Mustafa Çay

Mustafa Çay

By Mustafa ÇayEducationSelf-Improvement
Download on the App Store

Mustafa Çay episodes

  • Narsiste "Hayır" Dediğinde Başına Gelecekler

    Bugün sizi, çoğu insanın adını bile koyamadığı bir deneyimin tam ortasına götürüyorum.

    Hiç fark etmeden kayboluverdiniz, değil mi? Sevdiğiniz şeyler birer birer hayatınızdan çekildi. Arkadaşlarınız yavaş yavaş uzaklaştı. Sabahları uyandığınızda artık o gün nasıl bir insan olacağınıza siz değil, yanınızdaki kişinin ruh hali karar veriyordu. Ve en ürkütücüsü; aynaya baktığınızda karşınızdaki yüzü artık tam olarak tanıyamıyordunuz…

    İşte bu bölüm, tam olarak o anlar için.


    Bu bölümde :

    -Narsisistik istismar neden ani gelen bir çarpışma değil, yavaş yavaş biriken bir kar fırtınasıdır?

    -Kimliğiniz bir "ev" ise narsist bu eve nasıl taşınır ve odaları nasıl birer birer boşaltır?

    -Narsistle "kazanmaya" çalışmak neden büyük bir tuzaktır ve gerçek güç nerede saklıdır?

    -"Belki de ben hatalıyım…" düşüncesi neden narsistin elindeki en keskin silahtır?

    -Narsist bir ebeveynle büyümek: Beyne çocukken kazınan ve yıllarca peşimizi bırrakmayan inançlar…

    -Evinizin odalarını tek tek geri almanın sessiz ama sarsılmaz yolu


    Bu bölümde hiçbir kavga taktiği, hiçbir "narsisti köşeye sıkıştırma" formülü yok. Bunun yerine çok daha sessiz, çok daha kalıcı bir şey var: Kendinize ait odaları yeniden açmanın yolu...

    Bazen en devrimci eylem, omuzları silkip "Ben gayet güzel buldum" diyebilmektir. Bazen tek bir cümle yeter: "Bunu tartışmak istemiyorum." Ve bazen de en büyük zafer, sessizce yemeğinize devam edebilmektir.

    Bugün size bir savaş değil, bir dönüş hikâyesi anlatıyorum. Evinize, yani kendinize dönüş…


    Yeni bölümlerden haberdar olmak için podcast kanalımıza abone olmayı unutmayın.


    Soru, öneri ve her türlü iletişim için:

    [email protected]


    Önemli Hatırlatma: Bu bölümde paylaşılan içerikler; psikolojik farkındalık ve psiko-eğitim amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi yerine geçmez. Kendinizi duygusal açıdan yoğun ve zorlayıcı bir süreçte hissediyorsanız, lütfen bir psikolog, psikiyatrist ya da alanında uzman bir sağlık profesyoneliyle görüşün.

    14 min
  • Karanlık Empatlar: Narsistlerden Bile Tehlikeli Olan Kişiler

    Tehlikeyi tanımayı öğrendik. Soğuk bakışlarda, sert sözlerde, mesafeli tavırlarda... Ama ya tehlike, tam tersi bir kılıkta geliyorsa? Ya sizi en iyi anlayan, en derinden dinleyen, "nihayet biri beni gördü" dedirten o kişi, aslında en büyük riski taşıyorsa?

    Bu bölümde:

    — Empatinin üç katmanı nedir ve karanlık empatlar bu katmanları nasıl taklit eder?

    — Bilişsel empati neden bazen bir bağ kurma aracı değil, bir istihbarat toplama silahına dönüşür?

    — "Seni anlıyorum" cümlesi neden bazen bir kurtarma halatı değil, bir kemend olabilir?

    — Karanlık empat ile klasik narsist arasındaki fark neden bu kadar kritik?

    — Gaslighting neden bazen yumrukla değil, mükemmel taklit edilmiş bir empatinin içini boşaltarak inşa edilir?

    — Kendinizi korumak için Gri Kaya Yöntemi'ni gerçekten nasıl uygularsınız?

    — İçinizdeki "bir şeyler eksik" sesini neden küçümsememelisiniz?


    Çok eski zamanlarda madenciler, zehirli gaz sızıntılarını anlamak için yanlarında küçük bir kanarya taşırlardı. Kanarya titrediğinde tehlike vardı. Biz de böyle bir içsel mekanizma taşıyoruz. Soğuğa, sertliğe, uzaklığa hemen tepki veriyor. Ama sıcaklığa, yakınlığa ve "seni anlıyorum" cümlelerine kanatlarını açarak rahatlamaya başlıyor.

    Karanlık empatlar, tam da bu rahatlamayı hedef alıyor.

    Bu bölüm, o kanaryayı yeniden uyandırmak için.


    Önemli Bilgilendirme:

    Bu podcast bölümünde paylaşılan içerikler yalnızca genel psikoloji farkındalığı ve eğitim amacı taşımaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi önerisi niteliği kesinlikle taşımamaktadır. Kendinizde ya da yakınlarınızda bu bölümde ele alınan örüntülerle örtüşen durumlar fark ediyorsanız, lütfen bir psikiyatrist veya klinisyen psikolog gibi alanında uzman bir sağlık profesyoneline başvurunuz.

    10 min
  • Narsist Ebeveynin Çocukta Bıraktığı Yara İzleri

    Bazı yaralar, bıçak gibi kesmez. Tokat atmaz. Ses çıkarmaz.

    En derin yaralar; aile fotoğrafları güzel olan, akşam yemeklerini birlikte yiyen, okul toplantılarına gelen evlerde açılır çoğunlukla... Sevginin bir silaha dönüştüğü, duyguların "gereksiz" sayıldığı, gerçeğin gasp edildiği evlerde…

    Bu bölümde, belki de hiç adını koyamadığın ama yıllardır içinde taşıdığın o ağırlığı konuşuyoruz.


    Narsistik bir ebeveynin açtığı yara neden en geç fark edilen yaradır? Bastırılan duygular nereye gider ve yetişkinlikte nasıl geri döner? Koşullu sevgiyle büyüyen biri, neden "ben bunu hak ettim mi?" diye sormaktan kurtulamaz? "Sen hayal görüyorsun" cümlesi bir çocuğun iç dünyasına ne yapar? Ve en önemlisi… bu döngü kırılabilir mi?

    Donald Winnicott'un "yeterince iyi ebeveyn" kavramından yola çıkıyor, Alice Miller'ın kendi geç farkındalığındaki cesaret dersini alıyor, Carl Rogers'ın koşullu pozitif ilgi teorisiyle içimizdeki o yorgun sesi tanımlıyoruz.

    Sonunda ise Japon kintsugi geleneğine uzanıyoruz. Çünkü kırıkları saklamak zorunda değilsin. Onları altınla doldurmak da mümkün.


    Önemli Bilgilendirme

    Bu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler yalnızca farkındalık amacı taşımaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi hizmeti sunulmamakta; sunulan içerikler profesyonel klinik değerlendirmenin ya da bireysel terapinin yerini tutmamaktadır. Kendinizde veya sevdiklerinizde ruh sağlığına ilişkin belirtiler fark ediyorsanız lütfen alanında uzman bir psikolog, psikiyatrist veya klinisyene başvurunuz.

    12 min
  • Narsisistik Kontrol ve Gerçek Sevgi

    Bir ilişkinin sizi yıkıp yıkmadığını her zaman anlık fark edemezsiniz. Tıpkı sıcak bir yaz gününde saatlerce güneşin altında kalıp, hasarı ancak o gece duş alırken hissetmek gibi... Narsistik sevgi de tam olarak böyle çalışır. Sizi besler, doldurur, kendinizi özel hissettirirken; sessiz sedasız içinizi boşaltır.

    Bu bölümde, görünürde "iyi" olan ama derinden yıkan ilişkilerin perde arkasına bakıyoruz. Bağıran değil, sarılan; eleştiren değil, öven; ama her seferinde sizi biraz daha küçülten insanların nasıl tanınacağını konuşuyoruz.

    Bu bölümde:

    • Biri sizi seviyor mu, yoksa sadece kontrol mü ediyor? Bunu nasıl anlarsınız?
    • Neden bazı insanların yanında saatler geçirip maraton koşmuş gibi hissediyorsunuz?
    • Bedenimiz, zihnimizden çok daha önce tehlikeyi nasıl algılıyor?
    • Carl Jung'un "gölge teorisi", sabotaj ve kıskançlık arasındaki bağ nedir?
    • Narsistik ilişkinin asıl hasarı neden "onların yaptıkları" değil, "sizi ne hâle getirdikleri"dir?
    • Bu tür ilişkileri hayatınıza neden davet ettiğinizi anlamak, neden her şeyi değiştirebilir?


    Gerçek sevgi sevincinize koşar. Sahte sevgi onu yönetmeye çalışır.

    Mideniz bilir. Sezgileriniz bilir. On binlerce yıllık o kadim alarm sistemi bilir. Asıl mesele, o sesi duyduğunuzda ne yapacağınızdır.


    Önemli Bilgilendirme:

    Bu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler; psikoloji bilimi, araştırmalar ve klinik gözlemlere dayalı genel eğitim ve farkındalık amaçlı hazırlanmıştır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerini tutmaz. Kendiniz ya da bir yakınınız için profesyonel destek ihtiyacı hissediyorsanız, lütfen alanında uzman bir psikolog veya psikiyatrist ile görüşün.

    Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

    11 min
  • Narsist Ağladığında...

    Gözyaşları, hissetmenin evrensel kanıtı sayılır. Ama narsisistik bir zihinde bu denklem çok farklı işler. Narsist ağladığında çoğunlukla sizi değil, sizin sağladığınız işlevi kaybetmenin acısını yaşıyordur; Statüyü. Onayı. Egosunu yansıtan aynayı.


    Bu bölümde şunları konuşuyoruz:

    -Narsisistik gözyaşlarının psikolojik arka planı

    -Nesne ilişkileri teorisi: İnsanları araç olarak görmek ne demek?

    -Araçsal kayıp ile gerçek yas arasındaki kritik fark

    -Narsistin öfkesi neden aslında bir yas tepkisidir?

    -Ortak kayıplarda yaşanan "acının gasp edilmesi" dinamiği

    -Kendi yasınıza sahip çıkmak için ne yapabilirsiniz?


    Narsisistik bireylerin hiç gerçek duygusu olmadığını söylemek hem bilimsel hem de insani açıdan yanlış olur. Ama o duyguların yüzeye çıkış biçimi ve sizin üzerinizdeki etkisi, bambaşka bir hikâye anlatır.


    Bu bölümün sonunda, o gözyaşlarına neden bu kadar takıldığınızı ve bu takılmanın sizi nasıl koruduğunu çok daha net göreceksiniz.


    Önemli Bilgilendirme

    Bu bölümde paylaşılan bilgiler yalnızca psikoloji bilimine dayalı genel eğitim ve farkındalık amaçlıdır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi önerisi niteliği taşımamaktadır. Kendinizle veya yakınlarınızla ilgili endişe verici belirtiler yaşıyorsanız, lütfen psikiyatrist, klinisyen psikolog veya lisanslı psikoterapist gibi alanında uzman bir profesyonelden destek alınız.

    11 min
  • Neden İyi Giden Şeyleri Sabote Ederiz?

    Narsisist ya da toksik bir ilişkiden geçen insanların büyük çoğunluğu, o ilişki bittiğinde bir şeylerin de bittiğini sanır. Oysa asıl mesele tam da o noktada başlar. Çünkü o insanlar gider ama içinizde bir şey kalır. Ve kalan o şey, yeni ve güzel giden her şeyi tüketmeye devam eder.

    Bu bölümde psikolojinin en az konuşulan ama en çok yaşanan mekanizmalarından birini ele alıyoruz: Duygusal öz-sabotaj.

    Freud'un "tekrarlama kompulsiyonu" kavramından John Bowlby'nin bağlanma teorisine, nörobilimdeki travma araştırmalarından duygusal otoimmünite kavramına kadar geniş bir perspektifle şu sorunun cevabını arıyoruz: İnsanlar neden iyi olanı mahveder?

    Dinleyici Notu: Bu podcast bölümünde paylaşılan içerikler yalnızca psikolojik farkındalık ve bilgilendirme amacı taşımaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi ya da terapi yerine geçmez. Geçmiş ilişki travmalarının ya da ruh sağlığına ilişkin güçlüklerin yaşamınızı ciddi ölçüde etkilediğini hissediyorsanız, lütfen alanında uzman bir psikolog veya psikiyatrist ile görüşünüz.

    11 min
  • Narsist, "Beni Affet" Dediğinde Bunu Yap!

    Yıllar geçti. Çok şey yaşandı. Ve bir gün karşınıza geçti, gözlerinizin içine baktı ve "Özür dilerim. Gerçekten pişmanım.", dedi...

    O anda içinizde bir şeyler aktı. Bütün o yorgunluk, o "bir daha asla"lar... hepsi bir anda sarsıldı.

    Peki bu his nereden geliyor? Ve daha önemlisi, bu özür gerçek mi?

    Bu bölümde tam da bu sorunun içine dalıyoruz.

    • Gerçek bir özür ile narsistik özür arasındaki fark tam olarak nedir?
    • Narsistlerin özürleri neden bu kadar inandırıcı gelir?
    • Empati, bir güç mü, yoksa sömürülmeye açık bir kapı mı?
    • "Affettim" demek, geri dönmek anlamına mı gelir?
    • Ve belki de en önemli soru: Affetmek mi gerekiyor, yoksa bırakmak mı?

    Bir narsist özür dilediğinde, odağın nerede olduğuna dikkat edin.

    Gerçek bir özür şöyle başlar: "Seni incittim ve senin acın benim için önemli." Narsistik özür ise şöyledir: "Ben çok kötü hissediyorum, gerçekten de çok zor bir dönemdeyim."

    Bu ince fark, aslında her şeyi söylüyor.


    Önemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde paylaşılan içerikler, psikoloji alanında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi niteliği taşımamaktadır. Kendinizde ya da yakınınızda duygusal istismar, travma veya ilişkisel zorluklar gözlemliyorsanız lütfen bir psikolog, psikiyatrist ya da uzman ruh sağlığı profesyoneline başvurunuz.

    11 min
  • Sevgi Sandığın Şey Onay İhtiyacı mı?

    Bugün çok derin, çok kişisel ve çok az konuşulan bir şeyi masaya yatırıyoruz: Sevgi sandığımız şeyin aslında onay olduğunu fark ettiğimizde ne hissederiz? Ve bu farkındalık, ilişkilerimizi nasıl kökten değiştirir?

    Bu bölümde şu soruların peşine düşüyoruz:

    -Neden onaylanmak, beyin için bir ölüm kalım meselesi haline gelir?

    -Eski Yunan'ın dört sevgi kavramı bize bugün ne söylüyor?

    -Narsistik ilişkilerde onay mekanizması nasıl bir silaha dönüşür?

    -Ve en önemlisi dışarıdan onay almadan da var olabilmek mümkün mü?

    Evrimsel psikolojiden Jungcu derinlik psikolojisine, bağlanma teorisinden nörobilime kadar pek çok perspektifi bir araya getirdiğimiz bu bölümde, belki de yıllardır aradığın sorunun cevabını bulacaksın.

    Çünkü en büyük özgürlük, onaylanmadan da var olabilmektir.


    Not: Bu bölümde ele alınan konular genel psikoloji bilgisi ve farkındalık amaçlıdır; tanı, tedavi veya terapi yerine geçmez. Kendinizde duygusal zorluklar ya da ilişki örüntüleri fark ediyorsanız, lütfen bir uzmana başvurmaktan çekinmeyin.

    11 min
  • Seni Görmek İstemiyorsa, Kendini Zorla Gösteremezsin

    Hayatınızın bir döneminde muhtemelen kendinize şu soruyu sordunuz: "Neden beni görmüyor?"

    Mesajlar yazdınız. Jestler yaptınız. Fedakarlıklarda bulundunuz. Belki aylar, belki yıllar boyunca… Ve yine de karşınızdaki kişi sizi gerçek anlamda görmedi, duymadı, fark etmedi.

    Bu bölümde,  o sorunun arkasındaki derin psikolojik dinamikleri masaya yatırıyoruz...


    -Görülmek neden sadece bir istek değil, biyolojik bir ihtiyaçtır?

    -John Bowlby'nin bağlanma teorisi ve Harlow'un ünlü maymun deneyi bize ne söylüyor?

    -Narsisistik kişilik yapısındaki biri neden sizi hiçbir zaman gerçek anlamda göremez ve bu neden sizin yetersizliğinizle ilgili değildir?

    -Kaygılı bağlanma stiliyle narsisizm neden bu kadar tehlikeli bir döngü yaratır?

    -Beynimiz sosyal dışlanmayı neden fiziksel acıyla aynı bölgede işler?

    -Winnicott'ın "yansıtıcı anne" kavramı ve görülmemiş çocukların yetişkinlik örüntüleri nelerdir?

    -Ve en önemlisi: Bu döngüden çıkmanın beş temel prensibi…


    Antik Yunan tragedyalarından Mevlâna'nın Sufi öğretisine, nesne ilişkileri kuramından modern nörogörüntüleme araştırmalarına uzanan zengin bir perspektifle bu bölümde yalnızca bir ilişki sorununun ötesine geçiyoruz. Görülmek meselesini, insanın varoluşsal ihtiyaçları bağlamında ele alıyoruz.


    NOT: Bu podcast bölümündeki bilgiler yalnızca psikolojik farkındalık ve eğitim amaçlıdır; herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerine geçemez. Kendi yaşamınızda profesyonel destek almanız gerektiğini düşünüyorsanız, lütfen bir uzman psikolog veya psikiyatriste başvurunuz.

    13 min
  • "Bir Gün Değişir" Masalı

    Dünyanın en çok okunan masalı bir kitapta yazmıyor. Ağızdan ağıza fısıldanıyor, kalpten kalbe geçiyor. Ve o masal şu: "Bir gün değişecek."

    Bu bölümde, o masalın anatomisini parçalara ayırıyoruz.

    Toksik bir ilişkide olduğunu biliyorsun. Her şeyi görüyorsun. Ama bir türlü çıkamıyorsun. Peki bu bir karakter zayıflığı mı? Özsaygı eksikliği mi? Hayır. Bu çok daha derin bir şey. Nörobiyolojik bir şey. Evrimsel bir şey.

    Pavlov'un koşullanma deneylerinden Skinner'ın aralıklı pekiştirme keşfine, Seligman'ın öğrenilmiş çaresizlik araştırmalarından batık maliyet yanılgısına kadar bilimin bize söylediği şey şu: Toksik ilişkilerde kalmak, binlerce yıllık evrimsel bir tuzağın sonucudur. Ve bu tuzağı görmek, ondan çıkmanın ilk adımıdır.

    Bu bölümde şu soruların cevabını arıyoruz:

    — Neden zararlı olduğunu bildiğin şeye bu kadar sıkı tutunuyorsun?

    — Aslında o kişiyi mi seviyorsun, yoksa hiç var olmayan bir kurguyu mu?

    — "Bırakamıyorum" ile "O geri gelecek" arasındaki fark neden bu kadar kritik?

    — Ve o "bir gün değişecek" umudunu gömmek gerçekten mümkün mü?

    Cevaplar, belki de daha önce hiç bu kadar net duymadığın bir yerden geliyor.


    Önemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde yer alan bilgiler yalnızca genel psikoloji eğitimi ve farkındalık amacıyla hazırlanmıştır; herhangi bir tanı, tedavi veya terapi yerine geçmez. Kendinizde ya da yakınınızda duygusal veya psikolojik güçlükler gözlemliyorsanız lütfen bir uzman psikolog veya psikiyatrist ile görüşün.

    11 min

About Mustafa Çay

From the publisher's feed

Bu Podcast sayfasında sizinle her pazartesi sabah 08:00'de hayata dair dair güncel ses kayıtlarımı paylaşacağım. Merak ettiğiniz soruları ya da paylaşmamı istediğiniz konuları bana sosyal medya…