İnsan dünyaya gözlerini açtığında karşılaştığı ilk
şe�katli sine annesidir. Anne karnındayken başlayan ünsiyet, dünyaya geldikten sonra da farklılaşarak devam eder. Bebek ile anne arasında sürekli bir
etkileşim söz konusudur. Bebeğin ilk anlardan itibaren annesiyle yaşadığı yakın temasın bile, çocuk
terbiyesi için birer kilometre taşı olduğunu görürüz.
Bediüzzaman Hazretleri de “İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun vâlidesidir”1
hakikatine
dikkat çeker.
Çocuğun uçan balona benzeyen hayal dünyası
içinde ebeveynin, hususiyetle annenin konumunu
daha iyi anlıyoruz. Çocuğumuz evde yemek yapan
anneyi, uçurtma yapan babayı, akşamları okuma saatinde beraber olduğu ebeveynini izlerken; tra�ikte
iken, koşarken, düşerken, kalkarken, isterken, kabul
ederken, reddederken sürekli bir öğrenme halini
yaşar.
Nurseda Saka