Bölüme dair yorumlarınızı buraya yazabilirsiniz: https://forms.gle/PDYjHcfm3whMYDKc6
Yusuf'un yazılarını buradan okuyabilirsiniz: https://medium.com/@yuusuf/list/4742b3bb0c55
Biz hâlâ İstanbul’dan ayrılamadık!
Bir önceki bölümümüzde aslında İstanbul tasavvuru oluşturmaya çalışmış ve bakmakla görmek arasındaki farkın nasıl öğrenilebileceğine dair konuşmuştuk. Önerdiğimiz kitapların hepsi de bu doğrultuda bize yardımcı olmuştu. Şimdiyse oluşturmaya çalıştığımız tasavvurun eksik parçalarını yavaş yavaş tamamlama zamanı. Çünkü Huzur’u tahlil edene kadar bu doğrultudaki konularda konuşmak, Tanpınar’ın zihin dünyasında dolaşmaya çalışmak bizim için çok heyecan verici oluyor! İşe ‘İstanbul’un sadece belirli bir ilçesi bize neler söyleyebilir?’ sorusuna cevap arayarak başlıyoruz.
Bu bölümde Yusuf’un Mümtaz’la Nuran’ın Üsküdar gezilerinden aldığı ilhamla yazdığı beş bölümlük Üsküdar’da Hanımlar Saltanatı yazılarını konuşuyoruz. Birbirine oldukça yakın konumlarda inşa edilmiş, kimi anneliğe, kimi çinilere, kimi de sanata ve nahif mimariye adanmış yapılarda dolaşıyor; çintemanilerde tarih arıyor; ve beş hanım sultanı tanıyoruz.
Üsküdar’ın meydanında, iskeleden gelenleri karşılayan camisiyle Mihrimah Sultan’ı konuştuktan sonra Gülfem Hatun’un inşa ettirdiği sokak arasında kalmış camiye uğruyoruz. Hemen ardından Gülnûş Sultan’ın yaşamını Tanpınar’ın anneliğe adanmışlığıyla akşam saatlerindeki hâlini çok sevdiği Vâlide-i Cedid Cami’si ile inceliyoruz. Biraz daha yukarılara çıkıp Yahya Kemal deyişiyle solmayacak bahçeler açtıran çinileriyle Osman Hamdi Bey’in tablosuna nakşettiği Vâlide-i Atik Cami’yi gezerken Nurbanu Sultan’ı anıyoruz.
Son olarak biraz aşağıda, Kösem Sultan’ın inşa ettirdiği minyatür bir külliyeye, Çinili Cami’ye gidiyoruz.
Mimari, sanat, tarih ve kültür öyle alanlar ki; biz bu camileri ve hanım sultanları evlerimizden konuşurken gerçekten orada gezerken konuşuyormuşuz gibi hissettik. Dileriz siz de öyle düşünür, camilerin kubbelerinden gelen Boğaz esintisini hissedersiniz. Biz, Yahya Kemal’le nihayete erdirelim, sizi de bölümü dinlemeye davet edelim.
Bu ziyarette vakit geçti,güneş battı,yazık!
Haz ve duyguyla Atik-Vâlde’de bir gün yaşadık.