Bu yazımda hayıflandığım bir konuyu sizlerle paylaşacağım. Doğu Akdeniz, Yunanistan ve Kıbrıs meselesi ve Libya ile çok temel meselelerimiz üzerine sınır çizgilerimizin belirlenmesi, egemenlik haklarımızın kontrolünün sağlamlaştırılması, korunması, terör ve enerji gibi en hayati sorunlarımız çözülmesi gibi stratejiler, hedefler ve uygulamaları hakkında çok temel bir soruyu soracağım. Small Wars Journal’da Theresa Cross, Aaron Bazin ve Montgomery Erfourth imzalı, Starting With “Why”: The National Security Strategy and America’s National Interests[1] isimli makaleyi okuduğumda aklıma gelen soru şu oldu, neden “Türkiye’nin menfaatine” diyerek yapılan açıklamalar tartışma yaratıyor? Amerikalılar, “Alî menfaat, devletin, milletin çıkarı…” diyerek savunucusu oldukları konuların benzerlerini Türkiye’de düşünün, bir dirençle karşı karşıya kalırsınız. O halde akla ikinci soru geliyor, bu gibi konuları kendi irademizle mi tartışıyoruz, yoksa tartıştırılıyor muyuz? Konunun daha iyi anlaşılması açısından anılan makaleden bir alıntı yapmam gerekiyor. Aşağıdaki tabloya bakınız. Belirlenen ABD Milli Güvenlik Stratejileri var, buna bağlı milli ilgi sahaları ve karşılığında ne kadar kritik olduğu (hayati, önemli, çevresel) açıklanmış haldedir. Örneğin “Amerikan halkını korumak, anavatan ve Amerikan hayat tarzı” başlıklı konu başlığı için “ABD sınırının ve bölgesinin güvenliği” için “hayati” denmiştir. Başka örnek, “Amerikan refahının yükseltilmesi” başlığında “enerjiyi baskılama çabası” hedefi için kritik seviye “çevresel/bölgesel” olarak işaret edilmiştir. Hani ABD Suriye’de “Petrolü koruyacağız,” diye asker bulunduruyor ya, amaç budur. Konuya bu coğrafyadan bakınca ne diyoruz? “ABD on bin km uzaktan geliyor ve sınırımızda şu faaliyetleri gerçekleştiriyor.” İşte bu gibi hususlar belirlenmiş sahalar ile ilgilidir ve faaliyet için zaman, mekân, kuvvet kullanımı, yani stratejik fonksiyonların seferber edilmeleri söz konusudur. Peki bunlar kimin işine yarıyor? Elbette Amerikalıların, başkaları bir şey beklemesin. Durum böyleyse, “Başka ülkeler de benzer faaliyetler içinde mi, örneğin Türkiye?” diye sormamız gerekmiyor mu? Elbette Türkiye de benzer çalışmaları yapıyor, dokümanlar var, belirlenmiş kriterler söz konusu. Ancak uygulamada karşı karşıya kalınan şartlar ve süreçler fark ediyor. Mesele bunları iyi yönetmektedir. Benim burada işaret ettiğim ise daha basit: Amerikalılar kendi stratejileri ve planlarını kabulleniyor, hedefi ele geçirmek için el birliği yapıyorken, bizde bir sorun var, her seviyede kendimize ait stratejileri ve planları daha en başından itibaren eleştiriyor, uygulanmasına karşı koyuyor, hiçbir şey yapılamazsa da hayati konuların dahi görmezden gelinmesi söz konusu oluyor. Bu durumu halktan kişilerin, entelektüelin ve hatta politikacıların böyle yapması anlaşılır gibi değil! Örneğin Türkiye’nin iki ciddi meselesi var, bunlardan birisi, başka ülkelerin yönelttiği faaliyetler gereği yaklaşık kırk yıldır terörle baskılanıyoruz, diğeri ise, enerjiye çok para ödüyoruz. En temel konular bunlar değil mi? Bakın, her iki konu için de bir faaliyet yapılsın, birileri hop oturup hop…