Bu bölümde yapay zekânın duyguları gerçekten “anlayıp anlayamayacağı” sorusunun izini sürmeye çalıştık. Empatinin bir yazılım özelliğine dönüşmesi, duyguların veri olarak işlenmesi ve insanların kendi duygusal dünyalarını giderek algoritmaların diline çevirmesi üzerine düşünmeye çalıştık.
Rosalind Picard’ın affective computing kavramından Arlie Hochschild’in duygusal emek teorisine, Haraway ve Simondon’un posthümanist yorumlarından Baudrillard’ın simülasyon eleştirisine uzanan teorik bir arka plan eşliğinde şu soruya kendi bakış açımdan yaklaşım getirmeye çalıştım:
Duygular kodlanabilir mi?
Bir makine empati gösterebiliyorsa, insan olmanın sınırı nerede başlıyor?
Bölümün sinema kısmında ise Her ve After Yang filmlerine daha yakından bakıyoruz. Duyguların ölçeklenebilir bir hizmete dönüşmesi, arşivlenmesi, manipülatif bir güce evrilmesi ve insanın duygusal evreninin nasıl teknikleştiği üzerine çözümleme yaptığımız bu bölümde bizim kendi duygularımızla kurduğumuz yeni ilişkiyi de görünür kılmayı amaçlıyoruz.
#yapayzeka #AI #emotionalAI #affectivecomputing #empati #posthumanism #posthümanizm #simülasyon