
Sign up to save your podcasts
Or


Oyun oynamak kadar kısa bu dünya hayatı... 26.06.2018 / Kerem Önder
إِنَّمَا الحَيَاةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَإِن تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا
يُؤْتِكُمْ أُجُورَكُمْ وَلَا يَسْأَلْكُمْ أَمْوَالَكُمْ ﴿٣٦﴾
“Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Eğer inanır ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, O size mükâfatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez.” (Muhammed 36)
“Dünya Zevkleri Oyundan İbaret
Bu ayet-i kerime tesellî etmek için olup, "Dünya, seni, cihâd vasıtasıyla ahireti talep etmekten nasıl alıkoyabilir? Sen, yardıma mazhar olduğun ve gâlib kılındığın için, dünyayı mutlaka elde edeceksin.. Eğer, dünyayı elde edemezsen, şunu da bilesin ki, amellerin eksiltilmez. Ya bir şey elde edemezsen durum nasıl olur? Şayet bir şey elde edememiş, buna mukabil, sana birşey verilmemiş ise, senin bu dünya hayatına, o bir oyun ve eğlence olduğu için, iltifat etmemen gerekir.
Biz, "la'b" ve "tohr"in ne demek olduğunu defalarca anlattık. "La'b", kendisiyle meşgul olduğunu, ama kendisinde, o anda bir zaruret bulunmayan; gelecekte de, bir faydası umulmayan şeydir. Sonra İnsan o şeyi yapsa, bu da onu, başkasından alıkoymayıp, daha mühim şeylere eğilmesine mani olmazsa, bu şeye "la'b" (oyun); insanın onu kullanıp, bu şeyin, onu başka şeylerden alıkoyması ve böylece de daha mühim şeyleri yapmasına mani olması hafinde de bu şey bir "tohv" olur İşte bundan dolayı, insanı başka şeylerden alıkoyduğu İçin oyun eğlence afetlerine, melahf; bunun aşağısında olanlara da meseiâ satranç oyunu, güvercin uçurmak gibi, la'b denilmiştir. Biz bunu defalarca anlatmıştık.
Ayetteki "Eğer iman eder, (şirkten) sakınırsanız, size mükâfaatlannızı verir" ifadesi, yukarıda geçen va'din yeniden İfadesi olup, buradaki mûkâfaattn (ücret)in, "siz" zamirine izafesi, marifelik (belirsizlik) için olup bu, "Allah'ın size, ecr-i kerim, ecr-i kebir ve ecr-i azim diye bildirmiş olduğu ücrettir" demektir.
Mal İsteme
Ayetteki "O, sizden mallarınızın (tamamını da) istemez" ifadesiyle ilgili olarak şu manalar verilebilir:
a) Cihad için, mutlaka intakta bulunmak gerekir. Binâenaleyh eğer birisi "Ben malımı vermem" diyecek olsa, ona, "Allah sizden zekât ve ganimet gibi belli yerlerde kullanacağınız mallarınız ile ihtiyaçlarınız için lazım olan mallarınızı istemiyor" denilir.
b) Mallar zaten Allah'ındır ve sizde bir emanettir. Allah sizden onları geri istemiş, yahut da onları cihad yönünde sarfetmeniz için müsaade ve yetki vermiştir. Binâenaleyh O'nun mallan hususunda cimrilik etmeyin. Allah Teâlâ, bu hususa, "Size ne oluyor da Allah yolunda infâk etmiyorsunuz. Halbuki göklerin ve yerin mirası (mülkiyeti) Allah'ındır"(Hadid, 10) yani herşey Allah'ındır" buyurarak işaret etmiştir.
c) Allah sizin mallarınızın hepsini değil, ancak mallarınızın az bir kısmını, yani kırkta birini istiyor. Bu İse, gerçekten pek azdır. Çünkü onda bir zaten en küçük parçadır. Bundan daha küçük olup, Özel adı olan bir parça yoktur. Onbirde birden, yüzde bire kadar olan cüzler de, kendilerine fayda kıymet verilmediği için (Arapça'da) müstakil bir isimleri yoktur, öte yandan, Allah Teâlâ bunu, anaparada farz kılmamış, aksine, her ne kadar anaparada böyle ise de, bu mana kârda daha açık olduğu için bunu, kendisinin bir lutfu ve bağışı olan kârda vacip kılmıştır...” (Fahreddin Razi)
By Kerem ÖnderOyun oynamak kadar kısa bu dünya hayatı... 26.06.2018 / Kerem Önder
إِنَّمَا الحَيَاةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَإِن تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا
يُؤْتِكُمْ أُجُورَكُمْ وَلَا يَسْأَلْكُمْ أَمْوَالَكُمْ ﴿٣٦﴾
“Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Eğer inanır ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, O size mükâfatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez.” (Muhammed 36)
“Dünya Zevkleri Oyundan İbaret
Bu ayet-i kerime tesellî etmek için olup, "Dünya, seni, cihâd vasıtasıyla ahireti talep etmekten nasıl alıkoyabilir? Sen, yardıma mazhar olduğun ve gâlib kılındığın için, dünyayı mutlaka elde edeceksin.. Eğer, dünyayı elde edemezsen, şunu da bilesin ki, amellerin eksiltilmez. Ya bir şey elde edemezsen durum nasıl olur? Şayet bir şey elde edememiş, buna mukabil, sana birşey verilmemiş ise, senin bu dünya hayatına, o bir oyun ve eğlence olduğu için, iltifat etmemen gerekir.
Biz, "la'b" ve "tohr"in ne demek olduğunu defalarca anlattık. "La'b", kendisiyle meşgul olduğunu, ama kendisinde, o anda bir zaruret bulunmayan; gelecekte de, bir faydası umulmayan şeydir. Sonra İnsan o şeyi yapsa, bu da onu, başkasından alıkoymayıp, daha mühim şeylere eğilmesine mani olmazsa, bu şeye "la'b" (oyun); insanın onu kullanıp, bu şeyin, onu başka şeylerden alıkoyması ve böylece de daha mühim şeyleri yapmasına mani olması hafinde de bu şey bir "tohv" olur İşte bundan dolayı, insanı başka şeylerden alıkoyduğu İçin oyun eğlence afetlerine, melahf; bunun aşağısında olanlara da meseiâ satranç oyunu, güvercin uçurmak gibi, la'b denilmiştir. Biz bunu defalarca anlatmıştık.
Ayetteki "Eğer iman eder, (şirkten) sakınırsanız, size mükâfaatlannızı verir" ifadesi, yukarıda geçen va'din yeniden İfadesi olup, buradaki mûkâfaattn (ücret)in, "siz" zamirine izafesi, marifelik (belirsizlik) için olup bu, "Allah'ın size, ecr-i kerim, ecr-i kebir ve ecr-i azim diye bildirmiş olduğu ücrettir" demektir.
Mal İsteme
Ayetteki "O, sizden mallarınızın (tamamını da) istemez" ifadesiyle ilgili olarak şu manalar verilebilir:
a) Cihad için, mutlaka intakta bulunmak gerekir. Binâenaleyh eğer birisi "Ben malımı vermem" diyecek olsa, ona, "Allah sizden zekât ve ganimet gibi belli yerlerde kullanacağınız mallarınız ile ihtiyaçlarınız için lazım olan mallarınızı istemiyor" denilir.
b) Mallar zaten Allah'ındır ve sizde bir emanettir. Allah sizden onları geri istemiş, yahut da onları cihad yönünde sarfetmeniz için müsaade ve yetki vermiştir. Binâenaleyh O'nun mallan hususunda cimrilik etmeyin. Allah Teâlâ, bu hususa, "Size ne oluyor da Allah yolunda infâk etmiyorsunuz. Halbuki göklerin ve yerin mirası (mülkiyeti) Allah'ındır"(Hadid, 10) yani herşey Allah'ındır" buyurarak işaret etmiştir.
c) Allah sizin mallarınızın hepsini değil, ancak mallarınızın az bir kısmını, yani kırkta birini istiyor. Bu İse, gerçekten pek azdır. Çünkü onda bir zaten en küçük parçadır. Bundan daha küçük olup, Özel adı olan bir parça yoktur. Onbirde birden, yüzde bire kadar olan cüzler de, kendilerine fayda kıymet verilmediği için (Arapça'da) müstakil bir isimleri yoktur, öte yandan, Allah Teâlâ bunu, anaparada farz kılmamış, aksine, her ne kadar anaparada böyle ise de, bu mana kârda daha açık olduğu için bunu, kendisinin bir lutfu ve bağışı olan kârda vacip kılmıştır...” (Fahreddin Razi)

1 Listeners

67 Listeners

6 Listeners

50 Listeners

17 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners