Filmin Kenan karakterini felsefi olarak varoluşsal (Sartre, Camus, De Beauvoir) ve psikanalitik (Freud, Lacan) düzlemlere yerleştirip bunların arasına sıkışmışlığı üzerinden trajik bir hikaye oluşturmasından, Kenan'ın işine ve hayatına duyduğu yabancılaşmadan (Entfremdungseffekt), insanların mekanikleşmesi ve makinelerin insanlaşmasından, varoluşsal bir tehdidi umursamamazlıktan ve filmin arzu ve fanteziyi radikal bir biçimde ele alarak varoluşsal feminist bir potansiyeli göstermesinden bahsediyorlar.