikate kulak verin.

    Kısa uygulama süre.lerinde, günün düşüncesini size söyleyenin kendi cılız sesiniz

    olmadığının farkına varmaya çalışın. Bu, Tanrı'nın Sesidir (Ona dönmek için yaratılan Sestir).

    Bu Ses size Yaratıcınızı ve Benliğinizi hatırlatır. Bu, Hakikatin Sesidir. Bu Ses, egonun benliğiniz

    hakkında söylediği her şeyi Tanrı'nın Evladı hakkındaki yalın hakikat ile değiştirir. Siz, Sevgi

    tarafından kendisi gibi yaratıldınız.

    7 min
  • DERS 66

    "Mutluluğum ve görevim birdir."

    Önceki derslerde, görevinizi gerçekleştirmek ve mutluluğa ulaşmak arasındaki bağlantı

    üzerine vurgu yaptığımızı fark etmişsinizdir. Bu vurgu yapılıyor çünkü bağlantıyı gerçekten

    görmüyorsunuz. Aslında aralarında bir bağlantıdan fazlası vardır; onlar birdir. Şekilleri

    (görünümleri) farklıdır, fakat içerikleri tamamen aynıdır.

    Ego, görevinizin ve varoluş amacınızın ne olduğu temel sorusu üzerine Kutsal Rehber ile

    sürekli olarak çatışır. Bu yüzden ego mutluluğunuzun nerede olduğu hakkında Kutsal

    Rehbere durmaksızın saldırır. Bu çatışma çift yönlü değildir. Ego saldırır, Kutsal Rehber

    tepkisizdir (cevap vermez). Kutsal Rehber, sizin gerçek görevinizi ve gerçek görevinizin

    mutluluğunuz olduğunu bilir.

    Bugün bu anlamsız çatışmanın ötesine geçmeye ve göreviniz hakkındaki hakikate

    ulaşmaya çalışacağız. Görevinizin ne olduğu hakkında bitmeyen anlamsız zihin tartışmalarına

    girmeyeceğiz. Umutsuzca mutluluğu tanımlamaya, mutluluğu elde etmek için sahte yollar

    (sahte araçlar) yaratmaya çalışmayacağız. Egonun hakikate saldırmasına izin vermeyeceğiz.

    Hakikati bulabileceğimiz için mutlu olacağız.

    Bugün yapacağımız uzun uygulama süreci, Tanrı'nın size verdiği görev ve mutluluğunuz

    arasındaki bağlantıyı kabul etmenin de ötesinde, aslında ikisinin tamamen aynı olduğunu

    kavramaya yöneliktir. Tanrı size sadece mutluluk verebilir. Bu yüzden siz ne kadar farklı

    algılarsanız algılayın, Onun size verdiği görev sadece mutlu olmak olabilir. Bugün yapacağınız

    egzersizler, görünüşteki bu ayrımların ötesine geçip, hakikatte göreviniz ve mutluluğunuzun

    bir olduğunu görmeyi amaçlamalıdır.

    Bugün on ila on beş dakika sürecek uygulamalarınıza şu düşüncelerin üzerinden

    geçerek başlayın:

    "Tanrı bana sadece mutluluk verir.

    Görevimi bana O verdi.

    Bu sebepten, görevim mutluluk olmalıdır."

    Bu sonuç çıkarımını henüz kabul etmeseniz dahi, bu cümleler dizisi içindeki mantığını

    anlamaya çalışın. Sonucun hatalı olması için ilk iki cümleden birinin yanlış olması gerekir.

    Bugün uygulamaları yaparken önermeler hakkında biraz düşünelim.

    Birinci önerme, Tanrı'nın size sadece mutluluk verdiğidir. Bu önerme yanlış olabilirdi

    fakat bunun için Tanrı'nın olduğundan farklı olması gerekirdi. Sevgi kötülük veremez, k.tülük

    ancak sevgi olmayandan gelir. Tanrı, Kendinde olmayanı (sahip olmadığını) veremez ve

    Kendinde olmayan (sahip olmadığı) Tanrı'da var olamaz. Tanrı'nın size sadece mutluluk

    vermemesi için, kendi içinde k.tülük barındırması gerekir. Eğer ilk önermeyi kabul

    etmiyorsanız aslında Tanrı'yı tanımlayış şekliniz budur.

    İkinci önerme, görevinizi size Tanrı'nın verdiğidir. Zihninizin iki b.lümden oluştuğunu

    daha önce görmüştük. Biri ego tarafından yönetilir ve illüzyonlardan oluşmaktadır. Diğeri ise

    Kutsal Rehberin evidir ve hakikati barındırır. Bunlardan başka rehber (yol gösteren) yoktur.

    Siz bu ikisinin rehberliği arasında seçim yaparsınız. Ve siz hangisini seçerseniz, onun

    getireceği sonuçlar dışında bir sonuç mümkün değildir. Ego hep korkuyu getirir, Kutsal

    Rehber ise her zaman sevgidir.

    Dolayısıyla göreviniz size ya Tanrı'nın Sesi aracılığı ile söylenir ya da Onun yerine

    koyduğunuz ego tarafından. Hakiki olan hangisidir? Eğer görevinizi size Tanrı vermediyse, o

    egonun hediyesidir. Egonun gerçekten de verebileceği hediyeler var mıdır? Kendisi bir

    illüzyon olanın hediyeleri de illüzyondan oluşmuş hediyelerdir.

    Bugün yapacağınız uzun uygulama süre.lerinde bunu düşünün. Size görevinizi söyleyen

    illüzyonların zihninizin içinde hangi şekillere büründüğünü ve egonun rehberliğindeki birçok

    yolla bulmaya çalıştığınız kurtuluşu düşünün. Bulabildiniz mi? Gerçekten mutlu muydunuz?

    Size huzur getirdiler mi?

    Bugün kendimize gerçekten dürüst olmaya ihtiyacımız vardır. Egonun verdiklerinin

    sonuçlarını gözden geçirin ve verdiği herhangi bir şeyden mutluluk beklemenin mantıklı olup

    olmadığını düşünün. Fakat yine de Kutsal Rehberin Sesine tek alternatif ego gibi

    görünmektedir. Ya deliliği dinlersiniz ya hakikati. Bu seçimi, bahsettiğimiz mantıksal

    önermeler ışığında düşünerek yapmaya çalışın. Sadece bu sonuç içinde paylaşım mümkün

    olabilir çünkü bu sonuçta Tanrı, Kendini (Kendi Varlığını) bizimle paylaşır.

    Bugünün düşüncesi aynı olanın aynı, farklı olanın ise farklı algılanması için dev bir

    adımdır. Tüm illüzyonlarınız bir tarafta durmaktadır. Hakikat ise tüm varlığıyla diğer tarafta

    beklemektedir. Bugün sadece hakikatin gerçek olduğunu hatırlayalım.

    Her saat içerisinde iki kez yapacağınız kısa süreli uygulamaları şu şekilde yapabilirsiniz:

    "Mutluluğum ve görevim birdir,

    Çünkü her ikisini de bana Tanrı verdi."

    Kısa uygulama süre.leri bir dakika bile sürmeyecektir. Bu sözleri içinizden yavaşça

    tekrarlayarak anlamları hakkında düşünün.

    14 min
  • DERS 65

    "Benim tek görevim Tanrı'nın bana verdiğidir."

    Bu düşünce kurtuluşa olan adanmışlığınızı tekrar doğrular. Aynı zamanda size bundan

    başka bir görevinizin olmadığını hatırlatır. Bunlar tam bir adanmışlık için anlaşılması gereken

    düşüncelerdir. Siz başka hedefler (amaçlar) peşinde koşarken kurtuluş tek hedefiniz

    (amacınız) olamaz. Kurtuluşun tek göreviniz olduğunu tamamen kabul etmeniz için iki aşama

    gerekir. İlk olarak, kurtuluşun tek göreviniz olduğunun kabul edilmesi, ikincisi de kendiniz için

    icat ettiğiniz tüm diğer hedeflerden vazgeçilmesidir. Bu şekilde dünyanın kurtarıcılarından

    biri olarak görevinizi kabul edersiniz. "Benim tek görevim Tanrı'nın bana verdiğidir" cümlesini

    sadece söylemeniz değil, içselleştirmenizin tek yolu budur. Bu, iç huzuru bulabilmenizin tek

    gerçek yoludur.

    Bugün ve takip eden birkaç gün boyunca, uygulama yapmak için rahat olabileceğiniz on

    ila on beş dakika ayırın. Bu sürelerde dersin içerdiği düşüncenin ne anlama geldiğini ve

    gerçekten doğru olduğunu anlamak için düşünün. Bugünün dersi, yaşamda algıladığınız tüm

    zorluklardan kurtulmanızın yolunu gösterir. Huzura açılan kapının anahtarını, kapının üzerine

    yerleştirir. Bu kapıyı siz kendi ellerinizle kapattınız ve kendi üzerinize içten kilitlediniz. Bu ders

    size, zamanın başlangıcından beri yaptığınız tüm arayışların ve soruların cevabını verir.

    Günlük uzun uygulama süre.lerini her gün yaklaşık olarak aynı zaman dilimi içerisinde

    yapmaya çalışın. Çalışma yapacağınız zamanı önceden planlayın ve belirlediğiniz plana

    olabildiğince sadık kalmaya çalışın. Bu şekilde uygulamanın amacı; peşine düştüğünüz

    anlamsız amaçlar ve hedefler kadar Tanrı’yla buluşmak için de zaman ayırmak için gününüzü

    düzenlemektir. Bu, zihninizin ihtiyacı olan uzun vadeli ve kalıcı disiplin sağlayıcı eğitimin bir

    bölümüdür. Böylece Kutsal Rehberin sizinle paylaştığı amaç için zihninizi kullanmasına izin

    verirsiniz.

    Bu uzun çalışma sürecine günün dersini gözden geçirerek başlayın. Sonra gözlerinizi

    kapatın ve içinizden dersi tekrarlayın. Bu süre içerisinde zihninizden geçen düşünceleri

    gözlemleyin. Uygulamaya başlarken sadece dersin düşüncesiyle ilgili düşünceleri düşünmeye

    çalışmayın. Aksine, günün düşüncesiyle çelişen, çatışan düşünceleri fark etmeye çalışın.

    Gelen her düşünceyi izleyin ancak tutmayın ve şunu söyleyerek serbest bırakın:

    "Bu düşünce, başka bir hedef yaratarak benim tek görevimi görmemi engelliyor."

    Bir süre sonra çelişen, çatışan düşünceleri bulmak zorlaşacaktır. Buna rağmen

    uygulamayı bir iki dakika daha sürdürün ve daha önce dikkatinizden kaçan birkaç anlamsız,

    boş düşünceyi de yakalamaya çalışın. Ancak gereksiz çaba harcayıp zorlanmayın. Sonra

    kendinize şunu söyleyin:

    "Bu boş alanda, gerçek görevimi görmek için izin veriyorum."

    Bu kelimeleri aynen kullanmanız gerekmiyor. Sadece yarattığınız hedeflerden oluşan

    illüzyonları bırakıp hakiki görevinizi görmeye istekli olun.

    Son olarak, bugünün dersini bir kez daha tekrarlayın. Geri kalan zamanda; görevinizin

    sizin için önemini, size getireceği sonsuz rahatlamayı, tüm sorunlarınızın sonsuza dek

    çözülmüş olmasını ve kendi anlamsız düşüncelerinizle zaman kaybetmektense kurtulmayı ne

    kadar istediğinizi düşünün.

    Saatte bir kez yapılacak kısa süreli uygulamalarda, bugünün dersini şu şekilde kullanın:

    "Benim tek görevim Tanrı'nın bana verdiğidir.

    Başka görev istemem, başka görevim yoktur."

    Uygularken bazen gözlerinizi kapatın. İstediğiniz zaman tekrar açın ve çevrenize bakın.

    Bugünün düşüncesinin doğruluğunu tamamen kavrayıp, kabul ettiğinizde değişecek olan

    gerçekliği görmektesiniz.

     

    12 min

About MUCİZELER KURSU

From the publisher's feed

Mucizeler Kursu, kısaca tanımlamak gerekirse bir zihin dönüşüm programıdır.