Bazı kitaplar hikâye anlatmaz; insanın içine bir soru bırakır.
Gece Yarısı Kütüphanesi tam olarak bunu yapıyor.
Matt Haig, pişmanlıklarla dolu bir zihnin içinde dolaştırıyor bizi. Kaçırdığımız ihtimallerin, “başka bir hayat mümkün müydü?” sorusunun ve modern insanın hiç dinmeyen eksiklik hissinin izini sürüyor. Nora’nın her açtığı kitap, kusursuz görünen hayatların bile kendi karanlıklarını taşıdığını hatırlatıyor.
Bu roman, mutluluğu başarıyla ya da mükemmellikle eşitlemiyor. Aksine, normalliği savunuyor. Kusurlu olmayı, yarım kalmış hissetmeyi, “olduğumuz hâl” ile yaşamayı…
Gece Yarısı Kütüphanesi, hayata ikinci bir şans vermekten çok daha fazlası:
Hayatı, tam da şu an, yeniden seçebileceğimizi fısıldayan bir kitap.
Pişmanlıklarınız varsa,
kendinizi başkalarıyla kıyaslamaktan yorulduysanız,
“ya başka bir yol seçseydim?” diye sık sık düşünüyorsanız…
Bu kitap, size sessiz ama güçlü bir eşlik sunuyor.